Anasayfa / KUR'AN-I KERİM MEALİ OKU / Konu Meali / A / ALLÂH(Cellecelâlühû)

ALLÂH(Cellecelâlühû)

ALLÂH -cellecelâlühû-

2/ el-Bakara -255- ALLÂH’dan başka hiçbir ilâh yoktur. O dâima diri (hayy)dır, bütün varlığın idâresini yürüten (kayyum)dur. O’nu ne gaflet basar, ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. İzni olmadan huzûrunda şefâat edecek olan kimdir? O, kullarının önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise, O’nun dilediği kadarından başka ilminden hiç bir şey kavrayamazlar. O’nun kürsî’si, bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır. Onların her ikisini de görüp gözetmek O’na bir ağırlık vermez. O çok yücedir, çok büyüktür.

20/ Tâ hâ -14- “Şüphe yok ki Ben ALLÂH’ım. Ben’den başka hiçbir ilâh yoktur. O halde Bana ibâdet et ve Beni anmak için namaz kıl.”

21/ el-Enbiyâ -92- İşte sizin bu dininiz bir tek din’dir. Rabbiniz de Ben’im. Öyle ise yalnız Bana ibâdet edin.

27/ en-Neml -9- “Ey Mûsâ! Gerçek şu ki, Ben mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan ALLÂH’ım.”

28/ el-Kasas -30- Mûsâ, ateşin yanına gelince o mübârek yerdeki vâdinin sağ tarafındaki ağaçtan şöyle seslenildi: “Ey Mûsâ! Şüphesiz Ben, evet, Ben âlemlerin Rabbi olan ALLÂH’ım.”

57/ el-Hadîd -1- Göklerde ne var, yerde ne varsa ALLÂH’ı tenzîh ve tesbîh eder. O Azîz ve Hakîm’dir (üstün kudret, tam hüküm ve hikmet sahibidir).
2- Göklerin ve yerin hâkimiyeti O’nundur. Hayatı veren ve hayatı alıp öldüren O’dur. O her şeye kadîr’dir.
3- Evvel O’dur, Âhir O. Zâhir O’dur, Bâtın O! O her şeyi hakkıyla bilir.
4- O’dur ki gökleri ve yeri altı günde yaratıp sonra arş’a istivâ’ etti. Yere gireni, yerden çıkanı, gökten ineni ve göğe yükseleni bilir. Hasılı siz nerede olursanız olun O, ilmi ve kudreti ile sizinle beraberdir. ALLÂH bütün yaptıklarınızı görür.
5- Göklerin ve yerin hâkimiyeti O’nundur. Bütün işler O’na götürülür, bütün kararlar O’nun kapısından çıkar.

112/ el-İhlâs -1- De ki: O, ALLÂH’dır, gerçek İlâh’tır ve bir’dir.
2- ALLÂH Samed’dir.

3- Ne doğurdu, ne de doğuruldu.
4- Ne de herhangi bir şey O’na denk oldu.

ALLÂH’IN ADÂLETİ

2/ el-Bakara -281- Öyle bir günden korkunuz ki, o gün ALLÂH’a döndürüleceksiniz. Sonra da herkese kazancı tamamıyla ödenecek ve hiç kimse haksızlığa uğramayacaktır.

3/ Âl-i İmrân -25- O geleceğinde hiç şüphe olmayan günde kendilerini bir araya topladığımız ve hiç kimseye haksızlık edilmeden herkese ne kazandıysa tamamen ödendiği vakit hâlleri nasıl olacaktır?

108- Bunlar ALLÂH’ın, sana gerçek olarak okuya geldiğimiz, âyetleridir. ALLÂH âlemlere hiçbir haksızlık etmek istemez.

117- Onların bu dünya hayatında harcadıklarının durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup da mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgârın hâli gibidir. ALLÂH onlara zulmetmedi. Fakat kendileri, kendilerine zulmediyorlar.

161- Hiçbir Peygambere ganîmet malını gizlemesi (devlet-millet malını aşırması) yaraşmaz. Kim böyle bir aşırma ve ihanette bulunursa kıyamet günü aşırdığını boynuna yüklenerek getirir. Sonra da herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir, onlar haksızlığa da uğramazlar.

182- “Bu, kendi ellerinizin yapıp öne sürdüğünün karşılığıdır”. ALLÂH kullar(ın)a asla zulmetmez.

4/ en-Nisâ -40- Şüphesiz ki ALLÂH, hiç kimseye zerre kadar zulmetmez. Eğer yapılan iyilik zerre kadar da olsa, onun sevabını kat kat artırır. Ve Kendi katından büyük bir mükâfat verir.

77- Daha önce kendilerine, “(savaşmaktan) ellerinizi çekin, namazı kılın, zekâtı verin” denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir kısmı; insanlardan, ALLÂH’dan korkar gibi, hattâ daha çok korkarlar ve “Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!” derler. De ki: “Dünya geçimliği azdır. Âhiret, ALLÂH’a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. Size kıl kadar haksızlık edilmez.”

124- Erkek veya kadın, kim mü’min olur da güzel amellerden işlerse, işte onlar cennete girerler. Zerre kadar da haksızlığa uğratılmazlar.

8/ el-Enfâl -50- Melekler, o kâfirlerin yüzlerine ve sırtlarına vura vura ve “Tadın bakalım cehennem azabını!” diye diye canlarını alırken hâllerini bir görmeliydin.

51- İşte bu, sizin kendi ellerinizle meydana getirdiğiniz bir sonuçtur. Hiç şüphesiz ALLÂH, kullarına hiçbir şekilde zulmedici değildir.

60- Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Onlarla ALLÂH’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat ALLÂH’ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz. ALLÂH yolunda her ne harcarsanız karşılığı size tam olarak ödenir. Size zulmedilmez.

9/ et-Tevbe -70- Onlara, kendilerinden öncekilerin; Nûh Kavmi’nin, Âd’ın, Semûd’un, İbrâhîm Kavmi’nin, Medyen Ashâbı’nın ve o mü’tefikelerin haberi gelmedi mi? Onların hepsine Peygamberleri delillerle gelmişlerdi. Demek ki ALLÂH, onlara zulmetmiş değildi, lâkin onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.

10/ Yûnus -44- Şurası kesindir ki ALLÂH, insanlara zerre kadar zulmetmez. Ne var ki, insanlar kendi kendilerine zulmedip duruyorlar.

47- Her ümmetin bir Peygamberi vardır. O Peygamberleri gelince aralarında adâletle hüküm verilir. Onlar hiç zulüm görmezler.

54- Zulüm yapmış olan herkes, azabı görünce yeryüzündeki her şeyin sahibi olsa da, (o azabdan kurtulmak için) hepsini fedâ ederdi. Ve içten içe pişmanlık duyardı. Fakat aralarında adâletle hüküm verilir ve hiçbirine zulüm yapılmaz.

11/ Hûd -100- İşte bu helâk olmuş memleketlerin önemli haberlerindendir. Sana onu kıssa olarak anlatıyoruz. Onlardan yerinde duranlar da var, biçilenler (yok olup gidenler) de.

101- Biz onlara zulmetmedik, onlar kendi kendilerine zulmettiler. ALLÂH’ı bırakıp da taptıkları ilâhlar, Rabbinin emri gelince kendilerine hiçbir fayda sağlayamadılar. Hasarlarını arttırmaktan başka bir şeye yaramadılar.

