HaberlerOrtadoğuSuriye

Suriye dışişleri bakanı Velid Muallim son gelişmeleri değerlendirdi

Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Velid el-Muallim Suriye’nin; bir yandan komplonun hacmini, diğer yandan da karşı koymada tüm bileşenleriyle halkının birlik-beraberlik önemini idrak etmesi nedeniyle reform, diyalog ve vatandaşların akan kanını durdurma konularında her zaman tam bir açıklıkla hareket ettiğini söyledi.

Şam’da bugün düzenlediği basın toplantısında Muallim; Suriye yönetiminin, sivil barışçıl ortamda diyalog ve reformları Suriye ve Suriye vatandaşlarına temenni ettiği onurlu yaşamın temelleri olarak gördüğüne işaret etti. Dolayısıyla buna istinaden, diyalogu etkinleştirme ve reform sürecini desteklemede her hangi bir katkı için tüm dost ve kardeş taraflara açık bir politikayla hareket ettiğini belirtti.

Çin ve Rusya’nın Tutumuna Güveniyoruz

Suriye halkının teşekkür ve minnettarlığıyla karşılanan Rusya ve Çin tutumlarının, Suriye’nin sürekli koordinasyon ve işbirliği içinde olduğu müddetçe değişmeyeceğine işaret eden Muallim; Suriye halkını, krizin uluslararası boyutlara taşınması ve Libya senaryosunun tekrarlanmasından endişe duymamasına çağırdı.

Muallim; krizde tırmandırmanın olmadığını, tam aksine sonuna doğru yönelmenin olduğunu söylerken; Suriye’nin krizden kaçmaya değil de çözümü hedefinde çabalarını odaklaştırdığını belirtti.

Milyonlarca vatandaşın istisnasız tüm illerde meydanlara dökülmeleriyle tüm dünyaya Suriye halkının mevcut olduğu mesajını verdiğine dikkat çeken Muallim; aynı zamanda Arap Liginin kararını protesto ettiğini, kınadığını ve mücadeleye hazır olduğunu belirttiğine işaret etti.

Suriye’nin Çağrısını Yeniledi

Muallim Suriye Arap Cumhuriyetinin yayınladığı bildiriyi yeniden vurgulayarak; kabul ettiği Arap Girişiminin tüm eksikliklerine ve boşluklarına ilaveten hükümet ile Arap Komisyonu arasında sağlanacak uzlaşmayla belirlenecek uygulama mekanizmalarından yoksun olmasına rağmen Suriye’nin hala bu girişimde krizin çözümü için uygun bir çerçeve gördüğünü belirtti.

Arap Liginin 12-11-2011 tarihinde bakanlar düzeyinde düzenlediği oturumda Suriye’ye ilişkin aldığı kararın Arap Liginin misak ve yasallığına aykırı olduğunu ifade eden Muallim; Arap Liginin üstüne dayandığı ve Suriye’nin de aralarında bulunduğu ülkelerin belirlediği misak ve ilkelere ne derecede uygun olduğu konusunda kısır bir tartışmaya girmekten uzak bir şekilde Arap Girişiminin hala çözüm için uygun bir çerçeve oluşturabileceğini açıkladı.

Suriye Herşeye Rarmen Tutumlarında Israrlı

Muallim; Suriye’deki kriz sonuçlarının milli güvenliği sarsabileceği ve ortak Arap çalışmasına büyük zarar verebileceğinin dikkate alınması gereğine vurgu yaparak; tüm bunların ışığında Suriye yönetiminin, Arap Ligi merkez binasında olağanüstü bir Arap zirvesinin düzenlenmesi çağrısında bulunduğuna dikkat çekti. Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı; olağanüstü zirvede Suriye’deki krizin çözümü, ülkedeki durumlar ve Arap durumuna olumsuz yansımaları ve Suriye’deki durumlara yapılan çirkef dış müdahalelerin en yüksek Arap düzeyinde ele alınması için olağanüstü zirve çağrısı yapıldığını belirtti.

İçinde bulunduğumuz ayın 16’sından önce Suriye’ye gelecek Arap Ligi komitesinin memnuniyetle karşılanacağını tekrar eden Muallim; bu komitede üye ülkelerin uygun gördüğü askeri ve sivil uzman-denetleyicilerin yanı sıra medya mensuplarının yer alabileceğini, Suriye’de olup bitenleri pratikte görmek ve incelemekle birlikte Arap Girişimi bentlerinin ilgili Suriyeli taraflarla hayata geçirilmesinde yardımcı olabileceğini ekledi.

Suriye’de bir krizin mevcut olduğunu ve bu krize bir çok yönden komploların yapıldığının gizli olmadığını ifade eden Muallim; Suriye’nin devlet olarak tüm bileşenleriyle tutumlarında ısrarı ve Araplığındaki dürüstlüğünün bedelini ödediğini söyledi. Muallim; tüm bunlara rağmen Suriye’nin yumuşamayacağını, yaşamın muhtelif yanlarını kapsayacak reform süreci gölgesinde daha iyi bir yaşama açılan tüm halkıyla daha güçlü ve iyi bir konuma geleceğini vurguladı. Aynı zamanda bir kısım kardeşlerin cefakar tutumlarına rağmen Araplığın atan damarı ve kalbi olarak kalacağını ifade ederek, Suriye’ye yapılan komploların kaderinin başarısızlık olduğunu belirtti.

Milyonlar Suriye Yönetiminin Tutumlarını da Belirtti

Suriyeli vatandaşlarının Cumartesi akşamı ve Pazar günü istisnasız tüm illerde sokak ve meydanlara Arap Liginin kararını protesto etmek için yığılmalarına dikkat çeken Muallim; vatandaşların aynı zamanda Suriye yönetiminin tutumunu belirttiklerini ekledi. Muallim; bu bilinçli ve mücadeleci halktan olan bir kimsenin, kesinlikle endişelenmemesi gerektiğini, çünkü Suriye’nin, bilinçli ve birlik içindeki halkı sayesinde daha güçlü olacağını söyledi.

Muallim; Arap Ligi Kurulunun Suriye’nin üyeliğini askıya alma yönünde aldığı karar ve bu karardaki bentlerin ortak Arap çalışmalarına, Arap Ligi kurumunun amaç ve misyonuna büyük bir tehlike teşkil ettiğine vurgu yaptı.

Karar Önceden Hazırlanmış

Arap Liginin Suriye dosyasını incelemeye başlamasının ilk anlarından beri Genel Sekreterlik ve bir Arap ülkesinin Ligdeki Kanuni İdareden üye ülkelerden birinin üyeliğini dondurmak için misaka uygun olarak kanuni bir araştırma raporu hazırlama talebinde bulunduğuna dikkat çeken Muallim; Suriye’nin üyeliğini askıya alma planının çok daha önceden yapıldığına işaret etti.

Muallim; Arap Dışişleri Bakanları toplantısının 16 Ekim’de Arap Ligi binasında değil de Four Seasons otelinde Suriye heyetinin davet edilmeden yapıldığını kaydederek, Suriye’nin üyeliğini dondurma önerisinin yapıldığını açıkladı. Fakat bir çok Arap ülkesinin bu öneriye karşı çıkmasıyla durumu Şam’da inceleyecek bir Arap bakanlar Komisyonunun teşkil edildiğini ekledi.

Arap Liginden çıkan kanuni araştırmanın elinde olduğunu belirten Muallim; bu araştırmanın, Suriye’nin üyeliğini askıya alma kararının meşru olmadığını ve misaka uygun olmadığını kanıtladığının altını çizdi.

Arap Girişimini Kabul Etmesini Beklemiyorlardı

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Muallim; “kararı alan tarafların; Arap Bakanlar Komisyonunun Cumhurbaşkanı Beşşar el-Esad ile yaptığı görüşme ve Doha’da bulunduğumuz temaslardan sonra şok olduklarını düşünmemiz için elimizde geçerli nedenlerimiz var.. onlar Suriye’nin Arap Girişimini kabul etmesi ve uygulamaya koymasına çok şaşırdılar.. Burada bir noktaya işaret etmek gerekiyor.. Arap ligi Kurulunun 2 Kasım tarihinde toplanması ve Suriye’nin Arap girişimini kabul etmesine eş zamanlı olarak provokatör medya araçları benzeri görülmemiş bir tırmandırmada bulundular.. Aynı şekilde pratikte de silahlı eylemlerde benzeri görülmemiş bir tırmandırma yaşandı.. şeklinde konuştu.

Suriye’nin Arap Girişimini silahlı görüntüleri kentlerden çıkarma ve 553 tutukluyu serbest bırakmakla başladığına işaret eden Muallim; olaylar nedeniyle tutukluların aşamalı bir şekilde serbest bırakılmaları üzerinde anlaşma sağlandığını açıkladı.

Muallim; “ bunlara ek olarak Kurban bayramında yaklaşık olarak 80 gazetecinin Suriye’ye girmesine izin verildi.. Arap Bakanlar Komisyonundan türeyen komitenin gerçekleri pratikte görmesiyle birlikte Bakanlar Komisyonuna rapor hazırlaması için Suriye’ye gelmesini memnuiyetle karşılayacağımızı Arap Ligine bildirdik.. Ayrıca tüm bu süre içinde Arap Ligine muhtelif illere ilişkin durumların ayrıntılarını günlük olarak bildirdik..” dedi.

Arap Girişiminin kaynağı ne olursa olsun şiddete son vermeyi öngören birinci bendi gereğince İçişleri Bakanının silahlılara, silahlarını teslim etmeleri ve aftan faydalanmaları çağrısı yaptığına işaret eden Muallim; ABD’nin provokatör bir müdahale silahlılara bu çağrıya uymama davetinde bulunduğuna dikkat çekti.

