M

MÎRAS

MÎRAS (*)

*Ferâiz; sözlükte; takdîr ve tâyin edilmiş şey, belirlenmiş hisse, kesin dinî emir mânâlarına gelen farîza kelimesinin çoğulu olan ferâiz İslâm hukukunda mîrasçıların terikeden alacakları paylar ile mîras hukuku mânâsında kullanılan bir terimdir. Kur’ân-ı Kerîm’de ve Hazreti Peygamber-aleyhisselâm-’ın konuyla ilgili uygulama ve ilâve açıklamalarında, mîrasçıların hisselerinin açık ve kesin bir şekilde belirlenmiş olması olması sebebiyle mîras hukukuna “Ferâiz”denilmiş ve Efendimiz-aleyhisselâm-döneminden itibaren doğup gelişmiştir. Fıkıhta mîrasçılar, vâris olma sıra ve derecelerine göre dokuz sınıftan oluşur. Bunların başında “ashâb-ı ferâiz” gelir. İkinci sırada, vefât edenin baba tarafından erkek akrabası ve erkek çocukları anlamındaki “asabe” gelir. Asabe tek başına bulunduğunda mîrasın tamamını, ashâb-ı ferâiz beraber bulunduğunda ise onlardan arta kalanı alır. Bu iki gruptan kimse bulunmadığında, “zevi’l-erhâm” grubunu teşkîl eden hısımlar mîrasçı olur. (Diyânet)

*Mîras (a.i.verâset ve irs’ten.c:mevârîs); vefât edenin hısımlarına veya kanunen verilmesi gereken kimseye bıraktığı mal, mülk, para.

4/ en-Nisâ -7- Ana, baba ve akrabaların mîras olarak bıraktıklarında erkeklerin hissesi vardır. Kadınların da ana, baba ve akrabaların bıraktıklarında hisseleri vardır. Bunlar, az olsun çok olsun, farz kılınmış bir hissedir.

11- ALLÂH size evlatlarınızın mîras taksimini şöyle emrediyor: Çocuklarınızda, erkeğe iki kadın payı kadar, eğer hepsi kadın olmak üzere ikiden de fazla iseler, bunlara mîrasın üçte ikisi ve eğer bir tek kadın ise o zaman ona malın yarısı vardır. Eğer ölen, ana ve baba ile birlikte çocuklar da bırakmışsa ana babanın her birine ölenin terekesinden altıda bir, şâyet ölenin çocuğu yok da, mîrasçı olarak ana ve babası kalmışsa, ananın payı üçte birdir. Eğer ölenin kardeşleri varsa terekenin altıda biri ananındır. Bu paylar, ölenin borçları ödenip, vasiyyeti de yerine getirildikten sonra hakk sahiplerine verilir. Baba ve çocuklardan, hangisinin size fayda bakımından daha yakın olduğunu, siz bilmezsiniz. Bütün bunlar ALLÂH tarafından farz kılınmıştır. Şüphesiz ALLÂH Alîm’dir, Hakîm’dir.

12- Eğer hanımlarınızın çocukları yoksa, bıraktıkları mîrasın yarısı sizindir. Şâyet bir çocukları varsa o zaman mîrasın dörtte biri sizindir. Bu paylar, ölenin vasiyyeti yerine getirildikten ve varsa, borcu ödendikten sonra verilir. Eğer siz çocuk bırakmadan ölürseniz, geriye bıraktığınız mîrasın dörtte biri hanımlarınızındır. Şâyet çocuklarınız varsa o zaman bıraktığınız mîrasın sekizde biri hanımlarınızındır. Bu paylar, yaptığınız vasiyyetler yerine getirilip ve varsa borcunuz ödendikten sonra verilir. Eğer ölen bir erkek veya kadının çocuğu ve babası bulunmadığı halde yan koldan mîrasına konuluyor ve kendisinin bir erkek veya kız kardeşi bulunuyorsa, bunlardan her birinin mîras payı terekenin altıda biridir. Eğer mevcut olan kardeşler bundan daha çok iseler, bu takdirde kardeşler mîrasın üçte birini zarara uğratılmaksızın aralarında eşit olarak taksim ederler. Bu paylar ölenin vasiyyeti yerine getirilip ve varsa borcu ödendikten sonra verilir. Bunlar, ALLÂH tarafından bir emirdir. ALLÂH her şeyi bilen ve yarattıklarına çok yumuşak davranandır.

13- İşte bütün bu hükümler, ALLÂH’ın koyduğu hükümler ve çizdiği sınırlardır. Kim ALLÂH’a ve Peygamberine itaat ederse ALLÂH onu altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. Onlar, orada ebedî olarak kalacaklardır. İşte büyük kurtuluş budur.

14- Kim de ALLÂH’a ve Peygamberine isyan eder ve ALLÂH’ın koyduğu sınırları aşarsa ALLÂH onu da ebedî kalacağı cehennem ateşine koyar. Onun için alçaltıcı bir azab vardır.

33- Anne, baba ve akrabaların bıraktıkları her şey için bir mîrasçı ta’yîn ettik. Yemin akdiyle mîrasçı kıldıklarınızın paylarını da verin. Şüphesiz ALLÂH, her şeye şâhiddir.

