
Bir tehdidin gerçek anlamı ne zaman anlaşılır? Tehdit konusunda ortak bir anlayışa varmak için sürekli korkunç faciaların yaşanmasını beklemek mi gerekir? Ya da bir facianın tekrarlanmasından önce bazı önleyici girişimlerde mi bulunulmalı?
Dünyada nükleer tehdit hikayeleri de bu duruma benziyor. Kuzey Carolina Üniversitesi Nükleer silahlar uzmanı Marck Gobrad bu konuda şöyle diyor: dünya nükleer cinini lambasına geri göndermekte başarısız kalmıştır, üstelik günümüzde yeni Cinler de ortaya çıkmıştır.
Siyonist rejim nükleer silah programları, bölge güvenliğini ciddi tehlike ile karşı karşıya getiren bu tehditlerden biridir. Siyonist rejimin nükleer bilim adamı Mordechai Vanunu ifşaatçı açıklamalarında, siyonist rejimin 1970’li yılların ortalarından itibaren Dimona tesislerinde nükleer altyapı çalışmalarını geliştirdiğini, böylece tahrip gücü yüksek olan nükleer silahlar üretmeye çalıştıklarını belirtti.
Stockholm Barış Enstitüsü yıllık raporuna göre siyonist rejim yaklaşık 300 nükleer Başlığa sahiptir.
İran İslam Cumhuriyeti’nin uluslararası Atom Enerjisi Ajansı- UAEA daimi temsilcisi Rıza Necefi Perşembe günü yönetim kurulu mevsimsel oturumun son gününde batının Siyonist rejimin nükleer faaliyetleri alanında çelişkili tutumu ve siyaset çalışmalarını yoğun bir şekilde eleştirerek, işgalci rejim ile nükleer işbirliği, malzeme ve teçhizat transferi alanındaki her türlü işbirliğin yasaklanmasını istedi.
Amerikalı seçkin uzman ve üniversite hocası Noam Chomsky bu konuda şöyle diyor: dünya toplumu için bir gün belki İran’ın nükleer kabiliyete ulaşabilmesi bir tehdittir fakat dünyanın büyük bir bölümü için gerçek tehdit bölgede İsrail tarafındandır zira halihazırda nükleer silaha sahipken, saldırıda bulunma ve dünya süper güçleri tarafından desteklenmekte de uzun bir mazisi vardır.
Dünya bir kez Hiroşima ve Nagazaki’de nükleer bombanın korkunç facia boyutlarına şahit oldu. Tüyler ürperten bu korkunç faciada binlerce insan Amerika atom bombası sonucu hayatını kaybetti ve bu cinayet dünya tarihinde sonsuza kadar kayda geçti. O tarihten şimdiye kadar bu facianın tekrar yaşanmaması için birçok çalışma gerçekleşti; fakat tehdit hala devam etmekte ve dünya silah depolarında binlerce nükleer başlık, insanlık ve doğa hayatını tehdit etmektedir. Nitekim siyonist rejimin Dimona tesislerinde çalışanlar tarafından ” küçük Hiroşima” olarak bilinen bir nükleer laboratuvar çalışmalarına devam etmektedir.
Fransa basınında Guardian gazetesi bu konuda şöyle yazıyor: yapılan tahminlere göre İsrail nükleer silah yapımı için en az yarım ton plütonyum ve belirsiz miktarda da zenginleştirilmiş uranyum depolamıştır.
İran İslam Cumhuriyeti’nin nükleer silahların yasaklanması ile ilgili tutumu, İslam inkılabı rehberi Ayetullah Hamenei’nin fetvasında beyan edilmiştir. Ayetullah Hamenei 30 Ağustos 2012 tarihinde Tahran’da 16.sı düzenlenen Bağlantısızlar Hareketinin açılış konuşmasında şöyle dedi: İslam Cumhuriyeti, mantık, din ve inancı gereği nükleer silahlara sahip olmanın büyük günahlardan sayıyor ve benzer silahların yayılmasının beyhude, tehlikeli ve yıkıcı olduğu kanaatindedir.
İran İslam Cumhuriyeti nükleer silahlardan arındırılmış bir Ortadoğu önerisinde bulunmakla kalmayıp yapmış olduğu önerisine de bağlıdır; bu yüzden siyonist rejimin nükleer tehditleri hakkında uyarıda bulunmayı kendi küresel sorumlulukları arasında görüyor.
Bu yüzden İran’ın UAEA daimi temsilcisi, Siyonist rejimin bir an önce NPT anlaşmasına katılması için anlaşmanın tekrar gözden geçirilmesini istedi.
