T

T

TAKLİT

2/ EL-BAKARA -170- Onlara: “ALLÂH’ın indirdiğine uyun.” dendiği vakit de: “Yok, atalarımızı neyin üzerinde bulduysak ona uyarız.” dediler. Ya ataları bir şeye akıl erdiremez ve doğruyu seçemez idiyseler de mi onlara uyacaklar? 21/ EL-ENBİYÂ -51- And olsun ki biz daha önce İbrâhîm’e de rüşdünü vermiştik (akla uygun olanı göstermiştik). Biz onu biliyorduk. 52- O zaman o, babasına ve kavmine: “Bu…

Devamını Oku »

TAKVÂ

TAKVÂ (*) *Takvâ (a.i.vikaye’den); Allâh’dan korkma. Allâh korkusu ile dinin yasak ettiği şeylerden kaçma. *Vikaye (a.i. “ka”uzun okunur); 1-kayırma, koruma, esirgeme 2-hekimlikte; herhangi bir hastalık için önleyici tedbir alma. (nazımda ‘vikayet’şeklinde kullanılır) -Kur’ân-ı Kerîm baştan sona takvâ-ittikâ kavramı ile örülmüştür. Çeşitli formlarda 250 defa kullanılmıştır. 54 defa (ittekullâh’a) şeklinde Allâh’a karşı gelmekten sakınılması emredilmiştir. Peygamberler de ümmetlerine hep takvâyı tavsiye…

Devamını Oku »

TALÂK(BOŞAMA)

2/ EL-BAKARA -227- Yok eğer boşamaya karar vermişlerse, şüphesiz ki ALLÂH söylediklerini işitir, kurduklarını bilir. 228- Boşanan kadınlar, kendi kendilerine üç âdet süresi beklerler ve ALLÂH’ın Rahîmlerinde yarattığını gizlemeleri, kendilerine helâl olmaz. Eğer ALLÂH’a ve âhiret gününe inanıyorlarsa gizlemezler. Kocaları da, barışmak istedikleri takdirde o süre içersinde onları geri almaya daha lâyıktırlar. O kadınların, üzerlerindeki meşrû hak gibi, kendilerinin de…

Devamını Oku »

TÂLUT

(Bkz: Kur’ân-ı kerîm’de isimleri zikrolunanlar)

Devamını Oku »

TEBLİĞ

TEBLİĞ (*) *Tebliğ (a.i.bulûğ’dan.c:teblîgat); yetiştirme. götürmek. bildirmek. eriştirmek. götürme. taşıma. 3/ Âl-i İmrân -104- İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men’eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa eren onlardır. 110- Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten vazgeçirmeğe çalışır ve ALLÂH’a inanırsınız. Kitap ehli de inansaydı kendileri için elbette daha hayırlı olurdu. İçlerinden îmân edenler de var, ama…

Devamını Oku »

TEBÜK SEFERİ-Romalılara verilen büyük bir gözdağı-

TEBÜK SEFERİ (M.631) Tebük seferinin sebepleri; 1- Romalıların yeni doğan, fakat çabuk büyüyüp gelişen İslâm devletinin varlığından endişe duymaları, 2- Bazı Arab kabîlelerinin Romalılarla işbirliği yapma arzularını izhar etmeleri ve aralarında birtakım temasların yapıldığının tesbit edilmesi, 3- O bakımdan Medîne üzerine yürüyecek güçlü bir ordunun bazı kabîlelerden destek göreceğinin anlaşılması, 4- Gelecek olan bir ordu karşısında Müslümanların yenilgiye uğraması sonucu…

Devamını Oku »

TEFEKKÜRÜ TEŞVİK EDEN ÂYETLER

2/ EL-BAKARA -164- Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar şeylerle denizde akıp giden gemide, ALLÂH’ın yukarıdan bir su indirip de onunla yeri ölümünden sonra diriltmesinde, diriltip de üzerinde deprenen hayvanları yaymasında, rüzgârları değiştirmesinde, gök ile yer arasında emre hazır olan bulutta şüphesiz akıllı olan bir topluluk için elbette ALLÂH’ın birliğine deliller vardır. 3/…

