DünyaHaberlerİmam Ali HamaneyİranÖrnek ŞahsiyetlerOrtadoğu

Müslüman halkları desteklemek İnkîlab’ın temel ilkesidir

İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hameney bu sabah Tahran’da Bilim ve Endüstri Üniversitesi’nde binlerce üniversite öğrencisine hitaben yaptığı konuşmada bilim ve araştırmalar ile bu bağlamdaki idealizmin İran’da giderek yükselmekte olduğuna işaretle üniversitelerin, bu iki hayati unsurun kaynaşma noktası olduğunu vurguladı ve İran halkı ve yöneticilerinin, İslam nizamının temel kimliğini korumaları durumunda hiç bir düşmanın bu ülkeye zarar veremeyeceğini söyledi.

Ayetullah Hameney, İran’ın bilimsel ilerleme sürecindeki temel hedefinin dünyanın bilim merkezine dönüşmek olduğunu ve bu büyük arzunun bu toprakların bilim adamları ve üniversiteli gençleri sayesinde bir gün hayata geçirileceğini kaydetti.

İslam İnkılabı Rehberi, İslam İnkılabı’nın İran’daki zaferinin nedenlerini irdelediği konuşmasında Meşrutiyet hareketinin İngiltere sömürücülüğü tarafından gaspedildiğini ve şiddet taraftarı, merhametsiz ve uşak bir diktatörün işbaşına getirildiğini hatırlatarak şunları söyledi: ‘Büyük İslami hareket, halkın ve İmam Humeyni gibi bir liderin çabaları sayesinde zafer kazandı ve halkın sabrı ve sağduyusu yüzünden İslam İnkılabı zafere erdi ve kendini sağlama aldı. İran’da İslam Cumhuriyeti nizamının kurulması İran halkının tarihi ihtiyacına cevap niteliğindeydi. İslami ve dini akımların dışındaki hiç bir mücadeleci akım, Amerika’ya bağımlı monarşik rejimi ortadan kaldıramazdı.’

Ayetullah Hameney İran İslam Cumhuriyeti’nin son 30 yılda düşmanın çeşitli baskıları ve komploları karşısındaki dimdik duruşunun temel faktörünün, sistemin İslami kimliği olduğunu belirterek, emperyalizm ve özellikle de Amerika ile dünya siyonizminin İran İslam Cumhuriyeti’ne olan derin düşmanlığının, İran’ın kabul veya reddettiği özelliklerden kaynaklandığını ifade etti.

İslam İnkılabı Rehberi, bu bağlamda şunları söyledi: “İstismarın, sultacılığın, milletlerin dünyadaki siyasal güç sahiplerince aşağılanmasının, siyasal bağımlılığın, egemen güçlerin nüfuz ve müdahelelerinin, laikliğin reddi ve İran’daki milli ve İslami kimliğin, İslami değerlerin, dünya mazlumlarının savunulmasının, bilimde zirveye tırmanışın kabulü… Bunlar, İslam Cumhuriyeti’nin ‘olmazsa olmaz’larıdır. Bu kabul ve redlerimizi bir nebze bile terketmemiz durumunda, mevcut düşmanlıklar da hafifleyecektir. Onların ‘İran İslam Cumhuiyeti davranışlarını değiştirmelidir’ şeklindeki sözleri, bu ‘kabul’ ve ‘red’lerin terkedilmesi anlamını gütmektedir. Oysa, İslam nizamı bu özelliklerini asla yitirmeyecektir. İslam nizamı geçtiğimiz otuz yıl boyunca işbu ‘kabul’ ve ‘red’leri sayesinde düşmanın kapsamlı ve donanımlı cephesi karşısında direnmesini ve hatta onu geri çekilişe zorlamasını bilmiştir.”

Ayetullah Hameney Amerika’nın Ortadoğu bölgesindeki mevcut durumu ile 15 yıl önceki durumunu mukayase ederek sözlerini şöyle sürdürdü: ‘Amerika geçmişe oranla daha nefret duyulan, daha başarısız ve daha alçalmış bir konumdadır. Amerika’nın Ortadoğu ve özellikle de Filistin, Lübnan, Irak ve Afganistan’daki planları akamete uğramış; ancak bu planların asıl hedefi durumundaki İran, tam tersine daha bir güçlenmiştir.’