111- Gerçekten de onların her biri öyle kimselerdir ki, yaptıklarının karşılığını Rabbin kendilerine hakkıyla ödeyecektir. Çünkü O, onların yaptıkları her şeyden haberdardır.

117- Senin Rabbin, halkları iyi ve ıslahâtçı iken, o memleketleri haksız yere helâk edecek değildir.

16/ en-Nahl -111- O gün, herkes nefsini kurtarmak için uğraşarak gelir ve herkese yaptığı işin karşılığı tamamıyla ödenir ve hiç kimseye de zulmedilmez.

118- Sana anlattıklarımızı, daha önce yahûdîlere de haram kılmıştık. Biz onlara zulmetmemiştik. Fakat onlar kendi kendilerine zulmetmişlerdi.

20/ Tâ hâ -112- Her kim de mü’min olarak sâlih amelleri işlerse, artık o, ne bir haksızlıktan ve ne de çiğnenmekten korkar.

21/ el-Enbiyâ -47- Biz kıyamet günü için doğru terâziler kurarız; hiçbir kimse hiçbir haksızlığa uğratılmaz. Yapılan amel, bir hardal tânesi ağırlığınca da olsa, onu getirir (tartıya koyarız). Hesap görenler olarak da Biz kâfiyiz.

22/ el-Hac -10- Ona “Bunlar, senin ellerinle kazandığın günahlar sebebiyledir” denir. Şüphesiz ALLÂH kullarına zulmeden değildir.

26/ eş-Şu’arâ -208- Bununla birlikte, Biz hangi memleketi helâk ettikse muhakkak onu uyarıcı (Peygamberleri) olmuştur.

209- (Onlar) ihtâr edilmiştir ve Biz zulmetmiş değiliz.

29/ el-Ankebût -39- Kârûn’u, Firavun’u ve Hâmân’ı da (helâk ettik). Andolsun ki, Mûsâ onlara apaçık deliller getirmişti de onlar yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Halbuki (azabımızı aşıp ) geçebilecek değillerdi.

40- Nitekim onlardan her birini günahları sebebiyle suçüstü yakaladık: Kiminin üzerine taşlar savuran rüzgârlar gönderdik, kimini korkunç bir ses yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. ALLÂH onlara zulmetmiyor, asıl onlar kendilerine yazık ediyorlardı.

34/ Sebe’ -25- De ki: “Siz bizim yaptığımız günahlardan sorumlu tutulmazsınız. Biz de sizin yaptıklarınızdan sorumlu olmayız.”

26- De ki: “Rabbimiz hepimizi bir araya toplayacak, sonra da hakk hükmü ile aramızı ayıracaktır. Asıl hüküm veren ve her şeyi bilen O’dur.”

36/ Yâsîn -54- Artık bugün hiç kimseye zerre kadar zulmedilmez. Ancak yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz.

40/ el-Mü’min -17- Bugün her nefis kazandığı ile cezalanacaktır. Bugün zulüm yoktur. Şüphesiz ALLÂH, hesabı çabuk görendir.

20- ALLÂH hakk’kı yerine getirir. Onların O’ndan başka yalvardıkları ise hiçbir şeyi yerine getiremezler. Çünkü hakkıyla işiten ve gören ancak ALLÂH’dır.

30- O îmân etmiş olan kimse de: “Ey kavmim! Doğrusu ben sizin hakkınızda Ahzâb (önceki çeşitli toplumlar)ın günleri gibi bir günden korkuyorum.”

31- “Nûh Kavmi’nin, Âd’ın, Semûd’un ve daha sonrakilerin mâcerâları gibi (bir günün geleceğinden korkuyorum). ALLÂH, kulları için bir zulüm istemez.”

45/ el-Câsiye -22- Halbuki ALLÂH, gökleri ve yeri hakk ile yarattı. Hem de herkese yaptığının karşılığı verilmek üzere, onlara asla haksızlık edilmez.

46/ el-Ahkâf -19- Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır. ALLÂH onlara yaptıklarının karşılığını tam olarak verir. Onlara haksızlık edilmez.

50/ Kâf -29- Benim huzûrumda söz değiştirilmez. Ve Ben kullara asla zulmedici değilim.

99/ ez-Zilzâl -6- O gün insanlar, amellerinin karşılığı kendilerine gösterilmek üzere bölük bölük çıkacaklardır.

7- Her kim zerre kadar hayır işlemişse onu görecektir.

8- Her kim, zerre kadar şer işlemişse onu görecektir.

ALLÂH ADINA KESİLMEYEN ETİ YEMEYİN

-Gayr (a.s.agyâr); 1-ayrı, başka, özge, artık, diğer, ma’da, değil [bk:âher, gayrı] 2-yabancı, bildik olmayan 3-e.arabça edatların başına nefî edatı olan “-sız”, “değil” mânâsına gelir.

5/ el-Mâide -3- Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, ALLÂH’dan başkası adına boğazlanan.

6/ el-En’am -121- Üzerlerine ALLÂH’ın ismi anılmamış olanlardan yemeyin. Çünkü o kat’i bir fısk’tır. Bununla beraber şeytanlar kendi yaranına sizinle mücâdele etmeleri için telkinatta bulunacaklar. Eğer onlara itaat ederseniz, şüphesiz siz de müşriksiniz.

ALLÂH’IN ÂYETLERİNİ MENFAAT ARACI YAPMAK

2/ el-Bakara -79- Artık o kimselerin vay haline ki, kendi elleriyle kitap yazarlar da sonra biraz para almak için “Bu ALLÂH katındandır” derler. Artık vay o elleriyle yazdıkları yüzünden onlara, vay o kazandıkları vebal yüzünden onlara!..

174- ALLÂH’ın indirdiği kitaptan bir şeyi gizleyip de bununla biraz para alanlar gerçekten karınları dolusu ateşten başka bir şey yemezler. Kıyamet günü ALLÂH onlara ne söz söyler, ne de kendilerini temize çıkarır. Onlara sadece acı veren bir azab vardır.

3/ Âl-i İmrân -77- ALLÂH’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir paraya satanlar var ya, işte onların âhirette bir payı yoktur, ALLÂH kıyamet günü onlarla hiç konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için acı bir azab vardır.

187- Bir zaman ALLÂH, kendilerine kitap verilenlerden, “Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz” diye söz almıştı. Onlar ise bunu kulak ardı ettiler ve onu az bir dünyalığa değiştiler. Yaptıkları bu alışveriş ne kadar kötüdür.

5/ el-Mâide -44- İçinde hidâyet ve nûr bulunan Tevrât’ı, elbette Biz inzal ettik. Müslüman olan Peygamberler, yahûdîler hakkında hükmederler, kendilerini Rabbine adamış zâhidler, âlimler de, ALLÂH’ın kitabını korumakla görevlendirildiklerinden (onunla hüküm verirler) ve onun ALLÂH’ın kitabı olduğuna şâhidlik ederlerdi. İnsanlardan korkmayın, Ben’den korkun, âyetlerimi az bir paraya satmayın. Kim ALLÂH’ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin tâ kendileridir.

9/ et-Tevbe -9- ALLÂH’ın âyetlerini az bir çıkara değiştirdiler de ALLÂH yolundan engellediler. Gerçekten de bunlar ne fenâ şeyler yapa geldiler.

