AFFETMEK

2/ EL-BAKARA -51- Hani bir zamanlar Mûsâ’ya kırk gecelik vaad verdik de sonra siz onun arkasından buzağıyı put edindiniz ve o hâlinizle zâlimler idiniz.
52- Sonra yine de sizi affettik, artık şükretmeniz gerekiyordu.
187- Oruç gecesi kadınlarınıza yaklaşmanız, size helâl kılındı. Onlar, sizin için bir örtü, siz de onlar için bir örtü durumundasınız. ALLÂH, nefsinize güvenemeyeceğinizi bildiği için mürâcaatınızı kabûl buyurdu ve sizi bağışladı. Şimdi onlara yaklaşın ve ALLÂH’ın sizler için yazdığını isteyin. Tâ fecrin beyaz ipliği siyâh iplikden size seçilinceye kadar yiyin, için. Sonra da ertesi geceye kadar orucu tam tutun. Bununla berâber siz mescidlerde i’tikâf hâlinde iken onlara yaklaşmayın. Bunlar, ALLÂH’ın sınırlarıdır, sakın onlara yaklaşmayın. ALLÂH, âyetlerini insanlara böyle açıklıyor ki sakınıp korunsunlar.
237- Eğer onları, kendilerine dokunmadan önce boşar ve mehri de kesmiş bulunursanız, o zaman borç, o kestiğiniz miktarın yarısıdır. Ancak kadınlar veyâ nikâh akdini elinde bulunduran kimse bağışlarsa başka. Ey erkekler! sizin bağışlamanız ise takvâya daha yakındır. Aranızdaki fazîleti unutmayın şüphesiz ki ALLÂH, her ne yaparsanız hakkiyle görür.
3/ ÂL-İ İMÂN -134- O (ALLÂH’dan hakkıyla korka)nlar, bollukta ve darlıkta ALLÂH için harcarlar, öfkelerini yutarlar, insanları affederler. ALLÂH iyilik edenleri sever.
152- Siz ALLÂH’ın izni ile düşmanlarınızı öldürürken, ALLÂH, size olan vaad’ini yerine getirmiştir. ALLÂH size sevdiğiniz (galibiyyeti) gösterdikten sonra za’f’a düştünüz. (Peygamber’in verdiği) emir hakkında tartışmaya kalkıştınız ve isyân ettiniz. Kiminiz dünyâyı istiyordu, kiminiz âhireti istiyordu. Sonra ALLÂH sizi, denemek için onlardan geri çevirdi ve sizi bağışladı. ALLÂH mü’minlere karşı çok lütufkârdır.
4/ EN-NİSÂ -97- Melekler, kendilerine zulmeden kişilerin canlarını aldıklarında, onlara, “Ne işte idiniz?” derler. Onlar da: “Biz yer yüzünde zayıf kimselerdik.” derler. Melekler: “ALLÂH’ın yeryüzü geniş değil miydi, siz de orada hicret etseydiniz ya?” derler. İşte bunların varacakları yer cehennemdir. O ne kötü gidiş yeridir.
98- Ancak gerçekten âciz ve zayıf olan, çâresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar hâric…
99- Umulur ki, ALLÂH bu kimseleri affeder. ALLÂH çok affedici, çok bağışlayıcıdır.
149- Bir hayrı açıklar yâhûd gizlerseniz, yâhûd da bir kötülüğü bağışlarsanız, biliniz ki, ALLÂH da çok bağışlayıcıdır, her şeye hakkıyla Kadîr’dir.
153- Kitap ehli, senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Mûsâ’dan bundan daha büyüğünü istemişler ve: “ALLÂH’ı bize açıkça göster” demişlerdi. Haksızlıkları sebebiyle onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine açık deliller geldiği hâlde buzağıyı (ilâh) edinmişlerdi. Onları bundan dolayı da affettik. Ve Mûsâ’ya açık bir delîl (yetki) verdik.
5/ EL-MÂİDE -95- Ey îmân edenler, ihramlı iken av hayvanı öldürmeyin. İçinizden kim kasten onu öldürürse, yaptığı işin vebâlini tatması için, öldürdüğü hayvanın dengi ona cezâdır ki, Kâbe’ye ulaşacak bir kurbân olmak üzere buna yine içinizden iki adâletli kişi hükmeder; yâhûd (cezâ olmak üzere) bir keffârettir ki, ya o nisbette fakirleri doyurmak, yâhûd onun dengi oruç tutmaktır. ALLÂH geçmişi affetmiştir. Fakat kim de bu suçu tekrarlarsa, ALLÂH ondan intikamını alır. ALLÂH damia gâliptir, intikam sâhibidir.
42/ EŞ-ŞÛRÂ -40- Bir kötülüğün cezâsı yine onun gibi bir kötülüktür, ama kim affeder, bağışlarsa onun mükâfatı ALLÂH’a âittir. Şüphesiz ki ALLÂH, zâlimleri sevmez.

Bunlarda İlginizi Çekebilir

ACIKINCA YEMEK YEMEĞE DAİR

18/ el-Kehf -62- İki denizin birleştiği yeri geçtikleri zaman, Mûsâ genç arkadaşına: “Kuşluk yemeğimizi getir. …

ADÂLET

*Adâlet (a.i.); Hakk’ka riayetkârlık. haktanırlık. haklılık. doğruluk. -Zıddı; Cevr ve Zulüm. -Âdil; her şeyi mertebesine …