HAK DİNİ KUR’AN DİLİ

Hak Dini Kuran Dili – Elmalılı Tefsiri

11-HUD TEFSİRİ

11-HUD: Elif-Lâm- Ra, (bunun anlamı için Yunus Sûresi’nin baş tarafına bakınız.) Bir kitap ki, âyetleri muhkem kılınmış, ihkam edilmiştir. Muhkem, yani her bakımdan boşluktan uzak, bozulmak ihtimali olmayan, gayet sağlam ve muntazam veya hakîm, yani yüce hikmetleri içeren, hikmet nizamı ile düzenlenmiş, sonra tafsil de olunmuştur. Tafsil: Aslında bir şeyi fasıl fasıl bölmek, belli ve farklı bölümlere ayırmak demektir. Bu…

Devamını Oku »

4-NİSA TEFSİRİ

4-NİSA: Bu sûre de birçok şer’î hükümleri ve teklifleri kapsamaktadır. Baş tarafında Allah’ın hakları, bütün insanlığın kardeşliği, çocuklara, kadınlara, yetimlere acıma, şefkat gösterme ve haklarının verilmesi, mallarının korunması, evlenme ve miras gibi hususlarla ilgili emirler ve hükümler ile başlamış, sûrenin sonu da bu konularla bitmiştir. Orta kısmında da aile terbiyesinden başlaması lazım gelen temizlik, namaz, cihad, amirlere itaat gibi emirleri…

Devamını Oku »

3-AL-İ İMRAN TEFSİRİ

3-AL-İ İMRAN: 1-2-Ya Muhammed! Yine Elif, Lâm, Mîm. Bunu iyi belle, iyi anlat! O yüce Allah, öyle bir hak mabuddur ki, ondan başka tapınılmaya değer, tapınılmayı hak etmiş, ilâh denilecek, kulluk edilecek hiçbir şey yoktur. Çünkü O, hayy ve kayyûmdur. Yok olmaktan, zeval bulmaktan münezzehtir, ölmez. Ezelde ve ebedde hazır ve nazır, vacibulvücûd (varlığı zarurî) olan ve herşeyi yöneten, yönlendiren,…

Devamını Oku »

2-BAKARA TEFSİRİ – 2.Bölüm

Ayrıca bu yahudiler vahiy ve nübüvvet aleyhinde söz söylemiş olmak için vahyin vasıtası olan Cibrîl-i Emîn hakkında “O bizim düşmanımızdır.” diye düşmanlıklarını açığa vurmuşlardır ki, buna karşı şu iki âyet nazil olmuştur: Meâl-i Şerifi 97- Söyle; her kim Cebrail’e düşman ise iyi bilsin ki, Kur’ân’ı senin kalbine Allah’ın izniyle kendinden önceki vahiyleri onaylayıcı, müminlere hidayet ve müjde kaynağı olmak üzere…

Devamını Oku »

2-BAKARA TEFSİRİ – 1.Bölüm

2-BAKARA: ” ” Bulunduğu altı sûrenin hepsinde birer âyettir. ” ” da bir âyettir. Fakat “” bir âyet sayılmıyor. ” ” da bulunduğu beş sûrenin hiç birinde âyet değildir. “” iki sûrede de birer âyettir. “” âyet değildir. Fakat “” birer âyet, “” de hepsinde birer âyet, “” iki âyet, ” ” bir âyettir. “” birer âyet değildirler. Ve bu…

Devamını Oku »

1-FATİHA TEFSİRİ

Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla 1- Mushaf-ı şeriflerde iki türlü besmele vardır. Birisi sûre başlarında yazılan ve sûreden bağımsız olan besmele, diğeri Neml Sûresinin (Neml, 27/30) âyetindeki besmeledir. Bu besmelenin, Neml sûresinin bu âyetinin bir parçası olduğu açıkça bilinmektedir. Bundan dolayı besmelenin Kur’ân âyeti olduğunda şüphe yoktur ve bu durum, açık tevatür ile ve âlimlerin ittifakıyla kesin olarak bilinmektedir. Fakat…

Devamını Oku »

2-BAKARA TEFSİRİ – 3.Bölüm

Gelelim haccın vaktine: Meâl-i Şerifi 197- Hac, bilinen aylardadır. Her kim o aylarda hacca başlayıp kendisine farz ederse; artık hacda kadına yaklaşmak, günah işlemek ve kavga etmek yoktur. Siz hayırdan ne işlerseniz, Allah onu bilir. Kendinize azık edinin. Şüphesiz ki azıkların en hayırlısı Allah korkusudur. Ey akıl sahipleri! Benden korkun! 198- Rabbinizin lütfunu istemenizde size bir günah yoktur. Arafat’tan indiğiniz…

Devamını Oku »

5-MAİDE TEFSİRİ

5-MAİDE: Bu sûrenin diğerlerinde bulunmayan onsekiz farzı içine aldığı açıklanıyor. Ebu Hayyan’ın kaydettiği üzere, Arapların ilk filozofu meşhur el- Kindi’ye öğrencileri: “Ey filozof, bize şu Kur’ân’ın bir dengini yapıver” demişler. O da: “Peki, hepsinin değil ama, bir kısmının benzerini yapayım” demiş. Ve bir çok günler çekilip kapanmış, sonra çıkmış: “Vallahi demiş buna ne bizim kudretimiz yetecek, ne de başka birinin.…

Devamını Oku »

6-EN’AM TEFSİRİ

6-EN’AM: Hamd hep Allah’a, ki başların üstündeki gökleri ve ayakların altındaki yeri yarattı ve karanlıkları ve nuru yaptı. Şu halde onun bunlar üzerindeki mülk ve saltanatı, sahipliği, yalnız var olduklarından sonraki tedbir ve olgunlaşmaları, sonra gelen arızalar üzerinde cereyan eden, zâtı ve tabiatlarına mahkum bulunan bağımlı ve hasta bir mülk ve sahiplik değil, daha önce yaratma ve yapma ile bütün…

Devamını Oku »

