A

A

AÇIK TEBLİĞ

15/ el-Hicr -94- Şimdi sen her ne ile emrolunuyorsan kafalarına çatlat (kafalarını çatlatırcasına anlat)ve müşriklere aldırma. -Efendimiz-sallâllâhüaleyhivesellem- bu âyet nâzil oluncaya kadar gizli davet edip bu âyetin nüzulünden sonra suret-i alaniyede davet ettiği mervidir. Şu halde ehl-i hakkın vazifesi her zaman tarik-i hakka devam edip ehl-i batıl tarafından itiraz ve istihzaya ehemmiyet vermemektir.

Devamını Oku »

ALTIN ORAN

MEKKE-İ MÜKERREME VE ALTIN ORAN Mekke-i Mükerreme 2/ el-Bakara -126- Ve o vakit İbrâhîm “Ey Rabbim, burasını güvenli bir belde kıl, halkından ALLÂH’a ve âhiret gününe îmân edenleri çeşitli meyvelerle rızıklandır” diye yalvardı. ALLÂH buyurdu ki: “küfredeni dâhi rızıklandırır da hayattan biraz nasîb aldırırım, sonra da onu ateş azabına uğratırım ki, orası ne yaman bir duraktır!” 14/ İbrâhîm -35- Hatırla…

Devamını Oku »

ABDULLAH

19/ Meryem -29- Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi. Onlar; “Biz beşikteki bir çocukla nasıl konuşuruz?” dediler. 30- (ALLÂH’ın bir mucizesi olarak Îsâ şöyle) dedi: “Şüphesiz ben ALLÂH’ın kuluyum. O bana kitap verdi ve beni bir Peygamber yaptı.” (Bkz: TESLİS & DEHRÎLER & RUHBANLIK)

Devamını Oku »

ABD-İ MÜNÎB

*Dergâh-ı üluhiyete rücû edici kul. (Hulâsat’ül Beyân) 50/ Kâf -8- Bunlar ALLÂH’a yönelen her kula gönül gözünü açmak ve ona ibret vermek için.

Devamını Oku »

A’CEMÎ

*A’cemî, nisbet olarak Arabın gayrı olan Acemî mânâsına da gelebilecektir. Nitekim âyette A’cemî; gayr-ı Arab diye tefsir edilmiştir. (Elmalılı Tefsiri) 26/ eş-Şu’arâ -198-199- Eğer onu, arabça bilmeyen birine indirsek, o da bunu onlara kırâat etse idi, onlar yine de ona îmân etmeyeceklerdi.

Devamını Oku »

ADAK

2/ el-Bakara -27- Onlar ki, söz verip andlaştıktan sonra ALLÂH’a verdikleri sözü bozarlar. ALLÂH’ın birleştirmesini emrettiği şeyi (îmân ve akrabalık bağlarını) keserler ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar. İşte zarara uğrayanlar onlardır. 3/ Âl-i İmrân -35- İmrân’ın karısı: “Rabbim, karnımdakini tam hür olarak Sana adadım, benden kabul buyur, şüphesiz Sen işitensin, bilensin” demişti. 22/ el-Hac -27- İnsanlar arasında haccı ilan et ki,…

Devamını Oku »

ACIKINCA YEMEK YEMEĞE DAİR

18/ el-Kehf -62- İki denizin birleştiği yeri geçtikleri zaman, Mûsâ genç arkadaşına: “Kuşluk yemeğimizi getir. Gerçekten biz bu yolculuğumuzda epey yorulduk” dedi. -Taam üstüne taam, dert üstüne dert. (Bkz: SEBZE & MEYVELER & BİTKİLER & BESİNLER)

Devamını Oku »

ADÂLET

*Adâlet (a.i.); Hakk’ka riayetkârlık. haktanırlık. haklılık. doğruluk. -Zıddı; Cevr ve Zulüm. -Âdil; her şeyi mertebesine vaz’etmek, hakkı yerine koymaktır. Adlin başı tevhîd-i ilâhtır. (Elmalılı Tefsiri) -Muksit (a.s.); İksât eden, doğru hareket eden, iş gören. Allâh. -İksât (a.i.); Hakkaniyet, doğruluk gösterme. 4/ en-Nisâ -58- ALLÂH size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adâletle hükmetmenizi emrediyor. ALLÂH, bununla size ne…

Devamını Oku »

