H

H

HÂBİL & KÂBİL

5/ EL-MÂİDE -27- Onlara Âdem’in iki oğluyla ilgili haberi hakkıyle oku. Hani her ikisi birer kurbân sunmuşlardı, birinden kabûl edilmiş, diğerinden kabûl edilmemişti. (Kurbânı kabûl edilmeyen, ötekine):” Seni öldüreceğim” demişti. Diğeri ise şöyle demişti: “ALLÂH, yalnız kendisinden korkanlardan kabûl eder”. 28- “ALLÂH’a yemîn ederim ki, sen beni öldürmek için bana el uzatsan da, ben seni öldürmek için sana el uzatacak…

Devamını Oku »

HABLULLAH

HABLULLÂH (*) *Hablullâh; Allâh’ın ipi. Kur’ân-ı Kerîm. Allâh’a kavuşma vâsıtası. İhlâs. İtâat. Cemaat. -İp ve bağ demektir, damar mânâsına da gelir. (Elmalılı Tefsiri) -Yahud “habl” ile murad; cemaattir. Zira Vâcib Teâlâ, ehl-i İslâmın dâima toplu bulunup bir noktadan hareket etmesi lâzım geldiği ve vahdet noktasından ayrılmak izmihlâli (yok olma, yok olup bitme) mucip olduğu cihetle içtima’ ile emrederek tefrikadan nehy…

Devamını Oku »

HAC (1) & UMRE (2) & HEDY (3)

(1) Hacc (a.i.); İslâmın beş şartından biri olan muayyen zamanda Mekke-i mükerremedeki Kâbe-i Şerifi ziyâret etmek üzere yola çıkma farîzası. (kelimenin aslında “kasid”ve “teveccüh” mânâları vardır). – Hâcc / Hâcı (a.s ve i.c:hüccâc); Hac’ca giden. Kâbeyi ziyâret eden hacı. -Hacc; büyük bir şeyi ziyareti kastetmek yani görmeye gitmek. Hicretin beşinci yılında farz oldu. (M.Âsım Köksal / İslâm Tarihi) (2) Umre(a.i.umurât);…

Devamını Oku »

HAKK & BÂTIL & HAKİKAT

HAKK (1) & BÂTIL (2) & HAKİKAT (3) (1) Hakk (a.i.c:Hukuk); 1- (Bâtılın zıddı) Doğru. Gerçek. Vâcib ve lâzım olan. Her sabit ve doğru olan şey. Adâlet. Herkesin meşrû olan salahiyeti, iktidârı, bir şey üzerindeki mâlikiyyeti. 2- Dava ve iddiâ’. 3- Hakikate uygunluk. 4- Geçmiş, harcanmış emek. Pay, hisse. 5- Münasib. 6- Din. İslâmiyet. 7- Kur’ân. 8- Vuku’u vâcib, geleceği…

Devamını Oku »

HAKKINDA BİLGİSİ OLMADIĞIMIZ ŞEYLER

11/ HÛD -47- Nûh, ‘Rabbim! Şüphesiz ben senden hakkında bilgim olmayan şeyi istemekten Sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve bana acımazsan, şüphesiz ziyâna uğrayanlardan olurum’ dedi.

Devamını Oku »

HAKSIZ İKTİSAB(KAZANÇ)

4/ EN-NİSÂ -29- Ey îmân edenler! Mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin. Ancak kendi rızânızla yaptığınız ticâretle yemeniz helâldir. Birbirinizin canına kıymayın. Şüphesiz ALLÂH, size karşı çok merhametlidir. 30- Kim, zulüm ve tecâvüz yolu ile bu yasakları işlerse, yakında onu cehennem ateşine atacağız. Onu ateşe atmak da ALLÂH’a pek kolaydır. 31- Eğer siz, yasaklandığınız büyük günâhlardan sakınırsanız, diğer kusurlarınızı örter, sizi güzel…

Devamını Oku »

HÂMÂN

KUR’ÂN-I KERÎM’DE İSİMLERİ ZİKROLUNANLAR 1- Âzer 6/ el-En’âm -74- İbrâhîm babası Âzer’e demişti ki: Sen putları ilâh mı ediniyorsun? Doğrusu ben seni ve kavmini açık bir sapıklık içinde görüyorum. 2- Cebrâil -aleyhisselâm- -Cebrâil (a.i.); Peygamberlere emir ve vahye vâsıta, memur olan ve dört büyük melekten biri olan melek. -“Cebrâil, İbranî lisânında ‘Abdullâh’ demektir.” (Ö.N.Bilmen) 2/ el-Bakara -87- Celâlim hakk’kı için…

