M

M

MADDECİLİK(MATERYALİZM)’İN REDDİ

6/ EL-EN’ÂM -95- Taneleri ve çekirdekleri çatlatıp yararak (her şeyi gelişme yoluna koyan) ALLÂH’dır. Ölüden diriyi O çıkarır, diriden ölüyü çıkaran da O’dur. İşte gerçek ilâh bunları yapandır! Artık nasıl oluyor da hakk’tan uzaklaştırılıyorsu- nuz? *Ölüden diriyi çıkarmak: kuru taneden yeşil bitki, kâfirin neslinden mü’min çıkarma; diriden ölü çıkarma ise bunun aksi olarak açıklanır. Canlılar ölü maddeleri yiyerek beslenir. Bebeğin…

Devamını Oku »

MAHŞER YERİ

11/ HÛD -103- Bu anlatılan olaylarda, âhiret azâbından korkanlar için elbette ibret ve ders vardır. O gün, bütün insanların bir araya toplandığı mahşer günü olacaktır. O gün bütün gök ve yer ehlinin tanık olacağı gündür! 18/ EL-KEHF -47-Gün gelir, dağları yürütürüz, yerin dümdüz hâle geldiğini görürsün. İşte bütün insanları mahşer meydânına topladık, eksik bıraktığımız bir tek kişi bile kalmadı. 64/…

Devamını Oku »

MAKÂM-I İBRÂHİM

MAKÂM-I İBRÂHÎM 3/ Âl-i İmrân -97- Onda apaçık deliller, İbrâhîm’in makâmı vardır. Oraya giren güvene erer. Ona bir yol bulabilenlerin Beyt’i haccetmesi ALLÂH’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse, şüphesiz ALLÂH bütün âlemlerden müstağni (kimseye muhtaç değil, her şey ona muhtaç)dır.

Devamını Oku »

MAKÂM-I MAHMÛD

MAKAM-I MAHMÛD (*) *Makam-ı Mahmûd (Şefâat-ı Uzmâ); En yüksek şefâat makâmı. Peygamberimiz -aleyhisselâm-’ın kavuşacağı, Allâh tarafından vaadedilen makam. -Mahmûd (a.s.hamd’dan); hamd olunmuş, senâ edilmiş, övülmeye değer. 17/ el-İsrâ -79- Gecenin bir kısmında da sadece sana mahsûs bir nâfile olmak üzere uykudan kalk, Kur’ân ile teheccüd namazı kıl, Rabbinin seni bir makâm-ı mahmûda göndermesi kesindir.

Devamını Oku »

MALLARINIZI SEFİHLERE VERMEYİN

*Sefîh; Aklı veya dini noksan olan, akla aykırı veya dine aykırı hareketlerde bulunan ahmak veya günah işleyen kimse demektir ki, birinde Allâh’a isyan etmek mânâsı var, birinde yoktur. Yani mallarınızı böyle eksik akıllı veya günah işleyen kimselere teslim edip te yok etmeyiniz ve günahkârlık ve safâhata geçerlilik vermeyiniz ki, bu da bir ahmaklık ve akılsızlıktır. O mallar ki Allâh size…

Devamını Oku »

MALIN İYİSİNDEN İNFÂKTA BULUNMAK

2/ EL-BAKARA -267- Ey îmân edenler! Kazandığınız şeylerin ve yerden sizin faydanız için bitirdiğimiz ürünlerin Temiz ve güzel olanlarından ALLÂH yolunda harcayın. Siz göz yummadan, içinize yatmaksızın almayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkmayın. İyi bilin ki: ALLÂH Ganî’dir, Hamîd’dir (kimseye ihtiyâcı yoktur, bütün övgülere lâyıktır).

Devamını Oku »

MALI GÖSTERİŞ İÇİN HARCAMAMAK

4/ EN-NİSÂ -38- Bunlar, ALLÂH’a ve âhiret gününe îmân etmedikleri hâlde mallarını, insanlara gösteriş yapmak için harcarlar. Şeytân kimin arkadaşı olursa, o ne kötü arkadaştır!

Devamını Oku »

MADENLER

13/ EL-RA’D -17- Gökten bir su indirdi de vâdîler, kendi miktarlarınca sel olup aktılar. Sel de suyun yüzüne çıkan bir köpük yüklendi. Bir zînet eşyâsı veyâ bir değerli mal yapmak için, ateşte üzerini körükledikleri mâdenlerden de onun gibi bir köpük meydâna gelir. İşte ALLÂH hakk ile bâtılı böyle çarpıştırır. Fakat köpük atılır gider, insanlara faydası olan ise yerde kalır. İşte…

Devamını Oku »

MAHLÛKATIN EN HAYIRLISI

98:7. Ama îman edip, makbûl ve güzel işler yapanlar ise bütün yaratıkların en hayırlı olanlarıdır.

Devamını Oku »

MAHLÛKATIN EN KÖTÜSÜ

8:55. Allâh indinde bütün canlı mahlûkat içinde en kötü olanlar, inkârcılıkta ısrar edenlerdir ki onlar îmana gelmezler.