ADÜVV

4/ en-Nisâ -45- ALLÂH ise, düşmanlarınızı en iyi bilendir. (Gerçek) dost olarak ALLÂH yeter, (gerçek)bir yardımcı olarak da ALLÂH yeter. 101- Yeryüzünde sefere çıktığınızda kâfirlerin size bir kötülük yapacağından korkarsanız namazı kısaltmanızda size bir vebal yoktur. Kuşkusuz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır. 12/ Yûsuf -5- (Babası) “Yavrucuğum! “dedi, ” rüyânı kardeşlerine anlatma. Sonra sana bir tuzak kurarlar. Çünkü şeytan insanın açıkça…

Devamını Oku »

Hazreti ÂDEM -aleyhisselâm-

2/ el-Bakara -30- Şol vakit Rabbin meleklere: “Ben yeryüzünde bir halîfe yaratacağım!” demişti. (Melekler): “A!.. Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın? Oysa biz Seni överek tesbîh ediyor ve Seni takdîs ediyoruz” dediler. (Rabb’in): “Ben sizin bilmediklerinizi bilirim!” dedi. 31- Ve Âdem’e isimlerin hepsini öğretti, sonra onları meleklere gösterip: “Haydi dava’nızda sâdıksanız Bana şunları isimleriyle haber verin” dedi.…

Devamını Oku »

ÂDİL GELİR DAĞILIMI

59/ EL-HAŞR -7- ALLÂH’ın, (fethedilen) memleketlerin ahâlisinden savaşılmaksızın Peygamberine kazandırdığı mallar; ALLÂH’a, Peygambere, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara âittir. O mallar, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir servet (ve güç) hâline gelmesin diye (ALLÂH böyle hükmetmiştir). Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de size yasak ettiyse ondan vazgeçin. ALLÂH’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, ALLÂH’ın azâbı çetindir.

Devamını Oku »

AFFETMEK

2/ EL-BAKARA -51- Hani bir zamanlar Mûsâ’ya kırk gecelik vaad verdik de sonra siz onun arkasından buzağıyı put edindiniz ve o hâlinizle zâlimler idiniz. 52- Sonra yine de sizi affettik, artık şükretmeniz gerekiyordu. 187- Oruç gecesi kadınlarınıza yaklaşmanız, size helâl kılındı. Onlar, sizin için bir örtü, siz de onlar için bir örtü durumundasınız. ALLÂH, nefsinize güvenemeyeceğinizi bildiği için mürâcaatınızı kabûl…

Devamını Oku »

AHBAR

*Ahbar aslında güzel söz söylemek ve yazmak san’atine mâlik âlim. Urfte ‘ahbar’; Yehud hahamlarına tahsis edilmiştir. Ulema-i yehuda ahbar denilmiştir. (Elmalılı Tefsiri) 5/ el-Mâide -44- Filvaki’ Biz Tevrât’ı indirdik. Onda bir hidâyet, bir nûr vardı. Müslim olan nebiyyûn, Yahûdîlere onunla hükmederdi. Rabbaniyyun ve ahbar da kitabullâh’ın muhafazasına memur edilmiş olmaları ve üzerlerine nâzır ve murakıb bulunmaları hasebiyle hükmederlerdi. Artık insanlardan…

Devamını Oku »

AHDE VEFÂ

*Vefâ; 1-Ahdinde, sözünde durma. 2-Sevgi ve dostlukta sebât ve devâm. 3-Ödeme. 4-Yetişme. 5-Dînce ve akılca lâzım gelen şeyi yerine getirip uhdesinden çıkma. 3/ ÂL-İ İMRÂN -76- Hakikat öyle değil, kim ahdini yerine getirir ve haramlardan sakınırsa, bilsin ki ALLÂH da o sakınanları sever.

Devamını Oku »

AHLÂK

*Ahlâk (a.i.Hulk’un Cem’i); Huy, tabiat. İnsanın davranış tarzı, tutum ve tavrı, bir cemiyette makbûl ve iyi sayılan davranış kuralları. Bu kural ve kâideleri inceliyen ilim. Ahlâkın kaynağı ve mâhiyyetini inceliyen felsefe. Filozoflar hangi hareketlerin iyi, hangilerinin kötü olduğu ve insanın neden ahlâk kâidelerine uyması gerektiği konusunda ortak bir fikre varamadılar. Kimi menfaati, kimi saadeti, kimi de vazîfeyi ahlâkın temeli saydı.…

Devamını Oku »