Devamını Oku »

HANÎF

HANÎF (*) *Hanîf; 1-İslâmiyetten evvel Allâh’ın birliğine inanan ve Hazreti İbrâhîm -aleyhisselâm-’ın dininden olanların vasfı. 2-İslâmiyete kuvvetle bağlı olan ve ilmiyle âmil olan kimse. 3- Eski kötü hâllerinden vazgeçip hakk’ka ve doğruluğa yönelen. -“Hanîf; eğrilikten beri olan. Müslim olan bir zât’a da “hanîf” denir” (Ö.N.Bilmen) -Aslı lugatte hanef ise dalâlden istikamete, çarpıklıktan doğruluğa meyildir. Eğriliği bırakıp doğrusuna giden demektir. Başka…

Devamını Oku »

HARAMLAR

HARAMLAR (*) *Haram (a.s.); Şerîatça, dince yasak edilmiş şeyler ve ameller. Helâl olmayan. Allâh’ın izin vermediği, men’ettiği şeyler. Tecâvüz edilmesi dokunulması men’edilen, mübârek. Helâlin zıddı olan şey. 2/ el-Bakara -219- Ey Muhammed! Sana şarap ve kumardan soruyorlar. De ki: Bu ikisinde büyük bir günah, bir de insanlar için bazı ufak menfaatler vardır. Fakat günahları, menfaat lerinden daha büyüktür.. 172- Ey…

Devamını Oku »

HÂRUT & MÂRUT

KUR’ÂN-I KERÎM’DE İSİMLERİ ZİKROLUNANLAR 1- Âzer 6/ el-En’âm -74- İbrâhîm babası Âzer’e demişti ki: Sen putları ilâh mı ediniyorsun? Doğrusu ben seni ve kavmini açık bir sapıklık içinde görüyorum. 2- Cebrâil -aleyhisselâm- -Cebrâil (a.i.); Peygamberlere emir ve vahye vâsıta, memur olan ve dört büyük melekten biri olan melek. -“Cebrâil, İbranî lisânında ‘Abdullâh’ demektir.” (Ö.N.Bilmen) 2/ el-Bakara -87- Celâlim hakk’kı için…

Devamını Oku »

HAYAT VE ÖLÜMÜN YARATILMA SEBEBİ

67/ EL-MÜLK -2- O, hanginizin daha güzel iş yapacağınızı denemek için ölümü ve hayâtı yarattı. O, üstündür, bağışlayandır.

Devamını Oku »

HAYIR

HAYIR (*) *Bir şeyi diğerine tercîh etmek, hayırlı olmak, hayırda birine üstün gelmek, birine hayırlı olan şeyi vermek anlamındaki ‘h-y-r’ kökünden türeyen ‘hayr’ isim olarak; insanların rağbet ettiği, sevip arzu ettiği ve hayırlı olan şeylere denir. İsm-i tafdîl olarak daha hayırlı, en iyi, en faydalı demektir. Çoğulu; ‘hıyâr’ ve ‘ahyâr’ dır. Hayr kelimesi şer ve zarar kelimelerinin zıddıdır. Kur’ân-ı Kerîm’de…

Devamını Oku »

HAYIR MI,ŞER Mİ?

2/ EL-BAKARA -216- Savaş size farz kılındı, gerçi o size hoş gelmez. Olabilir ki siz, bir şeyden hoşlanmazsınız, oysa ki o sizin için bir hayırdır. Yine olabilir ki, siz bir şeyi seversiniz, oysaki o sizin için bir kötülüktür. ALLÂH bilir, siz bilmez- siniz.

