
Suriye halkının tüm kesimleriyle içişlerine yönelik dış müdahaleyi reddettiğini belirtmesine rağmen kendini Suriye muhalefeti olarak adlandıranlar son dönemde kışkırtma ve basın dezenformasyon kanalları aracılığıyla batılı güçlere askeri müdahale dahil Suriye’ye her yolla müdahale etme çağrısı yapmaya başladı.
Bu çağrıların sonuncusunu, sözde Şam Deklarasyonu Genel Sekreterliği Başkanı Semir Neşşar adlı şahısın bulunduğu mali, ekonomik, lojistik, siyasi ve hatta askeri müdahale çağrısıydı.
Neşşar Cezire televizyonu aracılığıyla yaptığı çağrısında, NATO’nun Libya’daki müdahalesinin yarattığı felaketi göz ardı ederek NATO’nun Bingazi’ye müdahalesinin sivilleri koruma açısından uygun bir çözüm olduğunu savunmuş, uluslararası himaye ve Suriye’ye uçuş yasağı getirilmesinin tek çözüm olduğunu iddia etmiştir.
Bununla birlikte askeri müdahale çağrısı yapan Muhammed Riyad el-Şıkfe adlı şahıs, halkı korumak amacıyla uçuş yasağı getirme ve Suriye askeri birliklerinin uçaklarla hedef alınması gibi pek çok yol bulunduğunu söyleyerek geçen ay Suriye’ye askeri müdahale çağrısı yapan Abdülhalim Haddam’ın tutumunu yinelemiştir.
Diğer yandan gözlemciler, bu çağrıların ABD ve Avrupa Birliğinin Suriye’ye karşı aldığı yeni yaptırım ve icraatlarla uyumlu şekilde geldiğini söyleyerek söz konusu çağrıların uygulanan yaptırımlara örtü oluşturduğu gibi, Suriye’yi ve ulusal kararını hedef alan dış planlarla açık bir işbirliği teşkil ettiğini ifade etti.
Bununla birlikte kışkırtma kanalları da muhaliflere katılarak, Suriye rejimine baskı yapıp sıkıştırmak amacıyla yaptırım uygulama, Suriye’nin ithalat ve ihracatına yasak koyma gibi yollarla dış müdahaleyi desteklerken somut tüm gerçekler bu yaptırımlardan zarar görecek tek tarafın Suriye halkı olduğunu kanıtlamaktadır.
Bu çerçevede gözlemciler, Suriye’ye uygulanan ekonomik yaptırımların sağlık sektörü başta olmak üzere yaşamın tüm yönlerini etkileyeceğine işaret ediyor.
Sağlık Bakanı Vail el-Halki dün Kahire’de düzenlenen Dünya Sağlık Örgütü Ortadoğu Bölgesel Komisyonunun 58. Dönem toplantısında, Suriye’ye ekonomi, siyasi ve basın alanında uygulanan baskıların sağlık sektörünü olumsuz yönde etkilediğini söyleyerek yaptırımların tıbbi donanım şirketine uzanması nedeniyle sağlık sektörünü dolaylı şekilde etkilediğine dikkat çekti.
Bu bağlamda, Suriye’ye yönelik dış müdahale ve özellikle ekonomiye uygulanan yaptırımların Suriye halkının çıkarlarına özen gösterildiği yönündeki sahte ve asılsız iddialarla hiçbir şekilde uyuşmadığı gibi, bu ülkelerin içişlere müdahale etmek için gerekçe olarak gösterdiği insan hakları ilkeleriyle de çelişiyor.
Dolayısıyla Suriye’yi hedef alan dış komplonun boyutları açıklık kazanırken Suriye’nin içişlerine müdahale çağrısında bulunanların Suriye’yi bozma, ulusal ve milli tutumlarını vurma niyetleri de ortaya çıkıyor.