Devamını Oku »

TEFRİKA

(*)Tefrika (arapça.isim); İki şey arasını ayırmak, yol çatallanmak anlamındaki “f-r-k” kökünden türeyen tefrika, parçalara ve bölüklere ayırmak, bölücülük ve ayrıcalık yapmak demektir. Kur’ân’da ferreka (ayırdı) fiili 17 defâ kullanılmıştır. Dînde tefrika şiddetle reddedilmiştir. Tefrika, İslâm’ın temel ilkesi olan tevhîd (birlik) ilkesi ile ters düşmektedir. Şirk (ALLÂH’a ortaklar koşmak), îmân esâslarının, âyetlerin, dînî hükümlerin arasını ayırmak, birini kabûl edip ötekini etmemek,…

Devamını Oku »

TEMELLER TAKVÂ ÜZERİNE KURULMALI

9/ ET-TEVBE -108- O Mescid-i dırarda hiç bir zaman namaz kılma!Tâ ilk günden, temeli takvâ üzere kurulan mescidde namaza durman daha münâsibtir. Orada, maddî ve mânevî kirlerden arınmayı seven kimseler vardır. ALLÂH da temizlenenleri sever.

Devamını Oku »

TEMİZLİK(MÂNEVİ & MADDİ)

35/ FÂTIR -18- Hem günâh çeken bir kimse, başkasının günâhını çekmeyecek; yükü ağır basan, onun yüklenilmesine çağırsa da ondan bir şey yüklenilmeyecek, isterse bir yakını olsun. Fakat sen ancak o kimseleri sakındırısın ki, gaybda Rablerinin korkusunu duyarlar, namazı dürüst kılarlar. Temizlenen de sırf kendisi için temizlenir. Nihâyet dönüş ALLÂH’adır. 74/ EL-MÜDDESSİR -1- Ey örtüsüne bürünen (Peygamber)! 2- Kalk artık uyar.…

Devamını Oku »

TESETTÜR

24/ EN-NÛR -31- Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini harâmdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesnâ, zînet (yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini tâ yakalarının üzerine kadar salsınlar. Zînetlerini, kocalarından, yâhûd babalarından, yâhûd, kocalarının babalarından yâhûd oğullarından, yâhûd üvey oğullarından, yâhûd erkek kardeşlerinden, yâhûd erkek kardeşlerinin oğullarından, yâhûd kız kardeşlerinin oğullarından, yâhûd müslüman kadınlardan, yâhûd sâhib oldukları kölelerden, yâhûd erkekliği…

Devamını Oku »

TEVÂZU

4/ EN-NİSÂ -36- ALLÂH’a ibâdet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Sonra anaya, babaya, akrabâya, yetimlere, yoksullara, akrabâ olan komşulara, yakın komşulara, yanında bulunan arkadaşa, yolda kalanlara, sâhib olduğunuz kölelere iyilik edin. Şüphesiz ALLÂH, kibirlenen ve övünen kimseyi sevmez. 172- Hiçbir zaman Mesih de ALLÂH’ın bir kulu olmaktan çekinmez, ALLÂH’a yakın melekler de. Kim O’na kulluk etmekten çekinir ve…

Devamını Oku »

TEVBE

TEVBE (*) *Sözlükte; ‘pişmanlık, dönme, nedâmet’ anlamına gelen tevbe, İslâmi bir kavram olarak, kulun işlediği günahlara pişman olup, onları terk ederek Allâh’a yönelmesi, emirlerine uymak ve yasaklarından kaçınmak sûretiyle Allâh’a sığınarak bağışlanmasını dilemek demektir. Günahlardan dolayı tevbe etmek farzdır. Kur’ân-ı Kerîm’de tevbe ve türevleri 86 defa zikrolunmuştur. (Diyânet) 2/ el-Bakara -54- Hani bir zamanlar Mûsâ kavmine dedi ki; Ey kavmim…

Devamını Oku »