Devamını Oku »

HAYVANLAR

HAYVANLAR 2/ el-Bakara -164- Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar şeylerle denizde akıp giden gemide, ALLÂH’ın yukarıdan bir su indirip de onunla yeri ölümünden sonra diriltmesinde, diriltip de üzerinde deprenen hayvanları yaymasında, rüzgârları değiştirmesinde, gök ile yer arasında emre hazır olan bulutta şüphesiz akıllı olan bir topluluk için elbette ALLÂH’ın birliğine deliller vardır.…

Devamını Oku »

HELÂLLER

HELÂLLER (*) *Helâl (a.i.) 1-Allâh’ın müsâade ettiği şey. Haram olmayan. Dinî bakımdan kullanılmasında, yenilip içilmesinde, dinlenmesi veya bakılmasında yahud dokunulmasında nehiy olmayan. 2-şer’an câiz olan. 3-Nikâhlı kadın. 2/ el-Bakara -168- Ey insanlar! Bütün yeryüzündeki nimetlerimden helâl olmak, temiz olmak şartıyla yiyin. Fakat şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o size belli bir düşmandır. 172- Ey îmân edenler! Size kısmet ettiğimiz rızıkların hoş…

Devamını Oku »

HERKESİN YAPTIĞI KENDİNEDİR

6/ EL-EN’ÂM -104- Rabbinizden size muhakkak ki deliller gelmiştir. Artık kim gözünü açar görürse kendi lehine, kim de hakk’kı görmeyip bâtılı seçerse kendi aleyhinedir. Sen de ki: ‘Ben sizin üzerinizde bekçi değilim.’ 41/ FUSSİLET -46- Kim iyi bir iş yaparsa kendi lehinedir. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. Rabbin, kullara (zerre kadar) zulmedici değildir. 45/ EL-CÂSİYE -15- Kim sâlih bir…

Devamını Oku »

HENDEK SAVAŞI

HENDEK SAVAŞI (*) *Hicri 5.yılı şevval ayında (M.627) Mekke’de büyük nüfuza sahip Kureyş kabilesi , Medine’de Benî Nadir ve Benî Kurayza Yahûdîleri ile çevredeki Gatafan, Mürre, Süleym, Esad, Sa’d, Eşca’, Fezare kabileleri müttefik bir kuvvet meydana getirmişlerdi. On-on iki veya on sekiz bin kişi olduğu rivayet edilir. Müslümanlar ise yedi bin ilâ üç bin arasında idi. (Asrın Kur’ân Tefsiri) 33/…

Devamını Oku »

HER MİLLETİN BİR ECELİ VARDIR

7/ EL-A’RÂF -34- Her milletin belli bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir ân geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler. 10/ YÛNUS -49- De ki: ‘ALLÂH dilemedikçe, ben kendime bile ne bir zarar, ne de fayda verme gücüne sâhibim. Her milletin bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir ân geri kalabilirler ne de öne geçebilirler.’

Devamını Oku »

HERKES LİDERİ İLE ÇAĞRILACAK

17/ EL-İSRÂ -71- Kıyâmet günü bütün insanları önderleriyle çağıracağız. O gün, kimin amel defteri sağ eline verilirse, işte onlar kitaplarını okuyacaklar ve en küçük bir haksızlığa uğratılmayacaklar.

Devamını Oku »

HERŞEY SUDAN YARATILMIŞTIR

21/ EL-ENBİYÂ -30- Hakk’kı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi onları Biz ayırdık. Hayâtı olan herşeyi su’dan yarattık. Hâlâ inanmayacaklar mı? 24/ EN-NÛR -45- ALLÂH, her canlıyı su’dan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üstünde sürünür, kimi iki ayağı üstünde yürür, kimi dört ayağı üstünde yürür… ALLÂH dilediğini yapar; çünkü ALLÂH her şeye Kadîr’dir.

Devamını Oku »

HESAP

HESAP (*) *Sözlükte; “saymak, hesap etmek, hesaba çekmek, sayım ve sayma”gibi anlamlara gelen hesap dinî edebiyatta; mükellef insanların dünyadaki inanç ve davranışlarından dolayı âhirette hesaba çekilmeleri demektir. Kur’ân-ı Kerîm’de hesap kelimesi türevleri ile birlikte 40 âyette zikrolunmuştur. (Diyânet) 2/ el-Bakara -284- Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi ALLÂH’ındır. Siz içinizdekileri açığa vursanız da gizli tutsanız da ALLÂH onunla sizi…

Devamını Oku »

