R

R

RAMAZAN

*Ramazan (a.i.); 1-Kamer takviminin dokuzuncusu. Üçayların sonuncusu. Oruç ay’ı. 2-Erkek adı. -Ramazan kelimesi, ‘ramaza’ kelimesinin masdarıdır. Bu da yanmak anlamındadır. Bu adı alması; ciğerlerin açlık ve susuzluktan tutuşup yanmasından olabileceği gibi bu ayda oruç tutulması nedeniyle günahların yanıp yokolması anlamına da olabilir. (Rûhu’l Beyân) -Hicretin onsekizinci ay’ının başlarında kıblenin kâbeye çevrilişinden sonra şaban ayında farz kılınmıştır. (M.Âsım Köksal / İslâm…

Devamını Oku »

RIZIK

10/ YÛNUS -31- De ki: ‘Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da işitme ve görme yetisi üzerinde kim mutlak hâkimdir? Ölüden diriyi, diriden ölüyü kim çıkarıyor? İşleri kim yürütüyor?’ ‘ALLÂH’ diyecekler. De ki: ‘O hâlde ALLÂH’a karşı gelmekten sakınmayacak mısınız?’ 11/ HÛD -6- Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı ALLÂH’a âit olmasın. Her birinin (dünyâda) duracakları yeri de, (öldükten…

Devamını Oku »

RUH

17/ el-İsrâ -85- Ve sana rûh hakkında soru soruyorlar. De ki: “Rûh, Rabbimin bileceği bir şeydir. Size pek az ilim verilmiştir.” 58/ el-Mücâdele -22- ALLÂH’a ve âhiret gününe îmân eden hiçbir kavmin, ALLÂH’ın ve Resûlünün karşısına çıkan kimseleri, isterse o kimseler babaları, evlatları, kardeşleri ve sülâleleri olsun, sevip dost edindiklerini göremezsin. İşte ALLÂH onların kalblerine îmânı nakşetmiş ve kendi tarafından…

Devamını Oku »

RAB

1/ EL-FÂTİHA -1- Hamd âlemlerin Rabbi olan ALLÂH’a mahsûstur. “Rab” kelimesi Kur’ân-ı Kerîm’de 969 defâ zikrolunmuştur. (Diyânet)

Devamını Oku »

RENKLER

RENKLER 2/ el-Bakara -69 – Onlar, “Bizim için Rabbine duâ’ et, rengi ne ise onu bize açıklasın” dediler. Mûsâ, “Rabbim buyuruyor ki, o, bakanlara sürur veren sapsarı bir sığırdır” dedi. 18/ el-Kehf -86 – Nihayet güneşin battığı yere vardığı zaman, güneşi, kara bir balçıkta batıyor buldu. Bir de bunun yanında bir kavim buldu. Biz ona dedik ki: “Ey Zül-karneyn! Onları…

Devamını Oku »

RIZÂ’YA ERMEK İÇİN: SABIR

*Rızâ’ (arapça.isim); 1-hoşnûdluk, memnunluk. râzı olma, pekiy deme. istek, kendi isteği 2-Rızâen-li-llâh; Allâh’ı hoşnûd etmek çin. 74/ EL-MÜDDESSİR -7- Rabbinin rızâsına ermek için sabret.

Devamını Oku »

RÜŞVET

2/ el-Bakara -188- Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hâkimlere (rüşvet olarak) vermeyin. 7/ el-A’râf -169- Derken kitabı (Tevrât’ı) mîras alan bozuk bir nesil bunların yerini aldı. Bize nasıl olsa mağfiret edilecek diyerek, şu alçak dünya malını alıyorlar, yine onun gibi bir mal ve rüşvet gelse onu da alırlar.…

Devamını Oku »

RÜYÂ

48/ EL-FETİH -27- Andolsun ki ALLÂH, elçisinin rüyâsını doğru çıkardı. ALLÂH dilerse siz güven içinde başlarınızı tıraş etmiş ve saçlarınızı kısaltmış olarak, korkmadan Mescid-ül Harâm’a gireceksiniz. ALLÂH sizin bilmediğinzi bilir. İşte bundan önce size yakın bir fetih verdi.

Devamını Oku »

RÜZGÂR

RÜZGÂR 2/ el-Bakara -164- Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde, ALLÂH’ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgârları ve gökle yer arasındaki emre âmâde bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır. 7/ el-A’râf -57- O, rüzgârları rahmetinin önünde müjde…

Devamını Oku »

RÜZGÂRLARIN AŞILAYICILIK GÖREVİ

15/ el-Hicr -22- Bir de aşılayıcı rüzgârlar gönderdik de semâdan bir kadrile sizi onunla suvardık.(1) Onu hazinelerde tutan da siz değilsiniz. (1) Suvarmak (f.); su vermek, sulamak, su içirmek, (Demire) su vermek. -Levakıh olarak rüzgârlar da gönderdik. Levakıh, ‘likâh’tan, lâkıha’nın cem’idir. Likah; aşı, demek. Lâkıha’da; aşılı veya aşıcı, demek. Bu âyetin bu mazmunu da başlı başına bir mûcize-i ilâhiyedir. (Elmalılı…

Devamını Oku »

