Lübnan

Lübnan’ın Çifte Başbakanlı Durumu

Batı Asya’nın gelini olarak bilinen Lübnan son 8 ayda son derece ilginç olan çifte başbakanlı durum ile karşı karşıya kalmıştır. Bu bağlamda iki başbakan aynı zamanda çalışmaktadırlar.

Lübnan, 4 Ağustos 2020’de Beyrut limanına felaket bir patlamaya tanıklık etti. Bu patlamada ise yaklaşık 200 kişi hayatını kaybetti. Bu patlamanın önemli sonucu ise Hassan Diyab’ın Lübnan başbakanlık görevinden istifa etmesi idi. Aslında Hassan Diyab başbakanlığa getirildikten beri 7 aylık başbakanlığı sürecinde farklı muhalif gruplar tarafından hep bu görevinden uzaklaştırılmak istenmişti. Ancak bu çabalar sonuç vermemişti. Nihayet 4 Ağustos Beyrut limanında baş gösteren patlamanın ardından muhalifler bu hedeflerine ulaşmış oldular.

Geçen Ağustos ayından bugüne kadar Lübnan’da işleri yürütmek amacı ile geçici başbakan olarak Hassan Diyab görevini sürdürmektedir. Halbuki daha önce kabineyi kurmakla görevli Mustafa Edib bir ay sürenin ardından kabineyi kuramadığını belirtti. Ardından Ekim 2020’den itibaren bu görevi üstlenen Saad El Hariri göreve geldi. Ancak hala kabineyi kuramamasına rağmen bu görevden de ayrılmak istemiyor. Sonuçta Saad El Hariri’nin kabineyi kuramadığı halde görevini sürdürmesi ilginçtir.

Son günlerde Lübnan ile ilgili ilginç noktalardan biri de Hassan Diyab ve Saad El Hariri’nin yabancı ülkelere ziyaretleridir. Diyab mevcut durumda Lübnan’da resmi sorumluluğa sahiptir. Geçici olmasına rağmen hala hükümetin başkanıdır. Ancak El Hariri kabineyi kurmakla görevli olup bir hükümete sahip değildir. Bu yüzden de resmi bir makam sayılmıyor.

Hassan Diyab geçtiğimiz günlerde Katarlı yetkililerle görüşmek için Katar’a gitti. Diyab hükümetinin yakınlarına göre, ziyaretin amacı Lübnan’ın mali sorunlarını hafifletmek için Katar’dan mali yardım almaktı. Saad el Hariri ise geçtiğimiz aylarda BAE’ne, Türkiye’ye ve şimdi de İtalya’ya gitmiştir.

Saad el Hariri’nin bu yabancı ülke ziyaretlerinde birçok siyasi hedefin olduğu söylenebilir.

İlk hedef, Saad el Hariri’nin Lübnanlı siyasi gruplara kabineden istifa etmeyeceğini Lübnan siyasi sahnesinde hala önemli bir aktör olduğu ve yabancılar tarafından kabul gördüğü bir makam olduğu mesajını iletmektir.

El Hariri’nin bu yurt dışı ziyaretlerindeki ikinci hedefi, Lübnan toplumuna Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Aoun’un kabinesinin kurulmasını engellediği mesajını iletmektir. El Hariri İtalya’ya yaptığı ziyarette Michel Aoun’a saldırarak şöyle bir açıklamada da bulundu: “Lübnan dışına yaptığım ziyaretler, ülkeye nasıl yardım edileceğini bulmak ve incelemek içindir. Cumhurbaşkanlığı sarayındaki insanlar bu ziyaretlerde seyahat edebilirler. ” Saad el Hariri’nin sözleri, Michel Aoun ile olan ihtilafların ciddiyetini yansıtıyor. Ayrıca Saad el Hariri başkanlığındaki yeni bir Lübnan kabinesinin net bir vizyonunun olmadığını gösteriyor.

El Hariri’nin üçüncü hedefi, Lübnan’da kabine kurulması sürecinde yaşanan iç krize yabancı aktörleri de dahil etmektir. Aslında El Hariri, yurtdışına ziyaret yaparak ve yabancı yetkilileri Lübnan’ın iç sorunları hakkında bilgilendirerek Michel Aoun’a karşı destek ve dış baskı sağlamaya çalışıyor. Ancak Lübnan’da son altı ayda yaşanan gelişmeler, El-Hariri’nin bu yaklaşımının işe yaramayacağını gösteriyor. Çünkü Mişel Aoun’un tutumunda ısrar ettiğini ve dış baskı altında kalmayacağı ortadadır.

Önemli olan son nokta; Lübnan’ın şu anki çifte başbakanlı durumu çerçevesinde ne geçici başbakan ne de kabineyi kurmakla görevli başbakanının güçlü bir konuma sahip olmamasıdır. Bu, Saad Hariri için daha da geçerlidir. Çünkü yabancı destekçilerine rağmen eski konumuna sahip değildir.. Bazı kaynaklara göre Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman geçtiğimiz günlerde üst düzey bir Arap yetkiliye yaptığı konuşmada şöyle bir açıklamada bulunmuştur: “Suudi Arabistan Lübnan başbakanı görevi için Saad el-Hariri’ye güvenmiyor. Riyad, Navaf Selam’a güveniyor”

Başa dön tuşu
Bugün 04 Aralık 2021 (34) içerik yüklenmiştir.