HaberlerİranOrtadoğu

İslami Görünümlü Medya, İran’ı Karalamak İçin Kullanmaya Çalıştıkları Ayetullah Beyat Zencani İranı Karıştırmak İsteyen Münafıkların Yanında Yer Alan Kişi Çıktı

(Ayetullah) Beyat Zencani, birkaç yıl önce taklit merci olduğunu iddia etmiş ve bir ilmihal ve resmi bir internet sitesi ile fetva vermeye başlamıştı.

Taklit mercilerini resmi olarak açıklayan kurum olarak bilinen Camiul Müderrisin Beyat Zencani’nin ismini açıklamamış ve onaylamamıştır. Camiul Müderrisin tarafından taklit mercilikleri onaylanan müçtehitler şu isimlerden oluşmaktadır:

Ayetullah uzma Seyyid Ali Hamaney, Ayetullah uzma Vahit Horasani, Ayetullah uzma Şubeyri Zencani, Ayetullah uzma Mekarim Şirazi, Ayetullah uzma Safi Gulpeygani ve Ayetullah Seyyid Ali Sistani.

Görüldüğü gibi Beyat Zencani, bu isimlerin arasında bulunmamaktadır. Kum İlmi Havzalarında da kendisi bu üne sahip değildir.

Ayetullah Beyat Zencani ayrıca İran’da 2009 yılında yapılan seçimlerde kargaşalar yaşanmasına ve ülkede bir iç savaş çıkartmak için çaba sarf eden iç ve dış komplolar sırasında fitnenin başı olarak anılan Halkın münafıkları örgütüne açık destek vermiş ve bu konuda bir çok bildiri yayınlamıştı. Sahte merci-i taklid ünvanını kullanan Ayetullah beyat zencani Ayrıca İmam Seyyid ali Hamaneinin Filistin davasına verdiği desteği sert bir dille eleştirmiştir.

Beyat Zencani’nin verdiği bu fetva şimdiye kadar hiçbir Caferi alimi tarafından verilmemiş ve tarihte böyle bir fetvanın bir örneği bulunmamaktadır. Bu Ayetullah zencaninin verdiği fetvayı ret etmişlerdir. ve kendilerini taklid eden taklitçilerine de Ayetullah beyat behcetin verdiği fetvanın Kum ülemasını bağlamadığını ilan etmişlerdir.

Susuzluğa Dayanamayan Oruçlunun Hükmü

Oruçlu birisinin ancak şiddetli meşakkat ve hastalık durumunda orucunu açabileceği ve sonradan kazasının tutulması konusu Şia ve Ehli sünnet fakihleri arasında ittifak edilmiş ve icma edilen bir konudur. Şimdi Şia ve Ehli sünnetin bu konudaki görüşlerini kısaca sunuyoruz:

Konu hakkında Şia taklit mercilerin fetvaları şu yönde:

Ayetullah uzma Seyyid Ali Hamaney: İnsan, zaaf ve susuzluktan dolayı orucunu yiyemez, ancak eğer zaaf ve susuzluğu normal şartlar altında dayanılmayacak bir durumdaysa, bu durumda her ne zaman herc-ü (merce) düşerse iftar edebilir, ancak gerçek anlamda herc-ü (merce) düşmezse orucunu batıl edemez.

Ayetullah uzma Mekarim Şirazi: Eğer oruçlu kişi, tahammül edilemeyecek kadar susuz olur veya hasta ve telef olmaktan korkarsa zaruret miktarınca su içebilir, ancak bu şahısın orucu batıl olur ve eğer Ramazan ayında olursa günün geri kalanını imsak (bir şey yemeden içmeden oruçlular gibi) geçirmelidir.

Ayetullah Seyyid Ali Sistani: Her ne kadar şiddetli olsa da zaaf tek başına orucu bozmak için yeterli bir sebep değildir, meğer meşakkatte (şiddetli güçlüğe) sebep olursa, bu durumda zaruret miktarınca bir şey yiyip içmek caizdir, ancak sonradan bu günün kazasını tutmalıdır.

