HaberlerLübnanOrtadoğu

Şeyh Nebil Kavuk: Siyonist rejim tarihin en zor dönemini yaşamaktadır

Hizbullah Yürütme Kurulu Başkan Yardımcısı Şeyh Nebil Kavuk, siyonist rejimin tarihin en zor dönemini yaşadığını söyledi.

Şeyh Kavuk, siyonist düşmanın Lübnan’a yönelik yeni herhangi bir askeri saldırıya kalkışması ihtimalinin olmadığını belirtti. Ardından da haftalar önce gerçekleşen Herzliya Konferansı’ndan alınan sonuç üzerinden İsrail’in 1948 yılından beri stratejik olarak en kötü dönemini geçirdiğini ifade etti.

Şeyh Nebil Kavuk, Pazar günü Güney Lübnan’da gerçekleştirilen bir anma töreninde, “Lübnan direnişi Siyonist düşmanla mücadele yollarını değiştirdi. Yenilgiler, felaketler tarihini silip attı. Yine zaferleri, kültürü ve düşüncesi sayesinde siyonist düşmanı yenilgi çukuruna düşürdü. Bu stratejik dönüşümü sağlayan ancak direniştir” açıklamalarında bulundu.

Şeyh Kavuk “İsrail’in en çok korktuğu şey, sahip olduğu tüm tecrübeye, teçhizata rağmen direnişle karşı karşıya gelmektir. Bugün İsrail zor bir tereddüdün içerisinde ve bu tereddüdün sebebi Hizbullah ile karşı karşıya gelme korkusudur. Direniş 2006 yılından beri İsrail’i yenilgi çukuruna düşürüyor ve bu çukurdan kurtulmak için hiçbir çıkış yolu bulamıyor. Bunun yanında direniş oluşabilecek olan yeni herhangi bir saldırıya karşı koyabilecek hazırlığa sahiptir. Büyük veya küçük Lübnan’ı koruma anlamında İsrail’e karşı her şekilde saldırabilecek güce ulaştı” diyerek sözlerine devam etti.

Ardından “direniş, bu aşamada Lübnan’ı, 2006’daki yenilgisine bir cevap olarak, Suriye örneğinde olduğu gibi saldırma amacıyla İsrail’in istismarına maruz kalmaktan korudu. Bu da direnişin bir diğer zaferidir. Lübnan direnişiyle karşı karşıya gelmeye gücü olmayan İsrail, İsrailli görevlilerin de ifade ettiği gibi bugün Suriye krizine oynuyor. Bölgenin gelecek bir savaşa hazırlanması için rejimin değişmesini, ancak bu şekilde direniş ekseni zayıflayabileceği için Suriye’nin mücadele denkleminden çıkarılmasını istiyor” diyerek sözlerini sürdürdü.

Şeyh Kavuk “14 Mart Hareketi Suriye krizinde ortaya çıktı. Bu hareketin gözlerini yönetimi ele geçirme hırsı bürüdü. Suriye halkının ölüleri üzerinde yönetimi ele geçirme hırsında oldukları için hatalı ve insanlık dışı hesaplara oynuyorlar. Bunun yanında 14 Mart Hareketi Lübnan bağımsızlığının ihlalinin, Suriye’ye ve Suriye’den silahlıların, gazetecilerin giriş çıkışının kolaylaştırılmasının sorumlusudur” dedi.

“Suriye’nin maruz kaldığı ithamların hiçbirinin amacı reform değildir. Henüz içeride ya da dışarıda reformu savunun birine rastlanmadı. Bu kongrelerin hedefi “Suriye’nin konumunu, rolünü, bölgedeki pozisyonunu yok etmektir. İsrail direniş denklemini bozmak için Suriye’nin pozisyonunu değiştirmekten başka bir çözüm bulamıyor. Bu zamana kadar medya silahını, siyasi ve mezhebi kışkırtmadan terörist ve yıkıcı eylemlere kadar her şeyi denedi. Sonunda ise ancak başarısızlık duvarına çarptı. Hatta Arap Birliği’nden, İnsan Hakları Konseyi’nden, Birleşmiş Milletlerden kararlar çıkartma yoluna da başvurdu. Ancak rejimi değiştirmeyi başaramadı. Sonunda yaptığı tüm hesapların hatalı olduğunu anladı.”

“Suriye’nin düşmanları bugün stratejik yenilgi aşamasına geldiler ve ne yapmaları gerektiğini bilmiyorlar. Kendilerini nasıl çıkacaklarını bilmedikleri bir bataklığa düşürdüler. Şimdi de kimin kimi düşürdüğünü tartışıyorlar ve birbirlerini suçluyorlar. İç muhalefet onları bu bataklığa çekti. Ya da Arap ve bölge devletleri batıyı düşürdü. Aslında herkes herkesi suçluyor. Çünkü hepsi umutsuzca yenilgiye düştüler.”

Şeyh Kavuk sözlerine şunları ekledi: “Suriye düşmanlarının son oynadığı oyun Bab-ı Amr’da başlattıkları taktikli çekilme stratejisidir. Bu strateji, önce askeri sonra da siyasi olarak yer edinebilmek için bölgeden bölgeye yayılacak. Bu noktada elbette şehir halkını koruma bahaneleri de palavradır. Kim şehir halkını korumaktan söz ediyor? Dünya çapında terörizmin merkezi olarak tanımlanan, Amerika mı? Hiroşima’da yüz bin insanı bir dakikada öldürmüş olan… Her gün Afganistan’daki Müslümanları ve barışçıları öldüren… Irak’ta bir milyon Iraklının ölümüne sebep olmuş olan… Manama’da Müslümanları öldüren… Ya da Filistin’de her gün katliam yapan, binlercesini tutuklayan, evlerini yıkan İsrail mi insan haklarından söz ediyor?”

Sözlerini şöyle sürdürdü: “Söylenenler çarpıtılmak isteniyor. Biz Hizbullah olarak asla batılla beraber yürümeyeceğiz. Hizbullah’la beraber olan hiçbir kimse de Amerika tarafından tanımlandığı şekliyle Suriye projesine ne ortak ne de destek olmayacaktır. Bizler İsrail’i rahatlatacak olan bu projenin bir parçası olmayı reddediyoruz. Ancak bunun yanında biz Suriye’de reformu ve direnişi destekleyen halkın çoğunluğunun yanındayız.”

Şeyh Kavuk, sözlerini şöyle tamamladı: “14 Mart Hareketi Hizbullah’ı Suriye’de yaşananlara ortak olarak gösteriyor. Bu sözler yalan ve saptırmadır. Hizbullah’ın orada hiçbir gücü bulunmamaktadır. Ancak bunun yanında biz Suriye’de akan kandan dolayı üzüntü duyuyoruz. Bunun yanında biz inandığımızın karşısına geçip de İsrail’i hoşnut edecek, Amerika, NATO ve İsrail’i rahatlatacak bir pozisyon alamayız.”

Başa dön tuşu
Bugün 01 Ekim 2022 (1) içerik yüklenmiştir.