ALLÂH’DAN BAŞKA HAKEM ARAMAMAK

4/ en-Nisâ -59- Ey îmân edenler! ALLÂH’a itaat edin, Peygambere de itaat edin ve sizden olan emir sahibine de itaat edin. Eğer herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz; ALLÂH’a ve âhiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu ALLÂH ve Resûlüne arz edin(onların tâlimatına göre halledin). Bu, daha iyidir ve sonuç bakımından da daha güzeldir.

6/ el-En’âm -114- ALLÂH, size kitab (Kur’ân)ı açıklanmış olarak indirdiği halde, ondan başka bir hakem mi arayayım? Kendilerine kitap verdiklerimiz, o Kur’ân’ın, gerçekten Rabbin katından hakk olarak indirilmiş olduğunu bilirler. O halde sakın şüphe edenlerden olma.

24/ en-Nûr -47- Bir de “ALLÂH’a ve Resûlüne inandık ve itaat ettik” diyorlar da, sonra bunun arkasından yan çiziyorlar; bunlar mü’min değillerdir.

48- Aralarında hükmetmesi için ALLÂH’a ve Resûlüne çağrıldıkları zaman, bakarsın ki, içlerinden bir kısmı yüz çevirip dönerler.

49- Ama, eğer (ALLÂH ve Resûlünün hükmettiği) hakk kendi lehlerine ise, ona, gönülden bağlı olarak saygı ile gelirler.

50- Kalblerinde bir hastalık mı var? Yoksa şüphe ve tereddüd içinde midirler? Yoksa ALLÂH ve Resûlünün kendilerine zulüm ve haksızlık edeceğinden mi korkuyorlar? Hayır, asıl zalimler kendileridir!

51- Aralarında hüküm vermesi için ALLÂH’a ve Resûlüne davet edildiklerinde mü’minlerin sözü ancak “İşittik ve itaat ettik” demeleridir. İşte bunlar asıl kurtuluşa erenlerdir.

33/ el-Ahzâb -36- Bununla beraber ALLÂH ve Resûlü bir işe hükmettiği zaman, gerek mü’min bir erkek ve gerekse mü’min bir kadın için, o işlerinde başka bir tercîh hakk’kı yoktur. Her kim de ALLÂH ve Resûlüne âsi olursa açık bir sapıklık etmiş olur.

ALLÂH’IN BİRLİĞİNİN DELİLLERİ

6/ el-En’âm -46- De ki: “Söyleyin bakalım, eğer ALLÂH kulaklarınızı ve gözlerinizi alır da kalblerinize mühür vurursa, ALLÂH’dan başka onları size getirecek ilâh kimdir?” Dikkat et, âyetlerimizi nasıl türlü türlü açıklıyoruz, sonra da onlar yüz çeviriyorlar?

16/ en-Nahl -4- O, insanı bir meniden (spermadan) yarattı. Bir de bakarsın ki o, Rabbine karşı apaçık bir düşmandır.

5- Hayvanları da O yarattı. Onlarda sizi ısıtacak şeyler ve birçok faydalar vardır. Ve siz onlardan bir kısmını da yersiniz.

21/ el-Enbiyâ -22- Eğer yer ile gökte ALLÂH’dan başka ilâhlar olsaydı, bunların ikisi de muhakkak fesâda uğrar yok olurdu. O halde Arş’ın Rabbi olan ALLÂH, onların vasfetmekte oldukları şeylerden (bütün noksanlıklardan) berî’dir, münezzehtir.

27/ en-Neml -59- (Resûlüm!) de ki: “Hamd olsun ALLÂH’a, selâm olsun seçkin kıldığı kullarına. ALLÂH mı hayırlı, yoksa O’na koştukları ortaklar mı?”

60- (Onlar mı hayırlı) yoksa, gökleri ve yeri yaratan, gökten size su indiren mi? Çünkü Biz onunla, bir ağacını bile bitirmeye gücünüzün yetmediği güzel güzel bahçeler bitirmişizdir. ALLÂH’la beraber başka bir ilâh mı var! Doğrusu onlar sapıklıkta devam eden bir gürûhtur.

61- (Onlar mı hayırlı) yoksa, yeryüzünü oturmaya elverişli kılan, aralarında nehirler akıtan, onun için sabit dağlar yaratan, iki deniz arasına engel koyan mı? ALLÂH’ın yanında başka bir ilâh mı var? Hayır onların çoğu (hakikatleri) bilmiyorlar.

62- (Onlar mı hayırlı) yoksa, kendine yalvardığı zaman bunalmışa karşılık veren ve başındaki sıkıntıyı gideren, sizi yeryüzünün hâkimleri yapan mı? ALLÂH’ın yanında başka bir ilâh mı var? Ne kıt düşünüyorsunuz!

63- (Onlar mı hayırlı) yoksa, karanın ve denizin karanlıkları içinde size yolu bulduran, rahmetinin (yağmurun) önünde rüzgârları müjdeci olarak gönderen mi? ALLÂH’ın yanında başka bir ilâh mı var? ALLÂH onların koştukları ortaklardan çok yücedir, münezzehtir.

64- (Onlar mı hayırlı) yoksa, önce yaratan, sonra yaratmayı tekrar eden ve sizi hem gökten, hem yerden rızıklandıran mı? ALLÂH ile beraber başka bir ilâh mı var? De ki: Eğer doğru söylüyorsanız, siz kesin delilinizi getirin haydi!

40/ el-Mü’min -61- İçinde dinlenesiniz diye geceyi, göz açıcı bir aydınlık olarak da gündüzü sizin için yaratan ALLÂH’dır. Gerçekten ALLÂH insanlara karşı bir lütuf sahibidir. Fakat insanların çoğu şükretmezler.

62- İşte Rabbiniz, her şeyin yaratıcısı olan o ALLÂH’dır. O’ndan başka ilâh yoktur. O halde (hakk’tan) nasıl çevrilirsiniz?

63- İşte ALLÂH’ın âyetlerini inkâr edenler böyle çevriliyorlar.

64- ALLÂH, O’dur ki sizin için yeri bir karargâh, göğü de bir bina yapmıştır. Size şekil vermiş, sonra şekillerinizi güzelleştirmiştir. Hoş nimetlerden size rızık vermiştir. İşte Rabbiniz o ALLÂH’dır. Âlemlerin Rabbi olan ALLÂH ne yücedir!

65- Daimî bir hayat sahibi ancak O’dur. O’ndan başka ilâh yoktur. Onun için dini hâlis kılarak O’na, hep O’na yalvarın. Hamd, âlemlerin Rabbi olan ALLÂH’a mahsûstur.

ALLÂH AÇIK GİZLİ BÜTÜN KONUŞULANLARA VÂKIFTIR!

58/ el-Mücâdele -7- Görmez misin ki ALLÂH göklerde ne var, yerde ne varsa bilir! Bir araya gelip gizlice fısıldaşan üç kişinin dördüncüleri mutlaka ALLÂH’dır. Beş kişi gizli konuşsa altıncıları mutlaka ALLÂH’dır. Bundan ister daha az, ister daha çok olsunlar, nerede bulunurlarsa bulunsunlar, mutlaka O, kendileriyle beraberdir. O, ileride kıyamet gününde, yapmış oldukları işleri onlara tek tek bildirecek, dilerse karşılığını da verecektir. Şüphesiz ki ALLÂH her şeyi bilir.

