HaberlerİranOrtadoğu

İslam İnkılabı insanın dünyevi-uhrevi yönlerini dikkate almıştır

İslam inkılabının en önemli özelliği insanın dünyevi ve uhrevi her iki yönünü de dikkate almasıdır.

İslam İnkılabı, İslami dünya görüşü ve ideolojisi temeline dayandığı için dünyayı ahiretten ayırmaz ve her ikisinin de maslahatlarını dikkate alır. İnsanı maddi ve manevi ihtiyaçlarıyla bir bütün olarak görür ve buna göre hareket eder.

Kum Havzası Öğretim Görevlileri Cemiyeti üyesi Ayetullah Seyyid Muhammed Garevi yaptığı açıklamada İran İslam inkılabının birçok özelliklere sahip olduğunu ve bunlardan en önemlisinin dini dünya görüşü temeli üzerine kurulmasından kaynaklanan kapsayıcılığıdır.

Ayetullah Garevi sözlerine şöyle devam etti: Günümüz dünyasında mevcut olan hükümetlerin çoğu seküler olup sadece insanların dünyevi ihtiyaçlarını karşılamayı üstlenmiştir. Bu hükümetler ahreti inkâr etmeseler dahi insanların ahreti ile ilgili konularla ilgilenmezler. Oysaki İslam inkılabı, insanların uhrevi meselelerini dikkate almayı en zaruri görevlerinden biri saymıştır. İnsanların dünyası ile ahreti birbirinden ayrı değildir. Dolayısıyla sadece insanların dünyevi gereksinimlerini karşılamayı görev edinen hükümetler aslında insan vücudunu bölmüş oldukları için insanın sadece bir bölümüne yönelik ihtiyaçlarını karşılamakla onu mutlu edememişlerdir. İnsanın dünyası ile ahreti arasındaki güçlü bağı hiç kimse inkâr edemediğinden seküler hükümetler nihayetinde laik hükümetlere dönüşmüşlerdir.

İnsanın maddi yönü ile manevi yönü birbiriyle ilintilidir. Bu sebeple maddi hükümetler ilahi dünya görüşü ile uyuşmazlar. Bu da maddi dünya görüşünün pratikteki yansımasıdır.

İslam inkılabının en önemli özelliği insanı parçalamaması, onu maddi ve manevi, dünyevi ve uhrevi ihtiyaçları ile bir bütün olarak görmesi ve çıkardığı kanun ve yasalarda, izlediği politikalarda insanın tüm ihtiyaçlarını dikkate almasıdır.

İslam hükümetinde ahlaki ve manevi değerler, alınacak kararlar ve izlenecek politikalarda merkeziyet rolündedir. Bu husus, hükümeti idare eden yöneticilerin amellerinde görülmelidir.

Yönetimin en tepesinde bulunan yüce rehberiyet makamıdır. Bu rehberde bazı özelliklerin olması gerekir. Üstün kişisel özellikleri ve bir yöneticide gerekli olan vasıflarla birlikte fakih olmalı, takvalı olmalı ve Yüce Allah’ın hükümleri karşısında teslim olmalıdır. Allah, ona hâkim olmalı ve o da takvası ile ilahi değerleri toplumda ihya etmelidir. Rehberdeki bu özellikler, insanlara belli bir hanedan veya kabilenin çıkarlarına dayalı hükümlerin hakim olmasını engeller.

Ayetullah Garevi Hz. Mehdi’nin (a.s) zuhuru konusuna da işaret etti ve şöyle dedi: Hz. Mehdi (a.s), tüm dünyalıların, ilahi yönetimi kendi yönetimlerinin yerine kabul etmeleri gerektiğini hissettikleri bir zamanda zuhur edecektir. İnsanlar, maddiyat ve teknolojinin tek başına insana saadet getirmediğini anladıkları bir zamanda zuhur edecektir. Bizim inancımıza gore İslam cumhuriyeti, Hz. Mehdi’nin cihanşümul hükümeti için iyi bir kapasite oluşturabilir.

Zira değerler ve İslami ilkeler temeline dayalı bir hükümet, diğer ülkelerde de bu değerlerin gelişmesine öncülük ederek Hz. Mehdi’nin zuhuru için gerekli ortamı sağlayabilir.

Başa dön tuşu
Bugün 11 Ağustos 2026 (54) içerik yüklenmiştir.