İranDünya

UAEK’nın İran’ın Nükleer Tesislerine Yönelik Sabotaj Girişim Karşısındaki Sessizliği

Siyonist Rejim İsrail’in sebebiyet verdiği 11 Nisan İran’ın Natanz nükleer tesislerine yönelik sabotaj girişimi, bir kez daha nükleer faaliyetler hususunda denetleyici uluslararası kurum olan Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nın tepki göstermesi zaruretini gözler önüne serdi.

Uranyum zenginleştirmesinin yapıldığı Natanz nükleer tesisleri, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu denetçilerinin gözetiminde bulunan İran’ın nükleer tesislerinden biridir. İsrail medyası,Natanz elektrik dağıtım ağındaki kesintiyi İsrail saldırısından dolayı olduğunu bildirip Siyonist Rejimi bu saldırıdan sorumlu tuttu ve bunun İran’ın nükleer programıyla çatışmanın bir parçası olduğunu iddia etti.

New York Times muhabiri Ronen Bergman şöyle diyor: “Yeni bir kapsamlı eylem planı imzalanırsa İsrail bu anlaşma uygulanmayana kadar gizli savaşına devam edecek. Şu anda olan da budur zaten. İsrail’in İran’ın nükleer projelerinin gelişmemesi ve ilerlememesini sağlamak için İran’a karşı gizli savaş yürütüyor. İran Dışişleri Bakanı Muhammad Cevad Zarif bu sabotaj girişiminden sonra BM Genel Sekreteri’ne yazdığı bir mektupta, Siyonist rejimin İran’ın nükleer tesislerine saldırmak için daha önceki tehditlerine atıfta bulundu şu açıklamada bulundu:” Koruma anlaşmaları gereğince koruma altında olan nükleer tesislere kasten saldırmak, hem de yüksek radyoaktif maddelerin dağılması riskine rağmen bunun yapılması, nükleer alanda terör ve suç girişimdir. ”

Dünyada nükleer programları olan ülkeler arasında yer alan İran, nükleer tesislerine ve merkezlerine saldırmak doğrultusunda defalarca tehditler ile karşılaşan ülkelerden biridir. Zaten kendisi de büyük bir nükleer cephaneliğe sahip olan Siyonist rejim, her zaman İran’ın nükleer kapasitesiyle yüzleşmeyi vurgulamıştır. Bu bağlamda, İran Atom Enerjisi Kurumu başkanı Ali Ekber Salehi, Pazar günkü saldırıya atıfta bulunarak, uluslararası toplumun ve Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun nükleer terörizmle karşılaşması ve yüzleşmesi gerektiğini vurguladı. İranlı nükleer bilim adamlarına suikast yapmak için çabalarını sürdüren, en son 2020’de nükleer ve savunma bilimcisi Mohsen Fahrizade’ye suikast düzenleyen Siyonist Rejim İsrail, son yıllarda İran’ın nükleer tesislerine yönelik sürekli olarak çeşitli siber ve fiziksel saldırılar tasarladı ve bunları gerçekleştirmeye çalıştı.

ABD’nin de eşlik ettiği Siyonist rejimin en önemli siber saldırılarından biri, Stuxnet virüsü kullanılarak Natanz’daki İran nükleer tesisine yönelikti. Birkaç yıl sonra, Temmuz 2020’de, Natanz’daki santrifüj salonunda, medya ve hatta Siyonist rejim uzmanları tarafından kabul edilen bir patlama meydana geldi. Aynı zamanda, İran’ın büyükelçisi ve Viyana’daki uluslararası kuruluşlardaki daimi temsilcisi Kazem Garibabadi Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu dönemsel toplantısında yaptığı konuşmada, bu olayı sabotaj olarak nitelendirdi ve UAEA ve üyelerini kötü niyetli eylemleri şiddetle kınamaya çağırdı ve sabotaj yapmayı reddetmelerini istedi. Garibabadi’ye göre, UAEA genel kurulunun çeşitli kararlarında, “barışçıl hedefler çerçevesinde çalışan ve koruma altında olan bir nükleer tesise yönelik herhangi bir silahlı saldırı veya tehdit, Birleşmiş Milletler Anlaşması, uluslararası hukuk ve UAEK Anlaşması ilkelerine aykırıdır.”

Bu bağlamda uluslararası hukuk açısından, nükleer tesislerde sabotaj girişiminin yasaklanması kararları, nükleer tesislerin güvenliğinin korunması zarureti yönündeki belgeler, ülkelerin nükleer tesislerine saldırmayı her şekilde yasaklamıştır.

Şimdi de Siyonist rejimin patlatmak sureti ile Natanz nükleer tesisinin elektrik bölümüne zarar vermesi, UAEA ve Genel Müdürü’nün bu konuda neden herhangi bir tutum sergilemeyi reddettiği sorusunu ortaya çıkarmaktadır. ve ciddi bir soru ortaya çıkıyor. Bu sabotaj saldırılarının UAEA’nın kural ve yönetmeliklerine aykırı olduğunun ve aynı zamanda uluslararası hukukun açık bir şekilde ihlal edildiğinin ortada olmasına rağmen Grossi’nin UAEA’nın ve kendisinin tarafsız yaklaşımı hakkındaki iddialarının aksine, onların Siyonist Rejimin yasa dışı girişimlerine karşı sessiz ve pasif olduklarını ve tarafsızlık ilkesine uymadıklarını gösteriyor.

Başa dön tuşu
Bugün 26 Temmuz 2021 (15) içerik yüklenmiştir.