HaberlerİranOrtadoğu

İslam ülkeleri parlamentolar birliği; bölge ve İslam dünyası milletlerinin sesidir

Tahran Pazartesi günü İslam işbirliği teşkilatı İİT’ye üye ülkelerin meclis başkanlarının 13. zirvesine ev sahipliği yaptı. 20. İslam ülkeleri parlamentolar birliği genel kurul konferansı da meclis başkanları, Başkanvekilleri ve parlamenter heyetlerinin katılımı ile çalışmalarına başladı.

İslami Şura Meclisi Başkanı Ali Laricani dün sabah Tahran’da düzenlenen 13. İİT Meclis başkanları zirvesinde yaptığı konuşmada, İran İslam Cumhuriyeti önceliğinin, İslam ülkeleri ile iktisadi ilişkilerini geliştirmek olduğunu belirtti. Laricani İslam ülkelerinin tümü işbirliği yapmak için çok iyi kapasiteleri bulunduğunu, bu ülkelerin tüm bu yıllarda İslam ülkelerinin iktisadi kapasitelerinden nasıl yan yana yararlanabileceklerini düşünmeleri gerektiğini vurguladı.
Alında İslami Şura Meclisi Başkanı Ali Laricani’nin bu sözleri tehditlere karşı elden giden fırsatları hatırlatmaktır. Fakat bu zirvenin bu eğilimle düzenlenmesi ne gibi önem arz etmektedir ve acaba bu zirvede alınacak kararlar İslam dünyasında özellikle iktisadi işbirliği bakımından aydın bir ufuk belirleyebilecek midir?
Gerçek şu ki son on yılı, komploların ve Amerika, İsrail ve Arabistan üçgeninin ürünü olan tekfirci selefi terörün saldırıları bağlamında en karanlık ve ne zorlu yıllar nitelemek gerekir. Bu komplolar ve kurulan kumpaslar, İslam dünyasını ciddi sorunlarla karşı karşıya bırakırken diğer yandan Amerika yönetimine Kudüs’ü çakma rejim İsrail’in başkenti olarak ilan etmesine fırsat sağladı.
Oysa bu karanlıkta tek kurtuluş yolu İslam dünyasının birlik ve dayanışmasını koruması ve takviye etmesi, iktisadi, askeri, bilim ve teknoloji gibi tüm alanlarda direniş temellerini güçlendirmesidir. Bu durum aslında asırlarca gaflet edilen ve İslam dünyasını geri bırakan konulardır.
Ancak sömürücü güçler buna karşı hala sinsi politikalarını sürdürüyor ve İslam dünyasında bazı devletlerin onlara güvenlikten ekonomiye kadar zillet verici bağımlılıklarını sürdürtmeye çalışıyor ve hatta kendi kültürünü ve sapkın inançlarını bölge milletlerine dayatmak istiyor.
Gerçekte tüm bunlar İslam karşıtlığı ve İslam düşmanlığı ile özetleniyor. Eğer Amerika ve korsan İsrail, Filistin milletinin haklarını çiğnemek istiyorsa, bunun sebebi İslam’ın kalbini yaralamak ve Kudüs’ün kimliğini yok etmektir. Bu yüzden İslami Şura Meclisi Başkanı Laricani bugün Kudüs meselesinin, İslam dünyasının en önemli meselesi olduğunu belirtti.
Laricani son yıllarda tekfirci terör meselesi yüzünden Filistin meselesinin marjinal konuma geldiğini, fakat ABD Başkanı Trump’ın Kudüs’ü çakma rejim İsrail’in başkenti ilan etmesi bir kez daha bu meseleyi İslam ülkelerinin birinci meselesi haline getirdiğini ve sergilenen duyarlılıkla bu komplonun da etkisiz hale getirildiğini kaydetti.
Gerçekte bölgede yaşanan bunca savaş, dayatılan bunca bölücü düşünce, Müslümanların arasında yaratılan ihtilaflar ve tefrikaların hepsi Amerika ve korsan İsrail’in sultacı ve yayılmacı anlayışından kaynaklanmıyor. Aynı zamanda bölgede bazı İslam ülkeleri de gaflet içinde yaşamaları ve ayrıca ecnebi odaklara olan bağımlılıkları ve daha da kötüsü, İslam ümmetinin yeminli düşmanları ile aynı safta yer almaları da, İslam dünyasını gerileten etkenlerdir ve bu ülkelerin başında da Arabistan ve Suud hanedanı yer almaktadır.
Bugün Arabistan’ın Amerika ile 400 milyar dolar anlaşma imzalamasının tüm menfaatleri Amerikan emperyalizminin kasasına girmekte ve bu ülkede ve Batı’da birçok iş alanının açılmasına katkı sağlamaktadır. Ama maalesef ABD Başkanı Trump Arabistan’ı bol süt veren ineğe benzeterek İslam dünyasına ve Müslümanlara nasıl baktığını gözler önüne sermesine rağmen, Suud hanedanı Trump’a yalakalık etmeye devam ediyor.

Başa dön tuşu
Bugün 16 Eylül 2021 (17) içerik yüklenmiştir.