****
Ehli sünnetin konu hakkındaki görüşü ise şu yöndedir:

Ramazan orucunun tutmamayı mübah kılan durumlar şunlardır:

Oruçlu olan kişi hastalandığında ne yapar?

1. Oruçlu kişi hastalanır, oruç nedeniyle hastalığının artacağından, ya da şifasının gecikeceğinden korkarsa ve yahut da oruç nedeniyle şiddetli bir meşakkatle karşılaşırsa, üç mezhep imamına göre orucunu açması caiz olur.

2. Bir kimse oruç nedeniyle helak olacağını veya duyularından birinin işlemez hale geleceğini zanneder ve bundan korkarsa, orucunu açması vacip olur. Bu durumdaki kişinin orucu devam ettirmesi ittifakla haramdır.

Oruç Tutmamayı Mubah Kılan Özürler

Hastalık: Bir hasta, oruç tutmak suretiyle hastalığının artacağından, uzamasından veya şiddetli meşakkatin ortaya çıkacağından korkacak olursa, görülen bir belirti veya tecrübe suretiyle, yahut Müslüman bir mütahhassıs doktorun söylemesiyle kuvvetli bir zan hasıl olursa, oruç tutmayabilir veya tuttuğu orucu bozabilir.

Bâzı hallerde ise, oruç tutmamak veya başlanmış orucu bozmak şer’an câiz hâle gelir.

Bu haller, şunlardır:

Hastalık:
Oruç tuttuğu takdirde hastalığının şiddetlenmesinden veya çok sürmesinden korkan kimsenin sonradan kazâ etmek üzere oruç tutmaması veya başladığı orucu bozması câizdir.

****

Ayetullah Beyat Zencani’nin fetvasını dayandırdığı rivayete gelince bu rivayet susuzluktan dolayı helak olmaktan korkanlar için geçerlidir. Zaten hadiste bu açıkça beyan edilmiş ve susuzluktan dolayı ölmekten korkanların susuzluklarını giderebilecek kadar su içebilecekleri beyan edilmiştir. İslam alimleri hastalık ve şiddetli meşakkat durumunda orucun bozulabileceğini bu gibi hadislere dayandırarak vermektedirler. Ayetullah Beyat Zencani’nin buradaki hatası, orucun bozulmadığını iddia etmesidir. Halbuki konu hakkındaki ayet ve hadisler tevatür haddinde olup konu hakkında icma edilmiştir. Dolayısıyla Beyat Zencani’nin fetvası şaz ve itibar edilebilecek bir görüş değildir. Görüşü ancak kendisini ve eğer kendisine bağlı olanlar varsa onları bağlar. Konunun Şia ve Ehlibeyt mektebiyle hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.

Sözde Sünni olarak görünen Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı Doktor Yusuf el Kardavi’nin son yıllarda yayınladığı fetvalarla bu fetvayı kıyasladığımız zaman Beyat Zencani’nin fetvası devede kulak kalır. Suriye’de sivil halkın bile öldürülebileceğinin fetvasını veren Kardavi açıkça İslam ve Müslümanların bir numaralı düşmanı olan NATO’yu Suriye’de göreve çağırmış, Irak Başbakanı Nuri el Maliki’ye sırf caferi mezhebinden olduğu için ölüm fetvası vermişti.

Beyat Zencani, hata yapan ilk kişi olmadığı gibi sonda olmayacaktır. Her gün dünyanın her yerinde bir çok İslam alimi yanlış fetva vermektedir. Bizlere düşen a’lem müçtehidi belirleyerek (İmam Seyyid Ali Hamanei başta olmak üzere yukarıda adlarını yazdığımız müçtehitlerden biri olabilir)

Bu tür asılsız ve şaz fetvalardan kaçınmak ve uzak durmak müslümanların bu dönemdeki en önemli görevidir.

Başa dön tuşu
Bugün 07 Temmuz 2022 (33) içerik yüklenmiştir.