Arap Ligi Sessiz Kaldı

Suriye’nin tüm bunları; silahlı grupların devam eden şiddet eylemlerine ek olarak karşılaştığı bir çok zorluklar içinde yerine getirdiğine işaret eden Muallim; bu süreç içinde ABD’nin silahlılara İçişleri Bakanlığının çağrısına uymama çağrısında bulunduğuna vurgu yaptı. Muallim; ayrıca ABD’nin, Arap Ligi Kurulunun toplanmasından iki gün önce Suriye’ye ekonomik ve siyasi yaptırımlara katılmaları çerçevesinde Arap ülkelerine çağrı yaptığına işaret etti.

Muallim; bunun üzerine Suriyenin, ABD’nin bu açıklamalarını garipsediğini ve reddettiğini Arap Ligi Genel Sekreterliğine bildirdiğini kaydederken; aynı şekilde bu açıklamaların teşkil ettiği tehlike, dış müdahaleye zemin hazırlama ve kışkırtma konusunda da bilgi aktardığını ekledi. Suriye’nin; ABD’nin bu açıklamalarının ortak Arap çalışmasına da büyük tehlike teşkil ettiğine dikkat çektiğini söyleyen Muallim; “fakat ne yazık ki; bu açıklamalara ilişkin Arap Liginden hiç bir tepki gelmedi.. Oysa ki bu açıklamalar; Arap Liginin sonlandırmaya çaba gösterdiğini iddia ettiği şiddet eylemlerine teşvik etmektedir.. Durum şu ki ABD Arap liginde üye değildir, ama aslında ve heyetlerin genelinin itirafıyla ABD, gayrı resmi bir üyedir..” dedi.

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Muallim; Suriye’nin bir çok kez Arap Ligine, Suriye hükümetiyle anlaşmaya varılan planı uygulamaya bağlı olduğunu vurguladığını ve Suriye illerindeki güvenlik durumu hakkında gündelik ayrıntılı raporlar sunduğunu ifade etti. Buna rağmen planın ilan edilmesinden sadece iki gün sonra Lig genel sekreteri ve yardımcısının “Suriye’nin plana uymadığını ve uygulamadığını” ifade eden açıklamalarıyla karşılaştığını kaydeden Muallim; Fransa Dışişleri Bakanının da aynı süreç içinde Arap Girişiminin vefatını ilan ettiğine dikkat çekti.

Katarla İlişkilerden Söz Etmek İstemiyorum

Katar ile ilişkilere ilişkin bir soruyu cevaplayan Muallim; bu ilişkilerden söz etmek istemediğini, Doha’da bulundukları temaslardan söz etmeyi tercih ettiğini söyledi.

Suriye’den resmi bir heyetin eşliğinde Şam’da el-Esad ile Arap bakanlar Komisyonu arasında ele alınan konuları tamamlama amacıyla Doha’ya gittiklerini kaydeden Muallim; beş buçuk saatten fazla süren görüşmelerde Şam’da anlaşmaya vardıkları konuları ele aldıklarını ekledi. Muallim; görüşmelerin başında hazırlanmış bir belgenin sunulduğunu ve bu belgeyi reddettiklerini açıklarken daha sonra bir başka belgenin sunulduğunu ve tartışmalar sonucunda ikinci belge üzerinde anlaşma sağlandığını belirtti.

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Muallim; belgede yapılan değişiklikler arasında ulusal diyalogun Şam’da yapılması konusunun yer aldığına işaret ederek; Suriye’nin bu konuda ısrar etmesinin nedenlerine değindi. Muallim bu bağlamda; ulusal diyalogu sadece devlet ve muhalefet arasında olmaması gerektiğini, talepleri olan milyonlarca Suriyelinin bulunduğunu, bu milyonların ne devlet ne de muhalefetin bir parçası olmadıklarını ve mutlaka ulusal diyalogda temsil edilmeleri gerektiğine vurgu yaptı.

Planlanan geniş ulusal diyalog konferansı konusunda ise Muallim; katılmak isteyen herkese açık olduğunu belirterek, dışarıdaki muhaliflerin vatan çıkarlarını tüm çıkarların üstünde tutmaları gereğini idrak etmelerini temenni etti.

Muallim; Suriye’nin kaynağı ne olursa olsun şiddete son vermek istediğini belirterek; kaynağı ne olursa olsun kelimesine vurgu yaptı.

Arap Girişiminin bu konuda mekanizma içermesi gerektiğine işaret eden Muallim; Doha’da bulundukları görüşmede Arap Bakanlar Komisyonunun bunu reddettiklerine dikkat çekti. Aynı zamanda söz konusu mekanizmada en azından; silah kaçakçılığını önleme amacıyla sınırların kontrol edilmesi ve körfez ülkelerinden gelen maddi finansın durdurulmasını içermesi gereğini ifade etti.