Necvâ; sır söyleşmek gizli konuşmak.

ALLÂH’DAN BAŞKASINI DOST EDİNENLERİN DURUMU

29/ el-Ankebût -41- ALLÂH’dan başkalarını dost edinenlerin durumu, kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir. Keşke bilselerdi!

Ya ölür, ya ayrılır, ya terk eder

Kim ki Hakk’tan gayrı yâr oldu sana!

ALLÂH, BOZGUNCU İLE ISLAH EDENİ BİLİR, AYIRD EDER!

2/ el-Bakara -220- Dünya ve âhiret hakkında (düşünürsünüz). Sana bir de yetimlerden soruyorlar. De ki: Onlar hakkında yapacağınız bir ıslah, işlerine karışmamaktan daha hayırlıdır. Eğer onlara karışırsanız, onlar sizin kardeşlerinizdir. ALLÂH, bozguncuyla ıslah ediciyi bilir, birbirinden ayırd eder. Eğer ALLÂH dileseydi, sizi zora koşardı. Şüphesiz ki ALLÂH çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

ALLÂH ÇOCUK EDİNMEMİŞTİR!

2/ el-Bakara -116- O zalimler, “ALLÂH kendisine çocuk edindi” dediler. Hâşâ, O Sübhândır. Doğrusu, göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. Hepsi O’na boyun eğmiştir.

4/ en-Nisâ -171- Ey Kitap ehli! Dininizde sınırları aşmayın ve ALLÂH hakkında ancak hakk’kı söyleyin. Meryemoğlu Îsâ Mesîh, ancak ALLÂH’ın Peygamberi, Meryem’e ulaştırdığı (emriyle onda var ettiği) kelimesi ve Kendisinden bir Rûh’tur. Öyleyse ALLÂH’a ve Peygamberlerine îmân edin, “(ALLÂH) üçtür” demeyin.http://www.diyanet.gov.tr/kuran/meal.asp?page_id=104 – # Kendi iyiliğiniz için buna son verin. ALLÂH ancak bir tek ilâhtır. O çocuk sahibi olmaktan uzaktır. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. Vekîl olarak ALLÂH yeter.

6/ el-En’âm -100- Onlar, ALLÂH’a cinlerden de ortak koştular. Halbuki onları yaratan O’dur. Bilgileri olmadan O’na oğullar, kızlar uydurdular. O’nun şânı onların uydurdukları sıfatlardan münezzeh ve yücedir.

101- Gökleri ve yeri yoktan var eden O’dur. Eşi de olmadığı halde, nasıl olur da çocuğu olur? Her şeyi yaratan O’dur. Ve O, her şeyi bilendir.

10/ Yûnus -68- Dediler ki: “ALLÂH, kendine çocuk edindi”. O, böyle şeylerden münezzehtir. O, müstağnidir. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. Bu hususta elinizde hiç bir delil yoktur. ALLÂH’a karşı bilmediğiniz bir şeyi neden söylüyorsunuz?

69- De ki: ALLÂH’a iftira edenler elbette felâh bulmazlar.

17/ el-İsrâ -111- Ve şöyle de: Hamd o ALLÂH’a ki, hiçbir çocuk edinmedi, mülkte ortağı yoktur, âciz olmayıp bir yardımcıya da ihtiyacı yoktur. Tekbîr getirerek O’nu noksanlıklardan yücelt de yücelt.

19/ Meryem -34- İşte hakkında (yahûdîlerle hıristiyanların) ihtilâf edip durdukları Meryemoğlu Îsâ’ya dâir ALLÂH’ın sözü budur!

35- Çocuk edinmek asla ALLÂH’ın şânına yakışmaz. O bundan münezzehtir. O, bir şeyin olmasını dilerse, ona sadece “ol” der, o da oluverir.

88- (Yahûdîlerle hıristiyanlar) “Rahmân, çocuk edindi” dediler.

89- Yemin olsun ki, siz çok çirkin bir şey söylediniz.

90- Az kalsın, söyledikleri sözden gökler çatlayacak, yer yarılacak ve dağlar parçalanıp dağılacaktı,

91- O Rahmân’a çocuk isnâd ettiler diye.

92- Halbuki Rahmân’a çocuk edinmek yaraşmaz.

21/ el-Enbiyâ -26- Böyle iken dediler ki: “Rahmân çocuk edindi.” ALLÂH bundan münezzehtir. Doğrusu melekler (ALLÂH’ın çocukları değil) ikram olunmuş kullardır.

23/ el-Mü’minûn -91- ALLÂH evlat edinmemiştir, O’nunla beraber hiçbir ilâh da yoktur. Aksi takdirde her ilâh kendi yarattığını sevk ve idâre eder ve bir gün mutlaka onlardan biri diğerine gâlib gelirdi. ALLÂH, onların yakıştırdıkları şeylerden münezzehtir.

25/ el-Furkân -2- O öyle bir ilâhtır ki, göklerin ve yerin hükümrânlığı kendisinindir. O hiç çocuk edinmedi, hükümrânlıkta ortağı yoktur. O, her şeyi yaratıp bir ölçüye göre düzenleyerek takdîr etmiştir.

37/ es-Sâffât -149- Şimdi sor o seninkilere: Kızlar, Rabbinin de, oğlanlar onların mı?

150- Yoksa Biz melekleri dişi yaratmışız da onlar şâhid mi bulunuyorlarmış?

151-152- Ha!.. Onlar, şüphesiz uydurdukları iftiralarından dolayı: “ALLÂH doğurdu” derler. Hiç şüphesiz onlar, yalancıdırlar.

39/ ez-Zümer -4- Eğer ALLÂH bir çocuk edinmek isteseydi, elbette yaratacağından, dileyeceğini seçecekti. Ama O bundan münezzehtir. O, tek ve kahredici olan ALLÂH’dır.

43/ ez-Zuhruf -81- Ey Muhammed! de ki: “Eğer Rahmân olan ALLÂH’ın bir çocuğu olsaydı, ona ibâdet edenlerin birincisi ben olurdum.”

72/ el-Cin -3- Doğrusu, Rabbimizin şânı çok yüksektir. Ne bir arkadaş edinmiştir, ne de bir çocuk.

112/ el-İhlâs -1- De ki; O ALLÂH bir tek’tir.

2- ALLÂH, Samed’dir (bütün varlıklar O’na muhtaç, fakat O, hiç bir şeye muhtaç değildir).

3- Doğurmadı ve doğurulmadı.

4- O’na bir denk de olmadı.

ALLÂH’DAN DAHA DOĞRU SÖZLÜ KİM OLABİLİR

4/ en-Nisâ -87- ALLÂH’dan daha doğru sözlü kim olabilir!

ALLÂH DİLEDİĞİNİ TEMİZE ÇIKARIR

4/ en-Nisâ -49- Kendi nefislerini temize çıkaranları görmüyor musun? Hayır! Ancak ALLÂH, dilediğini temize çıkarır. Onlara kıl kadar zulmedilmez.

