T

TEVRAT

TEVRÂT
İbranice Tura kelimesinin Arapçalaşmış biçimi olan Tevrât kanun, ittifak, birlik, anlaşma, sözleşme, adlaşma gibi anlamları dile getirir. İslâm geleneğinde Hz. Mûsâ (aleyhisselâm)’a nazil olan kitabı belirtir. Yahudi geleneğinde ise, bugün Ahd-i Atik (Eski Ahit) denilen kitaplar toplamının adıdır.

3/ Âl-i İmrân -3- O, sana Kitabı Hak ve kendinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, Tevrât’ı ve İncîl’i de indirmişti.

48- Ona kitabı, hikmeti, Tevrâtı ve İncîli öğretecek.

50- ‘Benden önceki Tevrât’ı doğrulamak ve size haram kılınan bazı şeyleri helal kılmak üzere size Rabbinizden bir ayetle geldim. Artık ALLÂH’tan korkup bana itaat edin.’

65- ‘Ey Kitap ehli, İbrâhîm konusunda ne diye tartışıp duruyorsunuz? Tevrât da, İncîl de ancak ondan sonra indirilmiştir. Yine de akıl erdirmeyecek misiniz?’

93- Tevrât indirilmeden evvel, İsrâil’in kendine haram kıldıklarından başka, İsrâiloğullarına bütün yiyecekler helal idi. De ki: ‘Şu halde eğer doğruysanız, Tevrât’ı getirin de onu okuyun’.

5/ el-Mâide -43- İçinde ALLÂH’ın hükmü bulunan Tevrât yanlarında dururken seni nasıl hakem yapıyorlar? Sonra da (verdiğim hükmü beğenmeyip) ne diye dönüyorlar? Onlar inanıcı değillerdir.

44- İçinde hidâyet ve nûr bulunan Tevrât’ı, elbette Biz inzal ettik. Müslüman olan Peygamberler, yahûdîler hakkında hükmederler, kendilerini Rabbine adamış zâhidler, âlimler de, ALLÂH’ın kitabını korumakla görevlendirildiklerinden (onunla hüküm verirler) ve onun ALLÂH’ın kitabı olduğuna şâhidlik ederlerdi. İnsanlardan korkmayın, Ben’den korkun, âyetlerimi az bir paraya satmayın. Kim ALLÂH’ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin tâ kendileridir.

46- O Peygamberlerin ardından, yanlarındaki Tevrât’ı doğrulayıcı olarak Meryemoğlu Îsâ’yı gönderdik ve ona içinde hidâyet ve nûr olan, kendinden önceki Tevrât’ı tasdîk eden ve ALLÂH’dan korkanlar için bir hidâyet rehberi ve bir öğüt olan İncîl’i verdik.

66- Ve eğer onlar Tevrât’ı, İncîl’i ve kendilerine Rablerinden indirileni (Kur’ân’ı) ayakta tutsalardı, elbette üstlerinden ve ayaklarının altından (sayısız nimeti) yiyeceklerdi. İçlerinde aşırı olmayan (mutedil) bir ümmet vardır. Onlardan çoğunun yaptıkları ise ne kötüdür!

68- De ki: ‘Ey Kitap Ehli, Tevrât’ı, İncîl’i ve size Rabbinizden indirileni ayakta tutmadıkça hiç bir şey üzerinde değilsiniz.’ Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun tuğyanlarını ve inkârlarını arttıracaktır. Sen de kafirler topluluğuna karşı üzüntüye kapılma.

110- ALLÂH şöyle diyecektir: “Ey Meryemoğlu Îsâ! Sana ve annene olan nimetimi hatırla! Hani seni Rûhu’l-Kudüs (Cebrâil) ile desteklemiştim. Beşikteyken ve kemâle ermişken insanlarla konuşuyordun. Sana yazıyı, hikmeti, Tevrât’ı ve İncîl’i öğretmiştim. İznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yapmış ve ona üflemiştin, o da iznimle kuş olmuştu. Anadan doğma kör olanı ve alaca hastalığına yakalanmış kimseyi iznimle iyileştirmiştin. Ölüleri iznimle (hayata) çıkarmıştın. İsrâiloğulları’na âyetlerle geldiğin ve onlardan inkâr edenlerin: “Bu ancak apaçık bir sihirdir” dedikleri zaman seni, onlardan korumuştum.