HIRSIZLIK

Açıklama: Sirkat: sözlükte hırsızlık demek olup terim olarak: ‘Akil ve baliğ bir kişinin belirli miktarın üstünde olan bir malı veya parayı, konulup korunduğu yani saklandığı yerden, hiçbir hak ve şüphe sözkonusu olmaksızın, gizlice alıp zimmetine geçirmesidir.’ Çalındığında el kesme cezâsı uygulanmayan çok durum vardır: Meyve ve sebzelerin, otlakta otlayan hayvanların, henüz toplanmamış tahılların, eğlence aletlerinin, kamu mallarının vs… Bunlar cezâsız…

Devamını Oku »

HIYÂNET

HIYÂNET 3/ Âl-i İmrân -161- Hiçbir Peygambere emanete hıyânet yaraşmaz. Kim emanete hıyânet ederse (devlet malına) kıyamet günü hâinlik ettiği şeyin günahı boynuna asılı olarak gelir. Sonra da herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir, onlar haksızlığa da uğramazlar. 5/ el-Mâide -13- Sözlerini bozdukları için onları lânetledik ve kalblerini katılaştırdık. Kelimeleri yerlerinden değiştiriyorlar. Uyarıldıkları şeyden pay almayı unuttular. İçlerinden pek azı hariç,…

Devamını Oku »

HİCRET

HİCRET (*) *Lügatte; terk etmek, ayrılmak, biryerden başka bir yere göç etmek demektir. M.622 yılında Efendimiz-aleyhisselâm-ile arkadaşlarının göçü kasdolunmuştur. (Diyânet) -Hicret önemle üzerinde durulup incelenmesi gelecek nesillere aktarılması gereken mühim bir tarihî hâdisedir. Öncesi ve sonrası, bölgeye, insanlığa kazandırdıkları başlı başına tahlîl edilmeli. Hicretle doğan İslâm devletinde insanlar daha huzurlu idi. Hayat onlar için çözülmesi gereken bir sorunlar yumağı değildi.…

Devamını Oku »

HİÇ BİLENLE BİLMEYEN BİR OLUR MU?

39/ EZ-ZÜMER -9- Yoksa o, gece saatlerinde kalkan, secdeye kapanıp, kıyâma durarak dâima vazîfesini yapan, âhireti hesâba katan ve Rabbinin rahmetini uman kimse gibi olur mu? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Ancak temiz akıl sâhibi olanlar anlar.

Devamını Oku »

HİÇBİR İYİLİK VE KÖTÜLÜĞÜN ZÂYİ OLMAYACAĞI

21/ EL-ENBİYÂ -47- Biz kıyâmet gününe mahsûs, öyle doğru ve hassas terâziler koyacağız ki hiçbir kimseye zerre kadar haksızlık edilmez. Hardal tânesi ağırlığınca da olsa, yapılan iyi veyâ kötü işi oraya getirip tartarız. Hesap görücü olarak Biz fazlasıyla yeteriz. 31/ LOKMÂN -16- ‘Evlâdım, yapılan iş; bir hardal tânesi kadar küçük de olsa, bir kaya’nın içinde saklı da olsa, yâhûd göklerin…

Devamını Oku »

HİKMET

*Men’i fesat ve celb-i salâh mânâsı vardır. Hikmet her ilm-i hasen ve amel-i sâlih’in ismidir. Hikmetin evveli ilm-i hakk âhiri fi’li hayırdır. Hikmet ilm-ü ameldir: ilimdir ve onunla ameldir. Akıbeti mahmûd olan fi’li yapmaktır. Eşyayı mevzı ve mertebesine koymaktır, şu halde hikmet adâlettir. Hikmet ahlâk-ı ilâhiye ile tahalluktur (ahlâklanmak). Hikmet hayr-ı kesiri muhtevidir. Birçok ulemânın hikmeti tarif ederken amelde ısrar…

Devamını Oku »

HİÇKİMSEYE GÜCÜNÜN YETTİĞİNDEN FAZLASI YÜKLENMEZ

23/ EL-MÜ’MİNÛN -62- Biz hiç kimseyi, gücünün yettiğinden başkası ile yükümlü kılmayız. Nezdimizde hakk’kı söyleyen bir kitap vardır ve onlar haksızlığa uğratılmazlar.

