
Suriye Televizyonu dün akşam Homs ilinden Huzeyfa Sefa Hamadi adlı teröristin, silahlı terör gruplarının Homs’ta nasıl oluşturulduğuyla birlikte bu grupların silah teminine, ahaliyi nasıl korkuttuklarına, vatandaşları nasıl kaçırdıklarına ve askerlere nasıl saldırdıklarına dair itirafını yayınladı.
Bazı şahıslarla birlikte Homs ilinde silahlı terör grubu kurma, Suudi Arabistanlı bir şahsın finanse etmesiyle silah ve Thuraya uydu cihazları satın alma, ahaliyi korkutma, askerlere saldırılar düzenleme, sağlık ve kamu merkezlerine saldırı, üç vatandaşı kaçırarak onlarla ilgili asılsız itirafları videoya kaydettikten sonra katletme gibi terör eylemlerinin içinde olan, Huzeyfa Sefa Hamadi isimli terörist, Suriye Televizyonu’nda yayınlanan itirafında şöyle konuştu:
Para ve Silah Arabistan’dan Gelecekti
1984 doğumluyum. Beb Dreyb bölgesindeki Fahura Bulvarı civarında ikamet ediyorum. İlkokul beşinci sınıfa kadar okudum. Ömer Hamadi beni aradı ve onu görmemi istedi. Yanına gittim. Bana bir grup kurmak istediğini ve bunun için paraya ihtiyacımız olduğunu söyledi. Ben de kendisine parayı nereden temin edeceğimizi sorarak ancak çalışıp karnımızı doyurabildiğimizi söyledim. Bana Mücahit el-Terkavi isimli Suudi Arabistanlı bir şahıstan bahsederek, gruplar kurmamızı istediği için bizlere para göndereceğini söyledi. Ben de grupları oluşturmak için şahısları nereden bulacağımızı sordum. Bana Babussiba mıntıkasında tanıdığı şahıslar olduğunu söyledi.
Ömer Hemmadi Babussiba’ya, orada, tanıdığı ve daha sonra kendisini Bilal el-Ğinn, Ebu Abd, Hacı Hıdır ve Abdülkadir ile tanıştırarak görüştüren Ebu Nizar’ın yanına giderek kendilerine, her birinin grup kurması şartıyla silah vereceğini söyledi. Onayladılar. Ebu Nizar silahların nereden temin edileceğini sorunca da, Ömer, “Suudi Arabistanlı bir şahıs var. Silah satın almak için o para gönderecek” dedi.
Ömer ilkinde 250 Bin SL değerinde silah aldı. İkincisinde Suudi Arabistanlı 2 Milyon SL gönderdikten sonra bu parayla da silah aldı. Suudi Arabistanlı Ömer’e göndereceği parayı Lübnan’a ulaştırıyordu. Hacı Hıdır da Trablus’a gidip parayı getiriyordu.
Muhtelif tür ve niteliklerde silahlar satın aldılar. Birinci alımda kalaşnikof taramalı tüfekler, ikinci alımda ise RPG roketler ve yine taramalı tüfekler alındı. Silahlar Bilal el-Ğinn’in yanında saklandı çünkü onun grubu kalabalıktı.
Üye sayısı 5’e ulaşan grubumuzu Fahura bulvarı yakınındaki el-Merice’ye koydular. Hacı Hıdır’ın grubu da Halidiye’de konuşlandı. Onun grubu hakkında 30 kişi oldukları dışında bir şey bilmiyoruz. Bilal el-Ğin bir ev kiraladı ve bizimle kaldı. Ebu Abd’ın grubu da 5 kişiden oluşuyordu ve Babussiba’nın köşesinde konuşlanmıştı. Ebu Nizar’ın grubu 5 kişiden meydana geliyordu. Bilal el-Ğinn ve amcasının oğlu Samer el-Ğinn’in grubu, en büyük grup idi.
Askerlerin Üzerine Ateş Açın!
Ömer, Bilal el-Ğinn ve Ebu Nizar bizlere “askerlere saldırarak üzerlerine ateş açın” dediler. Üzerlerine ilk ateş açtığımız zaman, bir ambulans gelip dört tanesini nakletti. Bu esnada Bilal gelerek, gruplardan sağlık merkezine saldırmalarını istedi. Sağlık merkezine giderek ateş açtık. Ama kimsenin öldüğünü görmedik.
