FilistinHaberlerİranOrtadoğuRöportajlarSuriye

Muhammed el-Hindi: Batı güçlerinin Suriye meselesine karışma hakları yoktur

İran ile Türkiye’nin Orta Doğuda çok büyük iki güç olduğunu söyleyen Muhammed El Hindi, batı güçlerinin Suriye meselesine karışma haklarının olmadığı söyledi.

Şehitler gecesi için Türkiye’ye gelen Filistin İslami cihat Gazze Büro Şefi Doktor Muhammed El Hindi başta Suriye meselesi olmak üzere orta doğu politikasını değerlendirdi. Muhammed El Hindi, Orta doğuda Müslümanlara yapılan zulüm, Orta doğudaki İran, Türkiye ve Mısır’ın rolü ve İran’ın Orta Doğu politikasında ne kadar önemli olduğuna değildi.

Şimdi Ortadoğu politikasını nasıl bir süreç bekliyor?

Suriye`de bir istikrar sağlanmadan Ortadoğu coğrafyasında bir istikrarın sağlanması mümkün değildir. Arap Baharı ile beraber artık yepyeni bir Ortadoğu coğrafyası ile karşı karşıyayız. İsrail ve ABD`nin küresel güç olduğu tezi artık yıkıldı. Artık halkalar söz sahibi olmaya başladı. Böl parçala yönet stratejisini yıllardır bize karşı uyguladılar. Bu komplolara karşı güçlerimizi ümmet olarak birleştirmeliyiz.

Bugünkü orta doğu politikasında özellikle Suriye meselesinde İslam ülkelerinde nasıl bir beklentiniz vardır?

Bana göre Suriye meselesinde çözümün İslam ülkelerinden gelmesi lazım. Batı’nın ve dış müdahalenin olmaması lazım. Bu kapsamda Kahire’de İslam konferansı örgütünde yapılan toplantıda Muhammed Mursi’nin Suriye’deki sorunun İran, Türkiye ve Mısırdan oluşabilecek komiteler arayıcılığıyla çözülmesi öngörüsünde bulundu. Tahminince ortaya atılan bu görüş çok olumlu bir fikir ve bütün olumsuzluklara rağmen bunun başarılı olmasını temenni ediyorum.

Suriye’deki olaylar çıkmadan önce Türkiye, İran ve Mısır batı karışmadan engelleyebilirler miydi?

En azında bu ülkelerin milli ve İslami sorumlukları bu konuda çaba göstermeleri mecbur kılardı. Şuan da Suriye’de kan akmaya devam etmesine rağmen, böyle bir fırsat halen mevcut olduğuna inanırım. Tabi bu beklenti sadece benim veya Filistinlilerin beklentisi değildir. Bütün bölge halkının böyle bir beklentisi vardır. Ve bu Suriye’deki kanın durması aynı zaman yine bütün bölgenin halklarının rahatlamasına sebebiyet verecektir.

Suriye meselesinde daha çok Türkiye halkından mı yoksa Türkiye devletinden mi bir beklentiniz var?

Biz Türkiye halkından her zaman ümitliyiz. Bölgede Türkiye’nin de, İran’ın da, Mısırın da ağrılıkları var. Ve bu ülkeler Suriye’deki sorunun çözümüne uzak kalmaları mümkün değildir. Bu mevzu üzerinde farklı düşünceler olmasına rağmen sorunun çözümü noktasında bütün bu güçlerin ortak bir çözüm önerileri olmadan bölgede barışın olmasının ihtimali yoktur.

Batının eliyle tezgâhlandırıldığı Libya, Mısır ve Suriye’de çıkan iç savaştan sonra sırada İran var yorumları hakkında neler düşünüyorsunuz, yani İran da bir iç savaş çıkar mı sizce?

Bu çok ciddi bir tahmin değildir. İran yıllar itibariyle, kendisine ambargo uygulanmasına rağmen, şuan içeride istikrarlı bir yapıya sahip. Kurumlarıyla her alanda birlikte çalışan bir devlettir. Dolaysıyla ben İran’da bir sorun beklemiyorum. Orta doğudaki Arap ülkelerinde diktatör rejimlerin baskısı altında bir tahakküm söz konusuydu. Ve tahminimce İran dünya genelinde seçimlerin çok nezih gerçekleşeceği ender ülkelerden biridir. Ve bu tür tahminler evham ve tahminlerden başka bir şey değildir.

İran’ın orta doğudaki duruşunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bugün İsrail’i tanımayan tek bir devlet vardır o da İran’dır. İran’ın Orta Doğudaki politikası her zaman taktir edilmelidir. Ama batı İran’ın içerisinde fitnesel fikirler yerleştirmek istiyor. İşte Tam da bu sürece denk gelen orta doğuda ki değişimler sürecindeki bu zamanda İran’ın Sünni dünyanın kalbinde büyük bir şeytan olduğu gibi bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. Bu da çok tehlikeli bir düşüncedir. Çünkü bölgede İslam ümmetinin ve bütün İslam ülkelerinin tek bir düşmanı var o da İsrail’dir. Tabi İslam ülkeleri arasında değişik zamanlarda değişik sorunlar, problemler, fikirler olabilir, bu bölgede İran’ın düşman, İsrail’in dost olduğu anlamına gelmez. Bölgeyi tehdit eden en büyük sorunlar belki bu mezhebi ve etnik fitne sel anlamdaki sorunların tekrar gün yüzüne çıkarılmak istenmesidir. Belki tam bu zaman da Filistin meselesinin bütün dünyaya şunu anlatmak durumunda olabilir: bölgedeki İslam ülkeleri arasındaki ufak tefek sorunlar çözülmesi mümkün olan sorunlardır. Ve İsrail bütün Müslümanların asıl düşmanıdır. Bölge’deki İslam ülkeleri arasındaki asıl sorun İsrail’in mevcudiyetidir. Gazze’de gerçekleşen son savaşta bunun ne kadar doğru olduğu ortaya çıktı.

Başa dön tuşu
Kapalı