
İran İslam cumhuriyetiyle AB ve BM’nin katkısıyla “Çin, Rusya, Almanya, İngiltere ve Fransa”‘dan oluşan 5+1 gurubu arasında imzalanan “kapsamlı ortak nükleer eylem planı Anlaşması-BERCAM yolunu bulup bütün engellemelere rağmen ilerlemektedir.
BERCAM’ın karşılaştığı engellerle getiriler, milli, bölgesel ve uluslararası alanda değerlendirilebilir. İran’ın eli ve kolunu bağlayan hukuki düğümler sayılan BM güvenlik konseyi, AB ve Amerika’nın haksız yaptırımları, İran’ın muhtemel askeri nükleer programı PMD iddiaları dosyası kapatıldığı için kaldırıldı.
Bu yaptırımların yerine İran ile nükleer teknoloji sahibi ülkeler arasında Nükleer işbirliği anlaşmaları imzalanıp başlatıldı. Buna ilaveten Nükleer dosya ile ilgili olarak Enerji, ulaştırma ve taşımacılık ile sigorta ve bankacılık sektöründeki yaptırımlar da kaldırıldı. Bu anlaşma farklı sorunlar ve eleştirilerle karşılaştı. Milli alanda bazı halk kesimleri ve siyasi guruplar, nükleer anlaşmayı olumsuz karşılayıp eleştirdiler. Ancak İran devlet erkânı bu anlaşmayı onayladı. İran ile farklı ülkeler arasında ticari ve ekonomik ve sanayi ile teknolojik işbirliği anlaşmaları imzalandı. Nitekim İran hava yolları yolcu uçakları filolarını yenileme anlaşmaları imzaladı. Deniz ticareti ve gemiciliğini geliştirmeye başladı. Petrol üretim ve ihracat miktarını yaptırımlar öncesi seviyeye ulaştırıp, petrol piyasasındaki kaybedilen payını geri aldı.
Güney Pars 11. Fazını işletmeye açmak amacıyla Fransa’nın Total şirketiyle 4.8 milyar dolar tutarında ortak yatırım anlaşması imzaladı. Raylı sistem ve demir yolu sistemini geliştirmek için de İtalya ile işbirliği anlaşması imzaladı. Bölgesel alanda da İran’ın barışçı nükleer anlaşmasının düşmanları vardır. Bögledeki bazı gözlemcilere göre, BERCAM’ın uygulanmasıyla bölgesel sorunlar ve krizlerin bir kısmı çözümlenebilecekti. Ancak nükleer anlaşmaya karşı bölgesel güç odakları, özellikle Siyonist İsrail rejimiyle Suudi Arabistan hanedan rejimi, bu süreci durdurmaya ve anlaşmayı bozmaya, İran milli menfaatlerini baltalamaya çalıştılar. Terörist İsrail rejimiyle Vahhabi Suudi krallık rejimi el ele vererek, doğrudan ve ya Batılı ülkelerdeki paralı lobilerini harekete geçirerek nükleer anlaşmayı etkisiz hale getirmeye çalıştılar.
Çünkü onlara göre, Askeri nükleer amaçlı olduğu yalanları suya düştüğü için, İran’ın bölgesel alandaki itibarı ve güvenilirliği artacak ve İran’ın bölgesel politikaları ve işbirliği alanındaki elini güçlendirecek. Söz konusu Siyonist ve Vahhabi odaklar, bu anlaşmadan sonra Ortadoğu ve Batı Asya bölgesindeki terör örgütlerini daha bir takviye edip, islam ve Arap ülkelerindeki yıkıcı ve katliamcı saldırılarını arttırarak, bu yoldan İran’a zarar vereceklerini sandılar. Nitekim son yıllarda Irak, Suriye ve Yemen bölgesel ve bölge dışı güçlerin yıkıcı ve kanlı oyun ve fitnelerinin sahnesine dönüşmüştür.
Bu saldırı ve savaşlar sonucu, Afganistan’ın ardından Irak, Suriye ve Yemen’de yıkılıp yakıldı. Yüz binlerce masum İnsan öldürüldü. Milyonlarca İnsan da ülke içinde avare edilip, diğer ülkelere mülteci akınına dönüştü. İran ise, hem tekfirci terörizmle savaşa askeri, istihbarat lojistik, silah, askeri danışmanlık hizmeti ve insani yardım yapmaya çalıştı. Nükleer anlaşmaya karşı diplomatik ve ekonomik savaşta devam etti. Siyonist rejim ile Suudi krallık rejimi nükleer anlaşma sonucu bölgesel alanda büyük bir itibar kaybettiler. Bunu telafi etmek amacıyla Amerika’yı anlaşmayı ihlal etmeye çağırdılar.
Ancak BERCAM’ın mantığını yenemediler. Çünkü İran nükleer silahsızlanmaya, Barışçı nükleer işbirliğini geliştirmeye, komşu, bölge ülkeleriyle çok boyutlu işbirliğini geliştirmeye vurgu yapmaktadır. Amerika dışında diğer ülkeler Nükleer anlaşmaya bağlı kaldıklarını vurgulamaktadırlar. AB İran ile işbirliğini geliştireceğini vurgulamaktadır. Amerika’nın demokrat partili eski cumhurbaşkanı Barack Obama nükleer anlaşmayı, uluslararası diplomatik zafer olarak İlan edip övündü. Ancak aşırı sağcı cumhuriyetçi Trump, bu anlaşmayı bozguna uğratmak için tehditlerini savuruyor ve tek yanlı yaptırım kararları alarak açık bir ihlal yapıyor.
Amerika bölgesel güvenlik ve barışı sarsmak amacıyla bölge ülkelerini militarize etmeye çalışıyor. Nitekim Suudi krallık rejimine 400 milyar dolar silah satışı anlaşması imzaladı. Trump ayrıca abluka altına alınan Katar’a da 12 milyar dolar savaş uçağı satma kararını aldı. Trump rejimiyle Amerika kongresi, İran’ın antik çağına ait tabletlere ve ketibelere el koyma, yaptırımları uygulama, İran mal varlığını gasp etme kararı aldı. İran Vatandaşlarının Amerika’ya girişini yasakladı. Bütün bu saldırgan tutumundan amacı, İran’ı nükleer anlaşmayı uygulamaktan vazgeçirmek, dünya toplumunu İran’a karşı seferber etmektir. Ancak uluslararası Atom Enerjisi ajansıyla BM ve AB ile diğer imzacı ülkelerin ortak komiteleri, İran’ın BERCAM tam olarak uyguladığını vurgulayıp, Amerika’yı bu gerçeği kabule zorlamaktadırlar. Bu nedenle İran ile dünya toplumu nükleer anlaşmadan dolayı büyük bir zafer ve getiriye sahip olmuş bulunuyor. Amerika da İran’ın nükleer anlaşmaya uyduğunu itiraf etmeye zorunda kalmaktadır.
