HaberlerOrtadoğuSuriye

Terörü para ve silahla destekleyen ülkeler Annan planına bağlı olmalıdır

Suriye’nin BM Daimi Temsilcisi Beşşar el-Caferi; Suriye’de görev yapan BM gözlemcileri görevinin doğru bir şekilde ilerlediğini fakat silahlı terör gruplarının işledikleri suç ve cinayet niteliğinin daha kötü olduğunu belirtti.

BM’nin New York’taki merkezinde düzenlenen oturumda konuşan Caferi; Suriye’nin Annan planı kapsamında üstüne düşen her şeyi yaptığının altını çizdi.

Fakat teröristleri para ve silahla destekleyen Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan’dan tarafların Annan planına hiç bir şekilde bağlılık göstermediklerine vurgu yapan Caferi; bu ülkelerin Annan planına uymaları ve silahlı terör gruplarına desteklerine son vermeleri gereğine dikkat çekti.

Caferi; silahlı terör gruplarının asker ve masum sivil insanlara karşı vahşi terör eylemleri düzenlediklerini belirtirken muhtelif Arap ülkelerinden olup da Suriye’de yakalanan 26 kişinin itiraflarında; Türkiye ve Lübnan üzerinden Libya, Tunus ve başka ülkelerden Suriye’de terör eylemleri uygulamak için geldiklerini belirttiklerini söyledi.

Suriye güvenlik güçlerinin söz konusu selefi ve tekfirci gruplardan 15 silahlıyı etkisiz hale getirdiğine işaret eden Caferi; “bizler burada Suriye’de yabancı uyruklu silahlıların bulunduğuna ilişkin kesinlikle reddedilmesi yada yalanlanması mümkün olmayan kanıtlı gerçeklerden söz ediyoruz.. bu da oldukça ciddi bir tehlike teşkil ediyor..” şeklinde konuştu.

Caferi; Suriye’de öldürme, şiddet, sabotaj ve insanlık dışı muhtelif eylemler için fetva veren şeyhlerin Suudi Arabistan ve Katar’da yaşadıklarına dikkat çekti.

Annan Planını Sabote Eden Taraflardan Hesap Sorulmalı

Annan planını sabote eden taraflardan hesap sorulması gerektiğini dile getiren Caferi, “teröristler eylemlerini Arap ülkelerinde oturan şeyh ve imamların fetvalarıyla gerçekleştirdiklerini itiraf ettiler. Bu fetvalar alenen verilmiştir” dedi.

BM Daimi Temsilcisi Caferi, Arap, bölgesel ve uluslar arası güçlerin dışişleri bakanları, başbakanları ve başkanlarının bu konuya alenen değindiklerine ve Suriye’deki silahlı muhalefeti silahlandırma çağrısında bulunduklarına dikkat çekerek bu cevheri davanın acil şekilde ele alınması gerektiğine vurgu yaptı.

Suriye’nin Annan planının başarılı olması için sorumluluklarını yerine getirmeyi sürdüreceğini yineleyen Caferi, “fakat Suriye hükümetinin bunu tek başına yapabilmesi imkânsız. Tüm tarafların katılımına ihtiyacımız var. Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye’nin şiddete verdikleri desteği durdurduğunu, silahlı terör gruplarının ihtiyaçlarını karşılamak için sunduğu mali yardımı kestiğini görmek istiyoruz” diye konuştu.

Güvenlik Konseyinde Kaide ve Taliban Örgütlerinin faaliyetleriyle ilgili 1272 ve 1373 sayılı kararların uygulanmasından sorumlu komisyonların varlığına işaret eden Caferi, bu komisyonların Kaide’nin Suriye’deki faaliyetlerine çözüm bulması gerektiğinin altını çizdi.

“Aksi takdirde bu durum çifte standartlı politika olarak sayılacak ve terörle mücadele yönünde harcanan uluslar arası çabaların başarısızlığıyla sonuçlanacaktır” diye belirten Caferi, terörün haram ve helal olarak ayrılamayacağını, uluslar arası toplumun mücadele etmesi gereken tek bir terör bulunduğunu kaydetti.

Çifte Standartlı Politikalar Terörle Mücadele Çabalarını Baltalıyor

Caferi, “Kaide Örgütü terörünü ABD ve bazı Avrupa ülkelerine yönelttiği zaman Güvenlik Konseyi bu durumu çözmek için acil toplantılara çağrılıyor. Biz de Suriye’ye saldırdığı zaman Kaide’ye karşı aynı yaklaşımın ve politikaların sergilenmesini bekliyoruz. Sadece bu durumda teori ve pratik uyuşabilir. Çifte standartlı politikalar benimsemek uluslar arası toplumun terörle mücadeleyi hedefleyen kolektif çabalarını baltalayacaktır” dedi.

Teröristlere Fetva Veren Şeyhler Katar ve Suudi Arabistan’da Yaşıyor

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Caferi, Suriye’nin uluslar arası gözlemcilerin görevinin başarısına önem verdiğini bildirerek durumların olumlu bir yönde ilerlediğini ve şiddet oranında önemli bir azalma görüldüğünü ifade etti.