Devamını Oku »

Hazreti HÛD (aleyhisselâm)

Hazreti HÛD -aleyhisselâm- 7/ el-A’râf -65- Âd (kavmin)e de kardeşleri Hûd’u (gönderdik): “Ey kavmim! ALLÂH’a kulluk edin, sizin O’ndan başka bir ilâhınız yoktur. (O’na karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?” dedi. 66- Kavminden ileri gelen kâfirler dediler ki: “Biz seni bir çılgınlık içinde görüyoruz, ve gerçekten seni yalancılardan sanıyoruz.” 67- (Hûd), “Ey kavmim! Bende çılgınlık yok, ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir…

Devamını Oku »

HUDEYBİYE SÖZLEŞMESİ

HUDEYBİYE SÖZLEŞMESİ (M. 628) (Bkz: Mekke’nin Fethi 48/ el-Fetih sûre-i celîlesi 10 – 20 âyetler)

Devamını Oku »

HUDUDULLAH(ALLÂH’IN SINIRLARI)

*Hudûd (arapça.isim.Hadd’in cem’i); 1-Sınırlar, hudûdlar. 2-Uçlar. Bucaklar. 3-Şerîatın cezâ hükümlerinin tatbîki. 4/ EN-NİSÂ -13- İşte bütün bu hükümler, hudûdullah( ALLÂH’ın koyduğu hükümler ve çizdiği sınırlar)dır. Kim ALLÂH’a ve Peygamberine itâat ederse ALLÂH onu altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. Onlar, orada ebedî olarak kalacaklardır. İşte büyük kurtuluş budur. 14- Kim de ALLÂH’a ve Peygamberine isyân eder ve ALLÂH’ın koyduğu sınırları aşarsa…

Devamını Oku »

HUNEYN GAZVESİ

9/ ET-TEVBE -25- İnkâr kabûl etmez bir durumdur ki, ALLÂH size birçok yerde yardım etti. Özellikle Huneyn Günü ki, o gün kendi çokluğunuz size güven vermişti de o gün size onun bir faydası olmamıştı. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen başınıza dar gelmişti. Sonra da bozguna uğrayarak gerisin geri dönüp kaçmaya başlamıştınız. 27- Sonra bütün bu olup bitenlerin arkasından ALLÂH, dilediğine tevbe…

Devamını Oku »

HUŞU'(ALLÂH’A DERİNDEN SAYGI)

*Huşû’ (a.i.); Alçak gönüllülük. Hayâ etmek ve mütevâzi olmak. Korku ile karışık sevgiden gelen edebli bir hâl. Yüksek ve heybetli bir huzûrda duyulan alçak gönüllülük. Sükun ve tezellül. -Huşû’ beden ile hudû kalb ile olur. (Rûhu’l Beyân) 2/ el-Bakara -45- Bir de sabırla, namazla yardım isteyin. Şüphesiz bu, (ALLÂH’a) saygılı olanlardan başkasına ağır gelir. 46- Onlar ki, Rablerine kavuşacaklarını ve…

Devamını Oku »

HÜKÜM, ANCAK VE ANCAK ALLÂH’INDIR

Yazar: Kuran-i Kerim, 18-11-2008 12/ YÛSUF -39- “Ey benim zindân arkadaşlarım! Ayrı ayrı birçok ilâhlar mı daha hayırlı, yoksa herşeye hâkim ve gâlib olan bir tek ALLÂH mı?” 40- “Sizin ALLÂH’ı bırakıp da o taptıklarınız, sizin ve atalarınızın uydurduğu birtakım isimlerden başka bir şey değildir. Bunlara tapmanız için ALLÂH hiçbir delîl indirmiş değildir. Hüküm ancak ALLÂH’a âittir: O, size, kendisinden…

Devamını Oku »

HAFİFLİK

30/ ER-RÛM -60- Şimdi sen sabret. Çünkü ALLÂH’ın vaad’i mutlaka hakk’tır. Sakın îmânı sağlam olmayanlar seni hafîfliğe sevk etmesinler. -Bâzı meâllerde “gevşeklik” olarak da alınmıştır son bölüm. Kullukta ciddiyyet çok önemlidir. İbâdetler büyük bir saygı içinde yapılmalıdır. (Bkz: Allâh’ı Zikretmekte Gevşeklik Etmemek)

Devamını Oku »

HER ŞEYİN BİR ÖLÇÜSÜ VARDIR

13/ EL-RA’D -8- Her dişinin neye gebe olduğunu ALLÂH bilir. Ve rahimler ne eksiltir, ne arttırır, onu da bilir. O’nun katında her şeyin bir ölçüsü vardır.