RUMLAR -Mecûsî İranîlerle Hıristiyan Romalılar savaşı-

RUMLAR 30/ er-Rûm -1-2-3-4-5- Elif, Lâm, Mîm. Rumlar, yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar. Onlar yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde gâlib geleceklerdir. Önce de, sonra da emir ALLÂH’ındır. O gün ALLÂH’ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü’minler sevinecektir. ALLÂH dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir. -Bi’setin beşinci yılında (m.s.613) Mecûsî İranîlerle Hıristiyan Romalılar savaşmış ve İranlılar galip gelmişlerdi. O sebeple…

Devamını Oku »

RUHBANLIK

RUHBANLIK (*) *Ruhbanlık (a.i.); “rehbâniyyet” şekli doğrudur. -Rehbâniyyet (a.i.); rahiplik, keşişlik. -Keşiş (f.i.c:keşişân); papazlar, karabaşlar, kilise papazları. -Ruhban (a.i.râhib’in cem’i); evlenmeyen papazlar. -Râhib (a.i.c:râhibân, rehebân, Ruhban); evlenmez papaz. -Râhibe (a.i.); manastırda yaşayan kadın râhip. 57/ el-Hadîd -27- Sonra onların izleri üzerinde ardı ardına Resûllerimizi gönderdik. Meryemoğlu Îsâ’yı da arkasından gönderdik, ona İncîl’i verdik ve onu izleyenlerin kalplerinde bir incelik bir…

Devamını Oku »

RABBÂNİYYÛN

*Rabbâniyyîn (a.s.c:Rabbâniyyûn) *Rabbâniyyûn (a.s.rabbânî’nin cem’i); Kendilerini olanca güçleriyle Rabbe, Allâh’a vermiş olanlar. Vesenî (putla ilgili) akideye sahip olmayanlar. “Rabbâniyyûn; ilim, ve irfan, fekahat (anlayış, fıkhı bilmek) ve basîret, hüsn-ü ahlâk ve amel sahibi olan ve nâsın terbiyesine, tenevvürüne (nurlanmak) çalışan zâtlar. İşte Peygamberân-ı Zîşan, ümmetlerine böyle kemâlat-ı insaniye sahibi olmalarını tavsiye ederlerdi.” 3/ Âl-i İmrân -79- ALLÂH’ın kendisine kitap, hüküm…

Devamını Oku »

“RÂİN” DEMEYİN, “UNZURN” DEYİN!

“RÂİN” DEMEYİN, “UNZURN” DEYİN! 2/ el-Bakara -104- Ey îmân edenler! “Râinâ” (bizi gözet) demeyin, “unzurnâ” (bize bak) deyin ve dinleyin. Kâfirler için acıklı bir azab vardır. *Sahâbiler, Hazreti Peygamber’in nasihatlerinden daha çok yararlanmak için ona, ‘Râinâ (bizi gözet)’, diyorlardı. Yahûdîler bu ifadeyi İbrânice’de hakâret ifade eden bir anlamda kullanıyorlardı. Bir başka yoruma göre ‘Râ’inâ‘ kelimesini, Arabçada ‘çobanımız’ anlamına gelecek şekilde…

Devamını Oku »

RAKK

*Rakk, kâğıt haline getirilmiş yazı yazılan ince deri. 52/ et-Tûr -3- Yayılmış bir ince deride.

Devamını Oku »

REFÎK

*Refîk (a.i.rıfk’tan.c:rüfeka); arkadaş, yoldaş. -Sâlih (a.s.salâh’den.c:sâlihûn, sülehâ); dinin emrettiği şeylere uygun harekette bulunan. -Sıddîk (a.s.sıdk’tan.c:sıddîkun); pek doğru, sözünün eri [kimse]. -Şühedâ (a.i.şehid’in cem’i); şehidler. 4/ en-Nisâ -69- ALLÂH’a resûle itaat edenler, işte onlar, ALLÂH’ın kendilerine nimetler ihsân ettiği peygamberler, sıddîklar, şühedâ ve sâlihlerle beraberdir. Bunlar ne de güzel arkadaştır!

Devamını Oku »

RİCS

*Rics; esâsen “rics”gibi tiksinilen pis, murdar şey demek olup bundan azab-ü ukubet mânâsına da kullanılmıştır. Fısk-u fücurun akıbeti işte böyle murdar azablarla mahvolmaktır. (Elmalılı Tefsiri) 6/ el-En’âm -125- ALLÂH, îmân etmeyenleri pislik içinde hep böyle bırakır.

Devamını Oku »

RADIYALLÂHUANH

RADIYALLÂHUANH 48/ el-Fetih -18- Andolsun o ağacın altında (Hudeybiye’de) sana bey’at ederlerken ALLÂH, mü’minlerden râzı olmuştur. Kalblerinde olanı bilmiş onlara güven indirmiş ve onları pek yakın bir fetih ile mükâfatlandırmıştır. RADIYALLÂHUANHÜM VE RADUANH (Allâh onlardan râzı onlar da Allâh’dan) 9/ et-Tevbe -100- İslâm’da birinci dereceyi kazanan Muhâcirler ve Ensâr ile onlara güzelce tâbi’ olanlar yok mu? ALLÂH onlardan râzı, onlar…

Devamını Oku »
Başa dön tuşu
Kapalı