Geceleyin Caddelerde Gelişigüzel Ateş Açılıyordu
Bilal, grubu ile birlikte kaleye yakındı ve askerlerin üzerine ateş açıyordu. Arabasını geceleyin sürüyor ve grubuyla birlikte caddelerde gelişigüzel ateş açıyordu. İki aracı vardı. Bir tanesi plakası olmayan siyah bir Hyundai idi. İkincisinin plakası vardı ve Bilal ikincisini kullanıyordu. Üçüncü bir otomobil vardı ki, onu da kiralık almışlardı. Üçüncüsünü amcamın oğlu Ömer sürüyordu. Hacı Hıdır her zaman Halidiye’de duruyor, sadece silah ve mühimmat almak için geliyordu.
İşledikleri Suçları Ordunun Üzerine Atıyorlardı
Bilal el-Ğinn ve Ömer askerlerin halka saldırdığını ve insanların üzerine ateş açtığını söylüyorlardı. Ama gerçekte öyle bir şey olmuyordu. Çünkü böyle bir şey yapan hiçbir asker görmedik. Bize, üzerine ateş açmamız söylendi. Bu sözler de Ömer’e Suudi Arabistanlı el-Terkavi tarafından söyleniyordu.
Ömer Toyota şirketinde çalışıyordu ama işi bıraktı ve Babussiba’da Ebu Nizar’ın yanına gidip gelmeye başladı. Onun yanında kalıyordu. Hacı Hıdır Milaz adlı bir fotoğrafçı getirmişti. Görüntüleri o alıyordu. Bilal el-Ğinn’in grubu öğleden sonra Babussiba’da çıkıyordu. Ama biz geceleyin çıkıyor, gündüz dinleniyorduk.
Zorla Yalan Söyletme, İşkence ve Katliam
Ama bir defasında çıkıp üç tane sivili kaçırarak eve getirdiler. Onları darp ederek “Şebbiha” olduklarına dair zor altında itiraf aldılar. Tahkikattan sonra onları görüntülediler ve öldürdüler. Cesetleri Suzuki marka bir pikaba yükledikten sonra Bilal el-Ğinn onları siyah arabasıyla takip etti. Cesetleri Diyk el-Cinn bölgesine götürüp geri geldiler. İşkencenin yapıldığı ve üzerlerine ateş açıldığına dair görüntüleri de internete yüklediler. Görüntüler Bilal el-Ğinn’in bilgisayarında saklı.
Suudi Arabistanlı el-Terkavi’nin gönderdiği ilk meblağ 250 Bin SL idi. İkinci ödeme olan 2 Milyon SL de, bir buçuk ay sonra geldi. Silah almamız istendi. Gerçekten de silah alınıp Babussiba ahalisine dağıtılıyordu. Üçüncü olarak aktarılan para ise 2,5 Milyon SL idi. Bununla da silah aldılar. Geri kalan paralarla ev kirası ödeniyordu. Her hafta da her birimize 2,500 SL ödeme yapılıyordu. Bu uzun sürmedi. Zira ben bir ay boyunca para aldım ama daha sonra bana hiçbir şey vermediler.
Askerlere Saldırı
Askerlerin üzerine gruplarla birlikte iki kez saldırdım. Biri Fahura Bulvarı yakınında, öteki de sağlık merkezi yakınında idi. Grubumuz askerlerden biraz uzakta idi. Bundan dolayı asker safında ölümler olduğunu görmüyorduk. Ama ambulansların gelip yaralıları aldığını görüyorduk. Duyduğumuza göre sağlık merkezine saldırıda 4 asker ölmüş.
Uydu Cihazları ve Cep Telefonlarıyla İletişim Kuruyorlar
Paralarla silahların yanı sıra 4 Thuraya uydu telefonu satın aldık. Öncesinde Ebu Abd Avde’de bir cihaz vardı. Daha sonra 3 cihaz satın alındı. Bilal el-Ğinn, Hacı Hıdır ve Ömer’e olmak üzere her çete başı bir cihaza sahip oldu. Aynı zamanda her birinde 4 tane cep telefonu vardı. RPG roketatar otomatik silahlarla birlikte Bilal’de kalıyordu. Onun grubu bunlarla çıkıyordu ama biz onları görmüyorduk.
