F

F

47/ Sûre-i Muhammed -19- Ey Muhammed! Bil ki ALLÂH’dan başka hiçbir ilâh yoktur. Hem kendi günahın için, hem de mü’min erkekler ve mü’min kadınlar için ALLÂH’dan bağışlanma dile. -Fahri Râzi’nin beyanı vechile ‘fâ’ lafzı şart-ı mahfuzun cevabına işarettir. Efendimiz vahdaniyet-i ilâhiyeyi bildiği halde bilmesiyle emir devam etmesiyle emirdir. Mesela oturan bir kimseye ‘otur’ denir ki, oturmak da devam et, demektir.…

Devamını Oku »

FÂİZ

FÂİZ (*) *Fâiz (a.i.fevz’den.c;fevâiz); 1-Ödünç verilen para için alınan ve şer’an haram olan kâr. Fâizin iş hayatındaki mânası, “sen çalış, ben yiyeyim”dir. Küçük tasarruf sahiplerinin paraları bankalarda toplanıp, büyük yekûnlere ulaşır. Banka bu parayı aldığından daha büyük fâizle iş sahiplerine kredi olarak verir. İstihsâl edilen (üretilen) malların fiyatına masraf olarak bu fâiz eklenir. Böylece malların fiyatı fâiz yüzünden %50 civârında…

Devamını Oku »

FAL OKLARI

(Bkz: Haramlar)

Devamını Oku »

FARZ

24/ en-Nûr -1- (İşte bu âyetler) bizim indirdiğimiz ve (hükümlerini üzerinize) farz kıldığımız bir sûredir. Belki düşünüp öğüt alırsınız diye onda açık açık âyetler indirdik.

Devamını Oku »

FÂSIK

FÂSIK (*) *Fısk kelimesinin sözlük anlamı ‘çıkmak, hurûc etmek’ dir. Nitekim delikten çıkan farelere ‘fâsıklar’ denir. Dinî terim olarak fâsık ‘büyük günah işlemek sûretiyle Allâh’a itaat çizgisinden çıkan’ mânasınadır ki küçük günahlarda ısrar etmek de bu bölüme girer. Şer’î bakımdan fıskın üç derecesi vardır. Birincisi: Günahı çirkin saymakla beraber, ara sıra günah işlemek. İkincisi: Üzerine düşerek devamlı günah işlemek. Üçüncüsü:…

Devamını Oku »

FAZLULLAH

4/ en-Nisâ -113- ALLÂH’ın fazl-ü rahmeti üzerinde olmasaydı onlardan bir taife seni bile hükümde haktan şaşırtmayı kurmuşlardı, maamafih onlar yalnız kendilerini şaşırırlar, sana hiç bir zarar edemezler, nasıl edebilirler ki ALLÂH sana kitap ve hikmet indirmekte ve bilmediklerini sana bildirmektedir, hem ALLÂH’ın senin üzerinde fazlı çok büyük bulunuyor.

Devamını Oku »

FETRET DEVRİ

*Fetret (arapça.isim.cem’i:feterât); iki peygamber veyâ iki pâdişah arasında peygambersiz veyâ pâdişahsız geçen zaman. İki vak’a arasındaki zaman. 5/ EL-MÂİDE -19- Ey kitap ehli! Peygamberlerin arası kesildiği bir sırada, ‘Bize ne müjdeleyici bir Peygamber geldi, ne de bir uyarıcı’ demeyesiniz diye, işte size (hakikatı) açıklayan elçimiz (Muhammed) geldi. (Evet,) size bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir. ALLÂH, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

Devamını Oku »

FELÂH

*Felâh; murada zafer bulmaktır. Hayırda beka diye de ta’rif edilir. (Elmalılı Tefsiri) 2/ el-Bakara -5- İşte onlar Rab’lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır. 189- Sana hilâlleri sorarlar. De ki: Onlar insanlar için; özellikle hac için vakit ölçüleridir. Evlere arka taraftan girmeniz fazîlet değildir. Asıl fazîlet, haramlardan sakınan insanın gösterdiği fazîlettir. Öyleyse evlere kapılardan girin.…