ALLÂH’IN DİLEMESİ (MEŞÎETİ) (*)

*Meşiet; Dilemek, istemek, irâde, arzu, murad, matlup ve sevk etmek, anlamlarına gelir. Meşîet kelimesi Kur’ân-ı Kerîm’de geçmekle beraber, aynı kökten türeyen “şae” fiili 236 yerde zikrolunmuştur. Bazı âyetlerde Allâh’ın dilemesi, bazı âyetlerde ise kulun dilemesi olarak zikredilmektedir. Bu durumda meşîet Allâh’a ait ise icad, insanlara ait ise isâbet etme anlamına gelir. (Diyânet)

2/ el-Bakara -212- Dünya hayatı, inkâr edenler için bezendi. (Onlar), îmân edenlerle eğleniyorlar. Halbuki takvâ sahibi olan o mü’minler, kıyamet günü onların üstündedir. ALLÂH dilediğine hesapsız rızık verir.

213- İnsanlar tek bir ümmetti. ALLÂH, müjdeciler ve uyarıcılar olarak Peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda, aralarında hüküm vermek üzere kitapları hakk olarak indirdi. Kendilerine apaçık âyetler geldikten sonra o konuda ancak; kitap verilenler, aralarındaki kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine ALLÂH îmân edenleri, kendi izniyle, onların hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti. ALLÂH dilediğini doğru yola iletir.

3/ Âl-i İmrân -13- Birbiriyle karşılaşan iki toplulukta size büyük bir ibret vardı: Bunlardan biri ALLÂH yolunda vuruşuyordu. Diğeri ise kâfir idi. O kâfirler müslümanları, bizzat gözleriyle kendilerinin iki misli görüyorlardı. ALLÂH, dilediği kimseleri nusratıyla destekler. Elbette bunda görecek gözleri olanlar için alınacak ibret vardır.

26- De ki: “Ey mülkün sahibi ALLÂH’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden de onu çeker alırsın, dilediğini azîz edersin, dilediğini zelîl edersin. Hayır Senin elindedir. Muhakkak ki, Sen her şeye kadîr’sin.

129- Göklerde ve yerde olanların hepsi ALLÂH’ındır. Dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. ALLÂH, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

4/ en-Nisâ -132- Göklerde ve yerde ne varsa hepsi ALLÂH’ındır. Vekîl olarak ALLÂH yeter.

133- Ey insanlar! Eğer ALLÂH dilerse sizi giderir de başkalarını getirir. Ve ALLÂH, buna kadîr’dir.

6/ el-En’âm -40- De ki: “Kendinizi hiç düşündünüz mü, ALLÂH’ın azabı size gelse veya kıyamet vakti gelse, ALLÂH’dan başkasına mı yalvarırsınız? Eğer sözünde doğru kimselerseniz cevap verin”.

41- Hayır, yalnız o ALLÂH’a yalvarırsınız. O da dilerse kaldırılmasını istediğiniz belâyı kaldırır ve o zaman ortak koştuğunuz şeyleri unutursunuz.

133- Rabbin her bakımdan sınırsız zengindir, rahmet sahibidir. Sizi başka bir kavmin soyundan getirdiği gibi, dilerse sizi giderir (yok eder) ve sizden sonra da yerinize dilediğini getirir.

7/ el-A’râf -188- De ki: “ALLÂH dilemedikçe ben kendime bir zarar verme ve bir fayda sağlama gücüne sahip değilim. Eğer ben gaybı biliyor olsaydım daha çok hayır elde etmek isterdim ve bana kötülük dokunmazdı. Ben inanan bir kavim için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeciyim.”

9/ et-Tevbe -14- Onlarla savaşın ki ALLÂH, sizin ellerinizle onların cezasını versin ve onları rezîl ve rüsvay etsin, yardımıyla sizi onlara muzaffer kılsın. Ve mü’min bir kavmin yüreklerini ferahlandırsın.

15- Ve kalblerindeki öfkeyi gidersin. ALLÂH dilediğine tevbeyi nasîb eder. ALLÂH her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir.

26- Sonra ALLÂH, Resûlünün üzerine ve mü’minlerin üzerine sekînetini (kalblere huzûr veren rahmetini) indirdi ve gözle görmediğiniz ordular indirdi de kendisini tanımayan kâfirleri azaba uğrattı. Ve o kâfirlerin cezası işte budur.

10/ Yûnus -49- De ki, “Ben, ALLÂH’ın dilediğinin dışında kendi kendime ne bir zarar ne bir fayda verebilirim”. Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince artık ne bir ân geri, ne bir ân ileri gidebilirler.

99- Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde kim varsa hepsi toptan îmân ederlerdi. O halde insanları hep mü’min olsunlar diye sen mi zorlayacaksın?

107- Ve eğer ALLÂH, sana bir zarar dokunduracak olursa, onu O’ndan başka giderecek yoktur. Ve eğer sana bir hayır dilerse, o zaman da O’nun hayrını engelleyebilecek kimse yoktur. O, lütfunu dilediği kuluna nasîb eder. ALLÂH çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.

13/ el-Ra’d -39- ALLÂH dilediğini imhâ eder, dilediğini de yerinde bırakır. Ana kitap O’nun katındadır.

14/ İbrâhîm -11- Peygamberleri onlara dediler ki: “(Evet) biz ancak sizin gibi bir insanız, ama ALLÂH kullarından dilediğine nimetini lütfeder. Ve ALLÂH’ın izni olmadıkça bizim size bir delil getirmemize imkân yoktur. Mü’minler ancak ALLÂH’a dayansınlar.”

19- Gökleri ve yeri gerçekten ALLÂH’ın yarattığını görmedin mi? O dilerse sizi yok edip yepyeni bir halk getirir.

20- Bu, ALLÂH’a göre önemli bir şey değildir.

17/ el-İsrâ -86- Yemin olsun ki, dilersek sana vahyettiğimizi ortadan kaldırırız; sonra Bize karşı kendine bir vekîl (koruyucu) bulamazsın.

18/ el-Kehf -23- Hiçbir şey için, ALLÂH’ın dilemesi dışında: “Ben yarın onu yapacağım deme!”

24- Ancak ALLÂH dilerse (yapacağım de). Ve unuttuğun vakit ALLÂH’ı an ve “Umarım Rabbim beni, doğruya daha yakın olana eriştirir” de.

22/ el-Hac -18- Görmedin mi, göklerdeki kimseler, yerdeki kimseler, güneş, ay ve yıldızlar, dağlar, ağaçlar, bütün hayvanlar ve insanlardan birçoğu hep ALLÂH’a secde ediyor. Birçoğunun üzerine de azab hak olmuştur. ALLÂH kimi hor ve hakir kılarsa artık ona ikram edecek yoktur. Şüphesiz ALLÂH dilediği şeyi yapar.

24/ en-Nûr -21- Ey îmân edenler! Şeytanın adımlarını ta’kîb etmeyin. Kim şeytanın adımlarını ta’kîb ederse, şunu bilsin ki o, edepsizlikleri ve kötülüğü emreder. Eğer üstünüzde ALLÂH’ın lütuf ve merhameti olmasaydı, içinizden hiçbir kimse temize çıkmazdı. Fakat ALLÂH, dilediğini arındırır. ALLÂH işitir ve bilir.

28/ el-Kasas -56- (Resûlüm!) Sen sevdiğini hidâyete eriştiremezsin; bilâkis, ALLÂH dilediğine hidâyet verir ve hidâyete girecek olanları en iyi O bilir.

30/ er-Rûm -37- Onlar görmediler mi ki, ALLÂH dilediği kimseye rızkı serer ve daraltır. Şüphesiz ki bunda îmân edecek bir kavim için ibretler vardır.

