
Fars Körfezi İşbirliği Konseyi’nin Riyad’daki 39’uncu oturumundan yaklaşık bir hafta sonra Uluslararası Doha 2018 Oturumu da İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif gibi tanınmış makamlar ve şahsiyetlerin katılımı ile düzenlendi.
Uluslararası Doha 2018 Oturumu iki günlük bir oturum olarak düzenlenmektedir. Bu oturumu bir bakımda Katar’ın Suudi Arabistan’ın Arap dünyasındaki sultacılığına karşı ciddi azmini gösteriyor.
Bunun ilk sebebi de geçen haftaki Riyad oturumunda ve dün Doha’da düzenlenen oturumuna katılım oranı ve katılanların düzeyleridir. Fars Körfezi İşbirliği Konseyi’nin 39’uncu oturumu Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da 9 Aralık gününde Suudi Arabistan, Kuveyt ve Bahreyn liderlerinin katılımı ile Katar, Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin liderleri olmadığı bir halde düzenlendi. Gerçekte bu oturumun düzeyi, alt düzeyde geçtiği için kimilerinin Fars Körfezi İşbirliği Konseyi’nin her zamandan daha fazla lağvedilmeye yakın olduğunu söylemesine yol açtı. Katar ise Suudi Arabistan ile bu karşılaşmanın galibi olarak nitelenmeye başlandı.
Uluslararası Doha 2018 Oturumunda ise katılımcıların düzeyi üst bir düzeyde idi. İran İslam Cumhuriyeti Muhammed Cevad Zarif’in yanı sıra BMT Genel Sekreteri Antonio Guterres, BMGK Başkanı María Fernanda Espinosa, Türkiye, Japonya ve Umman Dışişleri Bakanı, Britanya’nın Ortadoğu Meseleleri Dışişleri Bakanı Danışmanı ve ayrıca Nobel Barış Ödülünü kazanan Nadia Murat Basi Taha da katılımcılar arasında yer aldılar. Bu yüzden Katar böyle oturumlar düzenleyerek hali hazırda uluslararası kamuoyu tarafından baskı altında olan Suudilere genel diplomasinin nasıl yürütüleceğini göstermeye çalışıp böylece Riyad’da düzenlenen Fars Körfezi İşbirliği Konseyi oturumunda olmamasının önemsiz olduğunu da anlatmaya çalışıyor.
Katar’ın bu oturumu gerçekleştirmesinin aslında Suudi Arabistan’a karşı bir ayaklanma olduğunu gösteren ikinci sebep ise Katar emiri ve Katar Dışişleri bakanının Doha 2018 Oturumundaki açıklamalarıdır.
Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamed Alı Sâni, ülkesinin Suudi Arabistan, Bahreyn, BAE ve Mısır gibi dört Arap ülkesi arasındaki gerginliklerine karşı tutumunu açıklayarak bu gerilimlerin ve krizin sadece diyaloglar ve başka ülkelerin içişlerine karışmamak sureti ile çözüleceğini dile getirdi. Buna rağmen Katar Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Alı Sani’nin açıklamaları da Suudi Arabistan’a karşı bir ayaklanma sayılacak kadar önemliydi.
Muhammed bin Abdurrahman Alı Sani, Fars Körfezi İşbirliği Konseyi’nin performansını eleştirerek bu konseyi başarısız bir kurum olarak niteleyerek bölgesel ittifakların yeniden şekillenmesini istedi. Katar Dışişleri Bakanı, Fars Körfezi İşbirliği Konseyi’nin zayıflama sebebini Fars Körfezi ülkeleri ve Doha arasındaki krizin olduğuna değinde. ”
Katar Emiri ve Dışişleri bakanının doğrudan Suudi Arabistan’ın adını dile getirmemelerine rağmen sözlerinde Suudi Arabistan’a işaret eden kodlar vermeleri dikkat çekti. Özellikle de Katar Dışişleri Bakanı’nın “İlişkilerin Egemenlik İlkesine Dayanarak Geri Kazanılması” da bu yönde yapılan bir açıklama idi.
Katar Emiri ve Dışişleri Bakanının açıklamaları ve geçen haftada düzenlenen Riyad oturumunu açık bir şekilde aldırmamaları, Katar’ın OPEC’ten çıkmasının ardından muhtemel Fars Körfezi İşbirliği Konseyi’nden de çıkacağını gösteriyor. Böyle olursa Riyad’ın Doha’ya nüfuz etme yollarının tamamı da kapanmış olacaktır.