7-ARAF TEFSİRİ

7-ARAF: 1- Allah ne kastettiğini daha iyi bilir. (Bakara ve Âl-i İmran sûrelerinin başına bkz.) Bununla beraber burada sâd münasebetiyle tefsirciler tarafından nakledilen bazı sözler vardır: Özellikle İbnü Abbas’tan bir rivayete göre “Ben Allah’ım, bilir ve açıklarım.” demek olduğu nakledilmiştir. Süddî “şekil ve sûret veren” isminin muhaffefi (kısaltılmış hâli) olduğunu, bazıları “senin göğsüne genişlik vermedik mi?” mânâsına olduğunu söylemişlerdir. Fakat…

Devamını Oku »

8-ENFAL TEFSİRİ

8-ENFAL: Resulüm, sana enfâlden, ganimetlerden soruyorlar Enfâli soruyorlar buyurulmayıp “enfâlden soruyorlar” buyurulması gösterir ki, asıl enfâli soruyorlar veya ganimeti istiyorlar demek olmayıp, enfâlin durumunu, onunla ilgili hükmünü soruyorlar demek olduğuna işarettir ve, bu cihet zaten verilen cevap ile açıklık kazanacaktır. Sonra bunun A’raf sûresinin son âyetlerine ilgisi bakımından da kulluğa yönelik, yani hakkiyle kulluk edebilme arzusundan doğan bir soru olduğundan…

Devamını Oku »

9-TEVBE TEFSİRİ

9-TEVBE: “Berâet” bu kelimenin asıl kök mânâsı, “Müfredat” ve “Basair”de açıklandığına göre herhangi bir çirkin şeyden kurtulmak ve uzaklaşmak demektir. Kadî Beydavî Bakara Sûresi’nde (âyet 54) âyetinin tefsirinde der ki; bu terkibin aslı bir şeyin kendisinden olmayan şeylerden arınıp saf hale gelmesi, halis olması mânâsınadır. “Hasta hastalığından, borçlu borcundan beri oldu.” denildiği zaman kurtulmak anlamına söylenmiş olur. “Allah Âdem’i balçıktan…

Devamını Oku »

10-YUNUS TEFSİRİ

10-YUNUS: Elif-Lâm-Ra, Allah bilir muradını! Görülüyor ki, bu sûre dahi hece harfleri ile başlıyor. Demek ki, bunda da remzî (sembolik) bir ifade var. Özünü akılların kavrayamayacağı ilâhî bir sır ve mucize söz konusu oluyor. Bunun gibi sûre başlarındaki harfler hakkında Bakara Sûresi’nin başında bilgi verilmişti. Burada da bununla ilgili olarak özellikle rivayet olunmuş bulunan bazı görüşler vardır. Bunlar arasından birkaçı…

Devamını Oku »

12-YUSUF TEFSİRİ

12-YUSUF: 1-2- Elif, Lâm, Râ. (Bunun anlamı için Yunus ve Bakara Sûrelerinin ilk âyetlerine bakınız.) Allah bilir, bakınız ağızlarından tek tek çıkan o hece harfleri nasıl ilâhî sırlarla doludur. Bunlar, bu hece harfleri veya bu harflerle başlayan bu sûre, o mübin kitabın âyetleridir. Mübin: Hûd Sûresi (11/6) nde de geçtiği üzere den ismi faildi ki, lazım ve müteaddi olarak her…

Devamını Oku »

13-RA’D TEFSİRİ

13-RA’D: Bununla neyi murad ettiğini Allah bilir. (Bakara ve Yunus Sûreleri’nin baş tarafına bkz.). Bu sûre hakkında da Abdullah b. Abbas’dan şöyle bir tevil nakledilmiştir: yani, “Ben Allah’ım, bilirim ve görürüm”. Sûrenin ismine ve bu başlangıcın böylece hece harflerine işaret ettiği kavline göre, biz burada şu mânâyı izleyelim: Elif, Lâm, Mîm, Ra. İşte bunlar, (yani bu hece harfleri veya bu…

Devamını Oku »

14-İBRAHİM TEFSİRİ

14-İBRAHİM: 1-2-(Yunus Sûresi’nden beri geçen benzerlerine bakınız.) bu çıkış yeri belli ve sınırlı olmayan, karnın üst tarafından çıkıp her harfin yardımına koşan elif gibi, tevhid (Allah’ın birliğine inanmak) ve doğruluk delili olarak tecelli eden ve tilâvet ve okunması ile gibi dillerde çalkalanarak birlikten çokluğa hitap eden bu seçkin harfler, yani mucizeli nazmıyla bu sûreyi meydana getiren basit ve birleşik sesler…

Devamını Oku »

15-HİCR TEFSİRİ

15-HİCR: 1- (Yunus Sûresine ve benzerlerine bkz.) Bunlar, ilâhi bir sırrı kapsayan bu sûre, bu kitabın ve apaçık bir Kur’ân’ın âyetleridir. Yani Allah’a ait bütün kitapların mükemmelliklerini kapsayan ve hepsinden üstün olduğu için, kitap denildiği zaman doğrudan doğruya akıllara gelecek olan ve şöhretinden dolayı vasıflandırmaya ihtiyacı olmayan o bilinen kitabın, muhtevasını en güzel beyan ile anlatan eşsiz Kur’ân’ın âyetleridir. Bundan…

Devamını Oku »

16-NAHL TEFSİRİ

16-NAHL: 1- Allah’ın emri geldi. Buradaki kelimesi un tekili, yani Allah’ın ilâhlığı gereğince işler mânâsına “emr” olması muhtemel olduğu gibi, in tekili, yani Allah’ın nefsi gereği, hüküm ve fermanı mânâsına “emr” olması da muhtemeldir. Ve ikisiyle de tefsir edilmiştir. Birinci durumda maksat, kâfirlere vaad edilmiş olan azab veya kıyamettir. Fakat bu şekilde geldi demenin, gelmek üzeredir, gelmektedir, geliyor mânâsına mecaz…

Devamını Oku »