Devamını Oku »

HİLFE

*Hilfe; bir şeyin diğerinin yerine gelmesidir. Gece ile gündüzün her biri gidip diğeri onun yerine geldiğinden hilfe denmiştir ki birbirinin halefi demektir. (Hulâsat’ül Beyân) 25/ el-Furkân -62- O öğüt almak isteyen veya şükretmek isteyen kimse için gece ile gündüzü art arda gelecek şekilde yaratandır.

Devamını Oku »

HİZBULLÂH & HİZBÜŞŞEYTAN

-Hizb (a.i.); kısım. bölük. tarafdar. -Bir zâtın reyine tâbi olup kendisiyle beraber bulunan ashabı. (Elmalılı Tefsiri) 5/ el-Mâide -56- Ve her kim ALLÂH ve Resûlüne îmân edenlere yâr olursa şübhe yok ki ALLÂH hizbidir ancak galib olacaklar. 58/ el-Mücâdele -22- ALLÂH’a ve âhiret gününe îmân eden hiçbir topluluğun, babaları, oğulları, kardeşleri yahud kendi soy-sopları olsalar bile, ALLÂH’a ve peygamberine düşman…

Devamını Oku »

HUNEFA

Yazar: Kuran-i Kerim, 31-3-2011 *Hunefa, hanîf’in cem’i olarak İslâm’ın akide ve ahlâk ve ictimaiyyet itibariyle bir vasf-ı mümeyyizini göstermektedir. Hanîflik; Hazreti İbrâhîm’in din ve milletinin vasfı olmakla beraber yalnız ona mahsus değil, umumiyetle müşrikliğin zıddı olarak bütün Enbiyâ’nın milleti olan tevhîd ve ihlâs dininin ünvanı. Hunefa; bütün şirk dinlerine karşı dini Allâh için hâlis kılmak ve ancak Allâh’a ibâdet etmek…

Devamını Oku »

HÜVEMEVLÂNÂ

9/ et-Tevbe -51- De ki: “Bizim başımıza ALLÂH’ın bizim için takdîr ettiğinden başkası gelmez. O, bizim koruyucumuzdur. Mü’minler ancak ALLÂH’a tevekkül etsinler.”

Devamını Oku »

HALİL

-Halil (a.s.c:ahillâ); samîmi dost. -Bir kimsenin umur-u esrarı arasına giren ve muhabbeti kalbinin eczasına nüfuz eden dostu. (Elmalılı Tefsiri) 4/ en-Nisâ -125- Hep iyiliği şiâr edinmiş olarak, yüzünü ve özünü ALLÂH’a teslîm edip bir de İbrâhîm’in tevhîd dinine tâbi’ olan kimsenin dininden daha güzel din olabilir mi? Bundandır ki ALLÂH İbrâhîm’i halil edinmiştir. 25/ el-Furkân -27- O gün zalim kimse…

Devamını Oku »

HAMR

HAMR (*) *Hamr: esâsen örtmek mânâsına masdar olduğu halde çiğ üzüm şırasından iştidad etmiş ve köpüğünü atmış olan şaraba ismolunmuştur. Çünkü aklı bürüyüp örter ve bu ta’bir ile kafayı dumanlar ki buna humar denir. (Elmalılı Tefsiri) -İçki, Hicretin dördüncü yılında haram kılındı. 2/ el-Bakara -219- Sana şarap ve kumar hakkındaki hükmü sorarlar. De ki: İkisinde de hem büyük günah, hem…

Devamını Oku »

HABT-I A’MÂL

HABT-I A’MÂL 49/ el-Hucurât -2- Ey îmân edenler! Seslerinizi, Peygamber’in sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber’e yüksek sesle bağırmayın, yoksa siz farkına varmadan işledikleriniz boşa gider. Amellerin mahvolması. Siz Resûlullah ile sohbetinizi mübalatsızlığa ve hürmetsizliğe kadar götürmeyin. Eğer o raddeye götürürseniz ameliniz habtolunur da haberiniz bile olmaz. Onunla sohbetiniz de ne kadar söz söylemeniz icab ederse kemal-i tazim üzere…

Devamını Oku »

HALF

HALF (*) *Half; hayırsız âdi olan zürriyyet. -Farz namazları terk veya vakitlerini tebdil ve tehir eylediler. Mesela; güneş batıncaya kadar ikindi namazını tehire bıraktılar. İşrete, zîna’ya, kumara, ribâya daldılar. Çeşit, çeşit günahları işlediler. (Ö.N.Bilmen) 19/ Meryem -59- Sonra arkalarından öyle bir nesil geldi ki, namazı zâyi’ ettiler ve şehvetlere tâbi’ oldular. Artık yakında cehennem deresine yetişeceklerdir.