AHMED

AHMED (*) *Ahmed (a.s.); (daha, pek, çok, en çok) methedilmiş olan. -Efendimiz- aleyhisselâm-’ın Kur’ân-ı Kerîm’de zikredilen isimleri “Muhammed” (48/ el-Fetih 29), “Ahmed” (61/ es-Saff -6). Her iki isimde “övülmüş”demektir. Efendimiz- aleyhisselâm-fiilleri, sözleri, ahlâkı ve davranışıyla övüldüğü için “Muhammed”, kendisinden önceki Peygamber ve insanlardan daha çok övüldüğü için“Ahmed” ismini almıştır. (Diyânet) 61/ es-Saff -6- Meryemoğlu Îsâ da: “Ey İsrâiloğulları! Ben size…

Devamını Oku »

ÂHİRET HAYÂTININ EBEDİLİĞİ

2/ EL-BAKARA -25- İnanıp yararlı işler yapanlara, altlarından ırmaklar akan cennetlerin kendilerine âit olduğunu müjdele! Onlardaki herhangi bir meyveden rızıklandırıldıklarında: “Bu daha önce de rızıklandığımız şeydir” derler ve o rızık birbirinin benzeri olmak üzere, kendilerine sunulacak. Orada çok temiz zevceler de onların. Hem onlar orada ebedî kalacaklar. 81- Evet kim bir günâh işlemiş de kendi günâhı kendisini her yandan kuşatmış…

Devamını Oku »

AİLE

ÂİLE 2/ el-Bakara -187- Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. ALLÂH (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tevbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve ALLÂH’ın sizin için yazıp takdîr etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da…

Devamını Oku »

AHYÂR

*Ahyâr (a.s.hayyır’ın c.); iyi ve fazîletli olanlar. 38/ Sâd -45- Kuvvetli ve basîretli kullarımız İbrâhîm’i, İshâk’ı ve Ya’kûb’u da an. 46- Çünkü Biz onları özellikle âhiret yurdunu düşünen ihlâslı kimseler kıldık. 48- İsmâîl’i, Elyasa’yı, Zü’lkifl’i de an. Hepsi de en hayırlı kimselerdendir.

Devamını Oku »

AHSEN-İ TAKVÎM

*Ahsen (a.s.); (dahi, en, veya) pek güzel. -Ahsen-i Takvîm; en iyi, en güzel kıvamda. Mec: İnsan. 95/ et-Tîn -4- Biz insanı Ahsen-i takvîm üzere yarattık.

Devamını Oku »

AKIL & AKLI KULLANMAK

Yazar: Yusuf Sıddık, 31-3-2011 AKIL (*) *Akıl; Sözlükte; “men’etmek, engellemek, alıkoymak, bağlamak, sığınmak ve tutmak” gibi anlamlara gelir. Akıl terim olarak düşünmek, duyu vâsıtalarıyla idrâk etmek sûretiyle bilinmesi mümkün olan şeyleri bilme ve anlama gücü. İyiyi kötüden ayırt etme kabiliyyeti. Varlığın hakikatını idrâk melekesi. Maddî olmayan fakat maddeye te’sir eden cevher. Kur’ân-ı Kerîm’de toplam 49 yerde zikrolunan “akıl”; bilgi edinmeye…

Devamını Oku »

AKRABÂLIK BAĞLARI & AKRABALIK SEVGİSİ

AKRABALIK (*) BAĞLARI *Akraba (a.i.); aralarında soy yakınlığı olanlar (aslı; akribâ). 2/ el-Bakara -27- Onlar, ALLÂH’a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, ALLÂH’ın korunmasını emrettiği bağları (îmân, akrabalık, beşeri ve ahlâki bütün ilişkileri) koparan ve yeryüzünde bozgunculuk yapan kimselerdir. İşte onlar ziyâna uğrayanların tâ kendileridir. 83- Hani bir vakitler İsrâiloğulları’ndan şöylece mîsâk (kesin bir söz) almıştık: ALLÂH’dan başkasına tapmayacaksınız, ana babaya…

Devamını Oku »

ALÎM & ÂLİM & ULEMÂ & İLİM

(1) Alîm (a.s.ilm’den. “i”uzun okunur); Allâh’ın sıfatlarından. Bilgisi ezelî ve ebedî olan. Gizli açık neyiniz varsa bilir. (2) Âlim (a.s.ilm’den.c:ulemâ); çok okumuş. bilgin. (3) Ulemâ (a.i.âlim’in cem’i); âlimler. ilim sâhipleri. bilginler. evvelce müderris, kadı gibi ilmiye mensuplarına denirdi. (4) İlim (a.i.c:ulûm); 1-Kâinat içinde vuku’ bulan olayların sebep, oluş, sonuç ve te’sirleri konusunda aklın ölçüleri çerçevesinde, tahsil ve tecrübe (deneme) ile…

