
İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hasan Kaşkavi, İran’ın diplomasisi ve dış politikalarının ulusal çıkarları koruma, bölgesel ve uluslararası etkinlik bakımından çok iyi durumda olduğunu söyledi.
Kaşkavi, Tahran Üniversitesi öğrencilerine yaptığı konuşmada, dış politikası ve yumuşak güç kullanımı sınırlı olan bir ülkenin diplomasisinin de başarısız olacağını, İran’ın dış politika ve diplomasisinin temelinde İmam Humeyni’nin vasiyetnamesi ve İslami Devrim Liderinin görüşleri bulunduğunu belirtti.
Kaşkavi, Ahmedinejad hükümetinin dış politika kararları ve uygulamalarının İslami Devrim Lideri tarafından da onaylandığını vurguladı.
Kaşkavi, dış basında İran dış politikasının eleştirilmesine değindiği konuşmasında, dış basının İran diplomasi ve dış politikasının çıkmaza girdiği yönünde bir propaganda yürütmeye çalıştığını ama aynı zamanda İran dış politikasının bölgesel ve uluslar arası arenada etkinliğini itiraf ettiğini, dış basının İran konusunda çelişkilerle dolu olduğunu belirtti.
Kaşkavi, İran’ın ABD seçimleri ve Washington yönetimi için en önemli aktör durumunda olduğunu, bunun da İran’ın dış politika ve diplomasisinin etkinliğini gösterdiğini hatırlatarak, İran diplomasisi ve dış politikasının inzivaya itildiği yönündeki görüşlerin tamamen asılsız olduğunun bir kez daha ortaya çıktığını vurguladı.
Kaşkavi, öğrencilerin İran’ın BM Güvenlik Konseyi Geçici Üyeliği için oy toplayamaması konusunda sorularına da yanıt vererek, bu tür seçimlerin zaman, mekan ve şartlara bağlı olduğu gibi dünya güçlerinin uyguladığı baskıların da çok etkili olduğunu söyledi.
Kaşkavi, İran’ın UAEK Yönetim Kurulu seçimlerine iki hafta kala Suriye adına seçimlerden çekildiğini ve Suriye’nin seçimden çekilerek, Afganistan’ın üyeliği aldığını hatırlatarak, bazılarının İran’ın Suriye adına seçimden geri çekildiği için eleştirdiğini ve İran için önemli olanın seçime aday olarak girmesi olduğunu söylediklerini oysa BM Güvenlik konseyi üyeliği için İran’ın Japonya karşısında rekabet etmesi ve sonunda oy alamamasının da eleştirilere maruz kaldığını, eleştirenler için bu durumda bir çelişki ortaya çıktığını belirtti.
Kaşkavi, Batılı ülkelerin İran nükleer programına karşı olmasının başlıca nedeninin İsrail olduğunu zira İran’ın barışçıl nükleer teknolojiyi geliştirmesi halinde Batılı ülkelerin 60 yıl boyunca tanımlamaya çalıştıkları İsrail kavramının ortadan kalkacağını söyledi.
Kaşkavi, Batılı ülkelerin İsrail’i bölgesinde her alanda en gelişmiş ülke konumunda tanımlamaya çalıştıklarını ama İran’ın gelişmesi ve teknolojik-bilimsel ilerlemesinin Batılı tanımlamaları tamamen bozduğunu, Batının da İran’ın nükleer silahlar peşinde olmadığını çok iyi bildiğini vurguladı.