Devamını Oku »

MAHLÛKATIN ‘IN ALLÂH’IN EMRİNE BOYUN EĞMESİ

3:83. Göklerdeki ve yerdeki herkes ister istemez ona boyun eğmişken ve ona döndürülüp götürülecekken onlar Allâh’ın dininden başkasını mı arıyorlar? 11:56. ‘İşte ben, hem benim, hem sizin Rabbiniz olan Allâh’a dayandım. Yeryüzünde bulunan hiçbir canlı yoktur ki, Allâh, onun perçeminden tutmuş olmasın. Şüphesiz Rabbim dosdoğru bir yol üzerindedir.’ 13:15. Göklerde ve yerde kim varsa, ister istemez kendileri de gölgeleri de…

Devamını Oku »

MAL SEVGİSİ

89/ EL-FECR -15- Ama insan, her ne zaman Rabbi onu sınayıp da ikrâmda bulunur, ni’met verirse, “Rabbim bana ikrâm etti.” der. 16- Ama her ne zaman da sınayıp rızkını daraltırsa, o vakit de, “Rabbim beni zillete düşürdü.” der. 17- Hayır hayır, doğrusu siz yetîme ikrâm etmiyorsunuz. 18- Birbirinizi yoksulu yedirmeye teşvîk etmiyorsunuz. 19- Oysa mîrası öyle bir yiyorsunuz ki, harâm-helâl…

Devamını Oku »

MÂNEVİ TİCÂRET

2/ EL-BAKARA -16- İşte onlar o kimselerdir ki, hidâyet karşılığında sapıklığı satın aldılar da, ticâretleri kâr etmedi, doğru yolu da bulamadılar. 3/ ÂL-İ İMRÂN -77- ALLÂH’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir paraya satanlar var ya, işte onların âhirette bir payı yoktur, ALLÂH kıyâmet günü onlarla hiç konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için acı bir azâb vardır. 177-…

Devamını Oku »

MAŞAALLÂH

MÂŞÂALLÂH (*) *Mâşâallâh (a.n.); Allâh’ın dilediği olur. Allâh nazardan saklasın, ne güzel. Hayret ve memnunluk anlatır. Aynı zamanda asırlardır mü’minlerin zikri, çocukların koruyucu meleği, evlerin ve sarayların kapı numarası olmuştur. (Asrın Kur’ân Tefsiri) 18/ el-Kehf -39-40- Bağına girdiğinde ‘Mâşâallâh! Kuvvet yalnız ALLÂH’ındır’ deseydin ya!.. Eğer benim malımı ve çocuklarımı kendininkilerden daha az görüyorsan, belki Rabbim bana, senin bağından daha iyisini…

Devamını Oku »

MEDİNE-İ MÜNEVVERE

9:120. Medine halkına ve civardaki bedevilere, Resûlullah’ın emrine aykırı hareket etmek uygun olmadığı gibi, onun katlandığı zahmetlere öbürlerinin katlanmaya yanaşmamaları da yakışık almaz. Çünkü onların Allâh yolunda çektikleri hiçbir susuzluk, hiçbir yorgunluk ve hiçbir açlık, ayrıca kâfirleri öfkelendirecek ayak bastıkları hiçbir yer veya düşmana karşı elde ettikleri hiçbir başarı yoktur ki, karşılığında kendilerine sâlih bir amel yazılmış olmasın. Çünkü Allâh,…

Devamını Oku »

MEDYEN HALKI

9/ ET-TEVBE -70- Onlara, kendilerinden öncekilerin; Nûh Kavmi’nin, Âd’in, Semûd’un, İbrâhîm Kavmi’nin, Medyen Ashâbı’nın ve o mü’tefikelerin haberi gelmedi mi? Onların hepsine Peygamberleri delillerle gelmişlerdi. Demek ki ALLÂH, onlara zulmetmiş değildi, lâkin onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı. 20/ TÂ HÂ -40- Hani kız kardeşin (Fir’avn’un sarayına) giderek: “Ona bakacak birini size buluvereyim mi? diyordu. Böylece seni tekrâr annene verdik ki, gözü…

Devamını Oku »

MEHİR

2/ EL-BAKARA -229- Boşamak (talâk) iki defâdır. Ondan sonrası ya iyilikle tutmak veyâ güzellikle salmaktır. Onlara verdiklerinizden bir şey almanız da size helâl olmaz. Ancak ALLÂH’ın çizdiği hudûdda duramayacaklarından korkmaları başka. Eğer siz de bunların, ALLÂH’ın çizdiği hudûdda duramayacaklarından korkarsanız, kadının, ayrılmak için hakkından vazgeçmesinde artık ikisine de günâh yoktur. İşte bunlar, ALLÂH’ın çizdiği hudûdudur. Sakın bunları aşmayın, Her kim…

Devamını Oku »

MEKKE-İ MÜKERREME’NİN FETHİ

MEKKE’NİN FETHİ *Mekkenin fethi; hicretin sekizinci yılı (M.630) Ramazan ay’ında. (M.Âsım Köksal / İslâm Tarihi) 48/ el-Fetih -1- Doğrusu Biz sana apaçık bir fetih ihsân ettik. 2- Böylece ALLÂH senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlar. Sana olan nimetini tamamlar ve seni doğru yola iletir. 3- Ve sana ALLÂH, şanlı bir zaferle yardım eder. -Yani o yardımda şan ve güç vardır.…