TEVEKKÜL

*Sözlükte ‘dayanmak, güvenmek, vekil tutmak’ anlamlarına gelen tevekkül, dîn dilinde; her husuta Allâh’a güvenmek, dayanmak, teslîm olmak işlerini Allâh’a havâle etmek demektir. Tevekkül kavramı Kur’ân-ı Kerîm’de 69 defâ zikrolunmuştur. (Diyânet) 3/ ÂL-İ İMRÂN -121- Hani sen sabah erkenden mü’minleri savaş mevzi’lerine yerleştirmek için âilenden ayrılmıştın. ALLÂH, hakkıyla işiten ve bilendir. 122- O zaman içinizden iki takım bozulmaya yüz tutmuştu. Hâlbûki…

Devamını Oku »

TEVRAT

TEVRÂT İbranice Tura kelimesinin Arapçalaşmış biçimi olan Tevrât kanun, ittifak, birlik, anlaşma, sözleşme, adlaşma gibi anlamları dile getirir. İslâm geleneğinde Hz. Mûsâ (aleyhisselâm)’a nazil olan kitabı belirtir. Yahudi geleneğinde ise, bugün Ahd-i Atik (Eski Ahit) denilen kitaplar toplamının adıdır. 3/ Âl-i İmrân -3- O, sana Kitabı Hak ve kendinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, Tevrât’ı ve İncîl’i de indirmişti. 48-…

Devamını Oku »

TEYEMMÜM

4:43. Ey îman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın. Cünüb iken de yolcu olanlar müstesna gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur, veya yolculukta bulunursanız veyâhut biriniz abdest bozmaktan gelince veya cinsî münasebette bulunup, su da bulamazsanız o zaman tertemiz bir toprak ile teyemmüm edin. Niyetle yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz ki Allâh çok affedicidir, çok…

Devamını Oku »

TİCÂRET

2/ EL-BAKARA -275- Ribâ (fâiz) yiyen kimseler, şeytân çarpan kimse nasıl kalkarsa ancak öyle kalkarlar. Bu cezâ onlara, “alışveriş de fâiz gibidir” demeleri yüzündendir. Oysa ALLÂH, alışverişi helâl, fâizi de harâm kılmıştır. Bundan böyle her kim, Rabbinden kendisine gelen bir öğüt üzerine fâizciliğe son verirse, geçmişte olanlar kendisine ve hakkındaki hüküm de ALLÂH’a kalmıştır. Her kim de yeniden fâize dönerse…

Devamını Oku »

TOPLUMDAKİ STATÜ FARKLARININ HİKMETİ

6/ EL-EN’ÂM -165- Sizi yeryüzünün halîfeleri yapan, size verdiği şeylerde, sizi denemek için, kiminizi kiminizden derecelerle üstün kılan O’dur. Şüphesiz Rabbin, cezâsı çabuk olandır ve O, bağışlayan, esirgeyendir.

Devamını Oku »

TÛVA VADİSİ

20:12. “Ben şüphesiz senin Rabbinim. Hemen nalınlarını çıkar, çünkü sen kutsal bir vadi olan Tuvâ’dasın.” 79:16. Hani Rabbi ona kutsal vaadi Tûva’da seslenmişti.

Devamını Oku »

TUZAK & DÜZEN KURMA

TUZAK & DÜZEN KURMA 3/ Âl-i İmrân -54- (Yahûdîler)tuzak kurdular. ALLÂH onların tuzaklarını bozdu. ALLÂH tuzak kuranların en hayırlısıdır. 120- Size bir ferahlığın, bir nimetin ulaşması onları tasalandırır. Bir fenâlığın gelmesine ise, âdeta bayılırlar. Şâyet siz sabreder ve ALLÂH’a karşı gelmekten sakınırsanız, onların tuzakları size hiçbir zarar veremez. Çünkü ALLÂH, elbette onların yaptıklarını ilmiyle, kudretiyle ihâta etmiştir. 8/ el-Enfâl -30-…

Devamını Oku »