Doha’da medyatik kışkırtmalara son verme konusunu da ele aldıklarını ve bu konuda anlaşmaya vardıklarını kaydeden Muallim; fakat Şam’a döndükten sonra bunun olmadığını söyledi. Muallim; yine Doha’daki görüşmelerde Suriye’nin Arap Girişimini kabul etmesi halinde bunu desteklemek için Yusuf Karadavi dahil olmak üzere din adamları aydınlar ve medyacıları seferber edeceklerini belirttiklerini, fakat bunların hiç biri olmadığını da ekledi.

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Muallim; Suriye’de olup bitenlere ilişkin dürüst ve tarafsız bir politika izlediklerini gösteren medya kurumlarının memnuniyetle karşılanacağına dikkat çekti.

Alternatif Kartlar Var

Muallim; Suriye’nin her hangi bir ülke gibi alternatif kartlara sahip olduğuna işaret ederken; Suriye’nin, tutumlarını ifade etmek için meydanlara akın eden milyonlarla gurur duyduğunu, bu milyonların da Suriye’nin elindeki alternatif kart olduğunu belirtti.

Suriye’nin Arap Girişimini kabul etmesinin Suriyeli çabalara bir eş olarak geldiğini ifade eden Muallim; Suriye’de çözümün Suriyeli olduğuna inanıldığının altını çizdi.

Muallim; Suriye’nin, Araplar ve Arap Liginden krizi çözmedeki ciddi çabalarına destek olmalarını beklediğini, fakat Arapların komplocu olmayı tercih etmelerinin kendilerinin bilecekleri bir şey olduğunu açıkladı.

Suriye’nin Rusya ve Çin’in tutumlarına güvenine ilişkin bir soruyu cevaplayan Muallim; Suriye’nin Rus dostlarla sürekli bir işbirliği ve koordinasyon içinde olduğunu belirtti. Aynı zamanda Suriye halkının büyük teşekkür ve minnettarlığına haiz olan Rusya ve Çin tutumlarının değişmeyeceği kanısında olduğunu ifade etti. Ayrıca; Rusya’nın, düzenlenmesi beklenen ulusal diyalogda etkin bir rol oynama isteğinde olduğunu, bunun da olumlu bir şey olduğunu belirtti.

Muallim; Suriye’nin hala Arap liderlerinin bilgeliği ve vizyonlarına güvendiğini kaydederken, Suriye’deki kriz çözümünün Suriyeli olması gerektiğini bildiklerine işaret etti.

Suriye Halkının Endişeye Kapılmasına Gerek Yok

Suriye halkının krizin uluslararası boyutlara taşınması yada taşınmamasından endişelenmemesi gerektiğini vurgulayan Muallim; Suriye’nin Libya’ya benzemediğini belirtti.

Muallim; aynı zamanda savaşta meydana gelen yıkımın 400 milyar dolar civarında olduğu tahmin edilmesine ek olarak NATO’nun verdiği rakamlara göre Libya’ya yönelik savaş faturasının 240 milyar dolar olduğunu, bundan dolayı da Avrupalıların ekonomik sorun yaşadıklarını açıkladı.

Bu açıdan kendisinin endişeli olmadığını belirten Muallim; Avrupalı bir kısım ülkeler ve ABD’nin askeri faktörle değil de, ardı ardına Suriye’ye uyguladıkları ekonomik yaptırımlarla Suriye yönetimini düşürmek istediklerini kaydetti. Muallim; şimdi de Arapların da bu ekonomik yaptırımlara ortak olduklarına işaret ederek; fakat meydanlara dökülen Suriyeli milyonların tüm bunlara gereken cevabı verdiğini ekledi.

Suriye’nin Arap Ligini misaka aykırı davranmakla itham ettiği bir zamanda olağanüstü Arap zirvesine çağrı yapma nedenine ilişkin bir soru üzerine Muallim; çağrının Suriye’nin Arap liderlerine iyi niyetinden yola çıktığını söyledi. Muallim; Suriye’nin, ortak Arap çalışmasının büyük bir tehlike içinde olduğuna inandığını, bu tehlikeyi de uzaklaştırma çabasında olduğunu kaydederek, Arap liderlerin zirve çağrısına uymamaları halinde bunun kendi karaları olacağını ekledi.

O Zamanlarda Böyle Bir İddiada Bulunmadı

Arap Ligi Genel Sekreterinin; sivilleri korumak için denetleyiciler göndermek için Ligin gücü olmadığını, bundan dolayı uluslararası denetçilerden yardım alınmasının gerekli olduğu yönündeki açıklamalarına ilişkin bir soruya cevap olarak Muallim; “ Arap Ligi Genel Sekreteri bu sonuca Ligin kararından sonra vardı.. Öyle ki kararın ikinci bendinde Suriyeli sivillere korumanın temin edilmesi ve bunun ilgili Arap kurumlarla derhal bağlantı kurulmasıyla yapılacağının geçtiğini biliyor.. O sırada Ligin bunun için gerekli olanaklara sahip olmadığını söylemedi.. Diyebileceğim tek şey; günler geçti ve plan ortaya çıktı..” şeklinde konuştu.