Devamını Oku »

MENAT (PUT)

37/ es-Sâffât -125- Yaratanların en güzelini bırakıp ta Ba’l (adlı puta) mı tapıyorsunuz? 53/ en-Necm -19- Siz de gördünüz değil mi o Lât ve Uzza’yı? 20- Ve üçüncü olarak da öteki (put) Menat’ı? 71/ Nûh -23- Dediler ki: “Sakın ilâhlarınızı bırakmayın, sakın Vedd, Suvâ, Yeğus, Yeûk ve Nesr’i bırakmayın.”(*) *Bunlar Hazreti Nûh kavminin tapındıkları putların isimleri idi.

Devamını Oku »

MERCAN

55:22. İkisinden de inci ve mercan çıkar.

Devamını Oku »

MERVE

2:158. Gerçekten Safâ ile Merve Allâh’ın alâmetlerindendir. Onun için her kim hac veya umre niyetiyle Kâ’be’yi ziyaret ederse, bunları tavaf etmesinde ona bir günah yoktur. Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse, şüphesiz Allâh iyiliğin karşılığını verir, o her şeyi bilir.

Devamını Oku »

Hazreti MERYEM

HAZRETİ MERYEM (*) *Meryem (a.h.i); Hazreti Îsâ’nın annesi. -Meryem, Süryanide hâdim mânâsınadır. (Elmalılı Tefsiri) -Meryem, ibâdet eden kadın demektir. (Rûhu’l Beyân / Ö.N.Bilmen) 3/ Âl-i İmrân -33- Gerçekten ALLÂH, Âdem’i, Nûh’u, İbrâhîm soyunu ve İmrân soyunu âlemler üzerine seçkin kıldı. 34- Bir zürriyyet olarak birbirinden gelmişlerdir. ALLÂH her şeyi işitendir, bilendir. 35- İmrân’ın karısı: “Rabbim, karnımdakini tam hür olarak Sana…

Devamını Oku »

MESCİDLER

MESCİDLER (*) *Sözlükte; “secde edilen yer” anlamına gelen mescid, Müslümanların ma’bedlerine verilen bir isim olup, câmi’ kelimesi ile eş anlamlıdır. Kur’ân’da mescid kelimesi, çoğul şekli olan mesâcid ile birlikte 28 defa zikrolunmuştur. Yeryüzünde ilk yapılan mescid, Mekke’deki, ortasında Kâbenin de bulunduğu Mescid-ül-Haram’dır. İslâm tarihinde ilk mescid, Milâdi 622 tarihinde Mekke’den Medîne’ye hicret sırasında Medîne yakınlarındaki Kuba köyünde yapılan Mescid-i Kuba,…

Devamını Oku »

MESCİD-İ HARAM’IN MÜŞRİKLERE KAPATILMASI

9:28. Ey îman edenler! Müşrikler bir pisliktirler. Artık bu yıldan sonra Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız Allâh sizi dilediğinde lütuf ve ihsânıyla zenginleştirecektir. Allâh gerçekten alîmdir, hakîmdir.

Devamını Oku »

MİLLETLERE & KABİLELERE AYRILMANIN HİKMETİ

49/ EL-HUCURÂT -13- Ey insanlar! Doğrusu Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi milletlere ve kabîlelere ayırdık. Muhakkak ki ALLÂH yanında en değerli ve en üstününüz O’ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz ALLÂH bilendir, herşeyden haberdâr olandır.

Devamını Oku »

MÎRAS

MÎRAS (*) *Ferâiz; sözlükte; takdîr ve tâyin edilmiş şey, belirlenmiş hisse, kesin dinî emir mânâlarına gelen farîza kelimesinin çoğulu olan ferâiz İslâm hukukunda mîrasçıların terikeden alacakları paylar ile mîras hukuku mânâsında kullanılan bir terimdir. Kur’ân-ı Kerîm’de ve Hazreti Peygamber-aleyhisselâm-’ın konuyla ilgili uygulama ve ilâve açıklamalarında, mîrasçıların hisselerinin açık ve kesin bir şekilde belirlenmiş olması olması sebebiyle mîras hukukuna “Ferâiz”denilmiş ve…

Devamını Oku »

Hazreti MUHAMMED -aleyhisselâm-

Hazreti MUHAMMED -aleyhisselâm- -Efendimiz -aleyhisselâm- fil yılında, fil vakasından 55-55 gece sonra 12 Rebilüevvel Pazartesi (20 Nisan 571) gecesinde Mekke de dünyaya teşrif buyurdular. (M.Âsım Köksal / İslâm Tarihi) 3/ Âl-i İmrân -144- Muhammed, ancak bir Peygamberdir. Ondan önce de Peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim (böyle) geri dönerse, ALLÂH’a hiçbir…

Devamını Oku »

MÎZAÇ VE MEŞREP

17/ EL-İSRÂ -84- De ki: herkes, kendi mizâc ve meşrebine göre iş yapar. Bu durumda kimin doğru bir yol tutuğunu Rabbiniz en iyi bilendir.