54- ALLÂH O’dur ki, sizi güçsüz olarak yaratır, sonra güçsüzlüğün arkasından kuvvet verir. Sonra kuvvetin arkasından yine güçsüzlüğe ve ihtiyarlığa getirir. O dilediğini yaratır. Ve O, her şeyi bilir, her şeye gücü yeter.

80/ Abese -17- O kahrolası insan, ne nankör şey.

18- O yaratan onu hangi şeyden yarattı?

19- Bir damla sudan, onu yarattı da biçime koydu.

20- Sonra ona yolunu kolaylaştırdı.

21- Sonra onu öldürdü de kabre koydurdu.

22- Sonra dilediği vakit onu tekrar diriltir.

23- Hayır hayır, doğrusu o, ALLÂH’ın emrini hiç tam yerine getirmedi.

ALLÂH’IN DOSTLUĞU

4/ en-Nisâ -45- ALLÂH, sizin düşmanlarınızı çok daha iyi bilir. Dost olarak ALLÂH yeter. Yardımcı olarak da ALLÂH yeter.

7/ el-A’râf -196- Çünkü benim velîm, kitab (Kur’ân)ı indiren ALLÂH’dır. O, bütün sâlihlere velîlik eder.

22/ el-Hac -78- ALLÂH uğrunda hakkıyla cihad edin. O, sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Babanız İbrâhîm’in dinine uyun. ALLÂH, sizi hem daha önce, hem de bu Kur’ân’da müslüman diye isimlendirdi ki, Peygamber size şâhid (ve örnek) olsun, siz de insanlara şâhid (ve örnek) olasınız. Artık namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve ALLÂH’a sarılın. O, sizin sahibinizdir. O, ne güzel sahip, ne güzel yardımcıdır!

29/ el-Ankebût -22- Siz, yerde de gökte de (ALLÂH’ı) âciz bırakacak değilsiniz. Sizin ALLÂH’dan başka ne bir dostunuz, ne de bir yardımcınız vardır.

41- ALLÂH’dan başkalarını dost edinenlerin durumu, kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir. Keşke bilselerdi!

ALLÂH’IN DOSTLARI

10/ Yûnus -62- Açın gözünüzü! ALLÂH’ın dostları üzerine ne korku vardır, ne de onlar mahzûn olurlar.

63- Onlar ki, îmân etmişler ve ALLÂH’a karşı gelmekten sakınmışlardır.

64- Onlara dünya hayatında da, âhiret hayatında da müjdeler vardır. ALLÂH’ın sözlerinde değişiklik yoktur. İşte bu en büyük kurtuluştur.

ALLÂH “EŞ” EDİNMEMİŞTİR!

6/ el-En’âm -101- Gökleri ve yeri yoktan var eden O’dur. Eşi de olmadığı halde, nasıl olur da çocuğu olur? Her şeyi yaratan O’dur. Ve O, her şeyi bilendir.

72/ el-Cin -3- Doğrusu, Rabbimizin şânı çok yüksektir. Ne bir arkadaş edinmiştir, ne de bir çocuk.

ALLÂH’IN EMRİNE UYMAK

2/ el-Bakara -186- Kullarım Beni senden soracak olurlarsa, bilsinler ki Ben pek yakınım. Bana duâ’ edenin duâsına icâbet ederim. Öyleyse onlar da davet’ime icâbet ve Bana hakkıyla inanıp tasdîk etsinler ki doğru yolda yürüyerek selâmete ersinler.

3/ Âl-i İmrân -32- De ki, ALLÂH’a ve Peygamber’e itaat edin! Eğer aksine giderlerse, şüphe yok ki ALLÂH kâfirleri sevmez.

4/ en-Nisâ -13- İşte bütün bu hükümler, ALLÂH’ın koyduğu hükümler ve çizdiği sınırlardır. Kim ALLÂH’a ve Peygamberine itaat ederse ALLÂH onu altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. Onlar, orada ebedî olarak kalacaklardır. İşte büyük kurtuluş budur.

8/ el-Enfâl -20- Ey îmân edenler, ALLÂH’a ve Resûlü’ne itaat edin. İşitip durduğunuz halde O’nun emirlerinden yüz çevirmeyin!

64/ et-Teğâbün -16- O halde gücünüzün yettiği kadar ALLÂH’dan korkun, dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğinize olarak harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

ALLÂH EMRİNDE GÂLİB’TİR

12/ Yûsuf -21- Onu satın alan Mısırlı, eşine dedi ki: “Buna güzel bak. Bize faydalı olabilir, ya da evlat ediniriz.”Yûsuf ‘u böylece oraya yerleştirdik. Ona rüyâların tâbirini de öğrettik. ALLÂH emrinde gâlibtir. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.

ALLÂH’IN FAZLINDAN VE KEREMİNDEN İSTEYİN

4/ en-Nisâ -32- Bir de ALLÂH’ın bazınıza, diğerinden fazla verdiği şeyleri temennî etmeyin. Erkeklere hak ettiklerinden bir pay vardır. Kadınlara da kendi kazandıklarından bir pay vardır. İsteklerinizi ALLÂH’ın fazlından ve kereminden isteyin. Gerçekten ALLÂH her şeyi hakkıyla bilendir.

ALLÂH GERÇEK DOST’TUR

42/ eş-Şûrâ -9- Yoksa onlar ALLÂH’dan başka dostlar mı edindiler? Halbuki gerçek dost ALLÂH’dır. O, ölüleri diriltir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

ALLÂH GİZLİYİ DE BİLİR AÇIĞI DA

33/ el-Ahzâb -54- Herhangi bir şeyi açığa vursanız da, gizleseniz de bilin ki ALLÂH her şeyi pekiyi bilir.

ALLÂH, HAKK’KI BÂTILDAN AYIRT EDENLERİN EN HAYIRLISIDIR

6/ el-En’âm -57- De ki: “Şüphesiz ben, Rabbimden (gelen) kesin bir belge üzereyim. Siz ise onu yalanladınız. Sizin acele istediğiniz azab benim elimde değil. Hüküm yalnızca ALLÂH’a aittir. O, hakk’kı anlatır. O, hakk’kı bâtıldan ayırt edenlerin en hayırlısıdır.”

ALLÂH HÜKMEDENLERİN EN İYİ HÜKMEDENİDİR

95/ et-Tîn -8- ALLÂH, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?

(Bkz: Hüküm, Ancak Ve Ancak Allâh’ındır)

ALLÂH HERŞEYİ GÖRÜR

67/ el-Mülk -19- Üstlerinde kanatlarını açıp yumarak uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları Rahmân’dan başkası tutmuyor. Doğrusu O, her şeyi görmektedir.

ALLÂH’IN İLMİ

2/ el-Bakara -77- Peki bilmezler mi ki, onlar neyi sır olarak saklar ve neyi açıkça söylerlerse ALLÂH hepsini bilir.

215- Ey Muhammed! Sana nereye infak edeceklerini soruyorlar. De ki: Hayır olarak verdiğiniz nafaka; ana baba, yakınlar, öksüzler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak daha ne yaparsanız herhalde ALLÂH onu bilir.

