
Suriye uydu televizyonu Perşembe günü, Homs ilinde gösteri yapan vatandaşları, askerleri ve güvenlik mensuplarını öldürdüklerini itiraf eden silahlı bir terör grubunun itiraflarını yayınladı.
Homs iline bağlı Babaamro bölgesinden silahlı terör grubu üyesi Ahmet Faysal el-Levz; (1980 doğumlu –ilkokul mezunu) işyerimden dönerken Nadir Ebu el-Zeheb adlı kişinin kendisinden gösterilere katılmasını istediğini, reddettiğinde de 25 Suriye lirası (1 $ = 47 Sl) verdiğini söyledi. El-Zeheb adlı kişinin kendisine tabi grubunun gösterilere ve eylemlere hazır olduğunu ifade ettiğini kaydeden Levz; daha sonra kendisine istediği her şeyi temin edeceğini, üç gün içinde savaş tüfeği vereceğini, temin edememesi halinde Nasır el-Nahar adlı kişiye gidip ondan tüfek talep etmesini istediğini söyledi.
Ebu el-Zeheb’ten parayı aldığına pişman olduğuna işaret eden Levz, ikinci görüşmelerinde ise parayı geri iade etmeye çalıştığını fakat Ebu el-Zeheb’in kabul etmediğini ekledi.
Levz 15 gün sonra Ebu el-Zeheb ile tekrar görüştüğünü ve kendisine 15 bin lira daha vermesi ardından istediği her şeyi ona bildirebileceğini ve isteklerinin temin edileceğini söylediğini açıkladı. Levz, iki gün sonra yeniden buluştuklarında ise silahı Nasır el-Nahar’dan temin edeceklerini söylediğini ekledi.
Levz, iki gün sonra el-Nahar ile bir araya geldiğinde kendisine 30 mermi ile kaleşnikof otomatik silah verdiğini, şarjör olmadığı için kendisinin temin etmesi gerektiğini söylediğinden dolayı silahı alıp evinde sakladığını ifade etti. Oradan el-Şeyh ailesinden Vael ve Rebi adlı arkadaşlarıyla görüşerek şarjör temin edip eve döner.
Levz sözlerine şöyle devam eder: Akşamleyin arkadaşlarımla yeniden görüştüm. Vael bana gösteriler başlayacağı için silahı hazırlamamı söyleyince evden silahı alıp kendisine teslim ettim ve oradan camiye gidip namaz kıldım. Çıktıktan sonra Vael’in evinden silahı alıp Covbar’dan başlayıp Sultaniye’ye, oradan Baba Amru’ya ve el-Remliye’ye kadar göstericilerin arkasında gidiyorduk. Güvenlik güçleri kenara çekilince bizler de göstericilerin ardında ilerlemeye devam ettik. Motorsikletlerimizle güvenlik güçlerinin yanından geçerken silahlarımızı gizliyorduk zira onlar da bize karışmıyordu. Bu şekilde Baba Amru’yu geçtiğimiz halde hiçbir çatışma çıkmadı.
Abulzeheb’in mazot ve sigara kaçakçılığı yaptığını, Nadir Hassuna’nın da manavlıktan pikap satışına, oradan da mazot kaçakçılığı işine girdiğini söyleyen Levz, sözlerini şöyle sürdürdü:
O gösteriden 3 gün sonra Ebulzeheb’i gördüm. Gösterilerin büyüdüğünü dolayısıyla tanıdığım herkesi gösterilere çağırmamı söyledi. Sonraki Cuma Sultaniye’den Rebii Şeyh, Faruk Kesriye, av tüfeğiyle gelen Vael Şeyh ve pompalı silahıyla Rakan Hedyavi’yi getirmemi istedi. Bende de kaleşnikof vardı.
Ertesi Cuma motosiklete elinde silahıyla Ahmed Sabuh’u alıp bahçelerin arasında gizlendik. Geç kaldığımızdan dolayı camiye giremedik. Gösteri başlamıştı. Biz de motosikletle onlar sahaya ulaşıncaya dek takip ettik. Orada Ebulzeheb ve grubu iki saat boyunca havaya ateş açtıktan sonra herkes evine dağıldı.
Ebuzeheb ile her Salı ve Çarşamba günü toplanıyorduk. Planın uygulanmaya devam edilmesi gerektiğini söyledi. Köprünün oradaki göstericilere yaklaştık. Ebulzeheb’in yanında bu sefer tanımadığım kimseler vardı. Bana bir göstericiyi işaret ederek ateş etmemi istedi. Neden diye sorduğumda bana “bunun için para alıyorsun” dedikten sonra “peki neden göstericileri vuruyorum ki?” soruma şu cevabı verdi: Güvenlik güçlerini suçlamak için… Benim dışımda Ebulzeheb, Nadir Hassuna’dan da bir göstericiye ateş etmesini istedi. O da benim gibi bir göstericiyi vurarak öldürdü.
