HaberlerOrtadoğuSuriye

Velid el-Muallim: Başarı anahtarı terörü destekleyen komşu ülkelerdedir

Suriye Başbakan Yardımcısı Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Velid el-Muallim; BM Suriye özel temsilcisi el-Ahdar el-İbrahimi’nin görevinde başarılı olmasının, komşu ve başka ülkelerin yanı sıra batının Suriye’deki teröristlere destek ve barınak teminine son vermeleriyle koşullu olduğunu belirterek, Amerika ve terörü destekleyen herkesin bu destekleriyle terörün tadını alacaklarından uyardı.

Meyadin Kanalına yaptığı ve tamamının Pazartesi günü yayınladığı açıklamalarında Muallim; hoşgörülü ve vatansever Suriye halkının tüm kesimleriyle kapsamlı ulusal uzlaşmaya girmeleriyle krizi aşma gücüne sahip olduğuna güvenini ifade etti.

Muallim; BM genel kurulu toplantılarında gördüğü kadarıyla Suriye’nin kendisine yönelik evrensel komploda üye olarak gördüğü ülkelerin tutumlarında bir değişiklik görmediğine işaret etti. İki arada kalan bir tutum takınan ülkelerde ise Suriye’den yana bir tutum meydana geldiğini söyleyen Muallim; bu ülkelerin Suriye’de derhal şiddete son vermekle birlikte kampsalı ulusal diyalog aracılığı ile siyasi ve barışçıl bir çözümün sağlanmasını talep ettiklerini ekledi.

Arap Birliği genel sekreterinin sürekli olarak Suriye’deki krize herhangi bir çözüm yada kararın güvenlik konseyinin yedinci bölümü altında olması gerektiğine ilişkin açıklamaları konusunda Muallim; nebil el-Erabi’nin bu talebinin eski mevkidaşının Libya’da yaptığından kıskandığı anlamına geldiğine işaret etti.

Arabi’nin BM ve güvenlik konseyinde İsrail’e ilişkin yüzden fazla kararın çıktığını ve bu kararların hiç birinin yedinci bölüm kapsamında çıkmadığını iyi bir şekilde hatırlaması gerektiğine dikkat çeken Muallim; böyle bir şeyin Suriye’ye karşı askeri müdahale için fırsat kullanılacağını gayet iyi bir şekilde bilmesine rağmen bu bağlamda ısrarının anlaşılır olmadığını söyledi.

Meşruluğun kaybedilmesi konusunda bir soruyu cevaplayan Muallim; bundan söz edenlerin, meşruluklarını tespit etme ihtiyacında olan cahiller olduklarını yada Suriye’yi hedef alan komploda üye olduklarını ifade etti. Bu gibi açıklamalarda bulunanların, kendi geleceğini belirlemede Suriye halkının bağımsızlık ve özgürlüklerini ihlal ettiklerini belirten Muallim; güvenlik konseyi kararlarının bile halkın kendi geleceğini belirleme hakkına sahip olduğunu vurguladığına dikkat çekti.

Muallim; dünyada Suriye halkından başka hiç kimsenin Suriye’yi kimin yöneteceğine karar verme hakkına sahip olmadığının altını çizdi. Krizin süresini uzatma hedefleri haricinde bu hayallerinden vazgeçmeleri gerektiğine işaret eden Muallim; fakat gördüğü kadarıyla krizin süresini uzatmak niyetinde olduklarını ekledi.

El-İbrahimi ile görüşmeleri konusunda Muallim; görüşmelerin iyi ve umutlu olduğunu ifade ederek Suriye’nin bağımsızlık, egemenlik ve toprak bütünlüğünü koruyan uluslararası kararın bulunduğuna işaret etti.

Muallim; Suriye’nin, belirli ilkeler temelinde el-İbrahimi ile tam bir işbirliği içinde olacağını ve görevinde başarılı olması için her türlü desteği vereceğini yineledi.

İbrahimi’nin ziyareti konusunda Muallim; bir kaç gün içinde olacağını ve sadece Suriye’yi değil bölge ülkelerini kapsayacağını söyledi.

Mısır’ın önerdiği ve dörtlü girişim olarak bilinen çözüm girişimi dahil olmak üzere ortaya koyulan girişimler konusunda Muallim; Suriye’nin güzel ve dürüst niyet taşıyan her girişimi desteklediğini ve desteklemeye de devam edeceğini yineledi. Fakat Suudi Arabistan’ın komitenin toplantılarına katılmadığına işaret eden Muallim; dolayısıyla dörtlü değil de üçlü demenin daha doğru olacağını açıkladı.

Muallim; her girişimde niyetin dürüst olması gereğine dikkat çekerken, fakat Türkiye’nin niyetinin ne kadar dürüst ve iyi olduğunun pratikte görülmesi önemine vurgu yaparak Suriye’nin tanık olduğu şiddetin en büyük bölümünün Türkiye kaynaklı olduğuna işaret etti.

