HaberlerOrtadoğuSuriye

Suriye bir buçuk yıldan fazla bir süredir organize terörle mücadele etmektedir

Suriye Başbakan Yardımcısı Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Velit Muallim, BM Genel Kurulu 67. Dönem toplantısında yaptığı konuşmada, Suriye’nin bir buçuk yıldan fazla bir süredir güvenlik konseyinin daimi ülkelerinin desteklediği organize terörle mücadele ettiğini söyledi.

Muallim, dış destekli terörün ve ona eşlik eden medya kışkırtmasının bölgede bilinen ülkelerin himaye ettiği, silah, para ve komşu ülkelerin sınırları aracılığıyla militan akışı sağladığı aşırı dinciliğin körüklenmesine dayandığını bildirdi.

Suriye halkının geleceğini ve Suriye halkının tüm kesimlerini kapsayan devletinin şeklini belirlemekten sorumlu tek taraf olduğunu belirten Muallim, bu halkın en önemli demokratik yöntem olan seçim yoluyla yöneticisini seçme hakkına sahip olduğunun altını çizdi.

Bakan Muallim, “içişlerine yönelik her türlü müdahaleyi reddeden, terör, mezhepçilik ve fanatizm projesinin çığırtkanlarını yenilgiye uğratmaya kararlı olan Suriye halkından başka hiçbir tarafa dayanmıyoruz” dedi.

Muallim, çağdaş dünyanın bir çok olayla karşılaştığını, bir çok ülkenin tek başına aşmada zorlandığı ekonomik, siyasi ve mali kriz yaşadığını belirterek dünya halkları bu krizlerin aşılması için uluslar arası çaba beklerken devletlerin ve halkların imkânları üzerinde hegemonya kurma eğiliminin tırmandığının gözlendiğine işaret etti.

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı, uluslar arası ve bölgesel kriz ve çatışmaların barışçıl yollarla çözümüne katkıda bulunmak yerine bilinen bazı ülkelerin krizleri siyasi ikiyüzlülükle ele alarak yeni bir sömürgecilik politikası izlediğine dikkat çekti.

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Muallim, insani müdahale gerekçesiyle ülkelerin içişlerine müdahale edildiğini, ahlaki ve yasal temellerden yoksun tek taraflı ekonomik yaptırımlar uygulandığını, koruma sorumluluğu yaftası altında savaş davulları çalındığını, ulusal toplumların bünyesinde gerginlik ve fitne yaratıldığını söyledi.

Muallim , “daha korkuncu ise, terörle mücadele gerekçesiyle savaşlar açan güvenlik konseyi üyelerinin BM kararlarını es geçerek Suriye’deki terörü desteklemeleridir” diyerek BM’nin sonuncusu Kaide örgütünün bir kolu olan Nusra cephesinin üstlendiği Suriye’deki saldırıları kınayan bir karar çıkaramamasının şaşırtıcı olmadığını, çünkü üyelerinin bir kısmının bu tür eylemleri desteklediğini ifade etti.

Terörle mücadele konusundaki ulusal anlaşmanın ciddi bir sorumluluk mu yoksa kâğıt üzerinde mürekkepten ibaret mi olduğunu sorgulayan Muallim, “ABD’nin silahlı terör gruplarından açıkça Suriye yönetiminin çıkardığı af kararlarına yanıt vermeyerek silahlarını teslim etmemelerini istemesini hangi kapsamda değerlendireceğiz? Suriye’deki terörü finanse eden, kışkırtan, silahlandıran ve yabancı militanlarla destekleyen Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar’ın demeçleri ne kadar uyumlu? Tüm bunlar bu ülkelerin uluslar arası terörle mücadele sorumluluklarıyla ne kadar uyuşuyor?” diye sordu.

