DünyaHaberlerİranOrtadoğu

İslam işbirliği teşkilatı zirvesinde Cumhurbaşkanı Ruhani’nin konuşmasının tam metnini yayınlıyoruz

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani konuşmasına Al’i İmran suresinin 103 ayeti şerifi ”Ve hepiniz, Allah’ın ipine sımsıkı tutunun, fırkalara ayrılmayın! Ve Allah’ın sizin üzerinizdeki ni’metini hatırlayın; siz (birbirinize) düşman olmuştunuz. Sonra sizin kalplerinizin arasını birleştirdi, böylece (Allah’ın) nimeti ile kardeşler oldunuz. Ve siz ateşten bir çukurun kenarında iken sizi ondan kurtardı. İşte Allah, âyetlerini size böyle açıklıyor. Umulur ki böylece siz hidayete erersiniz.” İle başlayıp,

Türkiye halkı ve devletine sevgi ve saygılarını sundu. Ruhani Batının uyanışı ve bilimsel ve fikri gelişiminin İslam medeniyetine borçlu olduğunu, İslam öğretileri temelinde bütün kavim ve milletlerin barış içinde yaşadıklarını, büyük İslami güç merkezlerinin biri biriyle çekişmesi ve çatışması sonucu, günümüzde İslam ülkelerinin geri bırakılıp, tefrika ve fırkacılık ateşine yakalandıklarını, Müslüman’ın Müslüman eliyle öldürülmesinin normal karşılandığını, İslam’ın İslam Aleyhine mezhebin mezhep aleyhine kullanıldığını, Müslümanlarla gayri Müslimleri en vahşi bir şekilde katliamdan geçiren aşırı ve şiddet eylemcisi tekfirci hunhar gurupların nasıl ve kimler tarafından örgütlenip beslendiklerinin bilindiğini belirtti. Mutlak Şiddetin İslami sevgi ve şefkate galebe çaldığını, cahili değerlerin İslami ahlakın yerine geçtiğini, bütün bu vahşilikler ve hunharlıkların İslam örtüsü altında gerçekleştirildiğini, İslam ilke ve öğretilerinin kurban edildiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani bazı güç odaklarının İslam karşıtı guruplara mali ve askeri yardım sağlayıp, İslam’ın parlak ve güzel çehresini, cinayet ve katliamlarla karartmaya çalıştıklarını, bu yoldan İslam korkusu salma çirkin fitnesine kanıt oluşturmaya çalıştıklarını, İslam ülkelerinin kalkınması ve gelişmesini gerçekleştirmek yerine mevhum korku ve bahanelerle milyarlarca dolar silah satın alıp depoladıklarını, durumbuyken İslami Barış ve vahdetten söz edilemeyeceğini, gençlerinde İslami keramet ve bereket hakkında ikna edilemeyeceğini ifade etti.

İran İslam cumhuriyeti Tahran’da İslam işbirliği teşkilatının 8. Dönem başkanlığını üstlendiğinde dinler ve medeniyetler arası diyalog, dünya barışı koalisyonu, Filistin’de demokratik referandum, ve BM de ise Şiddet ve aşırıcılığa karşı dünya toplumunun savaşı düşüncesi teklifini sunup, İslam alemi ve uluslar arası topluma onaylattı. İran açısından hayati önemde olan şey, İslam âleminin İslam adına öncülük yapıp, bölgesel ve uluslararası barış, güvenliği ve işbirliğiyle dayanışmayı sağlamak, bütün insan haklarını etkin bir şekilde güvence altına almak için barışçı müzakere ve diyalogu temel almalı, Bölgesel ve uluslararası toplumlara barış ve güvenliği geri getirmelidir. İslam haksız yere öldürülen her bir insanı, büyük bir soykırım olarak ilan etmektedir. Bu nedenle Siyonist rejimin mazlum Filistin halkının katliamını, Lahor, Beyrut, Şam, İstanbul, New York, Paris ve Brüksel gibi yerlerde terör saldırılarını açık cinayetler olarak nitelendirmektedir.

