HaberlerİranOrtadoğuSuriye

İran ve Suriye’nin Astana müzakereleri süreci çerçevesinde istişareleri

Kazakistan’ın başkenti Astana’da başlayan ve Suriye krizini çözüme kavuşturmayı ve bu ülkede teröristlerin varlığına son vermeyi amaçlayan Astana süreci şimdi son aşamalarına yaklaştığı, fakat Suriye’de siyasi süreç ve bu ülkenin yeniden inşa edilme süreci devam edeceği belirtiliyor.

İran Dışişleri Bakanı Yardımcısı Seyyid Abbas Irakçi Salı günü çıktığı bir TV programında bu konuya temas ederek, bu sürecin devamında Suriye’de Astana süreci çerçevesinde ateşkesin ve çatışmasızlık bölgelerinin garantör ülkeleri olan İran, Rusya ve Türkiye liderleri Tahran’da bir zirve düzenleyeceklerini belirtti.

Suriye gelişmeleri son günlerde oldukça hassas ve kritik bir aşamaya yaklaştığı gözleniyor. Şimdi Suriye’de tüm çabalar bu ülkede yıllardır devam eden savaşı sonlandırmaya ve ülke genelinde huzur ve güvenliği inşa etmeye yöneliktir, nitekim bu çabalar sonuç vermeye başlamıştır. Bu süreçte ise İran İslam Cumhuriyeti’nin anhatar konumundaki rolü de gayet belirgin bir şekilde göze çarpmaktadır.

Gerçekte İran İslam Cumhuriyeti Amerika devletinin tüm baskılarına rağmen Suriye devleti ve milletine verdiği destekten geri adım atmadığı gibi Suriye’ye ve özellikle direniş eksenine çok yönlü desteğini daha da kararlı bir şekilde sürdürdü ve bu desteğin devam etmesine vurgu yaptı.

İran İslam Cumhuriyeti nizamı anayasasının 154. maddesi gereği dünyanın mustazaf milletlerini müstekbir ve zorba güçlerin ve bu güçlerin işbirlikçilerinin dayatmaları ve zulümlerine karşı desteklemeyi ve korumayı bu nizamın temel görevlerinden biri olarak algılamaktadır.

Öte yandan İran’ın çevresinde güvenlik etkileri bakımından da Irak ve Suriye’nin stratejik ve jeo politik açılardan İran İslam Cumhuriyeti için büyük önem arzettiği ve bu iki ülkenin tekfirci teröristlerin ve onların Batılı ve gerici Arap hamilerinin eline düşmesi İran İslam Cumhuriyeti ve bölge için telafisi mümkün olmayan zararlara yol açacağı belirtilmelidir.

Bu meselenin boyutlarını iki zeminde irdelemek mümkün. Bu zeminlerden birincisi Batı’nın direniş cephesini korsan İsrail lehine zayıflatmak amacıyla bölgeye nüfuz etmesi ve ikincisi de korsan İsrail’in bölge ülkelerini parçalamak üzere konumunun güçlenmesidir.

Bu konuya işaret eden Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ise şöyle diyor: Tahran’da düzenlenmesi beklenen astan süreci liderler zirvesi ve yine İdlib’e hakim olan çok hassas şartlara bakıldığında, tüm çabalar İdlib’de şartların ve teröristlerin bu eyaletten çekilmeleri en düşük insani bedelle yapılması üzerinde odaklanmış bulunuyor. Bu amaçla Suriye’de de bu ülkenin üst düzey bazı yetkilileri ile bir dizi müzakereler gerçekleştirildi. Bu müzakereler astan sürecinin garantör ülkelerinin liderler zirvesine kadar devam edecektir.

Astana süreci garantör ülkeleri liderler zirvesi İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Rusya devlet Başkanı Vladimir Putin ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımı ile 7 Eylül Cuma günü Tahran’da düzenleniyor. Aslında bu tür işbirliği süreçleri başta Suriye olmak üzere bölgede terörle mücadelede önemli etkisi olabilir. Nitekim şimdiye kadar Suriye ve Irak orduları ve halk güçleri İran İslam Cumhuriyeti’nin askeri istişareleri ve Rusya’nın destekleri ile bu iki ülkede tekfirci IŞİD terör örgütünün dosyasını kapatmayı başardılar. Bu süreçte Halep, Deyrizzur, Musul ve Tel Afer gibi bölgelerin teröristlerin işgalinden kurtarılması, Irak ve Suriye’de tekfirci IŞİD terör örgütünün dosyasının kapanmasında büyük etkisi oldu. Aslında IŞİD’e karşı elde edilen bu başarı Amerika ve başını çektiği sözde uluslararası IŞİD karşıtı ittifakın ürünü değildi. Bu başarılar iki ülkenin orduları ve şii sünni, halk güçlerinin birlikteliği ve IŞİD ve Batılı ve Arap hamilerine karşı büyük direnişinin sonucuydu.

İranlı uzman Dr. Saadullah Zarei bu konuda şöyle diyor: Bugün İran İslam Cumhuriyeti bölgede güçlü bir konuma sahiptir ve hiç bir şey bu konumu değiştiremez. Bu konum İran’ın zati, jeo politik ve jeo kültürel yeteneklerine ve İran merkezi sayılan direniş cephesine bağlıdır.

Bugün İran ve Rusya’nın Suriye’de varlığı Şam yönetiminin talebi üzerine ve tamamen meşru ve yasal bir varlıktır. Bu yüzden Suriye’de kimlerin bulunup bulunmaması gerektiği konusunda son sözü yine Şam yönetimi söyleyecektir.

Başa dön tuşu
Bugün 30 Ocak 2023 (10) içerik yüklenmiştir.