Bakan Muallim, Suriye’nin karşılaştığı ironilerden birinin bölge içindeki ve dışındaki aşırı dincilerin Suriye sınırına ve içine gelip cihat altında içerideki teröristlerle işbirliği içinde terör eylemleri yapamaya teşvik edilmeleri olduğunu söyleyerek Suriye’nin bugüne kadar devleti ve vatandaşlarını küresel terör saldırısına karşı koruma uğruna asker ve sivil binlerce şehit verdiğine dikkat çekti.

Suriye hükümetinin olayların başından itibaren diyalog çağrısı yaptığını ve muhalif taraflardan hiçbir yanıt alamadığını bildirerek krizin tüm aşamalarında barışçıl çözüm bulunması konusunda Suriye’ye yardımcı olmak isteyen samimi tüm girişimlere yanıt verdiğine dikkat çekti.

Suriye hükümeti krizi tırmandırma ve körüklemeye, dış müdahale çağrısında bulunmayı güvence altına alacak istikrarsız bir durum yaratmaya çalışan bazı bölgesel ve uluslar arası ülkelerin niyetlerinde samimi olmadığını bilmesine rağmen ilkeli tutumuna dayanarak uluslar arası girişimlerle işbirliği yaptığını ve gerekli her kolaylığı sağladığını vurguladı.

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı, Suriye’nin el-Ahdar el-İbrahimi’nin yeni temsilci olarak atanmasını memnuniyetle karşıladığını bildirdi.

Muallim,herhangi bir uluslar arası çabanın başarısının Suriye hükümetinin sorumluluklarını yerine getirmesinin yanı sıra başta Türkiye olmak üzere Katar ve Suudi Arabistan’ın silahlı terör gruplarına verdikleri silah, para, eğitim ve barınma desteğini sonlandırmaları, şiddeti durdurup diyalogun teşvik edilmesine bağlı olduğunu sözlerine ekledi.

Suriye’nin bir buçuk yıldan fazla bir süredir karşılaştığı sorunun iki boyutlu olduğuna işaret eden Muallim, birinci boyutun halkın siyasi, ekonomik ve sosyal reform ihtiyacı, ikinci boyutun ise Suriye halkının talep ve çıkarlarıyla uyuşmayan hedeflerle halkın ihtiyaç ve taleplerinin istismar edilmesi olduğunun altını çizdi.

Muallim, Suriye’nin reform yolunda önemli adımlar attığını, bugün de ulusal muhalefet taraflarıyla çalışmalarını sürdürdüğünü söyleyerek aynı zamanda halkını tekfiri cihatçı terörden koruma sorumluluğunu da yerine getirdiğini belirtti.

Bakan Muallim, “bu platformda ve başka platformlarda gerçekleri bilmeyen, göz ardı eden ya da sorunu körüklemeye çalışan bazı taraflardan Suriye Cumhurbaşkanının istifasını isteyen çağrılar duyduk. Bu çağrılar Suriye’nin içişleri, evlatlarının birliği ve bağımsız kararına açık müdahale niteliğindedir” diye konuştu.

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı, Suriye halkının geleceğini, yolunu şaşıranlar ve aldatılanlar dâhil tüm kesimleri kapsayan devletinin şeklini belirleme hakkına sahip olan tek taraf olduğunu söyledi.

Bu halkın yöneticilerini demokratik seçimler yoluyla seçeceğini, demokrasisi ve halkının karar özgürlüğüyle övünen ülkelerin demokrasi çizgisinde Suriye’ye yardımcı olup Suriye halkına yöneticisini seçim yoluyla seçme hakkını tanıması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu ülkelere seslenen Muallim, “hayal kurduğunuz yeter. Ulusal muhalefeti akan Suriye kanlarını durdurmak için birlikte çalışma ve Suriye’nin bugünü ve geleceğini kurmak için diyalog masasına oturmaya çağırıyorum” diye belirtti.

Tüm yaşananlara rağmen krizi aşmak için temel çizgi olarak siyasi çözüme inandıklarını bildiren Muallim “buna dayanarak bazı çağrılarda bulunmak istiyorum” dedi.

