D

D

DÂBBE

27/ en-Neml -82- (Kıyametin kopacağına dâir) o söz başlarına gelince, onlar için yerden kendilerine bir dâbbe (canlı bir yaratık) çıkarırız. O, onlara insanların âyetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler.

Devamını Oku »

DALÂLET

*Gizlemek, kaybolmak, sapmak, unutmak ve doğru yolu bulamamak gibi anlamlara gelir. Dînî literatürde ise hidâyet kavramının zıddı olup, bilerek veya bilmeyerek doğru yoldan sapmak demektir. Kur’ân’da dalâlet kavramı türevleriyle birlikte yüz doksan bir(191) yerde geçmektedir. İşte onlar hidâyete karşılık dalâlet satın alanlardır. Dalâlet kavramının içeriğinde biri sapma diğeri saptırma olmak üzere iki anlam bulunmaktadır. Kur’ân’da, ALLÂH’a, meleklere, kitaplara, peygamberlere ve…

Devamını Oku »

DAĞLAR

13/ el-Ra’d -3- Yeryüzünü enine boyuna yayıp döşeyen, onda oturaklı dağlar ve ırmaklar meydana getiren ve yeryüzünde meyvelerin hepsinden iki çift yapan O’dur. Sürekli olarak gece ile gündüzü birbirine dolamaktadır. Düşünecek olan bir kavim için bunda muhakkak ki, ibretler vardır. 15/ el-Hicr -19- Yeryüzünü düzgün bir şekilde yarattık ve oraya sabit dağlar yerleştirdik. Orada hikmetle ölçülmüş her şeyden bitkiler bitirdik.…

Devamını Oku »

Hazreti DÂVÛD -aleyhisselâm-

2/ el-Bakara -251- Derken, ALLÂH’ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Dâvûd, Câlût’u öldürdü. ALLÂH ona (Dâvûd’a) hükümdârlık ve hikmet verdi ve ona dilediğini öğretti. Eğer ALLÂH’ın; insanların bir kısmıyla diğerlerini savması olmasaydı, yeryüzü bozulurdu. Ancak ALLÂH, bütün âlemlere karşı lütuf sahibidir. 4/ en-Nisâ -163- Biz Nûh’a ve ondan sonra gelen Peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. İbrahîm’e, İsmâîl’e, İshâk’a, Yakub’a, torunlarına,…

Devamını Oku »

DAYANIŞMA RUHU

8/ EL-ENFÂL -72- Gerçekten de îmân edip hicret eden, mallarıyla ve canlarıyla ALLÂH yolunda cihâd veren, onları barındırıp yardım edenler, işte bunlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Îmân ettiği hâlde henüz hicret etmemiş olanlar, hicret edinceye kadar onlar üzerinde herhangi bir velâyet hakkınız yoktur. Bununla berâber dîn’de sizden yardım isterlerse, sizinle arasında antlaşma bulunanlar aleyhine bir durum olmadıkça, onlara yardım etmeniz de üzerinize…

Devamını Oku »

DENİZLER

16/ EN-NAHL -14- Yine denizden tâze et (balık) yiyesiniz ve ondan takındığınız süs eşyâsını çıkarasınız diye, denizi emrinize veren ALLÂH’dır. Gemilerin denizde suyu yararak gittiklerini görüyorsun. Lütfundan rızık aramanız ve şükretmeniz için ALLÂH böyle yapmıştır. 25/ EL-FURKÂN -53- Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerinin ki tuzlu ve acı iki denizi salıveren ve aralarına bir engel, aşılmaz bir serhat koyan…

Devamını Oku »

DEVLET MALI

3/ ÂL-İ İMRÂN -161- Emânete hıyânet etmek, bir Peygamberin yapacağı bir iş değildir. Her kim hıyânet edip de ganîmetten veyâ kamuya âit hasılattan bir şey aşırır, bunu da gizlerse, kıyâmet gününe o vebâlini aldığı şeyler, boynuna asılı olarak gelir. Sonra her kişiye kazandığı şeylerin mükâfat veyâ cezâsı eksiksiz ödenir ve onlar aslâ haksızlığa uğratılmazlar.

Devamını Oku »

DİLLER VE RENKLERİN FARKLI OLUŞU

30/ ER-RÛM -22- Yine göklerin ve yerin yaratılışı ile dillerinizin ve renklerinizin farklı oluşu da O’nun âyetlerindendir. Şüphesiz ki bunda bilenler için nice ibretler vardır.