TÂGUT

TÂGUT (*) *Tâgut, İbni Ceriri Taberinin tarifi vechile; Allâh’a karşı tuğyankâr olup kahru cebr ile birrıza perestiş edilip ma’bud tutulan gerek insan gerek şeytan gerek vesen gerek sanem ve gerek sair herhangi bir şey demektir, bunun tefsirinde ‘şeytan veya sahir veya kâhin veya ins-ü cinin mütemerridleri veya Allâh’a karşı ma’bud tanınıp râzı olan Firavun ve nemrud gibiler veya esnam’ diye…

Devamını Oku »

TAYYİB

*Bir şey lezzetli olmak, güzel, temiz ve helâl olmak, yer bereketli ve bolluk olmak anlamındaki ’t-y-b’ kökünden türeyen Tayyib; hoş, güzel, iyi, lezzetli, fazîletli, helâl, hayrı çok nefsin ve duyu organlarının lezzet aldığı şey demektir. Çoğulu; tayyibün, tayiybîn, dişil şekli tayyibe çoğulu tayyibât’tır. Habîs’in zıddıdır. Tayyib kelimesi Kur’ân-ı Kerîm’de 46 defa zikrolunmuştur. Tamamen olumlu anlamda kullanılmıştır. (Diyânet) 10/ Yûnus -22-…

Devamını Oku »

TEKBÎR

TEKBÎR (*) *Tekbîr (a.i.kibr’den.c:tekbîrât); 1-‘Allâhuekber’ deme. 2-İftitâh tekbîri: namaza başlarken iki eli kulak memelerine değdirerek Allâhuekber, deme. 3-“Allâhu ekber, Allâhu ekber, lâilâhe illâhu vallâhuekber, Allâhu ekber ve lillâhilhamd”demek. 17/ el-İsrâ -111- Ve şöyle de: Hamd o ALLÂH’a ki, hiçbir çocuk edinmedi, mülkte ortağı yoktur, âciz olmayıp bir yardımcıya da ihtiyacı yoktur. Tekbîr getirerek O’nu noksanlıklardan yücelt de yücelt.

Devamını Oku »

TABUT

2/ el-Bakara -248- Peygamberleri, onlara şunu da söylemişti: Haberiniz olsun, O’nun hükümdârlığının alâmeti, size o tabutun gelmesi olacaktır ki onda Rabbinizden bir sekîne (sükûnet, gönül rahatlığı), Mûsâ ve Hârûn ailelerinin bıraktıklarından bir bakıyye (kalıntı) vardır. Onu melekler getirecektir. Eğer îmân etmiş kimselerden iseniz, bunda sizin için kesin bir ibret, bir alâmet vardır. -Tâbut; sandık ya da kutu. İçinde bir hikmet…

Devamını Oku »

TAFSÎLE KÜLLİ ŞEY’İN

7/ el-A’râf -145- Hem (biz,) bir nasîhat ve herşey için bir açıklama olmak üzere, ona (Tevrât’a âid) levhalarda herşeyi yazdık da (dedik ki): “Bunları kuvvetle tut, kavmine de emret, bunların (takvâ cihetiyle) en güzelini tutsunlar! Size, yakında (görüp ibret almanız için)fâsıkların (harâb olmuş) yurdunu göstereceğim.” 12/ Yûsuf -111- Gerçekten akıl sahipleri için onların kıssalarında bir ibret vardır. Bu, uydurulabilir bir…

Devamını Oku »

TALLÂHİ

16/ en-Nahl -63- ALLÂH’a yemin olsun ki, Biz senden önce birçok ümmete kendilerini irşâd etmeleri için Resûller gönderdik, fakat şeytan onların bâtıl işlerini kendilerine güzel gösterdi. Bu yüzden Peygamberlerini yalancı saydılar. İşte şeytan dünyada olduğu gibi, bu gün de onların dostudur. Onlara gâyet acı bir azab vardır.