Devamını Oku »

HÂŞÂ

HÂŞÂ (*) *Hâşâ (a.e); asla, katiyen, hiçbir vakit, Allâh göstermesin, uzak olsun. 12/ Yûsuf -31- Azîzin karısı, onların gizliden gizliye dedikodu yaydıklarını işitince, onlara davetçi gönderdi ve onlara mükellef bir sofra hazırladı. Her birine bir bıçak verdi, beri taraftan da Yûsuf’a “çık karşılarına” dedi. Görür görmez hepsi onu gözlerinde çok büyüttüler ve (şaşkınlıkla) ellerini kestiler. Dediler ki: “Hâşâ! ALLÂH için,…

Devamını Oku »

HAŞYET

HAŞYET (*) *Haşyet; ta’zîm ve sevgi neticesi olan saygı mânâsına bir korkudur. Onun için haşyet, tâatte hüsn-i mutlaka layık ihsana yaklaştıracak yüksek bir aşk heyecanı uyandıran güzel bir hâlet-i rûhiyedir. Ondan dolayıdır ki Enbiyânın haşyeti hepsinden ziyadedir. (Elmalılı Tefsiri) 98/ el-Beyyine -8- Onların mükâfatı Rableri indinde altından ırmaklar akar cennetlerdir, onlar içinde ebediyen muhalled (ebedî, daim, sürekli) olacaklar, ALLÂH onlardan…

Devamını Oku »

HÂTEM

-Hâtem, nihayete erdiren, yahud mühürleyen demek olur. Mühür de bir şeyin tevsîk (bir şeyin bir hâdisenin doğruluğunu belge ile ispat etme) ve tasdîki için nihayete basıldığından hem âhir mânâsını hem tasdîk mânâsını tezammun eder. Yani Muhammed Resûlullâh hem Peygamberleri hitâma erdiren son Peygamberdir hem de bütün Peygamberleri tasdîk ve tevsîk eden ilâhi bir mühürdür. Ondan sonra başka Peygamber beklememeli, nûri…

Devamını Oku »

HABL-İ VERÎD

HABL-İ VERÎD (*) *Habl-i Verîd; ‘Habl’ ma’lûm ki, ip ve bağ demektir damar mânâsına da gelir. Boyun veya bedenden mecaz da olabilir. Verîd ipi, boyna dolanmış ipe benzeyen verîd mefhumunu da ifade eyleyebilir. Bu mânâlar verîd damarı demekle kasdolunabilir. Râgıb, habl-i verîdden muradın ‘ruh’ olduğuna kail olmuştur. Habl-i verîd pek yakınlıkla mesel olmuştur. Kalbine kan akıtan en yakın damarından yahud…

Devamını Oku »

HARB

HARB (*) *Harb (a.i.c:hurûb): cenk, kavga, dövüş, savaş. 2/ el-Bakara -278- Ey îmân edenler! ALLÂH’dan korkun ve artık fâizin peşini bırakın, eğer gerçekten mü’minler iseniz. 279- Eğer böyle yapmazsanız, o zaman ALLÂH ve Resûlü tarafından size harb açılmış olduğunu bilin. Eğer tevbe ederseniz, sermâyeleriniz sizindir. Haksızlık etmezsiniz, haksızlığa da uğramazsınız.

Devamını Oku »

HASENE

HASENE (*) *Güven, sıhhat, mal, servet, zenginlik, bolluk, fetih, zafer, ganîmet, makam…gibi insanın hoşuna giden her türlü maddî ve manevî iyiliklere ve nimetlere denir. Seyyie’nin zıttıdır. Çoğulu “hasenât”tır. Hasene kelimesi Kur’ân-ı Kerîm’de otuz âyette zikrolunmuştur. Tevhîd, O’na eş koşmamak, zafer ve ganîmet, sıhhat ve saadet, bolluk, maddî ve manevî nimet, güzel söz, iyilik, iyi davranış, hayırlı-iyi ve faydalı amel-iş, îmân…

Devamını Oku »

HER BİLENDEN BİR ÜSTÜN BİLEN OLDUĞU

HER BİLENDEN BİR ÜSTÜN BİLEN OLDUĞU 12/ Yûsuf -76- Ve her bilgi sahibinin üstünde bir başka bilen vardır.