İki gün sonra Ebulzeheb bana öldürdüğüm göstericinin adının Mahmud el-Cura, Hassuna’nın öldürdüğünün adının ise Ahmed el-Susa olduğunu söyledi.
Daha sonra Ebulzeheb ile her gün toplanmaya başladık. Bu günlerde bizlere İmad Kürdi, Baha Kürdi, Vecih Avde, Abdurrahman el-Sayeğ, Ziyad Şufen ve Muhammet el-Salih katıldı. Ebulzeheb bizlere kalabalıklaştığımızı ve bizlere 6 kişinin daha katılacağını, gösterilerde her birimizin bir bölgeden göstericilere yaklaşacağını söyledi.
Camilerden çıktıktan sonra göstericileri takip edip Covbar’a kadar ulaştığımızda güvenlik güçlerinin kurduğu barikatın oraya kadar vardı. Bizden geri dönmemizi istediler. Biz reddedince havaya ateş açtılar. Ben, Rebi el-Şeyh, Vael el-Şeyh ve Rakan Hudyavi barikata doğru ateş etmeye başladık .Ebulzeheb’in grubu Basatin’den, önderini bilmediğim üçüncü grup da Baba Amru’dan ateş ediyordu. Güvenlik güçleri yoğun ateş altındayken diğer polisler arabalarına binip Kafar Aya’ya doğru uzaklaşırken, 6 tanesi öldü, biri karnından öteki belinden yaralı iki polis kaldı.
Göstericilerden Halid İbn Ebu Şahhud iki silah alırken Halid Zueyb barikattakilerin silahlarını aldı. Hammud Zueyb, Ebulzeheb ve Nadir Hassuna yaralı polisleri bir araca koyarak mezraya götürürken beni de çağırdılar. Motosikletime binip Hammud Zueyb’in çiftliğine takip ettim. Yolun ortasında yaralı polislerden biri Zueyb ile konuşmaya çalışınca göğsüne 9 el ateş edip onu öldürdü. Ebulzeheb ne olduğunu merak edip yanımıza geldi ve Hammud’un polisi öldürdüğünü söyledik. Kendisi de, neden öteki polisi kesmiyorsunuz diye sordu. Ben zaten ölmek üzere olduğunu söyleyince bana “o zaman beni vur” dedi. Ben de reddettim ısrar etti ve onu kesmezsen seni öldürürüz dedi. Ben de Hammud’tan bıçağı aldım ve polisi doğradım.
Terör grubunun 1985 Homs/Kefer Aya köyü doğumlu ilkokul mezunu Muhammed Hani el-Zakzik isimli üyesi de bozgunculuk eylemlerinde kullandıkları para ve silahları nasıl temin ettiklerini anlatarak katıldığı terör eylemlerinin bütün ayrıntılarını dile getirdi.
Anlatımlarında Şeyh İdris isimli bir kişinin gösterilere katılan her kişiye 5000 Suriye lirası verdiğini belirten Zakzik; Cuma namazından sonra göstericilerin Babaamro bölgesine yöneldiklerini ve bölge girişindeki ordu barikatının göstericilerin bölgeye girmesine izin vermemesiyle geri döndüklerini beyan etti.
Sonraki Cuma günü Şeyh İdris’in gösteriye katılma karşılığını 10000 liraya yükselterek mutlaka Babaamro bölgesine girmelerini telkin ettiğini ibraz eden Zakzik; bu sefer bölgeye girerek tahrip etme, yakma ve yol kesme faaliyetlerinde bulunduklarını anlattı.
6 Mayıs tarihine denk gelen Cuma gününde ise Şeyh Abdullah ve Şeyh Ebu Hüseyin’in gösteri düzenlemeleri gerektiğini kendisine bildirdiklerini söyleyen Zakzik; kendilerine 25 tüfek ve 8 tabanca dağıtıldığını ve bu silahları kullanacak kişilere 30000 ile 50000 lira arasında değişen paralar verildiğini beyan etti.
Cephaneleri bitene kadar güvenlik güçlerine ateş ettiklerini daha sonra da kaçarak saklandıklarını dile getiren Zakzik; Kefer Aya köyüne geri dönerek silahları Şeyh Ebu Hüseyin’e teslim ederek iki gün boyunca saklanma izni istediklerini sözlerine ekledi.
1973 Homs/Resten doğumlu Muhammed Kasım el-Aştar ise daha önce Lübnan’da çalıştığı sırada isimlerini saydığı bir grup gençle tanıştığını ve bu gençlerin kendisine 200 $ ve silah vererek gösterilere katılmasını istediklerini ifade etti.
Bunun üzerine Lübnan’dan memleketine gelerek ellerinde farklı türde silahlar bulunan terör grubuyla tanışarak onlarla birlikte birçok eylem gerçekleştirdiğini ayrıntılarıyla anlattı.