17-İSRA TEFSİRİ

17-İSRA: Tesbih ona ki, tesbihin türetilmesi ve mânâsı hakkında Bakara Sûresi’nde açıklama geçmişti. (Bakara, 2/30. âyetin tefsirine bkz.). Keşşâf sahibi der ki: ” tesbihin özel ismidir. Osman, bir adamın ismi olduğu gibi. Zikredilmesi terkedilmiş gizli bir fiile nasb edilmiştir ki, takdiri; dir, sonra fiil yerine konmuş ve onun yerini tutmuştur. Ve Allah’ın düşmanlarının O’na nisbet ettikleri kusurların hepsinden tam bir…

Devamını Oku »

18-KEHF TEFSİRİ

18-KEHF: 1-2-3- Allah’a hamdolsun o öyle bir Allah’dır ki Kitabı kuluna indirdi. Hem de onun için hiçbir eğrilik yapmayarak; dolambaçlı değil, çarpık değil, yalanı, yanlışı yok. Dosdoğru bir hakim olmak üzere indirdi. Ki kendi katından pek şiddetli bir azab olan ahiret azabı ile (kâfirleri) uyarsın ve iyi işler yapan müminlere şunu müjdelesin onlara kesinlikle öyle güzel bir mükafat vardır ki.…

Devamını Oku »

19-MERYEM TEFSİRİ

19-MERYEM: 1-15- Sûrenin bir ismidir Bunlardan neyin kast edildiğini Allah bilir. Bununla beraber, bunun anlamı hakkında, sağlamlığı iddia edilemeyen değişik birtakım rivayetler de vardır. İbnü Mürdeveyh’in tahricine göre Ümmühani, Hz. Peygamber’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: (Allah’a hitaben) “kâfî, hâdî’sin yâ Âlim-i Sâdık!” Hz. Ali’nin de “Ey kâf hâ yâ ayn Sâd, beni bağışla” diye dua ettiği rivayet edilmiştir ki, buna…

Devamını Oku »

20-TAHA TEFSİRİ

20-TAHA: 1-9- Tâ, Hâ harfleri, -en iyisini Allah bilir benzerleri gibi heca harfleridir, Esmâ-i Hüsnâ’dan (Allah’ın güzel isimlerinden) kasem (yemin) olduğu da söylenmiştir. Bazı lugatlarda “ya recül (behey adam!)” demek olduğu da rivayet edilmiştir. Bir de ; den emr-i hazır; “hâ” zamir olarak “bas onu, yahut çiğne onu” diye Hz. Peygamber’e hitab olduğu şeklinde de açıklanmıştır. Çünkü Allah’ın resulü teheccüd…

Devamını Oku »

21-ENBİYA TEFSİRİ

21-ENBİYA: 1-10- “Gizli fısıltı yaptılar.” Necvâ, gizli fısıltı demek olduğu halde; bir de bunun gizlice söylendiğini açıkça belirtmek, fısıltının gizlilik derecesini göstermek içindir. Böyle olduğu halde Hz. Peygamber, Allah’tan aldığı bilgi ile onlara ne söylediklerini haber verdi. Bunun üzerine şaşırıp kaldılar da nereden duydun dediler. Cevap olarak dedi ki “Rabbim gökte ve yerde (söylenen) her sözü bilir.” Bu durumda peygamberliği…

Devamını Oku »

22-HAC TEFSİRİ

22-HAC: 1-2- “Kıyamet gününün sarsıntısı, büyük bir şeydir…” (Zilzâl Sûresi’nin tefsirine bkz.) Meâl-i Şerifi 3-4- 3- İnsanlardan bazıları Allah hakkında bir bilgisi olmadığı halde tartışır da her azılı şeytanın ardına düşer. 4- (O şeytanki) hakkında şöyle hüküm verilmiştir: Şüphesiz kim onu dost edinirse, o muhakkak onu saptırır ve doğruca cehennem azabına götürür. Meâl-i Şerifi 5- Ey insanlar ! Eğer öldükten…

Devamını Oku »

23-MÜ’MİNUN TEFSİRİ

23-MÜ’MİNUN: 1- Gerçekten felah buldu o müminler. FELÂH: Murada ulaşmaktır. Hayırda sonsuzluk diye de tarif edilmiştir. İFLÂH: Kurtuluşa erişmek mânâsına geldiği gibi felâha girmek, yani bizi ifademizle selamete ermek, huzur bulmak mânâsına da gelir ki, Kur’ân’da genellikle bu mânâda gelmiştir. Burada Allah Teâlâ, yedi özelliği kendinde toplayan kimseler için kurtuluşun muhakkak olacağını müjdelemektedir ki, bu yedi özellikten birincisi imandır. (İmanın…

Devamını Oku »

24-NUR TEFSİRİ

24-NUR: 1- Ve farz kıldık Yani bu sûre, kesin olarak farz kılınan birtakım hükümleri ve bunların delillerini içinde bulunduran bir kısım açık ve belli âyetleri ihtiva eder. Öyle ki bu sûrenin de İslâm medeniyetinin hukukunu ve asıl vazifelerini gösteren temel çizgilere delil olması açık bir şekilde düşünülebilir. İlk önce namus, ırz ve aile hukuku meselelerinden başlanarak buyuruluyor ki: Meâl-i Şerifi…

Devamını Oku »

25-FURKAN TEFSİRİ

25-FURKAN: – gibi babından mâzî fiildir. Tasrif olunmaz, yani diğer sîgaları çekilmez ve Allah’tan başkasına isnad edilmez. Türetilmesinde “bereket” maddelerinin bu mânâ ile açık bir ilişkisi vardır. babından olması da bu mânânın mübalağa ile kendisinden meydana geldiğini ifade eder. “bereket” ise bir şeyde ilâhî hayrın devamlı ve kararlı olması demektir ki, “suyun havuzda birikip yükselerek durması” anlamından alınmıştır. İlâhî hayrın…

Devamını Oku »