6/ el-En’âm -154- Sonra iyilik edenlere (olan ni‘metimizi) tamamlamak, herşeyi iyice açıklamak, bir hidâyet ve bir rahmet olmak üzere Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrât’ı) verdik; tâ ki (İsrâiloğulları)Rablerine kavuşacaklarına îmân etsinler.

7/ el-A’râf -145- Hem (biz,) bir nasîhat ve herşey için bir açıklama olmak üzere, ona (Tevrât’a âid) levhalarda herşeyi yazdık da (dedik ki): “Bunları kuvvetle tut, kavmine de emret, bunların (takvâ cihetiyle) en güzelini tutsunlar! Size, yakında (görüp ibret almanız için)fâsıkların (harâb olmuş) yurdunu göstereceğim.”

157- Onlar ki yanlarındaki Tevrât ve İncîllerde vasıfları yazılı o ümmî Peygambere tâbi’ oldular. O Peygamber ki kendilerine meşrû şeyleri emreder, kötülükleri yasaklar, kendilerine güzel ve hoş şeyleri mübah, murdâr şeyleri ise haram kılar, üzerlerindeki ağırlıkları, sırtlarındaki zincirleri kaldırıp atar. Ona îmân eden, onu destekleyen, ona yardımcı olan ve onunla beraber indirilen nûra tâbi’ olanlar var ya, işte felâha erenler onlardır.

9/ et-Tevbe -111- ALLÂH, mü’minlerden, canlarını ve mallarını, kendilerine cennet vermek üzere satın almıştır: ALLÂH yolunda çarpışacaklar da öldürecekler ve öldürülecekler. Bu, Tevrât’ta da, İncîl’de de Kur’ân’da da ALLÂH’ın kendi üzerine yüklendiği bir ahiddir. ALLÂH’dan ziyade ahdine riayet edecek kim vardır? O halde yaptığınız alışveriş ahdinden dolayı size müjdeler olsun! Ve işte o büyük kurtuluş budur.

21/ el-Enbiyâ -105- And olsun ki, Tevrât’tan sonra Zebûr’da da yeryüzüne ancak iyi kullarımın mîrasçı olduğunu yazmıştık.

28/ el-Kasas -43- Biz daha önceki bazı nesilleri imha ettikten sonra, insanların vicdanlarını aydınlatacak, basîretlerini açacak bir delil, bir hidâyet rehberi ve bir rahmet tezahürü olmak üzere Mûsâ’ya Tevrât’ı verdik ki düşünüp ibret alsınlar. Ama bunu yapmadılar.

48/ el-Fetih -29- Muhammed ALLÂH’ın elçisidir. Onun yanında bulunanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükû’ya varırken secde ederken görürsün. ALLÂH’dan lütuf ve rıza isterler. Yüzlerinde secdelerin izinden nişanları vardır(eser-i sücûd). Bu, onların Tevrât’taki vasıflarıdır. İncîl’deki vasıfları da şöyledir: Onlar filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler ki bu, ziraatçıların da hoşuna gider. ALLÂH böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. ALLÂH inanıp iyi işler yapanlara mağfiret ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir.

61/ es-Saff -6- Meryemoğlu Îsâ da: “Ey İsrâiloğulları! ben size ALLÂH’ın elçisiyim. Benden önce gelen Tevrât’ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir Peygamberi müjdeleyici olarak (geldim)” demişti. Fakat onlara apaçık delillerle gelince “Bu, apaçık bir büyüdür” dediler.

62/ el-Cum’a -5- Kendilerine Tevrât yükletilip de sonra onu taşımayanların durumu, kitaplar taşıyan eşeğin durumu gibidir. ALLÂH’ın âyetlerini yalanlayanların durumu ne kötüdür. ALLÂH zalim toplumu doğru yola iletmez.

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu