HaberlerOrtadoğuSuriye

Suriye’de güvenlik güçleri kılığına giren teröristler suçlarını itiraf etti

Şam’da silahlı bir terör grubu, güvenlik güçleri kimliğine bürünerek ildeki kimi bölgelerde fesat yayma girişimlerinde bulundu. Gasp ve hırsızlık eylemleri düzenleyen grup, Şam Çevre Kenti Emniyet Müdürlüğü Cinayet Şubesi tarafından kıskıvrak yakalandı.

Kamışlı ili doğumlu, Rükneddin bölgesinde ikamet eden Hüseyin Halef Halef adlı terörist, Mudar Cevdet adlı arkadaşı ve birkaç gençle birlikte Ramazan ayından üç gün önce Şam Çevre Kent’e bağlı Ceyrud bölgesinde güvenlik güçleri kimliğine bürünerek, devlete karşı gizli belgeler ve silah arama gerekçesiyle vatandaşların evlerine girdiklerini ve havzalarında tabancalar ve otomatik silah olduğunu itiraf etti.

Suriye Televizyonu’nun yayınladığı itirafında terörist Halef, “Ceyrud’ta bir eve sabah saat 4 sularında girdik. Teftiş ettik ve altın ile çeşitli değerli eşyalar aldık. Ramazan ayının dördünde de başka bir eve, sabah saat 3 gibi girdik. Evin sahibine siyasi güvenlik şubesinden olduğumuzu söyledik. Evden 100 Bin SL aldık. Ev sahibinin oğlunu da alarak naylon bir poşet giydirdik ki, gerçekten güvenlik güçlerinden olduğumuzu zannetsinler. Çocuğu arabaya bindirdik, iki kilometre sonra da indirerek, amcasının oğlu ile devlete zarar verecek suçlar organize ettiği suçlamasında bulunduk” dedi.

Mudar’ın eylemlerden önce bilgi topladığını kaydeden Halef, Nebek bölgesinde bir ev tespit ettiklerini ve eve baskın düzenlediklerini söyledi. Evden iki tüfekle birlikte naylona sarılı iki sandık altın çaldıktan sonra Mudar’ın babasının çiftliğine gittiklerini ifade eden Halef, evlerden çaldıkları miktarın 150 Bin SL ile yaklaşık bir buçuk kilo altın olduğunu belirtti. Daha sonra da Yebrud’da yine güvenlik güçleri kimliğine bürünerek bir eve girerek teftiş yaptıklarını ve içinde para olduğunu zannettikleri bir çanta aldıklarını söyleyen Halef, sözlerine şöyle devam etti:

Daha sonra Şam’a geçtik. Caramana bölgesinde el-Kebbas köprüsü yakınlarında bir doktorun evine girdik. Yakında evleneceğini ve çok parası olduğunu işitmiştik. Eve girdik, Mudar, doktorun üzerine tabanca doğrulttu. Doktor teslim oldu, bağladık. 125 Bin SL aldıktan sonra oradan ayrıldık.

Bu eylemden sonra Han el-Şeyh’e gittik. 50 Milyon SL değerinde bir altın ticareti döneceğini işitmiştik. Alıverişi yapacak adamın evine baskın yaptık. Ellerinde sadece 20 Bin Dolar ve 1 Milyon SL vardı. Ne varsa aldık ve çıktık. Oradan milyarder ve büyük şirketleri olduğu duyumunu aldığımız bir adamın Ayn Mennin’deki evine girdik. Eve girdik. Yaşlı bir adam olduğunu gördük. Gençler onu bağladı ve gözlerini örttü. Evde torunu da vardı, onu da bağladık. Tüm evi aradık. Evde altın kaplama çatal bıçak takımı bulduk. Buna ek olarak 350 gram altın vardı… Dahiye el-Esad bölgesinde zengin bir adamın evine gece saat dokuz civarında girdik. Adamı bağladık. Oradan da 4 yüzük, bir saat ve 8 Bin SL çaldık…

Diğer taraftan Rükneddin sakinlerinden pikap şoförü Ahmet el-Muhammet de, ülkedeki olayları fırsat bilerek grubuyla birlikte çeşitli evlere girdiklerini ve 400 bin SL çalabildiklerini itiraf etti.

Diğer taraftan Muhammet Mudar Cevdet de, grubunun işlediği suç eylemlerinin çoğunu kendisinin planladığını itiraf ederek, teşkil ettikleri iki grubun üyelerinin adlarını ve gerçekleştirdikleri eylemlerin ayrıntılarını itiraf etti.

Öte yandan Ferzat Hurmi adlı vatandaş bu grup eliyle maruz kaldıkları hırsızlık olayının ayrıntılarını Suriye Televizyonu’na anlattı.

25 Eylül 2011 tarihinde erkeklerden meydana gelen bir grubun, evine baskın düzenleyerek güvenlik güçlerinden olduklarını iddia ederek odaları teftiş etmeye başladıklarını kaydeden Hurmi, soyguncuların evdeki bileziklerle birlikte 3 cep telefonunu aldıklarını ifade etti.

Soyguncuların aynı zamanda komşusu Hüseyin Haddu’nun evine de girdiklerine işaret eden Hurmi, oradan da 25 Bin SL çalındığını belirtti.

Hurmi sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu adamlar oğlumu gösterilere çıkmakla töhmet etti. Benim de ülkeyi kötüleyen şeyler yaptığımı iddia ettiler. Onlardan kimliklerini göstermelerini istedim. Bana ülkenin içinde bulunduğu bu koşullar altında güvenlik güçleri kimliğini göstermiyor, diyerek beni şubede hesap sormakla tehdit ettiler. Bu esnada eşim yakınlarımızı ve polisi aradı. Evimdeki değerli her şeyi alıp çıktıktan sonra polis olan komşuma giderek olanları anlattım. O da ilgili yerleri arayarak tüm karakollara ve teftiş noktalarının haberdar olmasını sağladı. Kısa bir süre sonra Cinayet Şubesi’nden bir yüzbaşı beni aradı. Oğlum ve komşumla birlikte karakola giderek suçluları teşhis ettik…”

Başa dön tuşu
Bugün 06 Ekim 2026 (63) içerik yüklenmiştir.