Devamını Oku »

FETVÂ

*Fetvâ (a.i.c:fetâvâ, fetâvî); müfti tarafından verilen şer’i hüküm veya karar. *Müfti (a.s ve i.fetvâ’dan); fetvâ veren. vilâyet ve kazalarda din işerine bakan kimse, müftü. 4/ en-Nisâ -127- Kadınlar hakkında senden fetvâ isterler. De ki: Onlar hakkındaki hükmü ALLÂH size açıklıyor: Haklarını vermeyerek nikâhlamak istediğiniz yetim kadınlarla küçük, zayıf yetim çocukların haklarına dâir hükümler size bu kitapta okunup duruyor. Yetimlerin haklarını…

Devamını Oku »

FİRAVUN

*Firavun (f.s.c:ferâine): 1-eski zamanlarda Mısır hükümdarlarına verilen ünvan. 2-İlâhlık iddiasında bulunarak Hazreti Mûsâ-aleyhisselâm- ile mücâdele eden dönemin Mısır hükümdârı. 3-sıfat olarak; pek kibirli, gururlu ve inat(bazı metinlerde ‘firavuniyyet’ diye geçer). 2/ el-Bakara -49- (Hem hatırlayın ki bir zaman) sizi Firavun ailesinden de kurtardık, (onlar) size azabın en kötüsünü revâ görüyor, oğullarınızı boğazlıyor, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. Ve bunda size Rabbiniz tarafından…

Devamını Oku »

FESTAİZBİLLÂH

40/ el-Mü’min -56- Çünkü kendilerine gelmiş bir delil olmaksızın ALLÂH’ın âyetlerini tartışanlar var ya işte onların kalplerinde yetişemeyecekleri bir kibir, bir büyüklenme vardır. Sen hemen ALLÂH’a sığın. Şüphesiz O, evet O, işitendir, görendir. 41/ Fussilet -36- Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürterse hemen ALLÂH’a sığın. Çünkü O, her şeyi işitir, her şeyi mükemmel tarzda bilir.

Devamını Oku »

FİTNE

*Fitne (a.i.c;fiten); belâ. mihnet. sıkıntı. ayartma. azdırma. fesat. ara bozma. karışılık. ihtilâl. -Sözlükte; “denemek, imtihan etmek, yakınmak, bir şeyden çok hoşlanmak, görüş ayrılığı, kargaşa, delilik, dalâlet, sapıtmak, şaşırtmak, aldatmak, şiddet, işkence, öldürmek, belâ, musîbet, kötülük, mihnet” anlamlarına gelir. Bu kelime Türk diline de girmiş ve azdırma, baştan çıkarma, fesat, ara bozma, ihtilâf, âfet, musîbet, sıkıntı, belâ, ceza, delilik, dinsizlik, cânilik…

Devamını Oku »

FAHÛR

*Mübalağalı isim olup Allâh’ın verdiği nimetlerle övünen fakat bu nimetlerin şükrünü edâ etmeyen ve büyüklenen kimse anlamındadır. Kur’ân-ı Kerîm’de 4 âyette zikrolunmuştur. (Diyânet) 4/ en-Nisâ -36- ALLÂH’a ibâdet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Sonra anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, akraba olan komşulara, yakın komşulara, yanında bulunan arkadaşa, yolda kalanlara, sahip olduğunuz kölelere iyilik edin. Şüphesiz ALLÂH, kibirlenen ve…

Devamını Oku »

FISK

FISK 6/ el-En’am -121- Üzerlerine ALLÂH’ın ismi anılmamış olanlardan yemeyin. Çünkü o kat’i bir fısk’tır. Bununla beraber şeytanlar kendi yaranına sizinle mücâdele etmeleri için telkinatta bulunacaklar. Eğer onlara itaat ederseniz, şüphesiz siz de müşriksiniz.