Devamını Oku »

Hazreti MÛSÂ-aleyhisselâm- & Hazreti HÂRUN-aleyhisselâm-

2/ el-Bakara -53- Şol vakit Mûsâ’ya o kitabı ve furkânı verdik, gerekirdi ki, doğru yolda gidesiniz. 54- Hani bir zamanlar Mûsâ kavmine dedi ki; Ey kavmim cidden siz o buzağıyı put edinmekle kendi kendinize zulmettiniz, bâri gelin Rabbinize tevbe ile dönün de nefislerinizi öldürün. Böyle yapmanız Bârî Teâlânız katında sizin için hayırlıdır, böylece tevbenizi kabul buyurdu. Gerçekten de o Tevvâb…

Devamını Oku »

MUKADDES KİTAPLAR SEÇİLMİŞ KULLARA VERİLMİŞTİR

35:32. Sonra biz o kitabı kullarımızdan süzüp seçtiklerimize mîras bıraktık. Onlardan da nefislerine zulmeden var, orta yolu tutan var, Allâh’ın izniyle hayırlarda ileri geçenler var. İşte bu büyük lütuftur.

Devamını Oku »

MÜLK

40/ EL-MÜ’MİN -16- O gün onlar kabirlerinden meydâna fırlarlar. Kendilerinin hiçbir şeyi ALLÂH’a karşı gizli kalmaz. “Bugün mülk kimindir?” (diye sorulur. Cevaben): “Tek ve Kahhâr olan ALLÂH’ındır.” (denir). 67/ EL-MÜLK -1- Hükümranlık elinde olan ALLÂH, yücedir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

Devamını Oku »

MÜ’MİNLER ANCAK KARDEŞTİRLER

49:10. Mü’minler ancak kardeştirler. O halde ihtilaf eden kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allâh’a karşı gelmekten sakının ki O’nun merhametine nail olasınız. (*) (*)Bu mübârek âyet-i celîlede, dünyanın neresinde olursa olsun mü’minleri kardeş olarak ilan etmektedir. Ashabdan Cerir b. Abdullah, Hz. Peygamberin, kendisinden şu üç şeyi yapmak üzere biat istediğini bildirir: ‘Namaz, zekât ve bütün müslümanların hayrını isteme (nasihat).’ ‘Müslümana kötü söz…

Devamını Oku »

MÜ’MİN’LERİN ARASINI DÜZELTMEK

8/ EL-ENFÂL -1- Sana ganîmetlerin taksîmini soruyorlar. De ki: ‘Onun taksîmi ALLÂH’a ve Resûlüne âittir. Onun için siz gerçek mü’minler iseniz ALLÂH’a karşı gelmekten sakının, birbirinizle aranızı düzeltin, ALLÂH’a ve Resûlüne itâat edin. 49/ EL-HUCURÂT -10-Mü’minler ancak kardeştirler. O hâlde ihtilâf eden kardeşlerinizin arasını düzeltin. ALLÂH’a karşı gelmekten sakının ki O’nun merhametine nâil olasınız.

Devamını Oku »

MÜ’MİNLERİN İMTİHAN EDİLMESİ

2/ EL-BAKARA -155- Çâresiz Biz sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihân edeceğiz. Sabredenleri müjdele! 156- Onlar başlarına bir musîbet geldiği zaman: “Biz ALLÂH’a âidiz ve sonunda O’na döneceğiz.” derler. 157- İşte onlar var ya, Rablerinden, mağfiretler ve rahmet onlaradır. İşte hidâyete erenler de onlardır. 3/ ÂL-İ İMRÂN -140- Eğer size (Uhud savaşında)…

Devamını Oku »

MÜ’MİN MÜ’MİN’İ BIRAKMAZ

3/ ÂL-İ İMRÂN-28- Mü’minler, mü’minleri bırakıp, kâfirleri velî edinmesinler. Kim böyle yaparsa, ALLÂH ile ilişiğini kesmiş olur. Ancak onlar tarafından gelebilecek bir tehlike olursa başka! ALLÂH sizi, Kendisine isyân etmekten sakındırır. Dönüş yalnız ALLÂH’adır.

Devamını Oku »

MÜ’MİNİN ŞAN ŞEREFİ KUR’AN’DADIR,KUR’AN İLEDİR

21/ EL-ENBİYÂ -10- Andolsun, size öyle bir kitap inzâl ettik ki sizin bütün şeref ve şânınız ondadır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?