Suriye’nin Türk halkıyla en iyi ilişkiler idealinde olduğunu belirten Muallim; Türkiye ile ilişkilerinde Receb Tayyib Erdoğan hükümetiyle Türk halkını birbirinden ayırdığının altını çizdi. Muallim; Suriye düşman kesilenin Türk halkı değil de Erdoğan hükümeti olduğuna dikkat çekerek, tam aksine Suriye ve Türkiye halkları arasında tarihe dayalı derin köklerin bulunduğunu, ortak ekonomik çıkarlar ve akrabalık bağlarının mevcut olduğunu söyledi.

Muallim; fakat ne yazık ki Erdoğan hükümetinin tüm bunları baltalamaya çalıştığına dikkat çekerek, Türkiye’de Erdoğan hükümetinin bu davranışlarından rahatsız olanların bulunduğunu hatırlattı.

Erdoğan hükümetinin Suriye’de vahşi eylemlerde bulunan teröristleri muhtelif ülkelerden toplayıp Türkiye topraklarında eğitmeleri ve güvenli bir şekilde barındırmaları ardından silah ve para desteğiyle halkı öldürmek için Suriye’ye gönderdiğinin artık herkes tarafından bilindiğine dikkat çeken Muallim; Erdoğan hükümetinin, Suriye’de savaşmaları için Afganistan, Libya, Tunus, Cezayir ve başka ülkelerden terör örgütlerini topladıklarını söyledi.

Suriye’ye gönderilen teröristlerin bir kısmının Filistin’de savaşacakları oyunlarıyla kandırıldıklarını ifade ederken, bir kısmının ise fitneci ve kinci cami imamları yada hatiplerinin provokasyonuyla geldiklerini, fakat bunların hiç birinin Suriye’ye paraşütle inmediğini belirtti.

Muallim; Suriye Arap Ordusunun, teröristlerin izlerini komşu ülkelerde takip etme hakkı ve bunun savaş sahasını genişleteceği yada bölgesel bir patlamaya yol açacağı konusunda ise; Türkiye’nin Kürdistan İşçi Partisi (PKK) elemanlarını Kuzey Irak’ta kovalamasıyla uluslararası ilişkilerde bu bağlamda öncü olduğuna dikkat çekti.

Suriye’nin özellikle Irak, Lübnan ve Ürdün ile en iyi komşuluk ilişkileri kurma özeninde olduğu için böyle bir politika izlemediğini ve izleyeceğini de sanmadığını söyleyen Muallim; fakat sırları kontrol altına almanın, sınırın iki tarafının işbirliğini gerektirdiğinin altını çizdi.

Muallim; bir ülkeye terör gönderenlerin, mutlaka terör göreceklerine işaret ederek, komşu ülkelerden Suriye’ye gelen teröre son verme ve sınırların işbirliği ile kontrol edilmelerinde en iyi yöntemin diplomasi olduğunu söyledi.

Asya Times gazetesinden siyasi analistin Katar’ın Suriye’ye müdahalesinin petrol ve doğal gaza dayalı olduğu yönündeki yorumu konusunda ise Muallim, “Katar’ın petrol ve doğal gaz boru hattını geçirmek için Suriye’den onay istediğini duymadım. Bu siyasi bir yorumdan ibarettir. Bu boru hattının Suriye’den geçmesi lehinedir çünkü Türkiye ve diğerlerinin yaptığı gibi bu boru hatlarının geçişi için harç alıyoruz. İki ülke yönetimi arasındaki sıcak ilişkilerin düşmanlığı dönüşmesini anlamış değilim. Katar Suriye halkının katledilmesi ve alt yapının yıkılması için milyarlarca dolar harcıyor” dedi.

Suriye halkının katledilmesi için milyarlarca dolar ödeyenlerin bu halkın kurtarılması için bir dolar bile ödemediklerine dikkat çeken Muallim, yapılanların, İslam’la, Araplıkla ve insanlıkla alakası olmadığını ve bir çılgınlık olduğunu ifade etti.

Suriye’de yapılan muhalefet konferansları konusunda ise Muallim, Şam’da düzenlenmeyen herhangi bir konferansın çözüme katkıda bulunamayacağına dikkat çekerek Rusya ve İran’ın ön konferans düzenleme önerilerinin memnuniyetle karşılandığını, fakat buna rağmen ulusal muhalefete Şam’da dış müdahaleyi reddetme temelinde ön koşulsuz toplanma çağrısı yaptı.

Suriye’deki güvenlik sorununun çözüm süresine ilişkin soruyu yanıtlayan Muallim, hiç kimsenin bir süre belirleyemeyeceğini, çünkü çözümün Şam’da değil komşu ülkelerin başkentlerinde bulunduğunun altını çizdi.

Bakan Muallim, Suriye’nin içişlerine müdahale ve teröre destek durdurulduğu zaman süre verilebileceğine işaret etti.