Libya senaryosunun tekrarlanması olanağı ve Suriye’nin çözümün Arap olmasına ilişkin ısrarı konusunda Muallim; “size ve halkımıza Libya senaryosunun tekrarlanmayacağını belirtebilirim.. bunun için hiç bir geçerli neden yok.. Suriye’de olanlar, Libya’da yaşananlardan tamamen farklı.. ortak Arap çalışmasına gelince; buna tutunuyoruz.. Bunun da tek nedeni; Suriye’nin Araplığın atan damarı ve çarpan yüreği olmasının yanında, Suriye olmadan ortak Arap çalışmasının olması mümkün değildir.. Bundan dolayı, son bir kez daha fırsat vermek istiyoruz..” dedi.

Arap Bakanların Tutumları Birbirini Tutmuyor

Gözlemcilerin sürpriz olarak karşıladığı kararın lehine oy kullanan Arap ülkelerinin tutumu ve Suriye’nin bazı büyükelçilerini çekmesiyle ilgili telefon alıp almadığı konusunda ise Muallim, bayram tatili sırasında Arap Bakanlar Komisyonu bakanlarıyla temasa geçtiğini, telefon görüşmesi sırasında sergiledikleri tutumun Arap Konseyindeki tutumlarından farklı olduğunu bildirdi.

Bakan Muallim, bunun uygulanan baskının boyutunu gösterdiğine dikkat çekerek “fakat bu kararı oylayanlara, yakınların zulmü daha şiddetli olur diyorum ve karara karşı çıkanlara Arap Ligi misakına bağlı kaldıkları için teşekkür ediyorum” sözlerini ekledi.

Büyükelçileri çekme kararının bağımsız bir karar olarak bırakıldığını, her devletin kararını kendisinin alacağına işaret eden Bakan Muallim, Cezayir’in büyükelçisini çekmeyeceğini açıkladığını, Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri hariç Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin büyükelçilerini iki ay önce çektiğini, İtalya’nın büyükelçisini çekip iade ettiğini bildirdi.

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı, büyükelçileri çekme kararının bağımsız olduğunu ve müdahale edemeyeceklerini ifade ederek ABD’nin büyükelçisinden görüş alışverişinden bulunmak için Washington’a dönmesini istediğini ve yakında Şam’a döneceğine ilişkin bilgiler bulunduğunu kaydetti.

EL- Arabi’nin Tutumu Utanç Verici

Arap Liginin Suriye muhalefetine toplantı çağrısı yapması ve Suriye’nin yurtiçindeki muhalefete toplantıya katılma izni verip vermeyeceği konusunda ise Muallim, “Hasan Abdülazim başkanlığındaki Suriye Koordinasyon Komisyonu ilgili tarafların onayıyla Kahire’de bulunuyor. İlgili Arap Örgütlerinde sivillerin korunması konusunda çıkan kararı okumak istiyorum:”Şiddet ve katliamların durması halinde Arap Ligi Genel Sekreteri BM dâhil İnsan Hakları Örgütleriyle temasa geçecek.” Bunun anlamı ise el-Arabi’nin Libya’daki demecinin ardından ilgili uluslararası örgütlere atladığıdır. Bu da her şeyin daha önce hazırlandığını gösteriyor” dedi.

Bakan Muallim, Arap Ligi Genel Sekreterinin Suriye hükümetiyle değil Suriyeli muhalif kesimlerle görüş alışverişinde bulunacağını söylediğini hatırlatarak bu noktanın utanç verici olduğunu, Suriye’nin Arap Ligi kurucu üyesi olduğunu ve el-Arabi’yle görüş alışverişinde bulunmanın Suriye’yi onurlandırmayacağını dile getirdi.

Ortak Arap Çalışmasından Vazgeçmemiz Mümkün Değil

Siyasi ve ekonomik yaptırımlarla ilgili icraatların alınması durumunda Suriye’nin ortak Arap çalışmasına bağlı kalması ve alternatif seçeneklere başvurması konusunda ise, “Tüm Suriyeli vatandaşlara, kendilerine ne kadar para ödenirse ödensin vatanın herkesten önemli olduğunu söylüyorum. Elimizde seçenekler bulunuyor. Araplığın kalbi olarak ortak Arap çalışmasından vazgeçmemiz mümkün değil” diye konuştu.

Arap Liginin Suriye ve Filistin için kurulduğunu, Filistin davasındaki rolünden vazgeçilemeyeceğini ve bu davanın her Suriye’deki her evin davası olduğunu belirterek Suriye’nin bu dava uğruna maddi ve beşeri kayıplar verdiğini ve Golan’ı kaybettiğini, bu nedenle ortak Arap çalışmasına tutunduğunu hatırlattı.