Devamını Oku »

HERKESE YAPTIĞININ KARŞILIĞI ÖDENİR

HERKESE YAPTIĞININ KARŞILIĞI ÖDENİR 17/ el-İsrâ -14- Şöyle deriz ona: “Defterini oku. Bugün hesap sorucu olarak kendi nefsin yeter!” 45/ el-Câsiye -28- O gün bütün ümmetleri, bir araya toplanmış ve diz çökmüş vaziyyette görürsün. Her ümmet, hesap defterlerini okumaya çağırılır. Daha önce ne yaptıysanız bugün sadece onun karşılığını alırsınız.

Devamını Oku »

HERKESİN YAPTIĞI KENDİNEDİR

HERKESİN YAPTIĞI KENDİNEDİR 6/ el-En’âm -104- Rabbinizden size muhakkak ki deliller gelmiştir. Artık kim gözünü açar görürse kendi lehine, kim de hakk’kı görmeyip bâtılı seçerse kendi aleyhinedir. Sen de ki: “Ben sizin üzerinizde bekçi değilim.” 41/ Fussilet -46- Kim iyi bir iş yaparsa kendi lehinedir. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. Rabbin, kullara (zerre kadar) zulmedici değildir. 45/ el-Câsiye -15-…

Devamını Oku »

HEVÂ

HEVÂ (*) *Sözlükte; istek, meyil, heves, sevme, düşme gibi anlamlara gelen hevâ, bir terim olarak nefsin, akıl ve din tarafından yasaklanan kötü arzulara karşı olan eğilimi demektir. Kur’ân’da hevâ kelimesi 17 âyette tekil, 18 âyette çoğul olarak zikrolunmuştur. (Diyânet) -Nefsin kendiliğinden meylettiği arzusu, mücerred keyfi. Canının istediğinden başka kendine ilâh tanımayan demektir. Bunlar, delil, bürhân, hakk, hukuk saymaz, sade kendi…

Devamını Oku »

HIRİSTİYANLIK

*Nasârâ (a.i.); Hıristiyanlar. Nasrânîler. Hazreti Îsâ’ya -aleyhisselâm- ilk önceleri Nâsıra Karyesindeki ahâli yardım ettiklerinden, onlara “Nasâra” ismi verilmiştir. -Nasrânî (a.i.c:nasârâ); Hıristiyanlıkla alâkalı ve ona mensup olan. Hıristiyanlardan olan. 2/ el-Bakara -120- Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahûdîler ve ne de Hıristiyanlar asla senden râzı olmazlar. De ki: “ALLÂH’ın yolu asıl doğru yoldur.” Sana gelen bunca ilimden sonra, eğer onların arzu ve…

Devamını Oku »

HAVRA

(Bkz: İBÂDET & İBÂDETHANELER ) İBÂDET & İBÂDETHANELER *Sözlükte; itaat etmek, boyun eğmek, kulluk etmek, tevazu göstermek, ilâh edinmek. Din ıstılahında; mükellef insanın nefsinin arzusu hilafına Rabbına ta’zîm için yaptığı fiil ve niyete bağlı olarak yapılmasında sevap olan ve Allâh’a yakınlık (kurbet) ifade eden şuurlu itaat anlamına gelir. İbâdet; boyun eğmenin, itaat etmenin saygı göstermenin ve kulluğun en son noktasıdır.…

Devamını Oku »

HIZIR-aleyhisselâm-

Hazreti MÛSÂ-aleyhisselâm- & Hazreti HÂRUN-aleyhisselâm-: 2/ el-Bakara -53- Şol vakit Mûsâ’ya o kitabı ve furkânı verdik, gerekirdi ki, doğru yolda gidesiniz. 54- Hani bir zamanlar Mûsâ kavmine dedi ki; Ey kavmim cidden siz o buzağıyı put edinmekle kendi kendinize zulmettiniz, bâri gelin Rabbinize tevbe ile dönün de nefislerinizi öldürün. Böyle yapmanız Bârî Teâlânız katında sizin için hayırlıdır, böylece tevbenizi kabul…

Devamını Oku »
Başa dön tuşu
Kapalı