Devamını Oku »

ALLÂH(Cellecelâlühû)

ALLÂH -cellecelâlühû- 2/ el-Bakara -255- ALLÂH’dan başka hiçbir ilâh yoktur. O dâima diri (hayy)dır, bütün varlığın idâresini yürüten (kayyum)dur. O’nu ne gaflet basar, ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. İzni olmadan huzûrunda şefâat edecek olan kimdir? O, kullarının önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise, O’nun dilediği kadarından başka ilminden hiç bir şey kavrayamazlar.…

Devamını Oku »

AMELLERİ BOŞA ÇIKANLAR

2/ EL-BAKARA -217- Sana harâm ay’da savaşmayı soruyorlar. De ki: ‘O ay’da savaş büyük bir günâhtır. ALLÂH’ın yolundan alıkoymak, onu inkâr etmek, Mescid-ül Harâm’ın ziyâretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak, ALLÂH katında daha büyük günâhtır. Zulüm ve baskı ise adam öldürmekten daha büyüktür. Onlar, güç yetirebilseler, sizi dîninizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devâm ederler. Sizden kim dîninden döner de…

Devamını Oku »

ALLÂH’IN SEVDİĞİ KİMSELER

ALLÂH’IN SEVDİĞİ KİMSELER 2/ el-Bakara -222- Ey Muhammed! Sana kadınların aybaşı hâlinden de soruyorlar. De ki: O bir eziyyettir. Onun için aybaşı hâlinde oldukları zaman kadınlardan çekilin ve temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. İyice temizlendikleri zaman ise ALLÂH’ın emrettiği yerden onlara varın, yaklaşın Şüphesiz ki ALLÂH çok tevbe edenleri de sever, çok temizlenenleri de sever. 3/ Âl-i İmrân -76- Hayır, kim…

Devamını Oku »

AMEL & AMEL DEFTERİ

AMEL (*) *Amel (a.i.); 1-iş 2-niyet. -Amel-i Sâlih (1) & Amel-i Gayri Sâlih (2) & Ameli-ş Şeytan (3) (1) Amel-i Sâlih; riyâdan ârî niyet-i haliseye mukarrin (yaklaştıran, birlikte bulunan) olarak edâ olunan ibâdettir. Bazıları da ilim, niyet, sabır ve ihlâs üzere edâ olunan taat olduğunu beyân etmişlerdir. (Hulâsat’ül Beyân) 103/ el-Asr -1-2-3- Asra yemin olsun insanlar hüsrandadır. Ancak îmân edip,…

Devamını Oku »

ALLÂH’IN SEVMEDİĞİ KİMSELER VE FİİLLER

ALLÂH’IN SEVMEDİĞİ KİMSELER VE FİİLLER 2/ el-Bakara -190- Size savaş açanlarla ALLÂH yolunda çarpışın. Fakat haksız saldırıda bulunmayın. Çünkü ALLÂH, haksız saldırıda bulunanları sevmez. 205- İş başına geçti mi yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak, ekini ve nesli helâk etmek için koşar. ALLÂH ise bozgunculuğu sevmez. 276- ALLÂH fâizi mahveder, oysa sadakaları bereketlendirir. ALLÂH günahta ve inkârda direnen hiç kimseyi sevmez. 3/ Âl-i…

Devamını Oku »

ANATOMİ

2/ el-Bakara -259- Yahud şu kimsenin hâli gibi ki o bir şehre uğramıştı. Şehrin altı üstüne gelmiş, ıpıssız yatıyordu. “ALLÂH burayı bu ölümünden sonra nasıl diriltecek?” dedi. Bunun üzerine ALLÂH onu yüz yıl boyunca öldürüp sonra diriltti. “Ölü vaziyyette ne kadar kaldın?” diye sorunca o: “Bir gün veya daha az” diye cevap verdi. ALLÂH ona: “Hayır! yüz sene kaldın. İşte…

Devamını Oku »

ANCAK ÂLİMLER ALLÂH’I LÂZIM GELDİĞİ TARZDA TÂZİM EDERLER

35/ FÂTIR -27- Görmez misin ki ALLÂH gökten bir su indirir. Onunla rengârenk, çeşitli meyveler yetiştiririz. Dağlardan da beyaz, kızıl, siyâh ve türlü türlü renklerde yollar var etmişizdir. 28- İnsanlardan, (yeryüzünde) hareket eden (diğer) canlılardan ve hayvanlardan yine böyle çeşitli renklerde olanlar vardır. Kulları içinde ancak âlimler, ALLÂH’ı lâzım geldiği tarzda tâzim ederler. Muhakkak ki ALLÂH, Azîz ve Ğafur’dur (mutlak…

