
Suriye televizyonu dün akşam, Dera’da tutuklanan yeni bir silahlı terör grubu üyesinin itiraflarını yayınladı.
1983 Dera iline bağlı Neva doğumlu ve ilkokul mezunu silahlı terör grubu üyesi Yaser Abdo el-Nabilsi sahte altın para, başkasına zarar verme ve sahte para satmaktan bir kaç kez değişik sürelerle cezaevine girdiğini söyledi.
Nabilsi, en son ceza evinden çıkmasından üç gün sonra Rafet Mahmut el-Nabilsi adında bir kuzeninin (amcasının oğlu) evine geldiğini ifade ederek, o sırada eski taşlarla inşa edilmiş bir camiden sesler duyduğuna işaret etti.
Bunun üzerine kuzeniyle birlikte camiye gittiklerini ve orada Şeyh Hamis ve İsbir kod adlı Şeyh Muhammed Şükrü’nün mikrofonla toplananlara seslendiklerini gördüğünü söyleyen Nabilsi, şeyhlerin kendisini görünce duraksadıklarını ve kuzenine “bu kim diye sorduklarını, kuzeninin “yabancı değil, bu benim kuzenim,üç gün önce ceza evinden çıktı, bizler de ona yardımcı olacağız” dediğini anlattı.
Yaklaşık olarak 15 dakika sonra İsbir adında bir kişiyle cami yakınında kurulan bir çadırda buluştuklarını kaydeden Nabilsi, kuzeninin kendisini övmesi ardından İsbir’in kendisine 50 bin lira verdiğini açıkladı. Aynı zamanda İsbir’in kendilerinden Neva bölgesindeki istihbarat merkezini gözetlemelerini talep ettiğini belirtti. Bunun üzerine aralarında İsbir’in de bulunduğu silahlı 2-3 kişiyle birlikte gece saat 00:15 civarında Neva istihbarat Merkezine doğru yürüdüklerini ve yaklaşık olarak 1.5 saat sonra gözetlemede bulunduklarını söyledi.
Nabilsi, ardından el-Ğarbi Camisine döndüklerini, dürbünü ve silahı olan İsbir’in Şeyh Hamis’e hiç bir hareket görmediklerini, sadece 15 dakika kadar bir ışık yandığını ve sonra söndüğünü gördüklerini bildirdi.Bunun üzerine Şeyh Hamis; “yarın onlara bir mesaj göndereceğiz, ya merkezi terk ederler, yada onlara saldıracağız” dediğini ifade etti.
Cuma günü hiç bir eylemde bulunmadıklarını ve Cumartesiye kadar beklediklerini söyleyen Nabilsi; “Şeyh Meskin’ bölgesine giderken Dail ve Ibtaa bölgelerinden gelen gruplarla buluştuk. Yaklaşık olarak 40 kişi kadardılar. Şeyh Hamis, İsbir ve bir kaç kişi daha Polis Karakolu kapısını çaldılar. Kapıyı açan polislere dışarı çıkmalarını, aksi halde karakolu onlarla birlikte yakacağımızı söyledik. Karakoldaki polisler, yüksek sayıdaki bizlere karşılık veremeyeceklerini anlayarak, karakoldan dışarı çıktılar. Ardından bir kaç kişi karakol çevresinde ve pencerelerinde benzin dökerek ateşe verdiler” dedi.
İtiraflarına devam eden Nabilsi; “Silahlarımızla birlikte Şeyh Meskin’den çıkarken, İzra köprüsünde tank ve otomatik silahların bulunduğunu gördük. Köprüye ulaşmadan önce İsbir ve bir kişi daha askerlere karşı ateş açtı. Bunun üzerine askerlerden biri otomatik silahıyla karşılık vermesiyle Dail’den iki Ibtaa’dan da iki kişi öldü. Asker sayısının büyük olduğunu ve saldıramayacağımızı anladığımızda, daha sonra bir saldırı planıyla geri gelmek üzere ölenlerin cesetlerini yerde bırakarak oradan kaçtık” diye konuştu.
