H

HABL-İ VERÎD

HABL-İ VERÎD (*)

*Habl-i Verîd; ‘Habl’ ma’lûm ki, ip ve bağ demektir damar mânâsına da gelir. Boyun veya bedenden mecaz da olabilir. Verîd ipi, boyna dolanmış ipe benzeyen verîd mefhumunu da ifade eyleyebilir. Bu mânâlar verîd damarı demekle kasdolunabilir. Râgıb, habl-i verîdden muradın ‘ruh’ olduğuna kail olmuştur. Habl-i verîd pek yakınlıkla mesel olmuştur. Kalbine kan akıtan en yakın damarından yahud canından daha yakın demek (de) olur. Bazıları tesir-i kudret, bazıları ilim itibariyle yakınlık mânâsını tercih ettiler. Allâh’ın ilminin kemâlini beyândır. Burada şu mânâ da söylenebilir: kendisinde kudretimizin teferrüdü itibariyle Biz ona habl-i verîdden daha yakınız, emrimiz onda damarlarındaki kanın cereyanı gibi cereyan eder. En gizli şeylerin hiç birisi hafî kalmayacak. Yahud; (ilerki âyetlerde) zikrolunacak Meleklerdir ki bu surette o hafeza Meleklerinin de ona habl-i verîdden daha yakın olduklarına ve fakat Allâh’ın onlardan daha yakın bulunduğuna tenbih edilmiştir. Âlusi burada: ehli vahdetin kelâmı hâl sahibi olmayanlar için zor anlaşılır şeylerdendir, demiştir. (Elmalılı Tefsiri)

50/ Kâf -16- Hem şânıma kasem ederim ki: İnsanı Biz yarattık. Ve biliriz nefsi onu ne ile vesveselendirir. Ve Biz ona “habl-i verîdden” daha yakınızdır.

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı