Z

Z

ZÂLİM

*Zalim (a.s.zulm’den); Zulüm olan inanç, söz, fiil ve davranışları işleyen kimseye denir. Kur’ân’da zalim kelimesi tekil ve çoğul şekliyle (zâlîmin ve zalimûn) 135 defa, zulmeden kimseler (ellezîne zâlemû) ifadesi 33 defa zikrolunmuştur. Bunlardan bir âyette Allâh’ın zalim olmadığı bildirilmiştir . “Zalim / zalimler / zulmeden kimseler” ifadeleri ile; kâfirler, âhireti inkâr edenler, cehennem ateşini yalanlayanlar, âyetleri inkâr edenler ve yalanlayanlar,…

Devamını Oku »

ZEBÛR

ZEBÛR 4/ en-Nisâ -163- Biz Nûh’a ve ondan sonra gelen Peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. İbrâhîm’e, İsmâîl’e, İshâk’a, Ya’kûb’a, torunlarına, Îsâ’ya, Eyyûb’e, Yûnus’a, Hârûn’a ve Süleymân’a da vahyetmiştik. Dâvûd’a da Zebûr vermiştik. 17/ el-İsrâ -55- Hem Rabbin göklerde ve yerde kim varsa daha iyi bilir. Andolsun, Peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. Dâvûd’a da Zebûr’u verdik. 21/ el-Enbiyâ…

Devamını Oku »

ZEKÂT

ZEKÂT (*) *Zekât (a.i.); 1-Nisâb miktarı mala, paraya sahib olan Müslümanın kırkta birini fakirlere sadaka vermesi ve bu verilen sadaka. Ziyadeleşme, artma. 2-Temizlik. Tahâret. -Sadaka; Allâh rızası için fakirlere verilen mal, para, ilim gibi insanın muhtaç olduğu her hangi bir şey. (Asr-ı Saâdette fukarâ’i müslimîn için toplanan zekâta dâhi bu nâm verilirdi). -Nisâb; 1-Zekât ölçüsü, ölçü miktarı. 2-Üzerine zekât verilmesi…

Devamını Oku »

ZEKÂT, MALI ARTTIRIR

30/ ER-RÛM -39- Şunu unutmayın:Başkalarının mallarıyla artış sağlasın diye fâize verdiğiniz para, zâhiren fazlalaşsa da indallâh(ALLÂH’ın nezdinde) artmaz. Ama ALLÂH’ın rızâsını arzulayarak verdiğiniz zekâtlar, O’nun nezdinde bereket- lenir. İşte böyle yapanlar ödüllerini kat kat artırırlar.

Devamını Oku »

ZEKÂTIN VERİLECEĞİ YERLER

9/ ET-TEVBE -60- Sadakalar ancak şunlar içindir: Fakirler, yoksullar, o işte çalışan görevliler, müellefe-i kulûb (kalbleri İslâm’a ısındırılacaklar), köleler, borçlular, ALLÂH yolundakiler, yolda kalmışlar. ALLÂH tarafından böyle farz kılındı. ALLÂH her şeyi bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir. 30/ ER-RÛM -38- O hâlde akrabâya da hakkını ver, yoksûla da, yolcuya da… Bu, ALLÂH’ın rızâsını dileyenler için daha hayırlıdır. Kurtuluşa erecek olanlar…

Devamını Oku »

Hazreti ZEKERİYÂ -aleyhisselâm-

*Zekeriyyâ-aleyhisselâm- Hazreti Meryem’in teyzesinin kocası idi. Hazreti Meryem’in Beyt-i Makdis’te bakımını Zekeriyyâ Peygamber üstlenmişti. (Diyânet) – Zekeriyyâ-aleyhisselâm-, Süleyman-aleyhisselâm-‘ın neslindendir. Tevrât levhaları yazardı. Mûsâ-aleyhisselâm-‘ın şerîatıyla amel ederdi. Yüz yaşında şehid edildi. 3/ Âl-i İmrân -37- Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi ve Zekeriyyâ’nın himâyesine verdi. Zekeriyyâ ne zaman kızın bulunduğu mihrâba…

Devamını Oku »

ZEYD(RADIYALLÂHUANH)