Devamını Oku »

ANNE BABAYA İYİLİK

2/ EL-BAKARA -83- Hani bir vakitler İsrâiloğulları’ndan şöylece mîsâk (kesin bir söz) almıştık: ALLÂH’dan başkasına tapmayacaksınız, ana babaya iyilik, yakınlığı olanlara, öksüzlere, çâresizlere de iyilik yapacaksınız, insanlara güzellikle söz söyleyecek, namazı kılacak, zekâtı vereceksiniz. Sonra çok azınız müstesnâ olmak üzere sözünüzden döndünüz, hâlâ da dönüyorsunuz. 180- Birinize ölüm geldiği vakit, bir hayır (bir mal) bırakacaksa, babası, anası ve en yakın…

Devamını Oku »

ANTLAŞMALARA RİÂYET

5/ EL-MÂİDE -1- Ey îmân edenler! Bağlandığınız ahidleri yerine getiriniz. Harâm kılındığı size bildirilenler dışında, davarların eti size helâl edilmiştir. Şu kadar var ki, ihram hâlinde iken de av avlamak helâl değildir. ALLÂH dilediği şekilde hükmeder.

Devamını Oku »

ARABULUCULUK

2/ EL-BAKARA -182- Her kim de vasiyyet edenin, bir hatâ işlemesinden veyâ bir günâha girmesinden endîşe eder de tarafların arasını düzeltirse, ona bir vebâl yoktur. Şüphesiz ki, ALLÂH çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. 4/ EN-NİSÂ -35- Eğer karı-koca arasının açılmasından endîşeye düşerseniz bir hakem erkeğin tarafından, bir hakem de kadının âilesinden kendilerine gönderin. Bu arabulucu hakemler gerçekten barıştırmak isterlerse, ALLÂH…

Devamını Oku »

ARAPÇA

12/ Yûsuf -2- Biz onu, akıl erdiresiniz diye Arabça bir Kur’ân olarak inzal ettik. 13/ el-Ra’d -37- Böylece Biz onu (Kur’ân’ı) Arabça bir hüküm olarak inzal ettik. Sana gelen bu ilimden sonra eğer sen onların hevâ ve heveslerine uyarsan, ALLÂH tarafından senin için ne bir dost vardır, ne de bir koruyucu. 16/ en-Nahl -103- Andolsun ki Biz onların, “Kur’ân’ı ona…

Devamını Oku »

ASHÂB-I KEHF ve Roma İmparatoru Dekyus-Decius-

-“Kehf; dağda mağara ve bilhassa geniş olanı ki küçüğüne ‘gar’ denir. Türkçesi ‘in’dir. Rakıym; bizim kitabe ta’bir ettiğimiz yazılı taş veya maden veya saireden levha demektir.” İşte bu yiğitlerin işlerinin esası: müşriklere karşı kıyâm ile ilan-ı tevhid’dir. Esahab-ı kehf Dekyanus (Dekyus) namında bir melik zamanında idi. Roma İmparatoru Dekyus-Decius-, hıristiyanları katliam ettiği sırada asil bir aileye mensub yedi kardeş kendilerini…

Devamını Oku »

ASTRONOMİ / FELEKİYYÂT

2/ el-Bakara -29- O’dur ki yeryüzünde bulunan her şeyi sizin için yarattı. Sonra irâdesi yukarıya yönelip orayı da yedi gök hâlinde sağlamca nizâma koydu. O her şeyi hakkıyla bilir. 189- Sana hilâlleri sorarlar. De ki: Onlar insanlar için; özellikle hac için vakit ölçüleridir. Evlere arka taraftan girmeniz fazîlet değildir. Asıl fazîlet, haramlardan sakınan insanın gösterdiği fazîlettir. Öyleyse evlere kapılardan girin.…

Devamını Oku »

ÂYETLERİ ALAYA ALMAMAK

4/ EN-NİSÂ -140- ALLÂH size Kitap (Kur’ân)da: “ALLÂH’ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, o kâfirlerle oturmayın. Aksi hâlde siz de onlar gibi olursunuz” diye hüküm indirdi. Muhakkak ki ALLÂH, münâfıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır. 9/ ET-TEVBE -65- Eğer kendilerine sorarsan, “Biz sırf lafa dalmış, şakalaşıyorduk.” derler. De ki: “ALLÂH ile,…