Hasan Ruhani, İslam âlemindeki ihtilaflarla terörizm tehditlerini gidermek, bütün alanlarda işbirliği ve dayanışma temelinde büyüme ve gelişmeyi sağlamak amacıyla etkin bir stratejik çıkışı gösterip, İslam işbirliği teşkilatı üyesi ülkelerin ihtilafları çözümlemek için, diplomatik yollara vefalı kalmaları gerektiğini, siyasi ve tarihi sui Zanları gündemde tutarak büyük güçlerle Siyonizm’in müdahaleleri ve telkinleri doğrultusunda aceleci kararlar almaktan sakınmaları gerektiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Ruhani, bütün İslam ülkelerinin İran’in bilimsel, ekonomik, siyasi, teknolojik, askeri ve kültürel güç kaynaklarını kendi hizmetlerinde olacak kaynaklar olarak bilmeleri gerektiğini, İran İslam cumhuriyetinin de diğer İslam ülkelerinin gelişim ve kalkınma güçlerinin kendi güç kaynağı olarak nitelendirdiğini vurguladı.

İran İslam cumhuriyeti açısından gayri meşru Siyonist rejim, İslam ve Arap ülkelerine karşı en büyük şiddet ve aşırıcılıkla terör imalat odağıdır. Filistinli masum kadın ve çocuklar ve masum insanlar işgal altındaki Filistin topraklarında katliamdan geçirilmekte, Gazze Müslüman Halkı en vahşi ve insanlık dışı saldırılara uğratılmakta, batılı devletler başta olmak üzere dünya toplumu, İsrail rejiminin cinayetlerinden gaflet etmektedir.

Arabistan’a egemen Suudi Krallık rejimi, İslam ülkeleri arasında tefrika ve çatışma çıkarmakta, tekfirci terörizmi desteklemektedir.

Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani İslam İşbirliği teşkilatı zirvesinde yaptığı konuşmada, Arabistan’ın İran için, İran’ın da Arabistan için sorun kaynağı olmadığını, asıl sorun kaynağının cehalet, taassup, ve Şiddet tutkunluğundan kaynaklandığını, İslam dünyasındaki bütün ihtilaflarında bu olumsuzluklardan kaynaklandığını, İran İslam cumhuriyetinin daima İslam ülkeleri ve Müslüman milletlerin savunucusu olduğunu, saldırı, tecavüz, tehdit, işgal ve terörizme karşı kararlı mücadelesini sürdürdüğünü vurguladı.

Baasçı Saddam rejiminin İran’a karşı vahşi saldırılarında, Fars Körfezi işbirliği konseyi üyesi petrol zengini Arap yönetimleri tarafından onlarca milyar dolarla desteklendi. Fakat cumhurbaşkanımız Ruhani’nin vurguladığı gibi,Saddam rejiminin Kuveyt İşgal girişimini kınayan ilk ülke İran oldu. Iraklı ve Kuveytli yüzbinlerce mülteciye kucak açtı. DAEŞ gibi katiller sürüsü tekfirci teröristler, Bağdat ve Erbil kapılarına dayandığında İran askeri güçleri, harekete geçip, tekfirci teröristleri durdurup, imha edip, geri püskürttü. İran İslam cumhuriyeti tekfirci teröristlerin Şam’ı işgal saldırılarını etkisiz hale getirip, Suriye halkının yardımına koştu. Siyonist İsrail rejiminin Lübnan’ı işgal etmeye çalıştığında İran, şanlı Lübnan Halkı ve Hizbullah’ının kurtuluş savaşını vargücüyle destekledi ve Filistin halkının Siyonist işgalci güçlere karşı kurtuluş mücadelesini desteklemektedir.

Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin konuşmasını bakara Suresinin 143 ayetiyle ” İşte böylece bütün insanlara tanıklık etmeniz, Peygamberin de size tanık olması için sizi, doğru yolun tam ortasında giden bir ümmet yapmışızdır. Zâten evvelce yöneldiğin Kâ’be’yi kıble yapışımızdan maksat da ancak Peygambere uyacak olanları, iki topuğu üstünde gerisin geriye döneceklerden ayırt etmektir. Bu, elbette Allah’ın doğru yolu gösterdiği kimselerden başkalarına ağır gelecek. Allah, imanınızı zayi etmez. Şüphe yok ki Allah, insanları esirgeyicidir, rahîmdir.” Tamamladı ve İslam işbirliği teşkilatı üyesi ülkeleri vahdet ve dayanışma ile İslami İtidale çağırdı.

Başa dön tuşu
Bugün 15 Ekim 2026 (13) içerik yüklenmiştir.