Muallim, Arap Liginin Filistin için ne yaptığını sorgulayarak Katar’ın başkanlığındaki Arap barış girişimi komitesinde Filistin’in BM’ye üyeliği konusunda alınan kararların bile Güvenlik Konseyinde 9. oy olması amacıyla Afrika ülkelerini ikna etmede başarısız olduğuna dikkat çekti.

İlişkilerin Seyri Türkiye’nin Yönelimlerine Bağlı

Son olayları ardından Suriye-Türkiye ilişkilerini seyrine ve İran-Suriye stratejik ilişkilerinin olaylara etkisine değinen Bakan Muallim, Suriye ile İran arasındaki ilişkilerin sabit ve derin olduğunu, bu ilişkilerin hiçbir Arap ülkesi ve özellikle Körfez ülkeleriyle ilişkilerin aleyhine kurulmadığını bildirdi.

“Türkiye ile ilişkilere gelince, defalarca bunun Türkiye’nin yönelimlerine bağlı olduğunu söyledim. On yıl süresince kurulanları tamamlamak istiyorlarsa biz hazırız. Durmak ya da komplo kurmak istiyorlarsa biz ona da hazırız” diye ekledi.

Bazı insanların devletin kendilerini korumakta yetersiz kaldığını hissettikleri konusunda ise Muallim, devletin görevinin sivilleri korumak ve yasadışı silahlı gruplarla mücadele etmek olduğunu söyledi.

Kararlara Bağlı Kalmamaları Arap Rollerinden Vazgeçtikleri Mesajı Taşıyor

Gecikme ya da gecikmeme konusunda ise, Suriye’nin Arap Ligine silahlı görüntülerin kentlerden kaldırılmasını öngören ortak Arap belgesine bağlılığını göstermeği istediğine, ordu güçlerinin yerine asayiş güçlerini konuşlandırdığına, gecikmenin bundan kaynaklandığına değindi.

Suriye hükümetinin neden pratikte bir şey yapmadığı ve Suriye Dostları Konferansı düzenleme ya a oturum düzenlemesi amacıyla İslam Konferansı Örgütüne başvurma gibi alternatiflere başvurmadığı sorusunu yanıtlayan Muallim, “bu güne kadar ortak Arap çalışmasının krize çözüm bulma değil de krizden çıkışa katkıda ve yardımda bulunmanın temelini oluşturduğuna inanıyoruz. Fakat bu yarın değişebilir.Araplar dün çıkan kararlara bağlı kalmazlarsa, bu Arap rolünden vazgeçtiklerine dair net bir mesaj oluşturacaktır” diye belirtti.

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakan Suriye’nin 16 Kasımdan önce ne yapacağı sorusuna cevaben, Suriye’nin halkın çıkarlarına hizmet etmesi nedeniyle Arap çalışma planını uygulamaya devam edeceğini söyleyerek şiddeti durduracak bir mekanizma belirlenmesini talep ettiklerini, onlara silahlıların liderleriyle temasa geçip geçmediklerinin sorulduğuna ve bunu yalanladıklarının altını çizdi.

Sınırları Koruyabilecek İşbirliği Yolları Bulabilirlerdi

Muallim, Suriye ile civar ülkeler arasındaki sınır bölgelerini korumak amacıyla işbirliği yolu bulabileceklerine dikkat çekerek özellikle Türkiye’den akan kaçak silahları kastettiğini, bununla birlikte silahlı grup liderlerine gelen mali havaleleri denetleyebileceklerini ve en önemlisinin kaynağı bilinen medya kışkırtmalarının durdurulmasının olduğunu beyan etti.

Körfezi ve bölgeyi yok etmek amacıyla İran dâhil bölgeyi küresel mali krize paralel olarak vurma stratejik planına ilişkin soruyu yanıtlayan Muallim, bu sorunun verilere ihtiyacı olduğunu ve bu verilerin bugün var olmadığını söyledi.

Bakan Muallim, İran’ın ve Körfez ülkelerinin tehdit edilebilecek kolay ülkeler olmadığını dile getirerek olumsuz rollerine rağmen Körfez ülkelerine güvenlik ve istikrar dilediklerini kaydetti.

Amerikalılar İncirlik Hava Üssüne Yıllardır Girip Çıkıyor

Türkiye’deki İncirlik Hava Üssüne 4 casus uçağı indiğine ilişkin haberler konusuna değinen Muallim, bu üssün uzun zamandır mevcut olduğunu, Amerikalıların üsse istedikleri zaman girip çıktıklarını, bu konuda yorum yapmayacağını vurguladı.

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Şam ve Lazkiye’deki bazı diplomatik temsilciliklerin maruz kaldığı saldırılara ilişkin resmi tutum konusunda şunları söyledi: Suriye Dışişleri Bakanı olarak özür diliyorum. Bilinçli halkımızın bunu tekrar etmeyeceğine inanıyorum. Devlet olarak Viyana anlaşması uyarınca Büyükelçiliklerin güvenliğini sağlama sorumluluğu taşıyoruz. Bu nedenle özür diliyorum” dedi.