Devamını Oku »

ARŞ

ARŞ 11/ Hûd -7- Hem O’dur ki gökleri ve yeri altı günde yarattı. Bundan önce ise arş’ı su üstünde idi. Bu kâinatı yaratması sizden hanginizin daha güzel iş ortaya koyacağını imtihan etmek içindir. Böyle iken sen onlara “öldükten sonra elbette dirileceksiniz!” dersen, o kâfirler bunu haber veren Kur’ân’ı kasdederek “Bu, aldatıcı olma yönünden, besbelli bir büyüden başka bir şey değil!”…

Devamını Oku »

AYRILIĞA DÜŞÜNCE

42/ EŞ-ŞÛRÂ -10- Ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şey de hüküm vermek ALLÂH’a mahsûstur. İşte bu ALLÂH, benim Rabbimdir. O’na dayandım ve O’na yönelirim.

Devamını Oku »

ÂHİRET YURDUNU DÜŞÜNEN OLMAK

38/ SÂD -45- Kuvvetli ve basîretli kullarımız İbrâhîm’i, İshâk’ı ve Ya’kûb’u da an. 46- Çünkü Biz onları özellikle âhiret yurdunu düşünen ihlâslı kimseler kıldık.

Devamını Oku »

AKIL

*Akıl; Sözlükte “menetmek, engellemek, alıkoymak, bağlamak, sığınmak ve tutmak” gibi anlamlara gelir. Akıl terim olarak düşünmek, duyu vâsıtalarıyla idrâk etmek sûretiyle bilinmesi mümkün olan şeyleri bilme ve anlama gücü. İyiyi kötüden ayırt etme kabiliyyeti. Varlığın hakikatını idrâk melekesi. Maddî olmayan fakat maddeye te’sir eden cevher. Kur’ân’ın toplam 49 yerinde zikrolunan “akıl”; bilgi edinmeye yarayan bir güç ve doğru düşünmenin ölçüsü…

Devamını Oku »

AKL-I SELÎM

*İyiyi kötüyü farkedip, insana hakk ve hakikatı, îmân ve İslâmiyeti ta’kîb ettiren akıl ve düşünüş. Normal ve müsbet düşünce. 5/ EL-MÂİDE -100- De ki:”Pis olan şeyle temiz olan şey bir olmaz, pis olanın çokluğu hoşuna gitse bile”. Ey selîm akıl sâhibleri ALLÂH’dan korkun ki kurtuluşa eresiniz.

Devamını Oku »

ASIL HAYÂT

3/ ÂL-İ İMRÂN -14- Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünyâ hayâtının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak ALLÂH’ın katındadır. 29/ EL-ANKEBÛT -64- Bu dünyâ hayâtı sâdece bir oyun ve oyalanmadan ibârettir. Âhiret yurduna gelince, işte asıl hayât odur. Keşke bilmiş olsalardı!

Devamını Oku »

ATÂ

Sözlükte “bağışlama, hîbe, atıyye, ihsân verme ve verilen şey” anlamına gelen Atâ, Kur’ân-ı Kerîm’de 4 âyette zikrolunmuş ve lütuf, ihsân ve bağış anlamlarında kullanılmıştır. Atâ, atıyye (çoğulu atâya) ile eşanlamlıdır. (Diyânet) 17/ El-İsrâ -20- Her birine onlara da bunlara da Rabbinin hazînesinden veririz. Rabbinin hazînesi hiç kimseye yasaklanmış değildir.

Devamını Oku »

ATTIĞIN ZAMAN SEN ATMADIN!

8/ el-Enfâl -17- Sonra onları siz öldürmediniz, lâkin ALLÂH öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın, lâkin ALLÂH attı. Bu da mü’minlere güzel bir imtihan geçirtmek içindi. ALLÂH işitendir, bilendir. *Bedir savaşında teke tek vuruşmalardan sonra Hazreti Peygamber -sallâllâhüaleyhivesellem- hücûm emri vereceği anda Cebrâil-aleyhisselâm-’ın tâlimatı üzerine yerden bir avuç toprak alıp Kureyş ordusunun üzerine doğru fırlattı ve “yüzleri kavrulsun” buyurdu. Müşrikler…

Devamını Oku »