Dail ve Ibta gruplarının geri çekilmek istemediklerini ifade eden Nabilsi, İsbir’in onları bu konuda zorla ikna ettiğini, aksi halde hepsinin öleceklerini söylediğini bildirdi.
Nabilsi, geri dönerken Şeyh Meskin’e uğradıklarını, ardından Neva İstihbarat Şubesine gittiklerini ifade ederken, İsbir’in şube binasına bir kaç el kurşun sıktığını fakat karşı ateş açılmadığını söyledi.
Daha sonra Neva’daki Cami sahasına kadar yollarını tamamladıklarına işaret eden Nabilsi; tüm bunların Cumartesi günü olduğuna dikkat çekti.
Silahlı terör grubu üyesi Nabilsi, İsbir’in herhangi bir duruma karşı önlem olarak orada bulunanları topladığını ve silah dağıtması ardından Neva’ya gittiklerini, fakat orada bir şey olmadığını söyledi.
Nabilsi, silahlı kişilerin Pazar sabahı saat on civarında camide toplandıklarını, ardından saat 16 sıralarında tekrar toplandıklarını, saat beş civarında da istihbarat şubesine doğru hareket ettiklerini söyledi.
O sırada kendisinin evde olduğunu, sokaktan gösteri sesleri duyması üzerine gösteriye katıldığını söyleyen Nabilsi, istihbarat şubesine gittiklerinde kuzeninden silahı alarak bir askere ateş açtığını ve onu öldürdüğünü itiraf etti.
Nabilsi; “göstericiler arasında silahı olanlar güvenlik güçlerine ve binaya ateş açmaya başladı. Binanın damında makineli tüfeği bulunan bir güvenlik mensubu vardı. Bizlerden 4 kişiyi öldürmesi ardından kuzenim, 30 mermi alan otomatik silahıyla damın üstündeki güvenlik mensubunu öldürdü. Kapıda duran güvenlik mensupları da ölmüşlerdi. Binaya yaklaştığımızda bir kısım kişiler duvarları balyozla kırdılar. Kapıya saldırdık ve her tarafa benzin döktükten sonra binayı içindeki güvenlik mensuplarıyla ateşe verdik” diye konuştu.
Nabilsi; “güvenliğe ait bir aracın içinde silahı olmayan güvenlik mensubunu kurşun yağmuruna tutmamızın ardından Şeyh Hamis’in emirleriyle onun kafasını kestik. Kapıda ateş açtığımız, fakat henüz ölmeyen bir güvenlik mensubu vardı. Onu demir kapıya bağlayıp kafasını ve başka yerlerini kestik. Aynı zamanda başka güvenlik mensuplarının da cesetlerini parçaladık” dedi. Nabilsi, içeriye dolandıklarını, arka kapıdan kaçmaya çalışırlarken dört güvenlik mensubunu gördüklerini ve onlara ateş açarak öldürdüklerini söyledi. Nabilsi, kuzeninin merdivende dumandan boğularak ölen iki güvenlik mensubunun yüzlerine kurşun sıktığını ekledi.
Eylemde terör gruplarından birinin karnından diğerinin de ayağından yaralandığını açıklayan Nabilsi, Şeyh Hamis ve başka göstericilerle birlikte onları hastaneye kaldırdıklarını, hastaneye ulaştıklarında da kapıda bir doktorun onları karşıladığını anlattı.
Terör grubu üyesi, Şeyh Hamis’in, içindeki insanlarla birlikte ateşe verdikleri güvenlik merkezinde ele geçirdikleri silahları saklaması amacıyla kuzenine verdiğini söyledi.
Şeyh Hamis’in kendileriyle yürümek için getireceği kişi başına beş bin lira verme vaatlerinde bulunduğunu söyleyen Nabilsi, ona on kişi getirdiğini ekledi.
Nabilsi, kendileriyle birlikte askerlere ve güvenlik güçlerine saldırı eylemlerinde bulunan bir çok kişinin adını verdi.
