HaberlerLübnanOrtadoğu

Nasrullah’ın Rıdvan Operasyonu Konuşması

Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrullah, bugünün Rıdvan operasyonunun birinci yıldönümü olduğunu vurgulayarak, İslami Direniş’in Siyonist İsrail askerlerinin ikisinin cesedine karşılık 28 yıldır Siyonist hapishanelerde kalan Samir Kuntar ve arkadaşlarının kurtarılması operasyonunu gerçekleştirerek ve ismini Şubat 2008’de şehid olan efsane komutan İmad Muğniye’nin ismi olan Rıdvan koyarak, Siyonist rejime en ağır darbeyi vurduğunu bildirdi.

Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güneyinde Seyyid-üş Şüheda kompleksinde gerçekleştirilen törene başta meclis başkanı olmak üzere, bir çok gurubun liderleri ile yüzbinlerce kişi katıldı.

Velid Canbolat’ın partisinden bazı milletvekilleri de törene katılmışlardı.

Seyyid Nasrullah 12 Temmuz-14 Ağustos günlerinin çok özel günler olduğunu vurgulayarak
Bu günlerin sadakat, fedakarlık, sabır, ve gurur günleri olduğunu söyledi.

Rıdvan operasyonunun Temmuz Savaşı zaferi(33 günlük savaş)’nin 2.yıldönümüne denk geldiğini belirten Nasrullah, bu olayın Allah yolunda mücadele eden mustazaflara ve sadık savaşçılara İlahi Zafer Günü için bir işaret olduğunu belirtti.

Tüm dünyada yankılanan bu zaferin özellikle Lübnan Hizbullahi hareketi için gerçek bir ilahi zafer olduğunu bildirdi.

Mahkumlar konusuna gelince; biz bu konu ile ilgili kendi metodlarımızla ilgilenmemiz gerekmekteydi ve gerekli altyapı araştırmasını yaptık. İşin özüne bakınca bir ülkedeki suçlular o ülkenin hapishanesinde tutulur. Örnek olarak bir Lübnanlı suçlu ise o cezasını Lübnan’da çekmelidir. Ama Siyonist rejim gelip mahkumları bile gaspetti. Baktığımız zaman binlerce esir var ve bu esirlerin kurtarılması için mücadele edilmesi gerekli.

Esirlerin sorumluluğu sadece kendi ailesinde değildir, bu sorumluluk tüm ulusa aittir. Neden sadece Samir Kuntar’ı kendi ailesi düşünmelidir. Mahkum nerenin vatandaşı ise bu mesele o ülkenin meselesidir. Örnek olarak şu an hapishanede bulunan Yahya Sakif’de tüm Lübnan’ın meselesidir. Bu insanların tek suçu kanları ve canları pahasına vatanlarını savunmaktır. Evet bu şahsiyetler kendi vatanları için canlarından ve mallarından geçerek şehid olmaya hazır olduklarını bildirdiler. Mücahidlerden kimileri şehid olur, kimileri yaralanır, kimileri de esir alınır. Burada her üç durum içinde farklı şehidlik mertebeleri vardır. Bunlar özgürlük için ve onurumuzu korumak için kendilerini feda etmişlerdir. Bu olay önümüzdeki tüm sorunların çözüm anahtarıdır.

Şu anda halen fiili bir savaş halindeyiz. Filistinden onbinlerce esir var. Suriye ve Lübnan’ın toprakları işgal altında. Biz Hizbullah olarak Filistin topraklarında kaybolan her Arabın sorumluluğunu taşıyoruz. Eğer bir sorumluluk üzerimize düştüğünde kenara çekilirsek olmaz. 1982 yılından beri Siyonist hapishanelerde bulunan Yahya Sakif’in kurtarılması bizim sorumluluğumuzdadır. O tarihten beri onun nasıl kurtarılacağını takip ediyorum. Bu durumda aynen önceki esirlerdeki gibi Yahya Sakif’te Siyonist rejim’in elinden kurtarılacaktır. Eğer şehid olmuşsa ondan kalan emanetleri almak için çalışacağız. Şunu söylemek istiyorum ki ölü veya diri Siyonist rejim tarafından esir alınmış tüm Lübnanlıları geri istiyorum. Aynı şekilde dört İranlı diplomatın akıbetlerinin de ortaya çıkarılması gerekmektedir zira bu diplomatlar Lübnan topraklarında kaçırılmışlardır.