ÂYETÜ’-L KÜRSÎ

ÂYETÜ’-L KÜRSÎ (*) 2/ el-Bakara -255- ALLÂH’dan başka hiçbir ilâh yoktur. O dâima diri (hayy)dır, bütün varlığın idâresini yürüten (kayyum)dur. O’nu ne gaflet basar, ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. İzni olmadan huzûrunda şefâat edecek olan kimdir? O, kullarının önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise, O’nun dilediği kadarından başka ilminden hiç bir şey…

Devamını Oku »

AZ AMELE ÇOK SEVAP

2/ EL-BAKARA -158- Safa ile Merve ALLÂH’ın belirlediği nişânelerdendir. Kim hacc veyâ umre niyetiyle Kâbe’yi ziyâret ederse oraları tavâf etmesinde bir beîs yoktur. Her kim de, farz olmadığı hâlde gönlünden koparak bir hayır işlerse, mükâfatını görür. Zîrâ ALLÂH şükrün karşılığını verir. O, az amele çok mükâfat verir ve her şeyi bilir.

Devamını Oku »

AYLARIN SAYISI

9/ et-Tevbe -36- Şüphesiz ALLÂH’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, ALLÂH katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu ALLÂH’ın dosdoğru kanunudur. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin. Fakat ALLÂH’a ortak koşanlar sizinle nasıl topyekûn savaşıyorlarsa, siz de onlarla topyekûn savaşın. Bilin ki ALLÂH, kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir. HİCRÎ AYLAR 1- Muharrem 2- Safer 3- Rebiülevvel…

Devamını Oku »

ATEŞPERESTLER

-Mecûsî (a.s ve i.c:mecûsiyân); Mecûs dininde bulunan, ateşe tapan kimse veya mecûs dinine mensup, bu dinle ilgili olan. 22/ el-Hac -17- Şüphesiz o îmân edenler, yahûdî olanlar, sabiîler (yıldıza tapanlar), hıristiyanlar, ateşperestler ve (ALLÂH’a) eş koşanlar (yok mu?) ALLÂH, kıyamet günü bunların arasını şüphesiz ayıracaktır. Çünkü ALLÂH her şeyi hakkıyla görüp bilendir.

Devamını Oku »

ÂYETULLÂH

2/ el-Bakara -252- İşte bunlar ALLÂH’ın âyetleridir. Onları sana doğru olarak okuyoruz. Muhakkak ki sen o gönderilen Resûllerdensin.

Devamını Oku »

AZGINLAR

-Tağa; isyanda, itaatsizlikte sınırı aşmak. (Râgıb el-İsfehâni) 15/ el-Hicr -42- “Sana uyan azgınlardan başka, kullarımın üzerinde hiçbir nüfuzun yoktur.” 26/ eş-Şu’arâ -91- Azgınlar için de cehennem hortlatılmıştır. 92-93- Onlara, “ALLÂH’ı bırakıp da taptıklarınız, hani nerede? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?” denilir. 94- Ve arkasından hep onlar (putlar ve azgınlar) o cehennemin içine fırlatılmaktadırlar. 95-96- Ve bütün o…

Devamını Oku »

AŞÎRET

*Aşîret (a.i.c:aşâir); kabîle, oymak, yakın akraba, aile. 7/ el-A’râf -160- Biz onları on iki kabîle hâlinde topluluklara ayırdık. (Tîh sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Mûsâ’dan su istediğinde Biz ona, “Asânı taşa vur” diye vahyettik. (Vurunca) taştan on iki pınar fışkırdı. Herkes (kendi) su içeceği yeri bildi. Üzerlerine bulutu da gölgelik yaptık ve onlara kudret helvası ve bıldırcın eti indirdik. “Size rızık…

Devamını Oku »

AZİFE

*Azife, yaklaşmakta olan felâket, ölüm saati, yahud ölümü aratan o kıyamet saati, yahud hesap görülüp ceza kesilip de cehenneme girilmek üzere bulunulduğu saat ki kıyametin en acı saatidir. (Elmalılı Tefsiri) 40/ el-Mü’min -18- onlara yaklaşan felâket gününü haber ver!

Devamını Oku »

AZM-İL UMUR

3/ Âl-i İmrân -186- Lâbüd mallarınızda ve canlarınızda imtihan olunacaksınız, ve her halde gerek sizden evvel kitab verilenlerden ve gerek müşriklerden bir çok incidecek sözler işideceksiniz, eğer sabr eder ve takvâ yoluna gider, korunursanız işte bu azmolunacak umurdandır. 31/ Lokmân -17- Evlâdım, namazı hakkıyla îfâ et, iyiliği yay, kötülüğü de önlemeye çalış ve başına gelen sıkıntılara sabret! Çünkü bunlar azim…

Devamını Oku »

AY’IN YARILMASI

-Hicretten beş yıl önce vuku bulmuştur. (Asrın Kur’ân Tefsiri) 54/ el-Kamer -1- Kıyamet saati yaklaştı, ay yarıldı! 2- Bir mucize görseler hemen yüz çevirirler ve “süregelen bir büyüdür” derler.

