
Siyonist medya organlarına yansıyan Mescidi Aksa sınırları içinde bulunan Kubbetu’s-Sahra’nın yıkılıp yerine sözde heykelin dikildiğini gösteren kurgu film, basit ve öylesine bir film değildir. Bu, sanat savunucularının iddia ettiği gibi özgür hayal sonucu değil hatta hasta bir hayalin sonucu da değildir.
Sanat soyut bir şeydir. Ancak bu sanat karışık bir olguyu konu alıp bunu daha da karmaşık bir hale getiriyorsa veya bir hakikate dokunuyorsa o zaman soyut olmaktan çıkar başka bir şey olur. Daha önce hayal ve sanat Nasa’dan önce aya kadar uzanmış ve ayın işgal edilmesini konu almıştı. Birçok politika, çözüm ve proje hayata geçirilmeden önce hayal ve anlatım dünyasında kurgulanır. Kurgulandıktan sonra liderler bunu hayata geçirirler. Sanat ve hayalin genel meselelere hizmet etmesinde herhangi bir sıkıntı yoktur. Ancak Siyonist medyanın Kudüs ve Kubbetu’s-Sahra ile ilgili yayınladığı kurgu film bu türden değildir. Bu, Avrupa’nın özgürlük ve sanat adına yaptığı çirkin resimler ve bunun üzerinden çirkin resim çizenleri savunmasına benziyor.
Sözde heykelin bulunması ve tekrar hayata geçirilmesi ve bunu aramak amacıyla Mescidi Aksa’nın altında yıllardır süren kazı çalışmaları konusunda Siyonist partiler arasında büyük bir yarış var.
Ancak Siyonist sağcı partilerle dini kisveli partiler arasındaki bu yarış amacına ulaşmadı. Çünkü bu heykelin izi Allah’ın mübarek kıldığı Mescidi Aksa’nın ne üstünde, ne altında ne de Burak Duvarı sahasında var. Kazı çalışmaları yapanların heykele ulaşamamaları, Siyonistlerin Mescidi Aksa, Kubbetu’s-Sahra ve Burak Duvarı çevresini yıkıp yerine heykeli dikme planından vazgeçecekleri anlamına gelmiyor. Yayınlanan film, Siyonistlerin bakış açısını ve devam eden planlarını gösteriyor. Devam eden plan heykelin şeklini çıkarmak, gereken parayı temin etmek ve tahrif olmuş Tevrat’a göre heykelin vasıflarını taşıyan maketini yapmakla sınırlı kalmıyor. Bu konuyla ilgilenenler, etkisinde fazlasıyla kalmış olacaklar ki böyle bir olay için ortamı psikolojik, siyasi ve sosyal açılardan hazırlamaya çalışıyorlar.
Psikoloji ve sosyoloji bilimleri ile siyaset bilimi uzmanları, Kubbetu’s-Sahra’yı yıkıp yerine heykel dikme projesi gibi tehlikeli ve çok büyük bir olayı konu alanların ondan önce ortamı hazırlamaları, kamuoyunun nabzını yoklamaları, karşı çıkanların öfkesini ölçmeleri, olası tepkilerin derecesini öğrenmeleri gerektiğini belirtiyorlar. Basın yayın organları işledikten sonra geri çekilen filmi salt hayali bir film olarak algılayamayız. Bu film yukarıda açıkladığımız amaçlar içindir. Öyle görünüyor ki Siyonistlerin bu ırkçı ve sinsi planlarına başlamaları için saatler sıfıra yaklaşıyor. Arap ve İslam dünyasının filme gösterdiği tepkinin düşük dozu, Siyonist heykel taraftarlarını ve liderlerini Kubbetu’s-Sahra’yı yıkıp yerine heykeli dikmeye teşvik edecektir. O nedenle biz de Filistin liderlerinin dikkatini bu savaşın derinliklerine çektik. Zaman geçmeden hem Filistinli liderlerin hem Arap ve İslam ülkeleri liderlerinin tedbirleri almaları ve gereken adımları atmaları için filmin arkasındaki gerçekleri gün yüzüne çıkarmak istedik. Allahım sen şahit ol! (Yazan: Dr. Yusuf Rezka)