Konuşmasını sürdüren Nasrullah, Lübnanda kurulacak olan yeni hükümette Hizbullah’ın yapıcı olduğunu ve sorunların çözümüne katkıda bulunduğunu belirtti.

Nasrullah; Biz hükümetin yedeği değiliz. Biz omuzlarımıza sorumluluk aldık ve üzerimize düşeni yapacağız. Ben daha önceki aşamalardan beri esirlerin ailelelerinin çabaları için teşekkür ediyorum. Buradan şehid, yaralı veya esir olmuş mücahidlerin komutanı İmad Muğniye’ye selam yolluyorum. Bu esirlerin iki acısı var. Birisi kendi acıları bir diğeri de ailelerinin acılar. Bu sorun hükümetler bazından bir sorundur ve Arap dünyası konu ile ilgilenmelidir. Bugün onbinlerce Arabın Siyonist demir parmaklıklar arkasında olması acaba Arap dünyasında bir utanca sebep olmuyor mu?
Bu kara lekenin Arap dünyası üzerinden nasıl silineceğini hiç düşünmüyorlar mı?

Temmuz savaşında herkes gördü ki, Siyonist rejim 2 askeri esir alındığı için yüzlerce kişiyi şehid etti, günlerde terör estirdi ve bir milyon kişiyi yerinden yurdundan etti. Gilad Şalit isimli askeri kurtarmak için topyekün Gazze’ye savaş ilan etmedi mi?

Siyonist rejim ırkçı ve acımasız bir rejimdir. Birkaç esir için ve bir asker için neler yaptığını bütün dünya gördü. Şimdi bizim binlerce erkeğimiz, kadınımız, gencimiz Siyonist hapishanelerde işkence çekerken neden biz harekete geçmiyoruz.
Nerede Arapların namusu?
İşgal edilmiş Suriye ve Lübnan topraklarını ne zaman geri alacağız?
Bu sorun yeni hükümetin de gündeminde olmalıdır ve en kısa sürede çözüme kavuşturulmalıdır.

Ben Hizbullah ve yeni hükümetin kurulması ile ilgili bir açıklama yapmak istiyorum zira bir çok gazete bu konuyu gündeme getirmekte. Hizbullah’ın silahı için garanti istediğini, eğer garanti verilmezse Hizbullah’ın hükümeti engelleyeceği yazılıyor, Bu doğru değil. Ben hiç kimse ne önceden ne de şimdi direnişin silahları konusunda bir istekte bulunmadım. En son başbakan adayı Saad Hariri ile görüştüğümüzde de bu konuda bir dayatmacı istek oluşmadı. Biz bu dünyada kimseden garanti istemiyoruz. Hizbullah’ın adına ben Hasan Nasrullah, Hizbullah’ın etkisi olmadan Saad Hariri’nin hükümet kurmasını destekliyorum.

Ülkemizde güvenlik sorunları bulunmaktadır ve casus şebekeler ülkenin dört bir yanında faaliyet göstermektedir. Ben seçimler öncesinde gösterilen çabanın yeninde gösterilmesini ve Lübnan’ın içindeki tüm casusların temizlenmesini istiyorum.Son dönemde Siyonist Lieberman ve Netenyahu’nun Filistin’i Yahudileştirme söylemleri çok tehlikelidir. Bu olaylar tüm dünyayı etkileyen olaydır fakat Lübnan’ı daha çok etkilemektedir onun için bu olaylara cevap verebilecek güçlü bir hükümet gerekmektedir. Önemli olan bu hükümetin formülünü bulmaktır. Ben Saad Hariri’ye bu durumları söyledim ve mecliste çoğunluğu elde ederse Başbakan olabileceğini, istediği zaman da istifa edebileceğini söyledim. Ülkemizin şu anda bu şekilde bir iyiniyete ihtiyacı vardır. Zira ülkede kutuplaşmalar vardır ve bu kutuplaşmalar düşmanın işine gelmektedir. Bu kutuplaşmaları engellemek için cesarete ihtiyacımız vardır. Onun için ben bir süre Hariri’ye süre verilmesini istiyorum. Bugün Lübnan halkının çoğunluğu bu uzlaşmayı ve sakinliği istemektedir. Bu yüzden medyada yükseltilen gerginliğe rağmen ülkede diyalog ve huzurun olması için gerekli adımları atacağız.

Başa dön tuşu
Bugün 08 Mayıs 2021 (21) içerik yüklenmiştir.