Devamını Oku »

FEVAHİŞ

FEVAHİŞ (*) *Kavlen ve fiilen herkesin çirkin gördüğü şeyler. (Hulâsat’ül Beyân) 42/ eş-Şûrâ -37- O îmân edenler büyük günahlardan ve hayâsızlıktan kaçınırlar. Onlar öfkelendikleri zaman da kusurları bağışlarlar.

Devamını Oku »

FESÂD

*Fesat; bir şey önceden düzgün, düzenli ve yararlı iken sonradan bu nitelikleri kaybedip değişmesi, bozulması, çürümesi, bir kimsenin itidâl ve doğruluktan sapması, zulüm, karışıklık, kuraklık ve kıtlık anlamlarına gelir. Kur’ân’da fesat kelimesi isim ve fiil olarak 14 âyette, aynı kökten gelen ifsâd ve müfsid kelimeleri ise, 36 âyet-i celîlede zikrolunmuştur. Fesat kavramı; Kur’ân’da genel olarak, fert ve toplumun yeryüzü ve…

Devamını Oku »

FEVZ

Sözlükte bir şeyi elde etmek kurtulmak, zafer kazanmak ölmek ve helâk olmak anlamla- rına gelen “fevz” kavramı Kur’ân-ı Kerîm’de 29 defâ zikrolunmuştur. (Diyânet) 3/ ÂL-İ İMRÂN -185- Her canlı ölümü tadacaktır. Kıyâmet günü ecirleriniz size eksiksiz olarak verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete konursa o, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünyâ hayâtı, aldatıcı zevkten başka birşey değildir. 9/ ET-TEVBE -72- ALLÂH mü’minlerin erkeğine…

Devamını Oku »

FITRATULLÂH

-‘Fıtrat’ kelimesi yaratma anlamına gelmekle birlikte ‘fıtratullâh’ tâbiri, Kur’ân’da “Allâh’ın dini” anlamında kullanılmıştır. (Diyânet) -Hanîf; bâtıldan hakka mâil, din-i İslâma tâbi’, İslâmiyette sabit, vahdaniyet-i ilâhiyyeyi muterif (itiraf eden) zât. -Fıtrat; tıynet, hilkat, yaratılış, ilk yaratılış hey’eti. Allâh, bütün insanları din-i tevhîde müstaid bir kabiliyyette vücûda getirmiştir. (Ö.N.Bilmen) 30/ er-Rûm -30- O halde yüzünü, hanîf olarak dine, ALLÂH’ın fıtrî dinine çevir…

Devamını Oku »

FÎSEBÎLİLLÂH

*Fî-sebîlilâh; Allâh yolunda hayrat olarak. -Fî (a.z ve e); 1-içinde,-de (“fîhâ”müfret ve müennes için kullanılır) -Sebîl (a.i.c:sübül, sübûl); yol, büyük cadde. sebil, su dağıtılan yer. hayrat olarak parasız dağıtılan su. -Sebîlillâh ile murad; din-i İslâm’dır. (Hulâsat’ül Beyân) 2/ el-Bakara -154- ALLÂH yolunda öldürülenlere “ölüler”demeyin. Hayır, onlar diridirler lâkin siz bunu bilmezsiniz. 190- Sizinle savaşanlara karşı ALLÂH yolunda siz de savaşın.…

Devamını Oku »

FITRATULLÂH

-‘Fıtrat’ kelimesi yaratma anlamına gelmekle birlikte ‘fıtratullâh’ tâbiri, Kur’ân’da “Allâh’ın dini” anlamında kullanılmıştır. (Diyânet) -Hanîf; bâtıldan hakka mâil, din-i İslâma tâbi’, İslâmiyette sabit, vahdaniyet-i ilâhiyyeyi muterif (itiraf eden) zât. -Fıtrat; tıynet, hilkat, yaratılış, ilk yaratılış hey’eti. Allâh, bütün insanları din-i tevhîde müstaid bir kabiliyyette vücûda getirmiştir. (Ö.N.Bilmen) 30/ er-Rûm -30- O halde yüzünü, hanîf olarak dine, ALLÂH’ın fıtrî dinine çevir…

Devamını Oku »
Kapalı