Devamını Oku »

TEÂLÂ

TEÂLÂ 6/ el-En’âm -100- Bir de tuttular cinleri, gizli yaratıkları ALLÂH’a ortak koştular. Oysa onları, O yarattı. O’na oğullar ve kızlar yakıştırdılar, ne dediklerini bildikleri yok. O, onların bu nitelediklerinden uzaktır, yücedir.

Devamını Oku »

TEBÂREKE

TEBÂREKE 25/ el-Furkân -1- Tebârek, ne yüce (feyyaz)dır O ki âlemine bir nezîr olsun diye kuluna furkânı indirdi.

Devamını Oku »

TERİMLER

TERİMLER *Kur’ân (a.i.); Yüce Allâh tarafından vahiy yoluyla Arabça olarak peyder pey Peygamber Efendimiz-sallallâhüaleyhivesellem-’e inzal olunan nesilden nesile bize kadar tevatüren gelen, Mushaflarda yazılı, Fâtiha ile başlayıp Nâs sûresi nihayete eren 323.015 harf, 77.439 kelime, 114 sûreden oluşan mûciz bir kelâmdır. (Diyânet) -Kur’ân-ı mübin 6666 âyet-i celîleden müteşekkildir. (Ö.N.Bilmen) -Kur’ân-ı Kerîm’deki en uzun sûre Bakara sûresidir. En kısa sûre Kevser…

Devamını Oku »

TEVHİD

TEVHÎD (*) *Tevhîd (a.i.vahdet’ten.c:tevhîdât); bir kılma, bir etme, birleştirme, birleştirilme. Bir sayma, bir olarak bakma, birliğine inanma. ‘Lâ ilâhe illallâh” sözünü tekrarlama. *Birleme. Bir Allâh’dan başka İlâh olmadığına inanma. ‘Lâ ilâhe illallâh’ sözünü tekrarlama. Her yerde ve her şeyde Allâh’dan başkasının te’sir hâkimiyeti olmadığını anlamak, bilmek ve bilerek yaşamak. -Muvahhid (a.s.vahdet’ten); tevhîd eden Allâh’ın birliğine inanan. 3/ Âl-i İmrân -193-…

Devamını Oku »

TERTÎL

TERTÎL *Tertîl; Bir şey düzgün, düzenli, güzel ve muntazam olmak anlamındaki “retel” kökünden türeyen tertîl kelimesi sözlükte; sözü güzel, düzgün, yerinde ve i’tinâ’lı söylemek, bir şeyi düzenlemek, sıralamak demektir. Istılahta, Kur’ân’ı yavaş yavaş, anlamını düşünerek, harflerin mahreçlerine ve tecvîd kurallarına dikkat ederek, anlama göre sesini yükseltip alçaltarak ve itina ile okumak anlamına gelir. Bu kelime Kur’ân’da iki âyette geçmiştir. Yüce…

Devamını Oku »

TEHECCÜD

*TEHECCÜD (*) *Teheccüd (a.i.hecd’den); gece uyanıp namaz kılma. gece namazı. 17/ el-İsrâ -79- Gecenin bir kısmında da sadece sana mahsûs bir nâfile olmak üzere uykudan kalk, Kur’ân ile teheccüd namazı kıl, Rabbinin seni bir Makâm-ı Mahmûd (şefâat makâmına) göndermesi kesindir. -O güneşi gecede ara. / Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmi (rahmetullâhialeyh)

Devamını Oku »

TEFRÎK

*Tefrîk (a.i.fark’dan); ayırma, seçme, ayırd etme. -Enbiyâ beynini tefrîk etmeyiz demek; asıl îmânda tefrîk etmez, cümlesine îmân ederiz demektir. Yoksa merâtib ve fezâilde tefrîk etmeyiz demek değildir. Bu cihetle farkları vardır. (Hulâsat’ül Beyân) 3/ Âl-i İmrân -84- De ki: “ALLÂH’a, bize indirilen (Kur’ân)a, İbrâhîm’e, İsmâîl’e, İshâk’a, Ya’kûb’a ve torunlarına indirilene, Mûsâ’ya, Îsâ’ya ve Peygamberlere Rablerinden verilenlere inandık. Onların arasında hiçbir…

Devamını Oku »

TEKAVVÜL

TEKAVVÜL(*) *Kendisinde olmayanı söylemeye çalışmaktır ki yalan onun lâzımı olmak hasebiyle yalan söylemek mânâsına da gelir. Yani vahiy ile değil, kendiliğinden söylüyor da Allâh’a isnad ediyor mu diyorlar? (Elmalılı Tefsiri) 52/ et-Tûr -33- Yoksa “O Kur’ân’ı kendisi uydurmaktadır”mı diyorlar?