KUR’ÂN-I KERÎM’DE İSİMLERİ ZİKROLUNANLAR: 1- Âzer 6/ el-En’âm -74- İbrâhîm babası Âzer’e demişti ki: Sen putları ilâh mı ediniyorsun? Doğrusu ben seni ve kavmini açık bir sapıklık içinde görüyorum. 2- Cebrâil -aleyhisselâm- -Cebrâil (a.i.); Peygamberlere emir ve vahye vâsıta, memur olan ve dört büyük melekten biri olan melek. -“Cebrâil, İbranî lisânında ‘Abdullâh’ demektir.” (Ö.N.Bilmen) 2/ el-Bakara -87- Celâlim hakk’kı için…

Devamını Oku »

ZIHAR

Açıklama: 1. ‘Zıhâr’, bir kimsenin eşine, ‘Sen bana anamın sırtı gibisin’ demek sûretiyle onu kendisine haram kılması demektir. Câhiliye döneminde zıhar yapmak, kadını kocasına ebediyen haram kılardı. İslâm ise kefaret uygulamasıyla bu haramlığın ortadan kalkacağı hükmünü getirdi. Kefaret uygulamasının nasıl yapılacağı Mücâdele sûresinin 2.4. âyetlerinde açıklanmaktadır.DİYÂNET MEÂLİ ÂLİSİ 33:4. Allâh bir adam için içinde iki kalb yapmamıştır. Kendilerinden zıhar yaptığınız…

Devamını Oku »

ZİKİR (ALLÂH’I ANMAK)

ZİKİR (*) *Sözlükte; ‘anmak, hatırlamak, yâd etmek’ anlamına gelen zikir, ıstılahta, Allâh’ı anmak ve hatırlamak, O’nu unutmamak ve gaflet halinde olmamak, Allâh’ın kelimesini ve tekbîr, tehlil, tesbîh, tahmid cümlelerini tekrarlamak demektir. Zikir, Allâh’ın yüceliğini dile getirmek ve mânevî yakınlığa ulaşmak amacıyla yapılır. Zikrin çoğulu ‘ezkâr ve zükûr’dur. Zikir aynı kökten gelen kelimelerle birlikte Kur’ân’da 300’e yakın yerde zikrolunmuştur. Zikir üç…

Devamını Oku »

ZİKREDİN BENİ ZİKREDEYİM SİZİ

2/ EL-BAKARA -152- O hâlde Beni zikredin, Ben de sizi zikredeyim. Bana şükredin de nankörlük etmeyin.

Devamını Oku »

ZÎNA

4/ en-Nisâ -16- Sizlerden zina edenlerin her ikisine de eziyyet edin. Eğer onlar tevbe edip kendilerini ıslah ederlerse onlardan vazgeçin. Çünkü ALLÂH tevbeleri kabul eden ve çok merhamet edendir. 25- Sizden her kim hür mü’min kadınları nikâh edecek bir zenginliğe gücü yetmiyorsa, ona da ellerinizin altındaki mü’min câriyelerinizden efendilerinin rızası ile nikâhlamak var. ALLÂH sizin îmânınızı daha iyi bilir. Siz…

Devamını Oku »

ZİYÂNA UĞRAYANLAR

4/ EN-NİSÂ -118-119- ALLÂH o şeytâna lânet etti. Ve o da: “Elbette Senin kullarından belirli bir pay alacağım, onları mutlaka saptıracağım, onları boş kuruntulara sokacağım, ve onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, onlara emredeceğim de ALLÂH’ın yaratışını değiştirecekler” dedi. Kim ALLÂH’ı bırakıp da şeytânı dost edinirse, şüphesiz o, apaçık bir ziyâna uğramış olur. *Zarar; Lüzumlu ve kıymetli bir şeyin eksilmesi…

Devamını Oku »

ZORLUKTAN SONRA KOLAYLIK VARDIR

65/ et-Talâk -7- İmkânı geniş olan, nafakayı imkânına göre versin. Rızkı dar olan da, ALLÂH’ın ona verdiğinden (o ölçüde) harcasın. ALLÂH bir kimseyi ancak kendine verdiği ile yükümlü kılar. ALLÂH bir güçlüğün arkasından bir kolaylık ihsân eder. -Yani hemen veya ilerde kolaylık verir. Çünkü gelecek olan her şey yakındır. (Rûhu’l Beyân) 94/ el-İnşirâh -5-6- Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır.…

Devamını Oku »

ALLÂH KULLARINA ZULMETMEZ

dilediğini doğru yola getirir. Hayır olarak yaptığınız her harcama sâdece kendiniz içindir. Zâten siz ALLÂH rızâsını aramaktan başka bir gâye ile infâk etmezsiniz.İşlediğiniz her hayrın mükâfatı size tamâmen verilir ve sizin hakkınız yenmez. 3/ ÂL-İ İMRÂN -25- Gerçekleşeceğinden hiçbir şüphe bulunmayan o kıyâmet gününde, kendilerini bir araya topladığımız ve her şahsa, yaptığının karşılığının tam verilip, aslâ haksızlığa uğratılmadığı o gün…