Caferi, şiddetin azalmasına karşın silahlı terör gruplarının işlediği cinayetlerin niteliğinin daha kötü bir hal aldığını bildirerek intihar saldırıları, şahısları hedef alan ferdi cinayetler ve yol kenarına el bombaları yerleştirme gibi eylemler yapıldığının altını çizdi.

Katar, Suudi Arabistan ve Türkiye gibi ülkelerin silahlı terör gruplarına destek verdiği ve bazı ülkelerin Kaide örgütünü finanse edip desteklediğine ilişkin soruyu yanıtlayan Caferi, bu teröristlerin Suriye’ye paraşütle atlayarak girmediklerine, Suriye’ye komşu ülkelerin sınırlarından sızdıklarını, dolayısıyla bu selefi grupların söz konusu ülkeler tarafından desteklendiğine dikkat çekti.

BM Daimi Temsilcisi Caferi, “silahlı terör gruplarına kimlerin destek verdiği artık sır değil. Bu teröristlere fetva veren şeyhler ise Katar, Suudi Arabistan ve bölgede yaşıyorlar” dedi.

BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun’un dün verdiği demçlerin Kofi Annan’ın bugün verdiği demeçlerle çelişmesi konusunda ise Caferi, “BM Genel Sekreteriyle on gün önce görüştüm ve onu başarılı olması için Annan planına olumlu katılıma ve Suriye’deki durumları olumlu bir gözle gözlemlemeye çağırdım. Ki-mun’u Suriye’ye karşı olumlu bir yaklaşım ve tutum sergilemeye yeniden çağırıyorum ” diye konuştu.

Türkiye’nin ordudan kaçanları ve silahlı terör gruplarını topraklarında barındırdığına işaret eden Caferi, söz konusu silahlıların her gün Türkiye sınırından sızarak ordu ve güvenlik güçlerine karşı katliamlar gerçekleştirdikten sonra tekrar Türkiye döndüklerinin altını çizdi.

BM Daimi Temsilcisi Caferi, Türkiye hükümetinin silahlı teröristlerin Suriye-Türkiye sınırından Suriye’ye sızmalarını engellemesi gerektiğini vurguladı.

Suriye’nin elinde büyük ve önemli gerçekler bulunduğunu ve zamanı geldiğinde her şeyi açıklayacağını dile getirerek bugün açıklananların sahip olduğu gerçeklerin ve olguların küçük bir örneğini oluşturduğunu bildirdi.

Annan’ın önümüzdeki günlerde Suriye’yi ziyaret edeceği konusunda ise Caferi, “Annan’ı Şam’da görmekten her zaman memnuniyet duyarız” dedi.

Lütfullah -II Silah Gemisinin Yakalanması Büyük Bir Skandaldır

Diğer yandan Caferi bugün Lübnan’ın Bülten ( Neşra) web sitesine verdiği mülakatta, Lübnan’ın Selaata Limanında yakalanan Lütfullah II gemisinin Suriye-Lübnan sınırı yoluyla Selefi Tekfiri gruplar tarafından Suriye kaçırılmak üzere İsrail silahları, Stinger uçaksavar füzeleri ve Lao füzeleriyle yüklü olduğunu belirtti.

Silahların yakalanmasının büyük bir skandal olduğunu söyleyen Caferi, Lübnan’da bu tip terörü destekleyen siyasi akımların bulunmasından duyduğu esefi dile getirdi.

Suriye’nin BM Daimi Temsilcisi, “Lübnan hükümeti gemiye el koyarak görevini yerine getirdi. Bu geminin daha önce de birçok kez silah taşıdığı ortaya çıktı” diye konuşarak aynı zamanda Suriye’ye düşman tutumlarıyla bilinen Lübnanlı siyasi tarafların himayesi altında geniş kapsamlı silah kaçakçılığı yapıldığının keşfedildiğini kaydetti.

Suriye’nin komşu ülkelerden silahlı terör gruplarına silah kaçırma sorunuyla karşı karşıya olduğunu ifade eden Caferi, silahlı grupların suikast, katliam, bombalama gibi terör eylemleri gerçekleştirmesinin yanı sıra Selefi grupların ve Kaide Örgütü unsurlarının terör faaliyetlerinde bulunduğunu ve bu durumun Suriye halkının endişesine yol açtığının altını çizdi.

Caferi, Arap ve dünya ülkelerinin silah kaçakçılığını finanse etmeyi ve silahlı grupları Annan planına uyamama konusunda kışkırtmayı durdurması gerektiğine dikkat çekerek “bazı Arap ve uluslar arası güçler Annan girişiminin başarısız olmasını arzuluyor. Bu ülkeler Suriye’nin Annan planını uygulamasından dolayı hayal kırıklığına uğramıştır” diye belirtti.

Annan planının başarılı olması için Arap, bölgesel ve uluslar arası tüm tarafların sorumluklarını gerçek anlamda yerine getirmelerine ihtiyaç duyulduğuna işaret eden Caferi, şu an bazı Arap başkentlerinde terörlerini aklayacak fetvalar bulan Selefi Tekfiri grupların terörüyle mücadele etmenin öncelik taşıdığına vurgu yaptı.

Başa dön tuşu
Bugün 29 Eylül 2026 (51) içerik yüklenmiştir.