Zarif, Amerika’nın İranofobi Siyasetini değerlendirdi

Amerika gerçek bir dış siyaset yerine, titizlikle İranofobi siyasetini izlemektedir.
İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif Twitter sosyal şebekesinden paylaştığı mesajda şunları yazdı:” Amerika Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’un İran’a karşı hastalık derecesine varan titiz davranışları, daha çok sürekli yenilgiye uğrayan piskopatların davranışlarına benziyor. “
Zarif’in bu Tweet’i aslında Amerika’nın İran İslam Cumhuriyetine karşı sergilediği dış siyasetine kinayeli bir mesajdır. Amerika Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun bölgeye yolculuğu da İranofobi hedefi doğrultusunda gerçekleşmektedir. Mike Pompeo’nun ilk durağı olan Ürdün’de İran’a karşı temelsiz iddialar ortaya atıldı. Pompeo Amman’daki basın toplantısında sözde İran’ın bölgedeki olumsuz nüfuzu olarak adlandırdığı yalana vurgu yaptı.
Amerika uluslararası toplumun vurgularına rağmen uluslararası bir anlaşma olan Bercam Nükleer Anlaşmasını uygulamaktan sakınarak konuyu saptırmak ve kendi hastalık belirtisi olan anormal ve konvansiyonel olmayan girişimlerini hedefli bir diplomasi çerçevesinde bölgenin ve dünyanın istikrarı ve güvenliği için yararlı olduğunu lanse etmeye çalışıyor. Halbuki bu siyasetin irdelenmesi bu iddiaların tam tersini ortaya koymaktadır.
Amerika yalana dayalı bir İranofobi siyaseti yürüterek Tahran ile mücadele etmek peşindedir. Tabii bu strateji Trump hükümeti ile kısıtlı değildir. İslam İnkılabının zaferinden beri İranofobi provokatif hareketi şekillendirerek Amerika tarafından İran aleyhine yürütülen yumuşak savaşta önemli bir araç olarak kullanılmaktadır.
İslam İnkılabının bölgeye ve dünyaya ihraç edilmesinin tehlikeli olduğu iddiaları, İslam İnkılabı öğretilerini terörizm olarak göstermeye çalışılması, Siyonist rejim atom silahlarını örtbas etmek amacı ile İran’ın barışçıl nükleer faaliyetleri ile ilgili karalama kampanyası yürütülmesi ve İran’ın bölgeyi istikrarsızlaştıran iddiaların ortaya atılması Amerika dış siyasetinin İran’a karşı en önemli araçlarındandır.
Trump hükümeti devlet adamları arasındaki İran’ı tehdit gösterme çabaları son iki yılda Suudi Arabistan ve Siyonist rejim İsrail’in işbirliği ile Washington’da şekillenmiş bozucu bir harekettir. Kurulan bu senaryoda İran’ın nükleer faaliyetleri ve İranofobi Amerika dış siyasetinin en önemli eksenlerini oluşturmaktadır.
Ortadoğu uzmanı Vladimir Sajin bu konu ile ilgili şunları kaydetti:” Amerika, Siyonist rejim ve Suudi Arabistan tarafından da alevlendirilen bir İranofobi hastalığına yakalanmıştır.”
Gerçek şu ki bölgemiz Amerika tarafından ortaya koyulan uzun vadeli, ciddi ve masraflı bir tehdit ile karşıya karşıya kalacaktır. Bu tehdidin kökü Amerika dış siyasetindedir. Ancak Amerika bu yıkıcı projesine paralel olarak İran’dan da dehşet verici bir portre çizmek istiyor.
Amerika’nın İranofobi hastalığını incelemek için dikkate alınması gereken nokta ise Trump’a çok yakın çevrelerin bile İran’ı stratejik meselelerde Amerika için çok ciddi bir tehdit olarak görmemesidir.
Siyasi analist Carlos Giacomo New York Times’da yazdığı köşe yazısında şu değerlendirmede bulundu:” Mike Pompeo Amerika muhafazakarları tarafından yönetilen Heritage Vakfında İran ile ilgili bir konuşma yaptı. Pompeo’nun açıklamaları ve İran’a koştuğu şartlar Trump hükümetinin İran’dan neler istediğini ortaya koydu. Bu istek, Kapitülasyon yani teslim olmak demektir. “
Amerika İran’ı yıllarca rasyonel olmamak, müdahaleci ve öngörülemez davranmakla suçladı. İran’a yönelik bu ittihamlar aslında İran’ı karalama kampanyası çerçevesinde yapılmaktadır. Ancak hali hazırda Trump siyasetleri ile Amerika’nın gerçek yüzünü dünyaya göstermiş oldu. İşte bu konu Zarif’in de Amerika dış siyasetini açıklamaya çalıştığı bir gerçektir.