255- ALLÂH’dan başka hiçbir ilâh yoktur. O dâima diri (hayy)dır, bütün varlığın idâresini yürüten (kayyum)dur. O’nu ne gaflet basar, ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. İzni olmadan huzûrunda şefâat edecek olan kimdir? O, kullarının önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise, O’nun dilediği kadarından başka ilminden hiç bir şey kavrayamazlar. O’nun kürsî’si, bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır. Onların her ikisini de görüp gözetmek O’na bir ağırlık vermez. O çok yücedir, çok büyüktür.

3/ Âl-i İmrân -5- Şu da kesindir ki, ne yerde, ne de gökte hiçbir şey ALLÂH’a gizli kalmaz.

29- De ki, göğüslerinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da ALLÂH onu bilir. Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsini bilir. Hiç şüphesiz ALLÂH, her şeye kadîr’dir.

63- Eğer (hakk’tan) yüz çevirirlerse, şüphesiz ki ALLÂH bozguncuları çok iyi bilendir.

115- Onlar ne hayır işlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır. ALLÂH kendisinden gereği gibi sakınanları bilir.

4/ en-Nisâ -69- Kim ALLÂH’a ve Peygambere itaat ederse işte onlar, ALLÂH’ın kendilerine nimet verdiği Peygamberlerle, sıddıklarla, şehidlerle, iyilerle birliktedir. Bunlar ne güzel arkadaştır!

70- Bu lütuf ALLÂH’dandır. Bilen olarak ALLÂH yeter.

5/ el-Mâide -109- ALLÂH, Resûlleri topladığı gün: Size ne cevap verildi? der. “Bizim bilgimiz yok, gizlileri bilen yalnız Sen’sin, Sen!” derler.

6/ el-En’âm -3- O, göklerde de, yerde de (tek) ALLÂH’dır. Sizin gizlinizi, açığınızı ve ne kazandığınızı bilir.

59- Gaybın anahtarları O’nun katındadır, onları O’ndan başkası bilmez, karada ve denizde olanları O bilir ve bir yaprak düşmez ki, onu O bilmesin; ne toprağın karanlıklarında bir tane, ne de kuru ve yaş hiçbir şey yoktur ki, o her şeyi açıklayan kitap’ta bulunmasın.

11/ Hûd -6- Yeryüzünde rızkı ALLÂH’a ait olmayan hiçbir canlı yoktur. O, onların karar kıldıkları yerleri de, emaneten durdukları yerleri de bilir. Onların hepsi apaçık bir kitap’tadır.

13/ el-Ra’d -9- ALLÂH görünmeyeni de bilir, görüneni de. Büyüktür ve yücelerden yücedir.

16/ en-Nahl -91- Bir de anlaşma yaptığınızda ALLÂH’ın ahdini yerine getirin ve pekiştirdikten sonra yeminleri bozmayın. ALLÂH’ı üzerinize şâhid tuttuğunuz halde, nasıl olur da bozarsınız! Şüphesiz ki ALLÂH yaptıklarınızı bilir.

17/ el-İsrâ -25- Rabbiniz içinizden geçenleri çok iyi bilir. Eğer iyi kimseler olursanız elbette ALLÂH çok tevbe edenleri bağışlayıcıdır.

22/ el-Hac -70- Bilmez misin ki, ALLÂH, gökte ve yerde ne varsa hepsini bilir. Şüphesiz bunlar bir kitap’tadır. Hiç şüphe yok ki bunlar ALLÂH’a pek kolaydır.

76- O geçmişlerini ve geleceklerini bilir. Bütün işler ALLÂH’a döndürülür.

23/ el-Mü’minûn -51- Ey Peygamberler! Temiz ve helâl olan şeylerden yiyin; güzel amel ve hareketlerde bulunun. Çünkü Ben sizin yaptıklarınızı bilirim.

34/ Sebe’ -2- Yere ne giriyor ve ondan ne çıkıyor, gökten ne iniyor ve ona ne çıkıyorsa (ALLÂH) hepsini bilir. O çok merhamet edicidir. Çok bağışlayıcıdır.

3- İnkâr edenler: “Bize o kıyamet saati gelmez” dediler. De ki: “Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbim hakkı için kıyamet size mutlaka gelecektir. O’nun ilminden göklerde ve yerde zerre kadar bir şey kaçmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa, hepsi muhakkak açık bir kitap’tadır.”

64/ et-Teğâbün -4- Göklerde ve yerde olanları, gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilir. ALLÂH, sînelerin özünü bilir.

17- Eğer siz ALLÂH’a güzel bir borç verirseniz ALLÂH onu size, kat kat öder ve sizi bağışlar. ALLÂH şükrün karşılığını verendir, Halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir).

18- Görünmeyeni ve görüneni bilendir. Üstündür, hikmet sahibidir.

66/ et-Tahrîm -3- Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. Fakat eşi, o sözü başkalarına haber verip ALLÂH da bunu Peygamber’e açıklayınca, Peygamber (eşine) bir kısmını bildirmiş bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber bunu ona haber verince eşi: “Bunu sana kim söyledi?” dedi. Peygamber “Bilen, her şeyden haberi olan ALLÂH bana söyledi” dedi.

72/ el-Cin -25- De ki: “Ben bilmem, o size vaad edilen şey yakın mı, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koyar..”

26- O bütün gaybı bilir. Fakat gaybını hiç kimseye açmaz.

27- Ancak seçtiği elçiye açar. Çünkü onun önünden ve ardından gözetleyiciler salar.

28- Bilsin diye ki, onlar Rablerinin elçiliklerini yerine getirmişlerdir. ALLÂH onlarda bulunan her şeyi kuşatmış ve her şeyi bir bir saymıştır.

ALLÂH’IN İLMİ HERŞEYİ İHÂTA ETMİŞTİR

6/ el-En’âm -80- Kavmi onunla tartışmaya başladı. O da onlara dedi ki: “Beni doğru yola eriştirdiği halde ALLÂH hakkında benimle mücâdele mi ediyorsunuz? O’na ortak koştuklarınızdan hiç korkmuyorum, ancak Rabbimin dilediği şey hariç. Rabbim ilmiyle her şeyi ihâta etmiştir. Hiç düşünmez misiniz?”

ALLÂH’A ÎMÂN

3/ Âl-i İmrân -179- ALLÂH, pisi temizden ayırıncaya kadar mü’minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. ALLÂH size gaybı bildirecek de değildir. Fakat ALLÂH, Peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). O halde ALLÂH’a ve Peygamberlerine îmân edin. Eğer îmân eder ve ALLÂH’a karşı gelmekten sakınırsanız sizin için büyük bir mükâfat vardır.

193- “Rabbimiz! Biz, ‘Rabbinize îmân edin’ diye îmâna çağıran bir davetçi işittik, hemen îmân ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört, bizleri Sana ermiş kullarınla beraber yanına al”.

4/ en-Nisâ -173- İnanıp güzel işler yapanlara gelince, onların mükâfatlarını eksiksiz ödeyecek ve lütfundan onlara daha fazlasını da verecektir. ALLÂH’a kulluktan çekinip büyüklük taslayanlara da şiddetli bir şekilde azab edecek ve onlar ALLÂH’dan başka kendilerine ne bir dost, ne de bir yardımcı bulamayacaklardır.

175- ALLÂH’a inanıp O’na sımsıkı sarılanları (ALLÂH), kendisinden bir rahmet ve lûtfa sokacak ve kendisine varan dosdoğru yola iletecektir.