Devamını Oku »

DİN & ŞERİAT

DİN (1) & ŞERÎAT (2) (1) Din (a.i.c:edyân); ALLÂH’a inanma ve bağlanma. (2) Şerîat (a.i.c:şerâi’); 1-doğru yol 2-Allâh’ın emri 3-Âyet, hadis ve icmâ-ı ümmet esaslarına dayanan din kâideleri. -Şer’i, Şer’iyye (a.s.); şerîata ait şerîatla ilgili. şerîata uygun. -Hükm-ü Şer’i; şerîata uygun hüküm. -Dinin esâsı akâidde, şerîatların esâsında birdir. Fakat o esasların dalları olmak üzere Peygamberlere indirilen farklı şerîatlar hususî hükümler…

Devamını Oku »

DİRİ DİRİ TOPRAĞA GÖMÜLEN KIZ ÇOCUKLARI

81/ ET-TEKVİR -8-9- Diri diri gömülen kız çocuğuna, hangi günâhtan ötürü öldürüldüğü sorulduğu zaman. Devr-i câhiliyedeki bu gayr-i insani tavır isim değiştirerek asrımızda devâm etmektedir. Günümüzde ‘kürtaj’ adı altında bir cinâyet işlenmektedir. Anne rahmindeki çocuklar canlı canlı parçalanarak katledilmektedir. İki davranış da katliamın tâ kendisidir. Elmalılı Hocaefendinin meal-i âlisinde “Ve o diri gömülen hangi günahla öldürüldü? Sorulduğu vakıt” şeklinde zikrolunmuş…

Devamını Oku »

DİRİLİŞ

100/ EL-ÂDİYÂT -9- Bilmiyor mu ki, kabirlerin içindekiler fırlatılacak. 10- Ve sînelerin içindekiler derlenecek. 11- O gün Rableri onların bütün yaptıklarından haberdârdır.

Devamını Oku »

DOĞRULUK & DÜRÜSTLÜK

DOĞRULUK & DÜRÜSTLÜK 3/ Âl-i İmrân -75- Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana eksiksiz iâde eder. Fakat öylesi de vardır ki, ona bir dînâr emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iâde etmez. Bu da onların, “Ümmîlere karşı yaptıklarımızdan bize vebal yoktur” demelerinden dolayıdır. Ve onlar, bile bile ALLÂH’a karşı yalan söylerler. Kantar; emanet…

Devamını Oku »

DOST

*Dost (Farsça.isim.cem’i:dostân); Sevilen insan, muhîb, yâr. 2-Erkek veyâ kadın sevgili, mâşuk, mahbûb, mâşuka, mahbûbe. 3-Hakîki dost ve âşıkların ve âriflerin âşık oldukları ALLÂH. 5/ EL-MÂİDE -55- Sizin asıl dostunuz ALLÂH’dır, O’nun Resûlüdür ve ALLÂH’a tam boyun eğerek namazlarını kılan, zekâtlarını veren ve rükû’ eden mü’minlerdir. 57- Ey îmân edenler! Ne dîninizi alay ve eğlence konusu yapan sizden önce kendilerine kitap…

Devamını Oku »

DÖNÜŞÜMÜZ ALLÂH’A DIR

10/ YÛNUS -4- Dönüşünüz hep O’nadır. ALLÂH’ın vaad’i hakk’tır. Herşeyi ilk baştan yaratan O’dur. Sonra îmân edip sâlih amel işleyenleri hak ettikleri ölçüde mükâfatlandırmak için geri döndürecek olan yine O’dur. Kâfirlere de inkâr ettikleri için kaynar su’dan bir içecek ve acıklı bir azâb vardır. 30/ ER-RÛM -11- ALLÂH yaratmayı ilkin yapar, sonra da çevirir, onu yeniden yapar. Sonra hep döndürülüp…

Devamını Oku »

DUA & DUA ÂYETLERİ

DUÂ’ (*) *Duâ’ (a.i.c:ed’iye); 1-Allâh’a yalvarma, niyâz. 2- Birini çağırma, bir yere gönderme. “Duâ’; gök kapısının anahtarı, helâl lokma ise bu anahtarın dişleridir.” (Rûhu’l Beyân) 2/ el-Bakara -186- Kullarım Beni senden soracak olurlarsa, bilsinler ki Ben pek yakınım. Bana duâ’ edenin duâsına icâbet ederim. Öyleyse onlar da davetime icâbet etsinler ve Bana hakkıyla inanıp tasdîk etsinler ki doğru yolda yürüyerek…