Devamını Oku »

AŞÂ

*Aşâ, gözde bir nevi za’f ve tavuk karanlığı ta’bir olunan görmemezlik, bir nevi körlük. Fakat burada murad öyle körlük edip de görmemezlikten gelmektir. Rahmân’ın zikri:Kur’ân, yani her kim Kur’ân’dan göz yumup görmemezlik eder onun irşadını dinlemezse. (Elmalılı Tefsiri) 43/ ez-Zuhruf -36- Ve her kim Rahmân’ın zikri olan Kur’ân’ı görmezlkten gelirse, Biz ona şeytanı musallat ederiz de artık o şeytan onun…

Devamını Oku »

ASHÂB

*Ashâb (a.i.sahib’in cem’i); 1-arkadaşlar 2-niteliği, ünü olan 3-Mekke de Efendimize uyan (Ensar) ve Medine de davet eden (Muhacirin) (Mustafa Nihat Özön / Osmanlıca – Türkçe lûgat) 1- Ashâb-ı A’raf 7/ el-A’râf -48- A’râf’takiler simalarından tanıdıkları bir takım adamlara da seslenir ve şöyle derler: “Ne çokluğunuz, ne de taslamakta olduğunuz kibir size bir yarar sağladı!” 2- Ashâb-ı Cahîm 2/ el-Bakara -119-…

Devamını Oku »

A’RÂBÎ

*A’râbî, arabça bir kelimedir. İsim. Cem’i:eârib. Çölde yaşayan arab. Arabçada Arab ve A’rab Türkçemizdeki Türk ve Türkmen gibidir. Türkmen Türk’ün yörüğü olduğu gibi A’rab’da Arab’ın yörüğüdür. (Elmalılı Tefsiri) 9/ et-Tevbe -97- A’râbî (bedevî) ler, inkâr ve münâfıklık bakımından daha beterdirler. Bununla beraber ALLÂH’ın, Resûlüne indirdiği (hükümlerin) sınırlarını bilmemeye daha yatkındırlar. ALLÂH Alîm’dir, Hakîm’dir. 98- Bedevîlerden kimi de var ki, verdiğini…

Devamını Oku »

ÂZER

KUR’ÂN-I KERÎM’DE İSİMLERİ ZİKROLUNANLAR 1- Âzer 6/ el-En’âm -74- İbrâhîm babası Âzer’e demişti ki: Sen putları ilâh mı ediniyorsun? Doğrusu ben seni ve kavmini açık bir sapıklık içinde görüyorum. 2- Cebrâil -aleyhisselâm- -Cebrâil (a.i.); Peygamberlere emir ve vahye vâsıta, memur olan ve dört büyük melekten biri olan melek. -“Cebrâil, İbranî lisânında ‘Abdullâh’ demektir.” (Ö.N.Bilmen) 2/ el-Bakara -87- Celâlim hakk’kı için…

Devamını Oku »

ABDEST & GUSÜL & TEYEMMÜM

-Âb-dest (f.b.i); 1-namaz vesâire için îcâbına göre el, ağız [mazmaza], burun [istinşak], yüz; dirseklere kadar kolları ve aşıkkemiği üstüne kadar ayakları yıkama, kulaklara, boyna ve başa meshetme [vuzu’] 2-el yıkama suyu 3-gaita ve idrar çıkarma ameliyesi 4-paylama, azarlama [..ini almak…ini vermek fiilleriyle kullanılır] 4/ en-Nisâ -43- Ey îmân edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın. Cünüb iken de,…

Devamını Oku »

ARİM SELİ

34/ Sebe’ -15- Andolsun ki Sebe’ kavmi için oturdukları yerde bir ibret vardı. Sağ ve soldan iki bahçe! (onlara): “Rabbinizin rızkından yiyin de O’na şükredin, ne güzel bir belde ve çok bağışlayıcı bir Rab!” (denildi). 16- Fakat onlar (şükürden yüz çevirdiler) bakmadılar. Biz de üzerlerine kükremiş, Arim Selini (*) salıverdik ve o güzelim iki bahçelerini buruk yemişli, ılgınlık ve içinde…

Devamını Oku »
Kapalı