26-ŞUARA TEFSİRİ

26-ŞUARA: 1-3- Bu sûrenin ismi, mânâsını Allah bilir. , den, , den, , dan diye Muhammed b. Kâ’b’dan bir rivayet de vardır. Şiddet harflerinin en şiddetlisi, kalkale harflerinin en serti, isti’lâ harflerinin en kalını olduğundan, ilk seste bu sûrenin şiddetli bir korkutma ifade ettiğini hissettirir. “Ta”nın Tûr Dağına, “sîn”in Musa’ya, “mîm” in Muhammed’e işaret olduğu da zihne çarpar. Bunlar, sûrede…

Devamını Oku »

27-NEML TEFSİRİ

27-NEML: 1-2- “Bunlardan ne kastettiğini Allah daha iyi bilir.” Tâsîn Sûresi mutlak bir ilâhî sırdır. İşte bunlar, işittiğin bu esrarengiz harfler sana âyetleridir, o Kur’ân’ın. O Emin Ruh ile kalbine indirilen Kur’ân’ın ve belagatlı, apaçık bir kitabın. Kur’ân’dan bu sûre, başlı başına apaçık bir kitaptır. Önceki sûrenin sonunda geçtiği üzere, zalimlerin yuvarlanacağı inkılabın nasıl ve ne şekilde olacağını açık bir…

Devamını Oku »

28-KASAS TEFSİRİ

28-KASAS: 1-4- İfadesi güzel, parlak kitap, açıkça ortaya koyup açıklayan kitap ki, kastedilen Kur’ân’dır. Levh-i Mahfûz, diyenler de vardır. Tilavetle okuyacağız. TİLAVET: Takip etmek, arkasına düşmektir. Râgıb’ın açıklamasına göre özellikle Allah Teâlâ’nın indirilmiş kitaplarını ya okumak veya içindeki emir ve yasağı, teşvik ve sakındırmayı dikkatle takip etmektir. Demek ki tilavet okumaktan bir yönden daha özeldir. Burada ise Cebrail aracılığı ile…

Devamını Oku »

29-ANKEBUT TEFSİRİ

29-ANKEBUT: 1- 3- Allah (daha) iyi bilir. bu âyetlerin indiriliş sebebinde üç rivayet vardır. 1- Ammâr b. Yasir ve Ayyaş b. Ebı Rebia ve Velid b. Velid ve Seleme b. Hişam Mekke’de müşrikler tarafından işkence ediliyorlardı, o sebeble indirildi. Ammar b. Yasir’in annesi Ebu Cehil tarafından feci bir şekilde parçalattırılmış, kendisine sıcak günde demirden zırhlı gömlek giydirilerek güneşin karşısında eziyet…

Devamını Oku »

30-RUM TEFSİRİ

30-RUM: 1- Allah daha iyi bilir: Kur’ân’ın mânâsındaki mucize olan âyetlerden önce, sözlerindeki mucizeliği ifade eden ilâhi sırra işârettir. Bakara sûresinde de geçtiği üzere “elif” boğazın en içinden: bâtından; “Lâm” dilden: berzahtan; “mim” dudağın en kenarından, dıştan çıktığı için bu üç harf, mahreclerin aslını teşkil eden üç çıkış yerinden çıkan bütün harflerin güzel bir diziliş ahengini ifade eder. 2- Rumlar…

Devamını Oku »

31-LOKMAN TEFSİRİ

31-LOKMAN: 1-5- Muhsinler (iyilik yapanlar)a bu Kur’ân’da indirildiği şekilde amelde ihsan yapanlar. Bakara Sûresi’nin başında “müttekiler için bir hidayettir.” (Bakara, 2/2) buyurulmuştu. Burada ise; “İhsanda bulunanlar için bir hidayet ve rahmettir” buyuruluyor. Nişâbûrî tefsirinde der ki: “Burada ‘muhsinin’ (ihsanda bulunanlar) denildiği için bir de rahmet ilâve buyurulmuştur. Çünkü ihsan derecesi takvanın üzerindedir. Çünkü Peygamber (s.a.v.) “İhsan, Allah’ı görüyormuşsun gibi O’na…

Devamını Oku »

32-SECDE TEFSİRİ

32-SECDE: 1-4- Kendilerine senden önce bir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi korkutman için, buyurulduğu üzere “İçlerinde bir uyarıcı gelip geçmemiş olan hiçbir kavim yoktur.” (Fâtır, 35/24). Şu halde burada “Kendilerine hiçbir uyarıcı gelmedi.” denilmesi, “Ey kitap ehli, peygamberlerin bulunmadığı bir zamanda size (âyetlerimizi) açıklayan peygamberimiz gelmiştir.” (Mâide, 5/19) âyetinin ifadesince fetret zamanına (peygamber bulunmayan devre) işaret olmuş olur. “…altı günde……

Devamını Oku »

33-AHZAB TEFSİRİ

33-AHZAB: 1- Ey Peygamber! Geçmişte indirilen kitaplarda adı sanı bilinen şanlı peygamber! Sadece Allah’tan kork, başkasından değil. Bu yüce sûrede Peygambere karşı kâfirlerin ve münafıkların dedikodularına sebep olacak bazı hükümler ve ilâhî emirler indirileceğinden onlara karşı her şeyden önce peygamberi desteklemek için bu hitab ile başlanmıştır. Bu hitab, Ahzab savaşı ile hınçlarını alamayan kâfirlerin ve münâfıkların Zeyd ve Zeyneb meselesi…

Devamını Oku »

34-SEBE TEFSİRİ

34-SEBE’: 1-Kur’ân’da hamd ile başlayan beş sûre vardır. İkisi ilk yarısında, En’am ile Kehf; ikisi de son yarısında bu sûre ile bundan sonraki Melaike (diğer adıyla Fâtır) Sûresi, birisi de Fatiha’dır ki, hem ilk yarı ile okunur hem son yarı ile. Razî der ki: “Bunun hikmeti şudur: Yüce Allah’ın nimetleri pek çok ve bizim saymaya gücümüz yok olmakla birlikte, esas…

Devamını Oku »