“Bize güvenlik sorununu çözme dayatıldı. Biz çatışmadan yana değiliz bize zorla dayatıldı. Halkını ve alt yapısını savunmak her hükümetin görevidir. Güvenlik seçeneği buradan çıktı ve tercihimiz değildir. Buna rağmen hala siyasi çözümden yanayız” diye konuştu.

Erken seçim yapma olasılığı konusunda ise Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı, Suriye’de referandumla onaylanan bir anayasa hazırlandığını ve bu anayasaya göre çalışıldığını belirterek anayasanın başkanlık seçimlerinin 2014 yılında yapılmasını öngördüğüne dikkat çekti.

Seçimlerin uluslararasınca denetlenmesi konusunu konuşmak için erken olduğunu belirten Muallim, ulusal diyalog programında uluslar arası denetimin kabul edilmesinin farklı bir konu olduğunu dile getirdi.

Suriye hükümeti ve Cumhurbaşkanı el-Esad’ın her öneriye açık olduğunu, her parlamento grubunun parlamenter hükümler uyarınca başkan adayı gösterebileceğini, tek adayın Cumhurbaşkanı el-Esad olacağının söylenmediğini belirterek gelecek seçimlerde birden fazla aday gösterileceğini ve başkanını Suriye halkının seçeceğini bildirdi.

Dayatılan ekonomik yaptırımların gölgesinde yaşanan iç durum konusuna da değinen Muallim, krizin üzerinden 18 ay geçmesine rağmen Suriye halkının hala direndiğini, bunların ulusal diyalogu geciktirmemesi gerektiğini söyleyerek krizden sonra gelecek herhangi bir hükümetin Suriye halkına adil ve insaflı davranması gerektiğine vurgu yaptı.

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı, evlerinden ve yurtlarından silahlı terör gruplarının eylemleri sonucu göç etmek zorunda kalan vatandaşlara yurtlarına dönme çağrısında bulunarak Suriye hükümetinin gerekli yaşam koşullarını yaratma konusunda güvence verdiğini bildirdi.

Muallim, tüm Suriyelilerin güvenlik sorunuyla karşı karşıya olduklarını, fakat bunun ülkeyi bırakıp göç etmemizi gerektirmediğini belirterek Suriye krizini yaratanların Libya benzeri bir durum yaratmaya çalıştıklarına fakat başarılı olamadıklarına, bu nedenle yönetimi değiştirmek için ekonomik abluka ve terör gruplarının ekonomik alt yapıyı yıkması seçeneğine dayandıklarına dikkat çekti.

Bakan Muallim, Suriye’nin zengin bir ülke olduğunu, vatandaşlarının temel ihtiyaçlarını içeren stratejik rezervleri bulunduğunu, bu nedenle direnebileceğini ifade etti.

Kitle İmha silahları konusunda ABD ile Suriye arasında temasların bulunduğuna ilişkin iddialar konusunda ise Muallim, kitle imha silahlarının Irak deneyiminde olduğu gibi ABD’nin uydurması olduğunu, Suriye’de olsa bile bunları halka karşı kullanılamayacağını, bunun bir saçmalık olduğunu kaydetti.

Muallim, Suriye ile ABD arasında kimyasal silahlar konusunda diyalog olmadığını, New York toplantıları kapsamında bu yönde ya da ABD’nin Suriye politikalarını gözden geçirmeye ilişkin bir girişim de bulunmadığını söyleyerek ABD başkanlık seçimleri konusunda ise Amerikalılar gibi mantıksız davranmak istemediğini, bunun ABD halkının seçimi olacağını kaydetti.

İsrail çıkarlarının Suriye halkının katledilmesi ve alt yapısının yıkılmasıyla gerçekleştirilmeye çalışıldığına dikkat çeken Muallim, bizzat ABD’nin desteklediği terörün zehrini tadacağını, Bingazi’de olanların başlangıç sayıldığını ifade etti.

Arap baharının İsrail’e hizmet ettiğini artık çocukların bile bildiğine işaret eden Muallim, Suriye’nin yaralarını saracağını, fakat Suriye’de mezhep ya da iç savaş değil ordu güçleriyle silahlı terör grupları arasında bir çatışma bulunduğuna dikkat çekti.

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı ulusal kaynaşmanın kapsamlı ulusal uzlaşmayla sağlanabileceğine işaret ederek Homs’ta kişisel çabalarla uzlaşma girişimlerinin başlatıldığını kaydetti.

Muallim, ortak bir perspektife ulaşılması ve şiddetin durdurulması ardından ulusal uzlaşmaya zemin hazırlayacak genel af kararı çıkarılabileceğini bildirerek vatanın yüreğinin herkesi sığacak kadar büyük olduğunun altını çizdi.

Başa dön tuşu
Bugün 27 Haziran 2022 (4) içerik yüklenmiştir.