Devamını Oku »

MÜ’MİNLERİN VASIFLARI

2/ EL-BARAKA-2- Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. ALLÂH’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir. 3- Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de ALLÂH yolunda harcarlar. 4- Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Âhirete de kesin olarak inanırlar. 5- İşte onlar Rab’lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır. 155-…

Devamını Oku »

MÜNÂFIK

MÜNÂFIK (*) *Münâfık (a.s.nifâk’dan.c:münâfıkîn); nifâk sokan. ikiyüzlülük eden. İkiyüzlü. -Kimlerin içleri dışlarına uymazsa onlar münâfıktırlar. (Rûhu’l Beyân) -Yani şerîattan çıkanlar, Allâh münâfıkların kâfirlerden daha şerli, kötü olduğunu ifade ediyor. (Râgıb el-İsfehâni) -Nifak (a.i); münâfıklık, ikiyüzlülük, arabozukluğu, bozuşukluk. -İbn-i Ebi Müleyke buyurur; yüz elli sahabiye yetiştim hepsi de nifaktan korkuyorlardı. (İhya-u Ulûmi’d-Din) 2/ el-Bakara -8- İnsanlardan öyleleri de vardır ki, inanmadıkları…

Devamını Oku »

MÜNÂFIKLARA İTAAT ETMEMEK

4/ EN-NİSÂ -81- Sana “Peki” derler, fakat senin yanından çıktıklarında, içlerinden birtakımı, geceleyin (gündüz) söylemiş olduklarının tersini kurarlar. ALLÂH onların geceleyin tasarladıklarını yazıyor. Sen onlara aldırma. ALLÂH’a güven. Vekîl olarak ALLÂH yeter. 9/ ET-TEVBE -95- Dönüp de yanlarına geldiğinizde kendilerinden yüz çeviresiniz (hesâba çekmekten vazgeçesiniz) diye ALLÂH’a yemîn edecekler. Siz de onlardan yüz çevirin. Çünkü onlar gerçekten murdâr kimselerdir. Yaptıklarının…

Devamını Oku »

MÜNÂFIKLARI DOST EDİNMEMEK

4/ EN-NİSÂ -88- O hâlde, siz niçin münâfıklar hakkında iki gruba ayrılıyorsunuz? ALLÂH onları kazandıkları günâh yüzünden terslerine döndürdüğü hâlde ALLÂH’ın saptırdığını yola getirmek mi istiyorsunuz? ALLÂH kimi saptırırsa, sen onun için bir çıkış yolu bulamazsın. 89- Onlar, küfür işledikleri gibi, sizin de küfür işleyip kendileriyle bir olmanızı arzu ettiler. Onun için, onlar ALLÂH yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost…

Devamını Oku »

MÜŞRİKLER NECİSTİR

MÜŞRİKLER (1) NECİSTİR (2) (1) Müşrik (a.s.şirk’ten.c:müşrikîn); Allâh’a şerik, ortak koşan. (2) Necis (a.s.); pis. murdar. nâ-pâk 9/ et-Tevbe -28- Ey îmân edenler! Müşrikler bir pisliktirler. Artık bu yıldan sonra Mescid-ül Haram’a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız ALLÂH sizi dilediğinde lütuf ve ihsânıyla zenginleştirecektir. ALLÂH gerçekten Alîm’dir, Hakîm’dir.

Devamını Oku »

MU’TEFİKE

*’Mu’tefike’, altı üstüne getirilmiş demektir. Burada içlerinde yaşayan Lût kavmi ile birlikte alt üst edilen şehirler için özel isim gibi kullanılmıştır. (Diyânet) -Sodom gibi şehirler olduğu söylenmiştir. Bu ifadeyi altı üstüne getirilen bütün şehirler olarak yorumlayanlar da vardır. (Elmalılı Tefsiri) 53/ en-Necm -53-54- O, “Mu’tefike”yi de kaldırıp yere çarpmış ve onlara örttüğü azab örtüsünü örtmüştür.

Devamını Oku »

MUSADDIK

*Doğrulayıcı tasdîk edici demektir. Kur’ân’da; Kur’ân, peygamber ve mü’minlerin sıfatı olarak kullanılmıştır. Bütün peygamberler kendinden önceki kitap ve peygamberi tasdîk edicidirler. Bu onların bir özelliğidir. Mü’min kelimesi de sözlük anlamı itibariyle musadddık (tasdîk edici) demektir. Mü’minler Kur’ân’ın bütün âyetlerini, âyetlerde ve sahih hadislerde geçen emir ve yasaklarını, helâl ve haramları, hüküm ve tavsiyeleri kıssa ve haberleri doğrularlar. (Diyânet) 2/ el-Bakara…

Devamını Oku »

MÜEZZİN

7/ el-A’râf -44-45- Bir de o eshâb-ı cennet eshâb-ı nâra şöyle nida etmektedir: hakikat biz rabbımızın bize va’d buyurduğunu hak bulduk, siz de rabbınızın va’d buyurduğunu hak buldunuz mu? Onlar evet, demektedirler, derken bir müezzin aralarında şu mealde bir ezan vermeğe başlamıştır: ALLÂH’ın la’neti o zâlimler üstüne. Ki Allâh yolundan menederler ve onu eğib büğmek isterler ve ahireti münkir kâfirler…

Devamını Oku »

MÜJDELE ŞOL KİMSELERİ!