35-FATIR TEFSİRİ

35-FATIR: 1- Göklerin ve yerin yaratıcısı, yani bütün alemi yokken yaratan, fıtratını ilk başta yoktan var eden yahut yaran, yoktan varlığa çıkaran ve yine yaratacak, “Gök yarıldığı zaman.” (İnşikak, 84/1) ve “Gök yarıldığı zaman.” (İnfitar, 82/1) hükmünü yerine getirecek olan. En’am Sûresi’nde de geçtiği üzere, “Fatara” aslında yarmak mânâsınadır. Rağıb, uzunluğuna yarmak der. Bundan daha önce örneği geçmeksizin ilk olarak…

Devamını Oku »

36-YASİN TEFSİRİ

36-YASİN: 1-2-3- Yâsin, çoğunluğun görüşüne göre Halil ve Sibeveyh’in açıkladıkları gibi sûrenin ismidir. Bazılarına göre yemindir. Allah Teâlâ’nın isimlerindendir. Bazılarına göre de Allah Teâlâ’nın kelâmını açtığı bir söz anahtarıdır. Bakara Sûresi’nin başında hakkında yapılan açıklama genel olarak burada da geçerlidir. Yalnız burada özel olarak şu iki rivayet vardır: Birisi, İkrime vasıtasıyla İbnü Abbas’tan rivayet edildiği üzere, Ey insan! demek olmasıdır.…

Devamını Oku »

37-SAFFAT TEFSİRİ

37-SAFFAT: 1- “Saf bağlayıp duranlara andolsun…” yemin içindir. “O saf dizip duranlara andolsun” mânâsını gösterir. SÂFFÂT, saf yapanlar demektir ki, Ebu’s-Suud’un açıklamasına göre hem dizilip saf olanlar, hem saf dizenler mânâsına gelir. İleride gelecek olan “Saf bağlayanlar elbette biziz.” (Sâffât, 37/165) âyeti de bu iki mânâ üzerinde döner dolaşır. Saff, birçok şeyleri, düz bir çizgi nizamı üzerinde sıra ile dizmek…

Devamını Oku »

38-SAD TEFSİRİ

38-SAD: 1-4-Rivayet olunuyor ki, Ebu Talib hastalandığı zaman Kureyş’ten bir heyet geldi. İçlerinde Ebu Cehil de vardı. Yanına girdiler. “Kardeşinin oğlu bizim ilâhlarımızı kötülüyor, şöyle yapıyor, şöyle şöyle diyor. Ona haber göndersen de bundan men etsen” dediler. Haber gönderdi. Resul-i Ekrem (s.a.v.) geldi, odaya girdi. Ebu Talib’in yanında bir kişilik yer vardı, oraya oturmasın diye Ebu Cehil sıçradı, oraya oturdu.…

Devamını Oku »

39-ZÜMER TEFSİRİ

39-ZÜMER: 1- Bu kitabın indirilişi Allah’tandır. Başkası veremez. Zorlama ile yapmacık hareketlerle yapılamaz. Peygamberlik, kazanma ile elde edilemez ve zorla alınamaz. Çünkü Allah öyle azîz, öyle hakîmdir. “Azîz” iki mânâya gelir: Birisi mağlup olmaz, galip ve kadir, bir de ortağı ve benzeri yok, yalnız demektir. Allah Teâlâ hakkında ikisine de uygun düşecek bir mânâ kastedilmesi lazım gelir. Bilhassa bu iki…

Devamını Oku »

40-MÜ’MİN TEFSİRİ

40-MÜ’MİN: 1-6- gibi ne kastedildiğini Allah bilir. (Oraya bak!) Gerçi muhkem muhkemat ümmülkitab-ı sînede Kim bilir ‘den maksûdı Rahmânım nedir? “Hâ mîm”, “Rahman, rahim” harflerinden olduğu için o iki isme işaret veya yemin olduğu söylenmiş ve “elif, lâm, râ”, “Ha mim”, “Nûn”un, “Er-Rahmân” okunduğu da söylenmiştir. Bundan dolayı olmalıdır ki bazıları “Ha mim”in, “Havamim” veya “ha mimât” “Hâ mîm”ler diye…

Devamını Oku »

41-FUSSİLET TEFSİRİ

41-FUSSİLET: 1-4- Âyetleri “tafsîl olunmuş” hem lafzı itibarıyla fâsılaları ve sûrelerinin başları ve sonları ayırt edilmiş, hem de mânâsı itibarıyla vaad ve tehdit, kıssalar ve ahkâm ve diğer kısımlara ayrılarak açıklanmış ve izah olunmuştur. (Hud Sûresi’nin başındaki Hud, 11/1 âyetinin tefsirine bkz.) “Kalblerimiz örtüler içinde…” Bunu söyleyenler Ebu Cehil ile yanında bulunan Kureyş’ten bir topluluktu. Hz. Ömer’den rivayet olunmuştur ki…

Devamını Oku »

42-ŞURA TEFSİRİ

42-ŞURA: 1-8- Bunların iki isim olması gerektir. Onun için araları ayrılmış ve iki âyet sayılmış gibi bir isim olduğuna göre ayırılması, başında diğer “Hâ-mîm”lere uygun olması için denilmiştir. Böyle, bu vahiy tarzı ile veya ilerde gelecek mânâ ile vahiy veriyor ve verir sana ve senden önceki peygamberlere. Keşşaf sahibi burada şöyle der: “Yani bu sûrenin kapsadığı mânâlar öyle mânâlardır ki…

Devamını Oku »

43-ZUHRUF TEFSİRİ

43-ZUHRUF: 1-3- O apaçık kitap hakkı için. “Hâ-mîm”de yemin mânâsı bulunduğuna göre (vav) atıf vavı olmadığına göre yemin içindir, o açık kitap, Allah yolunu apaçık gösterir bir nur olan o parlak kitap, yani Kur’an. Kur’ân’ın şanını beyan ederken yine Kur’ân’a “beyan” vasfı ile yemin edilmesi onun kendini tanıttırmak için başka delile muhtaç olmayıp bizzat “beyyin” (açıklayıcı) olan bir nur olduğunu…

Devamını Oku »

