
Arap Birliğinin dün gece Kahire’deki merkezinde, dışişleri bakanları düzeyinde düzenlediği olağanüstü toplantısı sona erdi.
Başta Libya ve Suriye’de yaşanan gelişmeler olmak üzere Arap dünyasının genel durumunu değerlendirmek amacıyla düzenlenen toplantıda Arap Birliği Genel Sekreteri Nebil el-Arabi, Suriye’ye giderek toplantıdaki görüş alışverişi çerçevesinde Suriyeli yetkililerle görüşmekle görevlendirildi.
Arap Birliğinde Suriye’nin Daimi Temsilcisi ve Toplantıda Suriyeli Heyete Başkanlık eden Büyükelçi Yusuf Ahmet yaptığı sunumda Suriye’de yaşanan olayların gerçek yüzünü anlatarak Suriye’nin bağımsızlık, güvenlik ve istikrarını açık bir şekilde hedef alan dış müdahale ve baskılar hakkında bilgi verdi.
Suriye’de bulunan krizin geçtiğimiz Mart ayının ortasında başladığını söyleyerek sunumuna başlayan el-Ahmet; “ Mart ayının ortasında başlayan olaylar Suriye devleti tarafından, halkın daha geniş özgürlük talepleri yönünde gösteriler olarak değerlendirdi. Bu değerlendirmeye bağlı olarak devlet halkın meşru taleplerini karşılama yönünde adım atarak ilk aşamada siyasi, toplumsal ve ekonomik reformlar içeren bir dizi kanun yayınladı ve birçok yeni kanunun hazırlığına başladı.” Şeklinde konuştu.
Bu çerçevede yayımlanan kanunların yaşamın bütün alanlarındaki hak ve özgürlükleri genişletmekle birlikte başlatılan ulusal diyalog sürecinin Suriye halkının bütün kesimlerini kapsayacak şekilde yaşama geçirildiğine dikkat çeken el-Ahmet; Suriye devletinin halkın meşru taleplerine cevap vermesinin birçok kentteki halk hareketi dalgasını durdurduğunu belirtti.
Bu sürecin dini ve belli başlı partilerle birlikte bir geçmişe sahip grup ve şahsiyetlerin yurdun genelde sınır bölgelerine odaklanan şüpheli faaliyetleriyle aynı döneme denk geldiğini beyan eden el-Arap; ülke dışında bulunan bu grup ve şahsiyetlerin polis, ordu ve güvenlik güçleri mensuplarına karşı şiddet ve silah kullanma yönünde provokasyon yaptığını ifade etti.
Şiddet ve silah kullanma provokasyonunun ve bu çerçevede yapılan eylemlerin barışçıl gösteri ve protestoyla hiçbir ilgisi olmadığını söyleyen el-Ahmet; barışçıl gösteri ve protesto şiarlarıyla birlikte halkın meşru taleplerinin çirkin ve vahşi bir şekilde suiistimal edilerek silahlı terör örgütleri ve yasadışı faaliyetlerde bulunan şahsiyetler tarafından örtü olarak kullanıldığını aktardı.
Silahlı terör örgütlerinin sivil vatandaşlarla birlikte polis, ordu ve güvenlik güçleri mensuplarını hedef alarak hunharca katletme, işkence ve katlettikleri cesetleri parçalama gibi faaliyetlerde bulunduğunu belirten el-Ahmet; silahlı terör örgütlerinin kamu ve özel mülkleri parçalama, doğalgaz boru hatlarını patlatma, insanları isyana zorlama, silah zoruyla insanları evlerinden ve topraklarından sürme, insanların günlük yaşamlarını sürdürmeyi engelleme ve daha birçok yasadışı ve vahşi faaliyetlerde de bulunduklarını ama dezenformasyon medya araçlarında yayınlanan mezhepler arası provokasyonla birlikte tekfir içerikli programlar, ülkenin farklı bölgelerinde İslami emirlikler kurma çağrıları ve yalan haberlerin bu süreçte en tehlikeli faaliyetleri teşkil ettiğini anlattı.
Bu silahlı terör örgütlerinin birçok masum kişinin kurman olması pahasına yurt içinde ve dışında kamuoyunu etkileme yönünde talimat ve fetvalar almaya devam ettiğini vurgulayan Büyükelçi el-Ahmet; bu çerçevede ordu ve güvenlik güçleri saflarından 600’den fazla kişinin şehit olduğunu çoğu hala hastanede tedavi gören 2000 kişinin de yaralandığını ve yaklaşık üçte birinin sakat kaldığını aktardı.
Ordu ve güvenlik güçleri saflarındaki şehit ve yaralı sayısının, özgürlük ve reform taleplerinin aslında yurtiçinde ve dışında kimileri için gayrı meşru amaçları gizlemek için kullanacakları bir örtü anlamına geldiğini ortaya koyduğunu dile getiren el-Ahmet; vatanı ve vatandaşları koruma gibi onurlu bir görevi bulunan orduyu hedef alan iddiaları çürüttü.
Kimi illerde yaşanan olaylara müdahale ederek vatandaşları koruyan ve güvenliği yeniden sağlayan ordu birliklerinin sınır kentler ve bazılarının işgalci İsrail ile direk temas içerisinde olmaları itibariyle olağan hallerde söz konusu bölgelerin çevrelerinde konumlanan birliklerden oluştuklarını açıklayan el-Ahmet; silahlı terör örgütlerinin sınır kentlerini tercih etmelerinin nedenini ülke dışında bulunan yöneticilerinden daha kolay emir alma ve ülkeye daha kolay silah kaçırmaya müsait bölgeler olmalarına bağladı.
Suriye’nin reform ve halkın meşru taleplerini karşılama yolunda ilerlediğine dikkat çeken el-Ahmet; Suriye’de terörün güven ve barış içerisinde yaşamı hedef almasına hiçbir şekilde izin verilmeyeceğini vurgulayarak Suriye’nin maruz kaldığı komplonun hacmini kavrayan ve içişlerine her türlü dış müdahaleyi reddeden dost ülkelerin sergiledikleri onurlu tutumların Suriye tarafından takdirle karşılandığını beyan etti.
Yaşanan üzücü olaylarda bağımsız politika ve düşünce özgürlüğü örtüsü altında bazı medya araçlarının yaptığı provokasyon içerikli yayınların etkisine değinen el-Ahmet; söz konusu medya araçlarının Suriye halkının çoğunluğunu ve iradesini yansıtan gösteri ve etkinlikleri görmezden geldiğini ya da sadece haber bandından bir cümlelik haber olarak geçerken gün içerisinde saatlerce provokasyon içerikli yayınlar yaptığını beyan etti.
Bugün gelinen aşamada Suriye’de yaşananlarla ilgili tablonun herkesin gözlerinin önünde daha net göründüğünü belirten el-Ahmet; bu durumda meselenin, sonuçları sadece Suriye’yi değil bütün Arap ümmetini etkileyecek olan bu olaylar karşısında akılcı bur tutum belirleyerek bir tercihte bulunmaya bağlı olduğunu kaydetti.