Devamını Oku »

DÜNYA

DÜNYA 3/ Âl-i İmrân -185- Her nefis ölümü tadacaktır. Sevaplarınız tamamen ancak kıyamet günü ödenecektir. O zaman kim ateşten uzaklaştırılır da cennete konulursa, işte murâdına eren odur. Yoksa dünya hayatı aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey değildir (meta’u-l gurûr). 13/ el-Ra’d -26- ALLÂH, rızkı dilediğine bol verir, (dilediğine de) kısar. Onlar ise dünya hayatı ile sevinmektedirler. Halbuki dünya hayatı, âhiretin…

Devamını Oku »

DÜŞMANLARI SEVİNDİRMEMEK

7/ el-A’râf -150- Mûsâ, öfkeli ve üzüntülü olarak kavmine döndüğünde şöyle dedi: “Bana arkamdan ne kötü bir halef oldunuz! Rabbinizin emriyle dönüşümü beklemeden acele mi ettiniz?” Elindeki levhaları bıraktı ve kardeşi Hârûn’u başından tutarak kendine doğru çekmeye başladı. Hârûn, “Ey anamın oğlu! İnan ki, bu kavim beni güçsüz buldu, az daha beni öldürüyorlardı, sen de bana böyle yaparak düşmanları sevindirme…

Devamını Oku »

DOLU

24/ EN-NÛR -43- Görmez misin ki ALLÂH, bulutları sevk eder. Sonra, onları kaynaştırıp üst üste yığar. Nihâyet yağmurun, onların arasından yağdığını görürsün. O, gökten, oradaki dağ (gibi bulut)lardan dolu indirir de onu dilediğine isâbet ettirir, dilediğinden de geri çevirir. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alacak.

Devamını Oku »

DOLUNAY

84/ EL-İNŞİKÂK -18- Dolunay hâlini alan ay hakkı için.

Devamını Oku »

DANÎN

DANÎN (*) *Danîn; almış olduğu vahyi tebliğ tebliğ etmekte ve sizin müşahadenizden ve ilminizden gâib bulunan bilmediğiniz şeyleri haber verip bildirmekte bahillik etmez, gayb taslayan, gayb furuşluk eden kâhinler veya bildiğini ücretsiz belletmeyen kimseler gibi ücret almak sevdasıyla kıskançlık yapmaz. (Elmalılı Tefsiri) 81/ et-Tekvîr -24- Ve o gayb üzerine kıskanılır değil.

Devamını Oku »

DÂR

DÂR (*) *Dâr (a.i.c:dirân); ev, yer, yurt. -Dâru’l-Âhire (*) *Son yurt demektir. Bununla maksat, cennet ve cehennemdir. Kur’ân-ı Kerîm’de yedi âyette zikrolunmuştur. 6/ el-En’âm -32- Bu değersiz dünya hayatı bir oyun ve oyalanmadan başka nedir ki! Elbette âhiret yurdu, korunan müttakîler için daha hayırlıdır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız? 29/ el-Ankebût -64- Dünya hayatı oyun ve eğlenceden ibârettir. Şüphesiz o âhiret hayatı…

Devamını Oku »

DEHRÎLER

45/ el-Câsiye -24- Hem dediler ki o hayat sırf bizim dünya hayatımızdan ibarettir ölürüz ve yaşarız ve bizi ancak dehir helâk eder, halbuki buna dâir bir ılimleri yoktur, onlar sâde zannederler. -Kur’ân-ı Kerîm de bu gibi bâtıl mezheplere; yıldıza tapanlara, şeytana tapanlara, güneşe tapanlara, teslis akidesine… cevaplar vardır.

Devamını Oku »

DELÂİL-İ AFAKİYE & DELÂİL-İ ENFÜSİYE

41/ Fussilet -53- Biz onarla hem ufuklarda ve hem kendi nefislerinde delillerimizi gösterceğiz.

Devamını Oku »

DİRHEM

DİRHEM (*) *Dirhem; alış-veriş aracı olarak kullanılan üzeri damgalı gümüş para. (Râgıb el-İsfehâni) 12/ Yûsuf -20- Değersiz bir baha ile onu(Yûsuf) birkaç dirheme sattılar.

Devamını Oku »
Kapalı