DünyaHaberlerİmam Ali HamaneyİranÖrnek ŞahsiyetlerOrtadoğu

Rehber’in 2009 Yılı Hacc Mesajı

Bismillahirrahmanirrahim,

Hacc mevsimi, maneviyat baharı ve dünya afakında tevhidin şahlanışıdır. Hacc ibadeti ise hacıyı günah ve gafletin bulanıklığından arındırabilecek ve Allah’ın bahşettiği fıtratın nuraniyetini onun gönlü ve ruhuna döndürecek duru bir kaynaktır. Hacc mikatında gurur ve farklılık elbisesinden soyunarak herkesi kuşatıcı tek renkli ihrama bürünmek, İslam ümmetinin tek renkliliği ile müslümanların dünyanın her yerinde gönül birliği ve dayanışma içerisinde olmaları gerektiğini vurgulayan sembolik buyruğun açık bir göstergesidir.

Hacc ilkesi bir yandan, ‘işte sizin ilahınız tek bir ilahtır, artık yalnızca O’na teslim olun; sen alçak gönüllü olanlara müjde ver’ ve öte yandan da ‘onda yerli olsun, dışarıdan gelmiş olsun eşit olarak onu insanlar için kıldığımız Mescid-i Haram’ mesajını vurgulamaktadır. İşte bu nedenledir ki Kabe, kelime-i tevhidin temsilcisi olmasının yanında söz birliği ile İslami kardeşlik ve eşitliğin de sembolü durumundadır.

Dünyanın dört bir köşesinden gelip de burada Kabe’yi tavaf ve Resul-ü Ekrem sallallahu aleyhi ve alih’in haremini ziyaret coşkusuyla toplanan müslümanlar bu fırsatı, İslam ümmetinin büyük dertlerinin bir çoğunun dermanı olan kardeşlik bağlarının güçlendirilmesi için ganimet bilmelidirler. Bugün açıkça görmekteyiz ki İslam dünyasının düşmanları, müslümanlar arasında tefrika salma çabalarını geçmişe oranla daha bir arttırmış bulunmaktadırlar. Buna karşılık, İslam ümmeti bugün geçmişe oranla daha çok insicam ve gönül birliğine muhtaçtır. Bugün düşmanların kanlı pençeleri İslam topraklarının bir çok yöresinde açıkça facialara yol açmaktadır.

Filistin, siyonistlerin çirkin eylemlerinin egemenliği altında her geçen gün daha bir artan sıkıntı ve çile içerisindedir. Mescid’ül Aksa ciddi bir tehlikeyle karşı karşıyadır. Mazlum Gazze halkı, o eşine rastlanmayan soykırımı sonrasında hala en çetin şartlar altında yaşamaktadır. İşgalcilerin çizmeleri altındaki Afganistan, her gün yeni bir musibetle yüzleşmektedir. Irak’daki emniyetsizlik, halkın rahat ve huzurunu ortadan kaldırmış ve Yemen’deki kardeş kavgası, İslam ümmetinin kalbine yeni bir acı eklemiştir.

Dünya müslümanları, son yıllarda Irak, Afganistan ve Pakistan’da süren fitneler, savaşlar, patlamalar, kör katliamlar ve terör eylemlerinin nasıl ve nerede planlanmakta olduğu üzerinde düşünmek zorundadırlar. Niçin, Amerika öncülüğündeki Batı’lı orduların tahakküm içerisinde ve sahiplenerek bölgeye girmesinden önce milletler bunca musibet ve acıya tanık değildiler? İşgalciler bir yandan Filistin, Lübnan ve diğer yerlerdeki halka dayalı direniş hareketlerini ‘terörist’ olarak niteliyor ve öte yandan da bölgedeki milletlere mensup fırkalar ve kavimler arasında vahşi bir terörizmi örgütleyip yönlendiriyorlar.