İslam İnkılabı Rehberi daha sonra İslam Cumhuriyeti nizamının ruhu, özü ve kimliği ile hukuki yapısına işaretle yasama, yürütme ve yargı erkleri ile anayasada belirtilen diğer mekanizmaların, sistemin hukuki yapısını oluşturduğunu kaydetti ve fakat bunların korunmasının İslam Cumhuriyeti’nin muhafazasına kafi gelmeyeceğinin altını çizdi.

Ayetullah Hameney, İslam Cumhuriyeti nizamının hakiki ve öz yapısının bu sisteme ruh ve anlam kazandırdığını hatırlatarak, İslam Cumhuriyeti’nin idealleri arasında yer alan adalet, insan onurunun yüceltilmesi, değerlerin korunması, eşitlik ve kardeşliğin sağlanması, ahlak, düşmanın nüfuzu karşısında dikilmek gibi özelliklerin bu sistemin iç yapısını oluşturduğunu belirtti.

İslam İnkılabı Rehberi şöyle konuştu: ‘Eğer İslam ahlakından uzaklaşırsak, eğer adaleti unutursak, eğer yöneticilerin halka dayanması ilkesini benimsemezsek, eğer halka hizmet ve fedakarlık ilkesini aklımız ve pratiğimizden dışlarsak, eğer sade ve halk düzeyinde yaşama tarzını yöneticilerin zihninden atarsak, eğer düşman karşısında dikilmek yerine siyasal ve uluslararası ilişkilerimizde zaaf gösterirsek İslam Cumhuriyeti’nin kimliğini yansıtan bu özellikleri de yitiririz. Bu durumda sistemin dış yapısı ve İslami görünüşü de bir yere varamayacaktır. İslam nizamının bu ruh ve iç yapısının yitirilmemesi için çok dikkat etmek zorundayız.’

Ayetullah Hameney bu alandaki sapmalara dikkat edilmesi gerektiğini öğütleyerek sözlerini şöyle sürdürdü: ‘Son otuz yılda ve özellikle de İmam Humeyni’nin vefatından sonraki yirmi yıl içerisinde sosyal, siyasal ve ahlaki alanlarda İslam nizamının ruhu ve gerçek hüviyetinin zedelenmesi için çaba harcayanlar olduysa da Allah’ın lütfu ve halkın dikkati sayesinde bir sonuca ulaşamadı. Bu dönemde basın organlarında kimilerinin açıkça din ve siyasetin ayrılığını propaganda ettiklerini ve daha da ilginci zalim Pehlevi rejimini savunduklarını gözlemledik. Bu tür sapmaların önlenebilmesi için fikri, itikadi ve siyasi sınırların daha bir dolgun hale getirilmesi ve İslami kimliğin ön plana çıkartılması gerekmektedir. İslami kimlik ise adaleti, yöneticilerin sade yaşantısını, halis bir biçimde çalışmayı, bilimsel çalışmalardaki bitimsiz dinamizmi, ecnebilerin sultası ve hevesleri karşısında kesin bir duruş sergelemeyi ve milli hakların cesurca savunulmasını vurgular.’

İslam İnkılabı Rehberi Amerika’nın aralıksız olarak İran halkı ile diğer müslüman halklar arasında ihtilaf oluşturma peşinde olduğunu hatırlatarak şöyle konuştu: ‘Bu çabalara rağmen, müslüman halklar İslam Cumhuriyeti’ne büyük bir saygı ve sevgi beslemektedirler. Zira mazlum Filistin halkı gibi müslüman halkların desteklenmesi, İran İslam Cumhuriyeti’nin hakiki kimliğinin temel ilkeleri arasındadır.’

Başa dön tuşu
Bugün 24 Temmuz 2026 (10) içerik yüklenmiştir.