Türkiye’nin Tampon Bölge Kurma İhtimalini Uzak Tutuyorum

Türkiye’nin önümüzdeki aşamada tampon bölge kurmaya hazırlandığı konusundaki resmi tutuma değinen Muallim, Suriye’nin toprağının her karışında egemen bir ülke olduğunu, toprağını ve egemenliğini savunacağını bildirerek “şahsi olarak Türkiye’deki kardeşlerimizin bu adımı atacakları ihtimalini uzak tutuyorum” dedi.

Arabiye televizyonun yayınladığı asılsız haberler konusunda ise, Suriye halkını korkutmayı hedefliyorlarsa eğer halkımızın bilinçli olduğunu, füze depolandığı ya da tampon bölge kurma hazırlıkları konusunda hiçbir bilgi almadığını, bunların kışkırtma ve halkı korkutma hedefi taşıyan medya yorumlarından ibaret olduğunu belirtti.

Bakan Muallim, Suriye Büyükelçisinin Washington’a dönüşünün ABD Büyükelçisinin Şam’a dönmesine bağlı olup olmadığına ilişkin soruyu, “büyükelçilerini istedikleri zaman iade edebilirler ve bizde aynı hakka sahibiz” şeklinde yanıtladı.

Suriye’nin Şangay İşbirliği Örgütüne katılarak Rusya ile ilişkilerini geliştirme olasılığı konusunda ise Muallim, Rusya, Çin, Hindistan, Güney Afrika, Brezilya ve Lübnan’a güvenlik konseyindeki tutumlarından dolayı teşekkür ederek Rusya ile ilişkilerinin sınırsızca pekiştirilebileceğine vurgu yaptı.

Suriye Ordusuna Şiddet ve Katliamlara Karışmama Çağrısı Arsız Bir Çağrıdır

Fransız Siyonist Filozof Bernard Levy’nin Le Parisien dergisinde Suriye hakkında yazdıkları ve Arap tutumuyla ilgisi konusunda ise Muallim, Levy’nin yazdıklarını Arap Ligi Genel Sekreteri ve kararı onaylayan bakanlara havale ettiğini söyledi.

“Suriye ordusuna sivillere yönelik katliam ve şiddet eylemlerine karışmama çağrısında bulunmaktan daha arsız bir şey olabilir mi. Ordumuzun kahramanlıklarını, Filistin için ve Kuveyt’in bağımsızlığını savunma uğruna sunduğu fedakârlıkları unutmuş görünüyorlar. Ordumuz bugün Suriye halkını silahlı gruplardan koruyor. Kanımca Suriye ordusundan utanmaları gerekiyor” diye ekledi.

Lübnan Parlamento Başkanı Nebih Berri’nin Suriye konusunda Taef Konferansı düzenleme önerisine ilişkin soruya cevaben Bakan Muallim, bu konuda hiçbir şey duymadığını, yönetime danışmadan bu soruyu yanıt veremeyeceğini bildirdi.

Arapların Suriye Halkını Cezalandırması Düşünülemez

Suriye’nin silahlı gruplarla mücadele ettiğine ilişkin savunmasına Arap Liginin kulak asmadığı konusunda ise, Arap Liginin eskimiş örtüsünü çekmesinin Suriye’yi soğuktan dondurmayacağını, Arap Ligi kararının hükümete karşı siyasi ve ekonomik yaptırımlar içermesinden halkın etkileneceğine dikkat çekerek Arapların Suriye halkını cezalandırmasının makul olmadığına vurgu yaptı.

Düzenlenmesi durumunda Suriye’nin çağrıda bulunduğu Arap zirvesinden beklentilere ilişkin bir soruya cevaben Muallim, “Arap Liginde olağanüstü bir Arap zirvesi düzenleme çağrısında bulunduk. Arap liderler çağrıya yanıt verirse bu olumlu bir gelişmedir. Yanıt vermezlerse de bu kendi kararları olacaktır. Kanımca bu durumda hiç birimizin vicdanı rahat olmayacak” dedi.

Arap Ligi Kurnazca ve Kötü Niyetle Davrandı

Arap Liginde Suriye krizinin çözümü konusunda yeni icraatlar beklenip beklenmediği konusunda Muallim, çözümde ilerleme sağlandığını, çözümde sonun başlangıcına ulaşıldığını ve reform programının netleştiğini söyleyerek Arap Liginden fazla söz etmek istemediğini, son kararının kurnaz ve kötü niyetli olduğunu, bu nedenle ondan başka şeylerin de beklenebileceğini ifade etti.