2/ el-Bakara -155- Çâresiz Biz sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele! 223- Kadınlarınız sizin ekinliğinizdir. Ekinliğinize dilediğiniz biçimde varın. Kendiniz için (geleceğe hazırlık olarak) güzel davranışlar takdîm edin. ALLÂH’a karşı gelmekten sakının ve her halde O’nun huzûruna varacağınızı bilin. (Ey Muhammed!) Mü’minleri müjdele. 9/ et-Tevbe -20- Îmân edip hicret…

Devamını Oku »

MÜLÂGULLÂH

2/ el-Bakara -249- Tâlût, ordu ile hareket edince dedi ki: “ALLÂH sizi mutlaka bir nehirle imtihan edecek. Kim ondan içerse, benden değildir. Kim de onu tatmazsa, işte o bendendir. Ancak eliyle bir avuç alan başka (bu kadarına ruhsat vardır).” Derken içlerinden pek azı hariç, hepsi de varır varmaz ondan içtiler. Tâlût ve beraberindeki îmân eden kimseler nehri geçtiklerinde. “Bizim bugün,…

Devamını Oku »

MÜNÂFESE

*Münâfese; başkasında görülen bir kemâle imrenip ona yetişmek veya daha ileri gitmek için nefislerin nefasette yarışması hissidir. Hased ile arasındaki fark açıktır. Hâsid, kemâle düşmandır. Mahsûdün zararından nimetin zevalinden memnun olur. Münâfis yarışçı ise kemâle âşıktır. O karşısındakinin sükutunu değil kendisinden daha ileri gitmesini ister. (Elmalılı Tefsiri) 81/ et-Tekvîr -26- (İçiminin) sonu misk (gibidir). İşte imrenenler ona imrensin.

Devamını Oku »

MÜNKER

*Münker; ne şerâitte ne âdette tanınmayan. Hakkı olmayan şeyi talep etmek, gayrın hukukuna tecavüz eylemektir ki adlin zıddı yani zulümdür. İbn-i Mesud-radıyallâhuanh-: Kur’ân’da hayr u şerri en cami’ olan âyet budur, buyurur. (Elmalılı Tefsiri) 16/ en-Nahl -90- Şüphesiz ki ALLÂH, size adâleti, iyilik yapmayı ve yakınlara bakmayı emreder; hayâsızlıktan, fenâlıktan ve azgınlıktan nehyeder. Öğüt almanız için size böyle öğüt verir.

Devamını Oku »

MÜSLÜMAN OLARAK CAN VERİN

3/ Âl-i İmrân -102- Ey îmân edenler! ALLÂH’a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekirse öylece sakının. O’na layık olduğu ta’zîmi gösterin ve ancak O’na teslim olan müslüman olarak can verin.

Devamını Oku »

MÜTEKEBBİR

*Mütekebbir (a.s.kibr’den); kibirli, ululuk satan. 16/ en-Nahl -29- Onun için girin bakalım Cehennemin kapılarına: içinde kalmak üzere, bak artık mütekebbirlerin mevkıi ne fena? 39/ ez-Zümer -60- Cehennemde varılacak kötü yer mütekebbirlerin değil midir? 72- Ne fenadır mütekebbirlerin varacağı yer? 40/ el-Mü’min -27- Mûsâ da ben, dedi: her halde öyle hisab gününe inanmaz her mütekebbirden rabbım ve Rabbınıza sığındım. 35- Onlar…

Devamını Oku »

MÜTEŞAKİSUN

*Müteşakisun; tabiatlarının kötülüğünden huylarındaki yaramazlıktan dolayı muhalefette, münaazada (çekişme) bulunan kimse. 39/ ez-Zümer -29- ALLÂH şunu da bir örnek olarak vermiştir: bir adam, onda bir takım ortaklar birbirleriyle çekişip duruyorlar. Bir de sadece bir kişiye bağlı olan bir adam. Örnek olarak hiç bu ikisi bir olur mu? Her türlü övgü yalnız ALLÂH’ın hakkıdır. Hayır onların çoğu bilmezler.

Devamını Oku »

MÜTEVESSİM

*Mütevessim; bir şeyin alâmetlerine ve eserlerine bakan ve tefekkür edip o şeyin delâlet ettiği mânâya istidlâl eden kimse. (Hulâsat’ül Beyân) 15/ el-Hicr -75- Şüphesiz bunda (Lût kavmi kıssasında) düşünüp görebilen kimseler için ibretler vardır

Devamını Oku »

MÜZEKKİR

*Müzekkir (a.s.zikr’den); 1-Zikrettiren, hatıra getiren, andıran 2-Zikreden, ibâdet eden. 88/ el-Ğâşiye -21- Haydi hatırlat, sen şimdi sadece bir hatırlatıcısın.

Devamını Oku »

MAĞREM

MAĞREM (*) *Mağrem; hiçbir suçu olmayan bir insana malında lâzım gelen zarar demek olduğundan gerek kefalet gibi sarih veya tenasür gibi zımnî bir teahhüd ve iltizam ve gerek cebri bir iltizam ile verilen herhangi bir zarar ve ziyana denir. Ziyan vermek veya cereme vermek. Yani, mütegallib hükümetlerin tazyikleri altında ağır vergilerle ezilmekte bulunan halk gibi ezilmekteler mi? -Cereme; bir cürüm…

Devamını Oku »

MECNÛN

*Sözlükte; “aklı bozuk, deli, cin tutmuş” gibi anlamlara gelen mecnûn, bir fıkıh terimi olarak, ehliyet arızalarından cinnet geçiren kimse demektir. (Diyânet) *Mecnûn (a.s.cinn’den.c:mecânin); cin tutmuş, çıldırmış, deli, divâne, delice seven, tutkun. 81/ et-Tekvîr -22- Arkadaşınız (Muhammed) mecnûn değildir. -Efendimiz -aleyhisselâm- Hıra dağından inip eve geldi. Hazreti Hatice-Ya Ebe-l Kasım nerede idin? Ben seni aramak için adamlar gönderdim. Hıra’dan Mekke’ye kadar…

