
Silahlı terör örgütlerinin Cisreşşuğur’daki İştebrak köyü ve civar köylerde gerçekleştirdikleri katliam ve bozgunculuk eylemlerinden kaçan el-Masri ailesi Lazkiye’ye 3 km uzaklıktaki el-Nahil sahiline sığındı.
50 yaşındaki Salih el-Masri, köyünü terk etmeden önce köyde yaşadığı son üç günü anlattı. El-Masri, silahlı örgüt mensuplarının Halep ve Şam yollarını keserek barikatlar kurduklarını, demiryollarını tahrip edip yollara mayın döşediklerini söyledi.
Teröristlerin bunlarla yetinmeyip Cisreşşuğur bölgesindeki tesisleri yakıp tamamıyla tahrip ettiklerini, bölgede işledikleri suçları gizlemek amacıyla mahkemeyi, postaneyi ve bölge müdürlüğü binasını yaktıklarını bildirdi.
“Silahlı grup mensupları katilleri taşımak amacıyla Askeri İskan Kurumu araçlarıyla birlikte bilgisayarları çaldılar” diyen el-Masri, bölgedeki güvenlik güçlerinin silahlı örgüt mensuplarına karşı koyarak son ana kadar direndiklerini ifade etti.
Binlerce silahlının bölgede ellerindeki modern ve gelişmiş silahlarla dolaştıklarına işaret eden el-Masri, “vatanı koruyan asker ve güvenlik mensuplarının öldürülüp kesildiklerini gözlerimle gördükten sonra bu hainlerin kimlerin hesabına çalıştıklarını sordum kendi kendime. Bunlar İsrail’le Amerika’dan başkasına hizmet etmiyorlar” diye konuştu.
Kusey el-Masri ise, üç gün boyunca soykırıma benzer eylemlere maruz kaldıklarını söyleyerek eniştesi Yaser el-Masri’nin askeri güvenlik güçlerine yönelik katliamın şehitlerinden olduğuna dikkat çekti.
Güvenlik Birimi Müfrezesinin müfrezenin etrafını kuşatan silahlılara karşı 48 saat boyunca direndiklerini, güvenlik güçleri elemanı olan ve müfrezede yer alan eniştesinin eşi ve çocuklarıyla vedalaşmak için cep telefonuyla aradığını bildirerek “bunların suçu neydi. Çocukları ve aileleri vardı” diye konuştu.
Kusey, silahlı teröristlerin katlettikleri şehitlerin naaşlarını parçalayıp Asi nehrine attıklarını, naaşların üzerine ateş açıp başların kestiklerini söyleyerek Selkin ve el-Cemiyliye köylerindeki insanların kaçamadıklarını, her şeyden daha değerli vatanlarını kaybetmemek için en değerli şeylerini feda ettiklerini söyledi.
75 vatandaşa kapılarını açan Lazkiye Spor kentine sığınan Cisreşşuğur’un Um el-Ğar köyü sakinlerinden Semire Zeyno, silahlıların üzerlerine açtığı yoğun ateş ve gerçekleştirdikleri saldırılar yüzünden kaçtıklarını, evlerini terk edip dağlarda yattıklarını söyleyerek silahlıların su, elektrik, iletişim ve ekmeği kesip herkesi korkuttuğunu ifade etti.
İlkokul 3. Sınıf öğrencisi Renim Uneyze, “silahlılar köylerimize saldırdı. Suyumuzu, elektriğimizi ve ekmeğimizi kesti” diyerek köy erkeklerinin kendilerine araçlar temin edip köyden çıkardıklarını ve Lazkiye’ye getirdiklerini ekledi.
El-Aliye köyü sakinlerinden Naime Yusuf Yunus ise, yaşadıkları olayları korkunç olarak nitelendirirken teröristlerin yoğun ateş açarak bomba attıklarını, hoparlörlerle tehditler savurup cihat çağrısı yaptıklarını anlattı.
“Köylere saldırıp yolları kestiler. Güvenlik güçleri elemanlarını öldürdüler. Biz yüzlerini gizleyen silahlılar gördük” diye konuşan Yunus, daha önce köylerinde hiç görmedikleri yabancıların naaşları parçalayıp yolları kestiklerine dikkat çekti.
Gerçek tanıklar yaşadıklarını ve gördüklerini bu şekilde dile getirirken Lazkiye halkının kendilerine kucak açması yaşadıklarını unutturamasa da acılarını az da olsa hafifletti.
Öte yandan Cisreşşuğur sakinleri; silahlı suç çetelerinin korku ve panik yaratmamasından sonra ordu birliklerinin kentlerinde huzur ve sükuneti yeniden sağladığını ifade ettiler.