Türkiye Suriye’nin Boşalan Koltuğunu Dolduramaz

Bakan Muallim, Suriye’nin 16 Kasımda Rabat’ta düzenlenmesi beklenen 4. Arap-Türk Diyalog Forumuna katılıp katılmayacağı sorusuna cevaben, toplantının iki ay önce kararlaştırıldığını bildirerek “forum değişimli olarak bir kez Türkiye bir kez de Arap ülkelerinden birinde düzenleniyor. Türkiye’nin Suriye’nin Arap Ligindeki boş koltuğunu doldurabileceğini sanmıyorum. Suriye toplantıya 10 Kasım tarihinde davet edildi ve Arap Konseyi kararını 12 Kasımda aldı. Fakat toplantıya katılmayacağım. Sonuçlara atlamak istemiyorum. Suriye konusu Arap Ligi gündemine yerleştirildiğinden bu yana bu analizi yapmıştık. Bu nedenle bu kararı onaylayanlardan her şey beklenir. Halkımız ve biz daha önemliyiz. Halkımız ve ordumuz ve asayiş güçlerinin verdiği fedakârlıkların boşa gitmemesi daha önemli” dedi.

Ekonomik yaptırımlar ve uygulanması durumunda Suriye ekonomisinin geleceğine etkisine ilişkin soruyu yanıtlayan Muallim, bu soruyu yanıtlamaktan utandığını, çünkü Arap halkının herhangi bir Arap ülkesindeki Arap halkının acı çekmesini kabul edebileceğini sanmadığını, belki bazı rejimlerin isteyebileceğini dile getirdi.

Ayrıca, ekonomik yaptırımların utanç verici olduğunu ve Arap Liginde daha önce görülmediğine işaret etti.

Sakin Bir Diplomasi İzliyor Çünkü Diğerlerinin Doğru Yola Gireceklerine İnanıyor

Suriye’nin teröristleri destekleyen ülkelere saldırmak ve açıkça yanıt vermek yerine diplomatik yollara başvurduğunu ve bunun Suriye halkını rahatsız ettiği konusunda Muallim, “daha açık ve net olup hücuma geçmek isterdim. Arap Zirvesine çağrıda bulunup anında baltalayamam. Ben bu çağrının başarıya ulaşması için objektif davranmaya çalışıyorum. Bazı tutumlarımızda yetersiz kalmış olabiliriz fakat sakin bir diplomasi izliyoruz. Her türlü baskıya katlanıyor ve bilgelikle ele alıyoruz. Çünkü diğerlerinin zamanla doğru yola gireceklerine inanıyoruz” diye belirtti.

Kullanmasını Göze Alamayacakları Büyük İmkânlara Sahip Olduğunu Biliyorlar

Suriye sokağının Arap Ligindeki üyeliğin askıya alınması ardından olası bir savaştan endişe duyduğuna ilişkin soruyu karşılık Bakan Muallim, Suriye’nin çabalarını krizi çözmeye yoğunlaştırdığını ve krizden kaçmadığını belirtti.

“Bu benim tahlilim değil bize Libya durumunun Tunus ve Mısır’ı etkilemesinde endişe duydukları için Libya’ya müdahale ettiklerini söyleyen Katarlı kardeşlerimizin tahlili” diye konuştu

Muallim, Suriye Arap tutumunda objektifsizlikte hangi noktaya ulaşırsa ulaşsın İsrail’le çatışan ve toprağı işgal edilen bir devlet olduğunu, Suriye’nin askeri maliyet açısından Libya olmadığını ve Suriye ordusunun kullanılmasını göze alamayacakları büyük imkânlar bulunduğunu bildiklerine dikkat çekti.

Söz Değil İcraat Bekliyoruz

Suriye’ye uygulanan baskıların ABD ordusunun Irak’tan çekilmesiyle ilgisine değinen Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı, bütün bölgenin birbirine bağlı olduğunu, Amerikan güçlerinin Irak’tan yenilgiyle çıktığını, güçlerinin kalması için çaba harcadıklarını fakat Irak halkının bunu reddettiğini dile getirdi.

Muallim, bu çekilmenin görüntüsünü hafifletmek amacıyla Suriye’ye yönelik baskıların tırmandırıldığına işaret ederek komployu planlayanların Ramazan ayının son olması beklentisi içinde bulunduklarını, ikinci aşamada ise sonun 16 Kasım’da reform hareketinin yıldönümünde olmasını planladıklarını, fakat başarısızlığa uğrayacaklarını vurguladı.

Üçüncü aşama olarak Amerikan güçlerinin Irak’tan çekilme tarihi 1-1-2012 tarihini seçebileceklerini bildiren Muallim, “biz planın tüm kartlarına sahibiz. Hiçbir kuruntumuz yok. Suriye ve halkına özen gösterildiği, sivillerin korunması gibi parlak sözlere kanmıyoruz. Biz söz değil icraat istiyoruz” dedi.

Başa dön tuşu
Bugün 24 Temmuz 2026 (10) içerik yüklenmiştir.