Devamını Oku »

MEKR

*Karanlık, gizli, hissedilmeyecek hîle ile diğerini ızrara (zarara sokma, ziyana uğratma) çalışmaktır. Benî İsrâilin buradaki mekirleri, Hazreti Îsâ’ya suikasdleri. Bir taraftan zulmen kendini öldürmek, diğer taraftan davet ettiği din-i tevhîdi kaldırmak için mekir, hîle ve hud’a düşünüyorlardı. Allâh’ın mekri lûgatten ma’ruf olan şer mânâsıyla değil, ona ceza olan ve müşakele tarikiyle mekir denilen bir hayırdır. Hattâ mekr-i ilâhi mekir yapanlar…

Devamını Oku »

MENNÂ-UN LİL-HAYR

*Her hayra mâni olan kimse. Zekâtını men’ ile fukaranın hakkını vermeyenler, din-i İslâma girecekleri men’ edenler. -Mürîb; din-i İslâm da şekk edici. (Hulâsat’ül Beyân) 50/ Kâf -24-25- (Hesap görülüp herkesin gideceği yer belli olunca); ALLÂH iki meleğe buyurur: haydi ikiniz atın cehenneme her inatçı nankörü. İyiliklere sürekli engel olan, saldırgan şüpheciyi.

Devamını Oku »

MENN

*Menn; insanın başkasına yaptığı iyiliği öne sürüp bunu başa kakmaya girişmesi, yaptığı iyilikle, onun üzerinde bir hakkı varmış gibi bir duruma girmesi. Başa kakmak ve gönül incitmek bir işteki vaad olunan ecrin yok olmasına sebep olur. (Rûhu’l Beyân) 2/ el-Bakara -262- ALLÂH yolunda mallarını infak eden, sonra verdiklerinin arkasından başa kakmayı, gönül incitmeyi uygun görmeyen kimselerin Rableri yanında mükâfatları vardır.…

Devamını Oku »

MELEKÛT

MELEKÛT (*) *Melekût; tam bir mülk. Bir şey hakkında tam bir tasarrufa, bir hâkimiyete mâlik zât, onun melekûtuna, tam mülkiyetine mâlik demektir. 36/ Yâsîn -83- O halde her şeyin mülkü ve tasarrufu elinde bulunan ALLÂH’ın şânı ne yücedir. Siz de yalnız O’na döndürüleceksiniz.

Devamını Oku »

META’

*Meta’; satılık kumaş ve kullanılacak alât ve edavat veya gerek alât-ü edavat, gerek emvâl ve gerek saire alel’ ıtlak (umumiyetle) medar-ı intifa’ olan az çok lüzumlu şey. Gurur; aldanmak demek olduğu gibi “Garr”ın cem’i olarak aldatıcılar demek de olabilir. Meta’ı gurur, müşteriyi kandırmak için allanıp pullanarak hoş gösterilen ve alındıktan sonra aşağılık olduğu anlaşılan meta’ demektir. İşte dünya hayatı budur.…

Devamını Oku »

MEV’UDE

*Mev’ude; küçükken diri olarak gömülüp öldürülen kızcağız. Cahiliye arabları kız evlâdını açlık veya ar gelme korkusundan kabre defnederlerdi. Bazıları açlık korkusuyla oğlanı dahi defnederlerdi. (Elmalılı Tefsiri) 81/ et-Tekvîr -8-9- Ve o diri gömülen hangi günahla öldürüldü, sorulduğu vakit. -Yaşadığımız bu dönemde de bu cahiliye adeti maalesef devam edegelmektedir. Çöplüklere, tarlalara, ırmaklara atılan veya kürtaj cinayetiyle günahsız sabiler acılar içinde can…

Devamını Oku »

MİHRÂB

*Mihrâb; mescidlerin ön tarafında imamın duracağı mevki-i mahsustur. En ileri, en şerefli mevkıa dahi mihrâb denir. (Elmalılı Tefsiri) 3/ Âl-i İmrân -37- Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi ve Zekeriyyâ’nın himâyesine verdi. Zekeriyyâ ne zaman kızın bulunduğu mihrâba girse, onun yanında yeni bir yiyecek bulurdu. “Meryem! Bu sana nereden geldi?”…

Devamını Oku »

MİSK

83/ el-Mutaffifîn -25- Onlara damgalı saf bir içecek sunulur. 26- Onun sonu misktir. İşte ona imrensin artık imrenenler.

Devamını Oku »

MUBTIL

*Mubtıl; hakkı ifsad etmeye, bozmaya ve izale etmeye ortadan kaldırmaya çalışanlar. (Râgıb el-İsfehâni) 40/ el-Mü’min -78- Ve işte hüsrana burada düştü mubtıller.