44-DUHAN TEFSİRİ

44-DUHAN: 1-3- “Hâ-mîm”, Rahmân’ın Muhammed’in ruhunda tecelli eden ledünnî, ilâhî rahmetinin icmalî bir remzidir. Hem de o apaçık kitaba and olsun. MÜBİN beyanı güzel, ifadesi parlak, apaçık kitap bir bakıma levh-i mahfuz olabilirse de Kur’ân olması zamir itibarıyla daha açık, daha uygundr. Ki biz onu mübarek bir gecede indirdik. Çoğu tefsir bilginlerinin görüşüne göre, bu mübarek gece, “Kadir” gecesidir. İkrime…

Devamını Oku »

45-CASİYE TEFSİRİ

45-CASİYE: 1- Mübtedâ veya haber, veya yemin ve yahut nidâ (seslenmek, ünlem)dır. 2- “Bu kitabın indirilmesi” TENZİL: malum masdar indirmek veya mechul masdar indirilmek, veya ism-i mef’ûl mânâsına gelen masdar olup indirilme kitab mânâlarına gelebilir. Yani bu sesleri Allah’tan kitap indirme, indirilmedir. Veya bu Kitap Allah’tan indirilmiş kitapdır. Veya bir kimseye kitabın indirilmesi, elçiliğin verilmesi veya bu kitabın indirilişi O,…

Devamını Oku »

46-AHKAF TEFSİRİ

46-AHKAF: 1-10- İlimden geriye kalmış bir eser, önceki peygamberlerin ilimlerinden kalma rivayete dayanan bir ilim. Yahut toz üstüne bir yazı, “De ki: Ben peygamberlerin ilki değilim.” BİDİ’, BİD’AT, âdette hiç örneği geçmemiş yeni türemiş, türedi, yani ilk olarak peygamberlik iddia eden, yahut hiç bir peygambere benzemeyerek, kendi kendine Allah’ın izni olmaksızın bir takım örneği olmayan şeyler icad edecek bir icadcı…

Devamını Oku »

47-MUHAMMED TEFSİRİ

47-MUHAMMED: 1- O kimseler ki küfredip Allah yolundan yüz çevirmekte yahut men etmektedirler. SADDÛ: Yüz çevirmek, aldırmamak mânâsına mastarından lâzım yahut da men etmek, çevirmek mânâsına ‘den müteaddi olabilir. İkisiyle de tefsir edilmiştir. Keşşaf haşiyesi Keşf’te der ki: Birincisi daha açıktır. Çünkü: “De ki işte benim yolum budur. Basiretli olduğum halde Allah’a davet ederim.” (Yusuf, 12/108) buyurulduğuna göre Allah yolundan…

Devamını Oku »

48-FETİH TEFSİRİ

48-FETİH: 1- Sûresinin indirildiğini haber verdi. Ahmed, Buhâri, Tirmizî, Nesai, İbnü Mâce ve İbnü Merdûye de Ömer b. Hattâb (r.a.)’da şöyle rivayet etmişlerdir: Demiştir ki; Resulullah (s.a.v.) ile seferde idik, ona bir şeyden üç kere sual ettim, cevab vermedi ben de devemi sürdüm, sonra topluluğun önüne geçtim ve hakkımda Kur’an indirilmesinden korkmuştum, çok durmamıştım bir bağıran işittim, bana bağırıyordu korktu,…

Devamını Oku »

49-HUCURAT TEFSİRİ

49-HUCURAT: Ey iman edenler! Hitabın böyle nida ile başlaması karşıdakiler gelecek sözün önemini, dikkat ve özenle dinlenmesi gereğini hatırlatır. İman özelliği ile sıfatlandırmak da sevinç ve neşe vermek ve imanın, o söylenecek sözü korumaya yönelttiğini, ve bozukluğa engel olduğunu, bütün o özelliğe sahip olanlara ilan etmektir. Yani Ey iman şerefi ile mutlu olan kimseler! Haberiniz olsun, bütün sizlere o imanın,…

Devamını Oku »

50-KAF TEFSİRİ

50-KAF: Bu sûre ile Sûresi’nin başlayışında fazla bir benzeyiş vardır. İlk önce, ikisi de birer harf ve Kur’ân’a yemin ve ile başlıyor. Kâfirlerin şaşkınlıklarından bahsediyor. O sûrenin baş tarafında “Bu öğüt dolu Kur’ân’a and olsun.” (Sâd, 38/1) sonunda “O (Kur’ân) bütün alemler için bir öğüttür.” (Sâd, 38/87). Bu sûrenin başında “Bu şerefli Kur’ân’a andolsun.” sonunda “Benim tehdidimden korkanlara bu âyet…

Devamını Oku »

51-ZARİYAT TEFSİRİ

51-ZARİYAT: “Tozdurup savuranlara andolsun.”ZERV, tozutup götürmek, savurmak, kırıp ufalamak demektir. ZÂRİYÂT: Kırıp ufalayan veya savuran, ya da toz duman edip götüren kuvvetler demektir. Mesela toprağı ve başka şeyleri tozdurup savuran rüzgarlar, volkanları püskürten, yaratıkları kırıp dağıtan ve yayıp açan melekler ve barut, dinamit gibi sonradan bulunmuş ve bulunacak şiddetli patlayıcı, tahrip edici ve yakıcı bütün sebepler bu kavrama dahildir. Beydâvî,…

Devamını Oku »

52-TUR TEFSİRİ

52-TUR: 1-Andolsun o Tûr’a. Yani Hz. Musa’nın, Allah’ın sözünü işittiği Tûr-ı Sînâ dağına. Müfessir Beydâvî diyor ki: “Tûr, Süryânice’de dağ mânâsınadır. Ayrıca madde âleminden mânâ âlemine veya gayb âleminden müşâhede (görünenler) âlemine uçan şey anlamını da ifade etmektedir.” 2-3- Andolsun yayılmış ince deri üzerine, satır satır yazılmış kitaba. Rakk: Kağıt gibi inceltilmiş, üzerine yazılan deri demektir. Bu sebeble üzerine yazı…