176- Senden fetvâ istiyorlar. Deki: “ALLÂH size babasız ve çocuksuz kimsenin mîrası hakkında hükmünü açıklıyor: Çocuğu olmayan, fakat kız kardeşi bulunan bir kişi ölürse, bıraktığı malın yarısı o (kız kardeşi)nindir. Çocuğu olmayan kız kardeş ölürse, erkek kardeş ona vâris olur. Eğer (ölenin) iki kız kardeşi varsa, bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kardeşler erkek ve kız olurlarsa, erkeğin hissesi, iki kızın hissesi kadardır. Şaşırmamanız için ALLÂH size (hükümlerini) açıklıyor. ALLÂH, her şeyi hakkıyla bilendir.

89/ el-Fecr -1-2-3- Fecre, O on geceye, çifte ve teke,

4- Akıp giden geceye yemin olsun ki: Kıyamet gelecektir!
5- Nasıl, bunlarda aklı olan için yemin değeri vardır değil mi?
6-7-8-9-10- Beldeler içinde benzeri yaratılmamış ve yüksek binalarla dolu İrem şehrinde oturan Âd halkına. Vadideki kayaları oyup yontarak sağlam evler yapan Semûd halkına, çadırlı ordugâhlar, piramitler sahibi Firavun’a, Rabbinin ne yaptığını görmedin mi?

11- Bütün bunlar, bulundukları ülkelerde azdıkça azdılar.
12- Oralarda fesat ve bozgun çıkarıp, nizâmı altüst ettiler.
13- Bu yüzden senin Rabbin de onların üstüne azab kamçıları yağdırdı.
14- Çünkü Rabbin hep gözetlemededir.
15- Rabbi, insanı denemek için ikram ve değer verip, nimetlere gark edince o: “Rabbim bana değer verdi” der.
16- Ama yine denemek için nasîbini daraltınca O: “Rabbim beni zelîl, perîşân etti” der.
17- Hayır! Siz ALLÂH’dan hep ikramı devam ettirmesini istersiniz ama, yetime değer vermezsiniz!
18- Muhtaçları doyurmaya teşvîk etmezsiniz.
19- Mîrasları helâl haram demeden ne gelse yersiniz.

20- Mal mülk sevgisi ise bütün benliğinizi kaplamış!
21- Hayır! Bu yaptıklarınız kesinlikle yanlış! Dünya sarsılıp parça parça döküldüğü zaman,

22- Rabbinin emri gelip melekler de saf saf geldikleri zaman,
23- Ve cehennemin getirildiği gün. İnsan işi anlar o gün! Ama anlamasının ne faydası var o gün!
24- “Keşke sağlığımda bu hayatım için hazırlık yapsaydım” der.
25- İşte o gün O’nun ettiği azabı kimse edemez.
26- O’nun vurduğu bağı kimse vuramaz.
27-28-29-30- Ey gönül huzûruna ermiş rûh! Sen Rabbinden râzı, O senden râzı olarak dön Rabbine! Sen de katıl has kullarımın arasına, gir cennetime!

*ZORLA VÂRİS OLUNAMAZ

4/ en-Nisâ -19- Ey îmân edenler! Kadınlara zorla vâris olmanız size helâl değildir. Verdiğiniz mehrin bir kısmını kurtaracaksınız diye, onları sıkıştırmanız da helâl değildir. Ancak açık bir hayâsızlık yapmış olurlarsa başka. Onlarla iyi geçinin. Eğer kendilerinden hoşlanmadınızsa, olabilir ki, siz bir şeyden hoşlanmasanız da ALLÂH onda birçok hayır takdîr etmiş bulunur.

*MÎRAS TAKSİMİNDE İZLENECEK YOL

4/ en-Nisâ -7- Anne baba ile yakın akrabanın terikelerinde erkeklere hisse bulunduğu gibi, anne baba ile yakın akrabanın terikelerinde kadınlara -azından da çoğundan da- farz olarak belirlenmiş hisseler vardır.

8- Paylaşma sırasında akrabalar, öksüzler, yoksullar hazır bulunurlarsa, onlara da bir şey verin ve onlara güzelce sözler söyleyerek gönüllerini alın.

-Bu mübârek âyet mîrasda beş prensip koyar:

1. Erkek gibi kadın da mîrastan pay alır.

2. Az çok bütün mallar mîrasa tâbidir.

3. Bu kural, taşınabilir ve taşınamaz bütün mallar için geçerlidir.

4. Ölen kişi mal bırakırsa mîras söz konusu olur.

5. Yakın akraba varken uzak akrabaya mîras düşmez. (Suat Yıldırım)

*Mîras hukûku Kur’ân-ı Kerîmde baştan sona halledilmiş bir konudur. Mîras taksiminde de âyet-i celîlede beyân olunduğu vechîle vârislere güzel sözler söylenerek gönülleri alınarak taksimat yapılmalı. Zira vârisler bir yakınını kaybetmenin hüznü içindedirler. Mîras taksimini geciktirmemekte de nihayetsiz faydalar vardır. Aile kurumunun sağlığı için bu şarttır. Aile bir milletin temel taşıdır. Korunması elzemdir. Unutmayalım ki; “Göklerin ve arzın mîrası Allâh’ındır.” Âli-İmrân-180-

Başa dön tuşu