Devamını Oku »

MUHÂCİR

*Muhâcir (a.s ve i.hicret’ten.c:muhâcirîn); göçmen, göç eden, bir ülkeden kalkıp bir başka ülkeye yerleşen. 9/ et-Tevbe -100- İslâm’da birinci dereceyi kazanan Muhâcirler ve Ensâr ile onlara güzelce tâbi’ olanlar yok mu? ALLÂH onlardan râzı, onlar da ALLÂH’dan râzı oldular. ALLÂH onlara içlerinden ırmaklar akan cennetler hazırladı. Onlar oralara devamlı kalmak üzere gireceklerdir. İşte en büyük mutluluk, en büyük başarı!

Devamını Oku »

MUHSİN

*Muhsin (a.s.hasen’den); ihsân eden, iyilikte, bağışta bulunan. 3/ Âl-i İmrân -148- Sonunda ALLÂH’da kendilerine hem dünya sevabını hem de âhiretin güzel sevabını verdi. Öyle ya ALLÂH güzel iş yapan muhsinleri sever. 7/ el-A’râf -56- Düzeltildikten sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Ona korkarak ve rahmetini umarak duâ’ edin. Muhakkak ki ALLÂH’ın rahmeti muhsin olanlara yakındır. 29/ el-Ankebût -69- Bizim uğrumuzda cihad edenlere…

Devamını Oku »

MUHKEM (1) VE MÜTEŞÂBİH AYETLER (2)

MUHKEM (1) VE MÜTEŞÂBİH AYETLER (2) (1) Muhkem; beyzâvi’nin beyânı vechile; âyetin mânâsını anlamakta güçlük yok yahud delâleti zâhir, te’vile hâcet yok. (Hulâsat’ül Beyân) (2) Müteşâbih âyetler, mânâsını ve hakikatini sadece Allâh’ın bildiği âyetlerdir. Bunların insan zihni tarafından tümüyle kavranmasına imkân yoktur. Allâh’ın sıfatları, kıyametin ahvâli, cennet, cehennem gibi hususlarla ilgili âyetler ile, sûrelerin başında yer alan ‘hurûf-i mukattaa’ bunlardandır.…

Devamını Oku »

MUKTESİM

*Bölücü, parçalayıcı, taksim edici demektir. Kur’ân’ın emir veya yasaklarının, hüküm ve tavsiyelerinin bir kısmını alıp bir kısmını almamak, bir kısmını güzel, doğru ve uygulanabilir bulup bir kısmını ise uygulanmaz, değişmesi gerekir nitelikte bulmak bölücülüktür. (Diyânet) 15/ el-Hicr -89-90-91-92-93- Ve deki: haberiniz olsun, ben o nezîri mübînim ben. Tıpkı indirdiğimiz gibi o taksimcilere. O Kur’ân’ı kısım kısım tefrik edenlere. Ki Rabbim…

Devamını Oku »

MÜFTERİ

7/ el-A’râf -152- Şüphesiz o buzağıyı ilâh edinenlere Rablerinden bir gazab, dünya hayatında iken de bir zillet erişecektir. İşte Biz, iftiracıları böyle cezalandırırız.

Devamını Oku »

MEKKE-İ MÜKERREME VE ALTIN ORAN

Mekke-i Mükerreme 2/ el-Bakara -126- Ve o vakit İbrâhîm “Ey Rabbim, burasını güvenli bir belde kıl, halkından ALLÂH’a ve âhiret gününe îmân edenleri çeşitli meyvelerle rızıklandır” diye yalvardı. ALLÂH buyurdu ki: “küfredeni dâhi rızıklandırır da hayattan biraz nasîb aldırırım, sonra da onu ateş azabına uğratırım ki, orası ne yaman bir duraktır!” 14/ İbrâhîm -35- Hatırla ki; Bir zaman İbrâhîm şöyle…

Devamını Oku »

MANASTIR

İBÂDET (*) *Sözlükte; itaat etmek, boyun eğmek, kulluk etmek, tevazu göstermek, ilâh edinmek. Din ıstılahında; mükellef insanın nefsinin arzusu hilafına Rabbına ta’zîm için yaptığı fiil ve niyete bağlı olarak yapılmasında sevap olan ve Allâh’a yakınlık (kurbet) ifade eden şuurlu itaat anlamına gelir. İbâdet; boyun eğmenin, itaat etmenin saygı göstermenin ve kulluğun en son noktasıdır. Kur’ân’da seksen iki âyette Allâh’a ibâdet…

Devamını Oku »

MESCİD-İ DIRAR

MESCİDLER: *Sözlükte; “secde edilen yer” anlamına gelen mescid, Müslümanların ma’bedlerine verilen bir isim olup, câmi’ kelimesi ile eş anlamlıdır. Kur’ân’da mescid kelimesi, çoğul şekli olan mesâcid ile birlikte 28 defa zikrolunmuştur. Yeryüzünde ilk yapılan mescid, Mekke’deki, ortasında Kâbenin de bulunduğu Mescid-ül-Haram’dır. İslâm tarihinde ilk mescid, Milâdi 622 tarihinde Mekke’den Medîne’ye hicret sırasında Medîne yakınlarındaki Kuba köyünde yapılan Mescid-i Kuba, daha…

Devamını Oku »
Kapalı