Devamını Oku »

53-NECM TEFSİRİ

53-NECM: Yıldıza yemin olsun. Buradaki elif-lâm ahid ya da cins için olabilir. Necm: Bu kelime birkaç mânâya gelir ki, burada her birine ihtimal verilmiştir. Bunlar şöyle sıralanabilir: 1) Necmden maksat, yıldız demektir. 2) Ağacın karşılığı olarak sapı olmayan ot, ya da çemen mânâsına gelir. “(Yerden biten) otlar ve ağaçlar (Allah’a) secde etmektedirler.” (Rahmân, 55/6) âyetinde olduğu gibi. 3) Zaman aralıklarıyla…

Devamını Oku »

54-KAMER TEFSİRİ

54-KAMER: 1-2. Saat yaklaştı, müminlere sevabın, kâfirlere cezanın vaad edildiği kıyamet vakti günden güne yaklaşmaktadır. Hazırlanmak gerekir. Ve Ay, yarıldı. Peygamber (s.a.v)’in en parlak mucizelerinden olan ayın yarılması mucizesi meydana geldi. Sahabe, Tâbiîn ve Müteahhirîn (daha sonraki dönemde yaşayanlar)’den bilinen tefsircilerin hepsi, âyetin bu mucizeyi haber verdiğinde ittifak etmişlerdir. Haber meşhurdur, sahabeden bir hayli kimse rivayet etmiştir. Bunlar arasında Hz.…

Devamını Oku »

55-RAHMAN TEFSİRİ

55-RAHMAN: 1. Rahmân, Fatiha Sûresi’nde besmele tefsir edilirken bu yüce isim hakkındaki açıklamalar geçti. Yani rahmet ve sonsuz ihsanı kaynaşıp duran ve ondan dolayı bir ismi de Rahmân olan Allah Teâlâ. İrâb yönünden mübtedâ, kendinden sonra gelen de haberi görünür. Lakin müstakil bir âyet olduğuna bakarak takdir edilen bir mübtedânın haberi olarak şöyle bir cümle ortaya çıkar. Allah, Rahmândır, yahut…

Devamını Oku »

56-VAKIA TEFSİRİ

56-VAKIA: 1. O vâkıa meydana gelince, yani kıyamet kopunca. Vâkıa, esasen vukua gelen, vukuu muhakkak olan hadise demektir. Ahid lâmı ile da, kıyametin bir ismidir. Gelecekte muhakkak surette meydana geleceği için bu isim verilmiştir. Şart mânâsını ifade eden zarftır. Âlimlerin çoğu cevabın, korkutmak için hazfedilip, mânânın “kıyamet kopunca neler neler meydana gelecektir!” şeklinde olduğunu söylemişlerse de, esasen cevap şudur: 2.…

Devamını Oku »

57-HADİD TEFSİRİ

57-HADİD: 1. Allah’ı yahut Allah için tesbih etmektedir. Tesbih, Allah Teâlâ’yı, kutsal yüceliğine layık olmayan kusurlardan gerek itikad gerek söz ve gerek kalb ile tenzih etmek ve uzak tutmaktır. Takdis kavramının anlamı da böyledir. Bunlar esasen uzak gitmek ve uzaklaştırmak mânâsını ifade etmektedirler. Nitekim sözü, “Suda uzağa gitti.” sözü de “Arzda uzağa gitti.” mânâsına gelmektedir. (Bu konuda bilgi için Bakara,…

Devamını Oku »

58-MÜCADELE TEFSİRİ

58-MÜCADELE: 1. “Allah işitmiştir.” Tahkik (kuvvetlendirmek) ve tevki’, yani vuku bulması beklenen anlamını ifade etmektedir. Buna göre âyetin mânâsı şöyledir. “Evet Allah işitti, hakikaten beklendiği gibi işitti ve dinleyip gereğini yaptı.” O kadının sözünü ki, kocası hakkında seninle mücadele ediyor ve Allah’a şikayette bulunuyordu. Gam ve kederini dile getiriyor, derdinin çaresini istiyordu. Rivayetlerden anlaşıldığına göre bu âyetlerin inmesine sebeb olan…

Devamını Oku »

59-HAŞR TEFSİRİ

59-HAŞR: 1. Göklerde ve yerde bulunan her şey, Allah’ı tesbih ile tenzih etti ve etmektedir. O’nun şânı, kendisinin her türlü lekeden uzak olduğunu ve kirli şeylerin O’na yaklaşamayacağını isbat etmektedir. Bu yüzden her şey O’nun hakkı uğrunda çarpışır, hepsi O’nun ordusudur. Bu sûrenin böyle bir giriş ile başlaması, hem önceki sûrenin sonuna münasib olması, hem de zikredilecek çıkarma ve sürgün…

Devamını Oku »

60-MÜMTEHİNE TEFSİRİ

60-MÜMTEHİNE: 1. “Ey iman edenler! Benim de düşmanım sizin de düşmanınız olan kimseleri dost edinmeyin.” Bu âyetin iniş sebebi Hatib b. Ebi Belte’a’nın bir mektubu olmuştur. Bu konuda tefsir ve hadis kitablarında zikredilen rivayetlerin özeti şöyledir: Resulullah (s.a.v) Mekke fethine hazırlık yaptığı sırada halk arasında bunun Hayber (yahut Huneyn) için bir hazırlık olduğu haberi yayılmış, fakat Hz. Peygamber sahabilerden bazılarına…

Devamını Oku »

61-SAF TEFSİRİ

61-SAF: 1-2. “Ey iman edenler!” Râzî tefsirinde der ki: “Bu âyetlerin nazmında münasebet açısından makul bir güzellik vardır. Çünkü inatçı şu üç halden uzak değildir. 1- Ya inadına devam eder. 2- Yahut inadını terketmesi beklenir. 3- Yahut da inadı terkedip teslimiyyet gösterir. İşte Allah Teâlâ bu âyetlerde hali beyan ederek onlara her bir durumda halin gereğine göre muamele edilmesini müslümanlara…

Devamını Oku »