Devamını Oku »

TESBÎH & ALLÂH’I TESBÎH ETMEK

TESBÎH (*) & ALLÂH’I TESBÎH ETMEK *Tesbîh; yüzmek, akmak, gitmek, bir işi bitirmek, geçimi için çalışıp çabalamak, koşuşturmak, uyumak, sakınmak, dinlemek, yeri kazmak ve çok söz söylemek anlamlarındaki ‘s-b-h’ kökünden türeyen tesbîh kavramı, din ıstılâhı olarak; Sübhanallâh (Allâh’ı noksan sıfatlardan tenzîh ederim) demek ve namaz kılmak anlamına gelir. Arab dilinde tesbîh; bir şeyi ta’zîm ederek kötülüklerden ve noksanlıklardan tenzîh etmek…

Devamını Oku »

TEŞRİD

*Teşrid; dağıtmak, ıstırap ile olan tefrik ve tenkil demektir ki burada muharip bir kuvvet hakkında geride kalan kuvvetlerle aralarını ayıracak olan muamelede bulunmaktan ibârettir. (Ö.N.Bilmen) 8/ el-Enfâl -57- Şimdi her ne zaman muharebede onları kat’i sûrette yakalarsan onlar ile arkalarındaki kimseleri ansızın korkut. Umulur ki ibret alırlar.

Devamını Oku »

TUĞYAN

*Tuğyan(a.i); taşma, taşkınlık, azgınlık, coşkunluk. (Rûhu’l Beyân) -İsyanda, itaatsizlikte sınırı aşmak. (Râgıb el-İsfehâni) 2/ el-Bakara -15- ALLÂH onlarla istihza ediyor da tuğyanları içinde bocalarlarken kendilerini sürüklüyor. 5/ el-Mâide -64- Bir de Yahudîler « ALLÂH’ın eli bağlı» dediler, ve dedikleriyle dilediği gibi bahşediyor, celâlim hakkı için sana rabbından indirilen onlardan bir çoğunun tuğyanını ve küfrünü arttıracaktır, maamafih Biz onların arasına kıyamete…

Devamını Oku »

TARDÜN

6/ el-En’âm -52- Sırf ALLÂH’ın rızasını dileyerek sabah akşam Rablerine duâ’ edenleri huzurundan kovma. Onların hesabından sen sorumlu değilsin, onlar da senin hesabından sorumlu değiller. Onları yanından kovduğun takdir de zalimlerden olursun. 11/ Hûd -29- “Ey kavmim! Ben sizden herhangi bir mal mülk istemiyorum. Benim mükâfatım ancak ALLÂH’a aittir. Ve ben O’na îmân edenleri kovacak değilim. Onlar elbette Rablerine kavuşacaklar.…

Devamını Oku »

TESLİS

*Teslis (a.i); üçleme. 4/ en-Nisâ -171- Ey kitap ehli! Dininizde aşırı gitmeyin ve ALLÂH hakkında ancak doğru olanı söyleyin! Meryemoğlu Îsâ Mesîh, sadece ALLÂH’ın elçisi, Meryem’e atmış olduğu kelimesi ve O’ndan bir rûhtur. ALLÂH’a ve Peygamberlerine inanın (ALLÂH) üçtür demeyin. Kendi yararınız için buna son verin. Muhakkak ki ALLÂH tek bir ilâhtır. O, çocuk sahibi olmaktan yüce (münezzeh)dir. Göklerdeki ve…

Devamını Oku »
Kapalı