Ortadoğu bölgesi ile Kuzey Afrika, bir asrı aşkın uzun dönemler boyunca İngiltere, Fransa ve diğer Batı’lı devletler ve daha sonra da Amerika tarafından istismar ve işgalle aşağılanmış; doğal kaynakları yağmalanmış, özgürlük arzuları bastırılmış ve bu ülkelerin halkları, mütecaviz ecnebilerin hırsına tutsak edilmiştir. İşte İslami uyanış ve milletlerin direniş hareketlerinin, uluslararası zalimlerin bu durumu sürdürmelerini imkânsız hale getirmeleri ve şahadet unsuru, Allah’a doğru ve O’nun yolunda kanatlanma eyleminin eşi görülmemiş bir faktör olarak İslami cihad sahnesinde kendini göstermesi ardından, korkak düşmanlar hileli yöntemlere yöneldi ve eski uygulama yerine yeni sömürü sistemini getirdiler. Ancak, nice çehrelere bürünen sömürücülük devi bugün, İslam’ı dize getirmek için tüm imkânlarını devreye sokmuştur. Askeri güç, demir yumruk ve açık işgallerden tutunuz; propaganda, binlerce yalan ve şayia üretme merkezinden oluşan şeytani zincirden yararlanılmasına kadar… Acımasız terör timlerinin örgütlenmesinden tutunuz, ahlaki fesad araçlarının yaygınlaştırılması, uyuşturucu maddelerin çoğaltılıp bağımlılığın arttılması ve gençliğin azmi, ahlakı ve moral gücünün tahribine kadar… Direniş merkezlerine çok yönlü siyasi saldırılardan, kavmi farklılıklar ve fırkalar arası taassupların kışkırtılarak müslüman kardeşler arasında düşmanlıklar oluşturulmasına kadar…

Eğer müslüman milletler, İslami fırkalar ve müslüman kavimler arasında düşmanların arzuladığı sui zan ve kötümserliğin yerini muhabbet, hüsnü zan ve gönül birliği alırsa, düşmanların entrika ve tedbirlerinin büyük bir bölümü etkisiz hale getirilecek ve onların İslam ümmeti üzerindeki gün geçtikçe artan uğursuz hakimiyet planları akamete uğrayacaktır.
Hacc, bu yüce hedefe varılabilmesi için en üstün fırsatlardan biridir.

Müslümanlar, bu çeşitli çehrelere bürünen şeytan karşısında dikilebilmek ve onu irade ve imanlarıyla mağlub edebilmek için Kur’an ve sünnetin vurguladığı ortak ilkeler ve işbirliği sayesinde güçlenmelidirler. Büyük İmam Humeyni’nin derslerini izleyen İslami İran bu başarılı direnişin en açık örneğidir. Düşmanlar, İslami İran’da yenilgiye uğradılar. 30 yıldır, ihtilal denemeleri ve sekiz yıl boyunca dayatılan savaştan ambargo ve mal varlığımızın bloke edilmesine kadar; psikolojik savaş, propaganda hücumu ve medya cepheleşmesinden ilmi ilerlemelerimizin, yeni bilgi ve özellikle de nükleer bilgiye ulaşılmasının önlenmesine kadar; hatta çok anlamlı ve görkemli son seçimlere açıkça müdahalede bulunarak kışkırtma eylemlerine kadar uzanan entrika ve düşmanlıklar, düşmanın mağlubiyet ve yılgınlık sahnelerine dönüştü ve ‘kuşkusuz şeytanın hilesi zayıftır’ ayetini İranlılar karşısında vurgulamış oldu.

Azim ve inançtan yükselen direnişin, halkı iddialı müstekbirlerin karşısına çıkarttığı her yerde de zafer müslümanlara nasib olurken, zalimlerin değişmez kaderi, mağlubiyet ve utanç oldu. Lübnan’daki 33 günlük fetih ve Gazze’deki görkemli cihad, son üç yılda bu hakikati sergileyen canlı şahidlerdir.
Saadetli hacıların tamamına ve özellikle de bu ilahi merkezde toplanan İslam ülkelerine mensup alimler ve hatipler ile Haremeyni Şerifeyn’in Cuma hatiplerine olan ciddi tavsiyem, meselenin doğru algılanması ve bugünün acil görevlerinin sağlıklı tespitidir. Bu insanlar, bütün güçleriyle İslam düşmanlarının entrikalarını dinleyicilerine aktarmalı ve halkı ülfet ve ittihada çağırmalıdırlar. Müslümanlar arasında sui zanna yol açabilecek her şeyden ciddi olarak kaçınmak gerekir. Müslümanların tüm haykırış ve eylemleri de İslam düşmanları ve emperyalistler ile fitnelerin başı olan Siyonizm ve Amerika aleyhinde yoğunlaşmalı ve Müşriklerden Beraat eylemi söz ve amelde kendini göstermelidir.
Allahu tealadan tevazuyla kendim ve sizler için hidayet, başarı, yardım ve rahmet niyaz etmekteyim.
Allah’ın selamı üzerinize olsun…
Seyyid Ali Huseyni Hamenei / 3 Zilhicce 1430

Başa dön tuşu
Bugün 13 Mayıs 2021 (3) içerik yüklenmiştir.