62-CUMA TEFSİRİ

62-CUMU’A: 1. Göklerdeki ve yerdeki herşey Allah’ı (yahut Allah için) tesbih eder. Hiçbir şey yoktur ki, yaratıcısının kemaline ve noksanlık alâmetlerinden berî olduğuna delil olmasın (Bu konuyla ilgili İsra Sûresi’nde bulunan “O’nu tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur.” (İsrâ, 17/44) âyetine bkz.) Bu tesbih, yaratılışta mevcuttur. Binaenaleyh insanlar da, irade hürriyetlerini kullanmak suretiyle Allah’ı her türlü kusur ve eksiklikten tenzih etmeli,…

Devamını Oku »

63-MÜNAFİKUN TEFSİRİ

63-MÜNAFİKUN: 1. Sana geldikleri vakit. Buradaki hitap Resulullah’adır. Yani ya Muhammed! Senin meclisine gelip hazır oldukları vakit o münafıklar dediler. Münafık, Bakara Sûresi’nin başında izah edildiği gibi dışı müslüman, içi kâfir olan iki yüzlü ve bir şeye karar veremeyen kimse demektir ki duruma göre değişiklik gösterir. Her münafık riyakâr fakat her riyakâr münafık değildir. Çünkü riya imana muhalif olmayarak bazı…

Devamını Oku »

64-TEĞABUN TEFSİRİ

64-TEĞABUN: 1. Yukarılarda ve aşağıda bulunan bütün yaratıklar her zaman, devamlı surette Allah’ı tenzih eder durur. Bu sûrenin böyle tesbih ile başlaması, önceki sûrede zikredilen İlâhî üstünlüğün bir beyanı, müminleri Allah’ı zikre teşvik etmenin bir müeyyidesidir. Ayrıca eceli gelen bir kimsenin ecelini tehir etmemesi de, kudretindeki bir kusurdan dolayı değil; zat, sıfat ve fiillerinde her noksanlıktan berî olarak mülk ve…

Devamını Oku »

65-TALAK TEFSİRİ

65-TALAK: Ey Peygamber! ünvanıyla anılan ve ta’zim edilen Peygamberlerin sonuncusu! Burada önce Peygamber’e nida ile başlanması onun, ümmetin tebliğcisi ve önderi olduğunu göstermesi yanında, beyan edilecek boşama tarzının onun şeriatına ait Allah tarafından gönderilen yeni bir hüküm olması hasebiyle, duyurma ve tebliğine itina gösterilmesi hususunda bir tenbih ifade etmektedir. Yoksa açıklanacak hüküm, Peygamber’in kendisine mahsus olmayıp umumidir. Onun için hitab…

Devamını Oku »

66-TAHRİM TEFSİRİ

66-TAHRİM: Ey Peygamber! Bu nidâ her şeyden evvel bir ta’zim hitabıdır. Sonra da yapılacak ihtardan asıl maksadın kendi şahsı itibarıyle değil, nübüvvet vasfı itibariyle ümmete tebliği istenen hüküm olduğuna işarettir. Niçin haram ediyorsun? Muzâri sîgası hal mânâsı ifade etmekle beraber, istikbâle de ihtimali vardır, binaenaleyh bu sözün mânâsı, “niçin haram kılıyorsun?” demek olabileceği gibi, “niçin haram kılacaksın?” şeklinde de olabilir.…

Devamını Oku »

67-MÜLK TEFSİRİ

67-MÜLK: “Ne yücedir O ki…” (Bu konuda bilgi için Furkan Sûresi’nin baş tarafına (25/1) bkz.) Yani ezelî kemal sıfatı, sonsuz hayır ve bereketleriyle evvel ve âhir, âşikâre ve gizlide her şeyden üstün olarak daim ve bâki olan, yüceliği öteden beri beyan edilegelen delil ve eserlerinin, lütuf ve nimetlerinin, fiil ve tasarruflarının akıllara sığmaz görüntüleriyle apaçık bulunan ne yüce feyyâz (bereket…

Devamını Oku »

68-KALEM TEFSİRİ

68-KALEM: Nûn vakıf halinde sakin okunur. Üzerinde durulmayıp geçilmesi halinde, kırâetlerin çoğunda izhar ile, bazısında da gunneli veya gunnesiz idğam ile okunur. Ta ilk de geçtiği üzere, bizim için lügat yönüyle olmasa bile mânâ itibariyle müteşabih âyetlerdendir. Bunun görünüşü gibi hecâ harflerinden bildiğimiz “nun” harfi olmasıdır ki Rahman, Kur’ân isimlerinin sonunda olduğu gibi gunneli bir sestir. Bir nokta ile bir…

Devamını Oku »

69-HAKKA TEFSİRİ

69-HAKKA: O Hâkka. Bu, isim cümlesinin mübtedâsı, bundan sonra gelen kısım haberdir. “Ahid lâmı” ile el-Hâkka, el-Vâkıa, es-Sâa gibi kıyamet gününün isimlerinden olduğunda bir anlaşmazlık yoktur. Fakat ve gibi kavramlarla ilgisine ve sıfatlıktan isimliğe geçirilmesine göre bu kelimenin ne gibi bir anlam ifade ettiği hakkında on kadar izah şekli nakledilmiştir. 1. Hakk kelimesi “sabit ve gerekli” mânâlarında alındığı takdirde el-Hâkka;…

Devamını Oku »

70-MEARİC TEFSİRİ

70-MEARİC: 1. İstedi, dilendi, dua etti, sordu anlamlarına gelir. “İstedi” mânâsı diğer mânâların hepsini ifade edebilir. Nâfi, İbnü Âmir, Ebu Cafer kırâetlerinde hemzesiz gibi okunur ki, aynı mânâya gelebilmekle beraber “aktı” demek de olur. “Bir sâil yani bir isteyen veya soran yahut akan bir sel”. Burada tefsirciler bu âyetin iniş sebebi ile ilgili üç görüş zikrederler. BİRİNCİSİ, Nadr b. Hâris…

Devamını Oku »
Kapalı