“Suriye içindeki ve dışındaki siyasi taraf ve kesimleri vatan çatısı altında yapıcı diyaloga katılmaya çağırıyorum. Suriye’nin kapıları ve yüreği diyalog ve yapılandırma isteyen herkese açık. Bunun gerçekleşmesi için genel kuruldaki tüm ülkeleri Suriye’deki şiddetin sonlandırılması için baskı yapmaya çağırıyorum” diye belirtti.

Muallim şöyle devam etti: “Tüm tarafların uzlaşması ardından ulusal diyalogun ulaşacağı sonuçlar ülkenin yol haritası, daha demokratik ve siyasi çoğulculuğa dayanan Suriye’nin kurulması yönünde gelecek çizgisini oluşturacaktır”.

Suriye’deki olayların terörden zarar gören bölgelerde insani ihtiyaçların artmasına yol açtığını, bunun sonucunda Suriyeli vatandaşların yaşam koşullarının zorlaştığını belirten Muallim, Suriye hükümetinin silahlı grupların şiddeti nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan vatandaşların temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırken bazılarının terör gruplarını teşvik ederek komşu ülkelerde mülteci krizi yaratmaya çalıştıklarına dikkat çekti.

“Komşu ülkelere sığınmak zorunda kalan vatandaşlar askeri kamplara yerleştirilerek silah eğitimine tabi tutuluyor ya da yaşadıkları acılardan insani hedeflerle alakası olmayan amaçlar uğruna ıssız yerlerde hapishaneye benzeyen mekanlara yerleştiriliyor” diye ekledi.

Suriyeli vatandaşlara kent ve köylerine dönme çağrısında bulunan Muallim, devletin kamplarda yaşadıkları insani olmayan koşullar dışında onurlu ve güvenli bir yaşam sunma güvencesi verdiğini bildirdi.

Bakan Muallim, Suriye halkının insani ihtiyaçlarını temin etmeye özen gösterildiği yönündeki iddialarla ekonomik yaptırımları arttırma politikalarının ne kadar uyuştuğunu sorgulayarak haklı halk taleplerinin masum insanları katledenlere askeri, mali ve medya desteği vermeği sürdürmek için gerekçe olarak kullanıldığını, aynı zamanda İsrail çıkarlarına hizmet etme ve Akdeniz ülkeleri üzerinde batı hegemonyasını pekiştirmeyi hedefleyen yaratıcı kaos anlayışının pratiğe dökülmesinden ibaret olduğunu kaydetti.

Muallim, “ülkemde yaşananlar asıl pusula olan Filistin ve Golan’ı kaybetmemize neden olmamalı” diyerek Suriye’nin işgal altındaki Golan topraklarını iade alma hakkına bağlılığını, İsrail işgalinin yasa dışı tüm uygulamalarını reddettiğini dile getirdi.

Suriye’nin Ortadoğu bölgesini kitle imha silahlarından arındırma çağrısını yineleyen Muallim, aynı zamanda nükleer silahların yayılmasını önleme anlaşmasının öngördüğü ülkelerin nükleer teknolojiye barışıl amaçlarla sahip olma hakkının da korunması gerektiğine vurgu yaptığını ifade etti.

Muallim, ABD ve Avrupa Birliği ülkeleri ve diğer ülkelerin tek taraflı ekonomik yaptırımlar uygulama konusundaki ısrarlarının uluslar arası kanun ve serbest ticaret ilkelerine aykırı olduğu gibi ahlaki ve meşru olmadığını belirterek ülkelere ve halklarına uygulanan tek taraflı ekonomik yaptırımları kaldırma çağrısında bulundu.

Uluslar arası örgütte olumlu reform gerçekleştirilmesi yönündeki beklentinin adalet, güvenlik ve halkların refahının sağlandığı bir dünya yaratma arzusundan kaynaklandığını bildiren Muallim, BM’nin halkları daha iyi bir geleceğe götürmesini temenni etti.

Başa dön tuşu
Bugün 22 Eylül 2026 (5) içerik yüklenmiştir.