Cisreşşuğur sakinlerinden biri olan Asaad Arap Bevvali Suriye Televizyonuna verdiği röportajda 20 yıldır Cisreşşuğur’da Devlet Hastanesi yakınlarında ikamet ettiğini belirterek bölge sakinlerinin ordu birliklerinden değil ellerinde makineli silahlarıyla etrafta dolaşan silahlı terör gruplarından korkarak kaçtıklarını beyan etti.
Olayların ilk başladığı dönemlerde silahlı terör gruplarının askeri güvenlik müfrezesine saldırdıklarını anlatan Bevvail; müfrezeyi dinamitlerle havaya uçurduklarını ve burada yaşamını kaybeden bazı askerlerin cesetlerini Asi nehrine attıklarını dile getirdi.
Silahlı teröristlerin güvenlik güçleriyle işbirliği yaptığını itham ederek kendisini öldürmekle tehdit ettiklerini ve bu nedenle evinden ayrılamadığını aktaran Bevvali; silahlı teröristlerin devlet hastanesi ve hububat silolarının yakınlarında birçok barikat kurduklarını anlattı.
Öte yanda bölge sakinlerinden Zeynep Sellum; koruması için ordu birliklerine sığındığını belirterek Zevaya dağlarına ve çevre köylere kaçan silahlı teröristlerin saldırısından sonra bölge sakinlerinin yaklaşık beş gün boyunca su ve ekmekten mahrum kaldıklarını dile getirdi.
Ordu birliklerinin kendilerine iyi muameleyle yaklaştığını vurgulayan Sellum; şu anda kızının nerede olduğunu bilmediğini ve bölge sakinlerinin çoğunun bölgeden ayrıldığını anlattı.
Silahlı teröristlerin katlettikleri ordu ve güvenlik güçleri mensuplarının cesetlerini Asi nehrine attıklarını ifade eden Sellum; kentin hububat silosunda başı kesik 7 ceset gördüğünü söyleyerek silahlı teröristlerin bu gördüklerini anlatmaları halinde bölge sakinlerini öldürmekle tehdit ettiklerini sözlerine ekledi.
Silahlı teröristlerin korku saldığı el-Kefir köyü sakinleri de ordu birliklerini çiçek ve mutlulukla karşıladılar.
El-Kefir köyü sakinlerinden Hatice el-İsa; silahlı teröristlerden korktukları için evlerinden çıkamadıklarını belirterek bu nedenle yiyecek sıkıntısı yaşadıklarını ancak ordu birliklerinin girmesiyle güvenliğin sağlandığını ve kendilerine yiyecek ve su dağıtıldığını anlatı.
Diğer taraftan İdlib sakinleri; silahlı terör örgütü üyelerinden birinin ordu ve güvenlik güçleri mensuplarını katlederek cesetlerini parçaladıkları ve toplu mezara gömdükleri yönünde Suriye televizyonunda yayınlanan itiraflarının, dezenformasyon medya araçlarının yayınladığı haberlere inanan insanların kafasını karıştırdığını ifade ettiler.
Görüntülerle belgelenen bu itirafların gerçekleri ortaya çıkardığını belirten idlib sakinleri; ulusal basına bütün gerçekleri yayınlayarak dezenformasyon televizyon kanallarının ifşa edilmesi çağrısında bulundular.
İdlib sakinlerinden Memur Ebu Carir; Enver Nafi el-Duş’un merceklerin önünde yaptığı itirafların geçen hafta yoğunlaşan dezenformasyon ve uydurma haber kampanyasına açık bir cevap teşkil ettiğini söyleyerek dezenformasyon kanallarının gerek yayınladıkları haberler gerekse konuşturdukları yorumcularla silahlı teröristlerin vahşetini masumlaştırmaya çalıştıklarını ibraz etti.
İdlib sakinlerinden bir doktor da Hiçbir din ve insanlık ilkesinin, teröristlerin işlediği katletme ve cesetleri parçalama gibi faaliyetleri teyit etmediğini vurgulayarak Suriye ordusunun bütün meydan okumalara karşı ahlak ve cesaretle mücadele ettiğini dile getirdi.
Bir diğer memur olan Ebu Kasım; katillerin suç işlemeye devam edemeyeceklerini çünkü ordu birlikleri tarafından kuşatıldıklarını söyleyerek Cisreşşuğur’daki devlet hastanesinin teröristlerden temizlenmesinin huzur ve güvenliğin sağlandığını yansıttığını aktardı.
Üniversite Öğrencisi Ahmet; dezenformasyon kanallarının ne kadar uğraşsalar da vatanın güçlü bir zırh olarak ayakta kalacağını ifade etti.
Avukat Abdo ise silahlı örgütlerin yöneticilerinden bir kısmını tutuklayarak Suriye halkına bir zafer kazandıran ordu birlikleriyle gurur duyduğunu dile getirdi.
Abdo; Daha önce Suriye’ye karşı dezenformasyon kampanyasına katılan kimi televizyon kanallarının terör örgütlerinin işledikleri katliamları gördükten sonra tutumlarını değiştirdiğine dikkat çekti.