Devamını Oku »

ZULME KARŞI YARDIMLAŞMAK

*Zulüm; sözlükte bir şeyi kendine mahsûs yerinden başka bir yere koymak, noksan yapmak, sınırı aşmak, doğru yoldan sapmak, meyletmek, hakkını eksiltmek, hakkını vermemek, men etmek ve yapılmaması gereken bir davranışta bulunmak anlamlarına gelir. Kur’ân öncesi Arap toplumlarda insanî ilişkilerde her türlü olumsuz söz, fiil ve davranışları ifâde etmekte kullanılmıştır. Kur’ân-ı Kerîm’de bu kavram insanlar arasındaki olumuz ilişkiyi ifâde etmekle birlikte…

Devamını Oku »

ZÜLKARNEYN

18/ el-Kehf -83- Bir de sana Zül-karneyn’den soruyorlar. De ki: Size ondan bir hâtıra okuyacağım. 84- Gerçekten Biz onu (Zül-karneyn’i) yeryüzünde iktidâr sahibi yaptık ve ona ulaşmak istediği her şeyi elde etmesinin bir yolunu verdik. 85- Derken o da bu yollardan birini tutup gitti. 86- Nihayet güneşin battığı yere vardığı zaman, güneşi, (sanki) kara bir balçıkta batıyor buldu. Bir de…

Devamını Oku »

Hazreti ZÜLKİFL -aleyhisselâm-

21/ EL-ENBİYÂ -85- İsmâîl, İdrîs ve Zü’l-Kifl’i de (hatırla). Onların hepsi de sabredenlerdendi. 86- Onları da rahmetimizin içine aldık. Onlar gerçekten sâlih olanlardandı. 38/ SÂD -48- İsmâîl’i, Elyasa’yı, Zü’lkifl’i de an. Hepsi de en hayırlı kimselerdendir.

Devamını Oku »

ZİYÂRET ÂDÂBI

24:27. Ey îman edenler! Kendi evinizden başka evlere, geldiğinizi fark ettirip ev halkına selam vermedikçe girmeyin. Bu sizin için daha iyidir. Herhalde (bunu) düşünüp anlarsınız. 24:28. Orada kimse bulamazsanız, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Eğer size, “Geri dönün!” denilirse, hemen dönün. Çünkü bu, sizin için daha temiz bir davranıştır. Allâh, yaptığınızı bilir. 24:29. İçinde kendinize ait bir şeylerin bulunduğu…

Devamını Oku »

ZULMEDENLERE MEYLETMEMEK

11:113. Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allâh’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra size yardım da edilmez.

Devamını Oku »

ZAMAN

Zaman mefhumu insanın fiil, ibâdet ve davranışlarıyla iç içedir. Bu yönüyle zamansözlükte devir, çağ, mevsim, ay, hafta, gün, saat, mehil, uzun veyâ kısa olan vakit demektir. Kur’ân ve sünnet zamana sıkı atıfta bulunmaktadır. Her ne kadar Kur’ân’da zaman kelimesi geçmiyorsa da aynı anlamı ifâde eden asr, dehr, ahkab, karn, kurûn, saat, lemhu’l-basar, hîn, huld, ebediyet, sene, sermed, yevm, leyl, fecr…

Devamını Oku »

ZERRE

10/ Yûnus -61- Hangi işi yaparsan yap, Kur’ân’dan ne okursan oku, ne işte çalışırsan çalış, unutmayın ki, siz ona dalıp gitmişken, Biz sizin üzerinizde şâhidiz. Ne yerde, ne de gökte zerre kadar hiç bir şey Rabbinin gözünden kaçmaz. Ne zerreden daha küçük, ne de ondan daha büyük! Ancak bunların hepsi apaçık bir kitap’tadır.

Devamını Oku »

ZEKÂT VERMEK İÇİN ÇALIŞMAK!

23/ el-Mü’minûn -1-2- Hakikat felâh buldu o mü’minler ki onlar, namazlarında huşû’ludurlar, 3- Onlar ki, bîyhude işe, boş lafa bakmazlar. 4- Onlar ki, zekât vermek için çalışırlar.

Devamını Oku »
Başa dön tuşu
Kapalı