7/ el-A’râf -158- De ki; ey insanlar! Ben sizin hepinize ALLÂH’ın Resûlüyüm. O ALLÂH ki, göklerin ve yerin bütün mülkü O’nundur. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Öldüren de, dirilten de O’dur. Bundan dolayı gelin, ALLÂH’a ve Resûlüne îmân edin. ALLÂH’a ve ALLÂH’ın bütün kelâmlarına îmân etmiş bulunan o ümmî Peygambere, evet ona uyun ki, hidâyete erebilesiniz.

61/ es-Saff -10- Ey îmân edenler! Sizi acı bir azabdan kurtaracak ticâreti size göstereyim mi?

11- ALLÂH’a ve Resûlüne inanırsınız, mallarınızla ve canlarınızla ALLÂH yolunda savaşırsınız. Eğer bilirseniz sizin için en iyisi budur.

12- (Eğer böyle yaparsanız ALLÂH) sizin günahlarınızı bağışlar ve sizi zemîninden ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerinde hoş yerlere koyar. İşte büyük kurtuluş budur.

64/ et-Teğâbün -7- İnkâr edenler, kat’iyyen diriltilmeyeceklerini sandılar. De ki: “Hayır! Rabbim hakkı için mutlaka diriltileceksiniz, sonra yaptıklarınız size haber verilecektir. Bu, ALLÂH’a göre kolaydır”.

8- Artık ALLÂH’a, Resûlüne ve indirdiğimiz nûra (Kur’ân’a) inanın. ALLÂH yaptıklarınızdan haberdardır.

9- Toplanma günü için sizi topladığı zaman var ya, işte o gün, kimin aldandığının açığa çıkacağı aldanma günüdür. Kim ALLÂH’a inanır ve yararlı iş yaparsa, ALLÂH onun kötülüklerini örter ve onu, içinde ebedî kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. İşte büyük kurtuluş budur.

ALLÂH ÎMÂN EDENLERİN VELÎSİDİR, ÎMÂN AYDINLIKTIR, KÜFÜR KARANLIKTIR!

2/ el-Bakara -257- ALLÂH, îmân edenlerin velîsidir. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlerin velîleri de tâguttur, onları aydınlıktan karanlıklara çıkarırlar. İşte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî olarak kalırlar.

3/ Âl-i İmrân -68- Doğrusu onların İbrâhîm’e en yakın olanı, ona uyanlar, şu Peygamber ve îmân edenlerdir. ALLÂH’da mü’minlerin velîsidir.

(Bkz: Velî & Evliyâ’)

ALLÂH İNSANLARA ÇOK YAKINDIR

2/ el-Bakara -186- Kullarım Beni senden soracak olurlarsa, bilsinler ki Ben pek yakınım. Bana duâ’ edenin duâsına icâbet ederim. Öyleyse onlar da davetime icâbet ve Bana hakkıyla inanıp tasdîk etsinler ki doğru yolda yürüyerek selâmete ersinler.

ALLÂH’IN İNSANLARI DOĞRU YOLA İLETMESİ

6/ el-En’âm -161- De ki: Rabbim, beni doğru yola iletti. Dosdoğru dine, ALLÂH’ı birleyen İbrâhîm’in dinine. O, ortak koşanlardan değildi.

29/ el-Ankebût -69- Ama Bizim yolumuzda cihad edenleri, elbette kendi yollarımıza eriştireceğiz. Hiç şüphe yok ki ALLÂH iyi davrananlarla beraberdir.

33/ el-Ahzâb -4- ALLÂH bir adam için içinde iki kalb yapmamıştır. Kendilerinden zıhâr yaptığınız eşlerinizi analarınız kılmamıştır. Evlatlıklarınızı da oğullarınız kılmamıştır. O sizin ağzınızdaki lafınızdır. ALLÂH ise hakk’kı söylüyor ve doğru yolu gösteriyor.

76/ el-İnsân -3- Kuşkusuz Biz ona yolu gösterdik, ister şükredici olsun, ister nankör.

92/ el-Leyl -12- Doğru yolu göstermek muhakkak Bize aittir.

ALLÂH’IN İSLÂM DİNİNİ KEMÂLE ERDİRMİŞTİR

5/ el-Mâide -3- Leş, kan, domuz eti, ALLÂH’dan başkasının adı anılarak kesilen; boğulmuş, vurulmuş, yukardan düşmüş, boynuzlanmış, canavar yırtmış olup da canlı iken kesmedikleriniz; dikili taşlar (putlar) üzerine boğazlanan hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet (şans) aramanız size haram kılındı. Bunların hepsi doğru yoldan çıkmaktır. Bugün kâfirler, dininize karşı ümitsizliğe düşmüşlerdir. Onlardan korkmayın, Ben’den korkun. Bugün dininizi kemâle erdirdim, size nimetimi tamamladım. Size din olarak İslâmı beğendim. Kim açlıktan daralır, günaha istekle yönelmeden bunlardan yemek zorunda kalırsa, ona günah yoktur. Çünkü ALLÂH bağışlayan, merhamet edendir.

ALLÂH’A İSYÂN EDENLERİN CEZASI

4/ en-Nisâ -14- Kim de ALLÂH’a ve Peygamberine isyan eder ve ALLÂH’ın koyduğu sınırları aşarsa ALLÂH onu da ebedî kalacağı cehennem ateşine koyar. Onun için alçaltıcı bir azab vardır.

11/ Hûd -59- İşte Âd kavmi buydu. Rablerinin âyetlerini bile bile inkâr ettiler ve Peygamberlerine isyan ettiler. Başa geçen her zorbanın emrine uyup arkasından gittiler.

39/ ez-Zümer -13- De ki: “Eğer Rabbime isyan edersem, büyük bir günün azabından korkarım.”

ALLÂH’IN İŞİTMESİ

58/ el-Mücâdele -1- Kocası hakkında seninle tartışan ve ALLÂH’a şikâyette bulunan kadının sözünü ALLÂH işitmiştir. ALLÂH, sizin konuşmanızı işitir. Çünkü ALLÂH, işitendir, bilendir.

ALLÂH İNSANA KALDIRAMAYACAĞI YÜK YÜKLEMEZ

2/ el-Bakara -286- ALLÂH hiç kimseye gücünün yeteceğinden başka yük yüklemez. Herkesin kazandığı hayır kendisine, yaptığı kötülüğün zararı yine kendisinedir. Ey Rabbimiz, eğer unuttuk ya da yanıldıysak bizi tutup sorguya çekme! Ey Rabbimiz, bize bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Ey Rabbimiz, bize gücümüzün yetmeyeceği yükü de yükleme! Bizi bağışla, bizi mağfiret et, bize rahmet et ! Sen’sin bizim Mevlâmız, kâfirlere karşı bize yardım et.

4/ en-Nisâ -28- ALLÂH, sizden (yükümlülükleri) hafifletmek istiyor. Çünkü insan zayıf yaratılmıştır.

5/ el-Mâide -6- Ey îmân edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman, yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başlarınızı meshedin, iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüb iseniz temizlenin. Hasta iseniz, yahud yolculukta iseniz, yahud biriniz âbdest bozmaktan gelmişse yahud kadınlara dokunmuşsanız, su da bulamamışsanız, temiz bir toprağa teyemmüm edin. Bunun için de yüzlerinizi ve ellerinizi o toprakla meshedin. ALLÂH size bir güçlük çıkarmak istemiyor, fakat sizi temizlemek ve şükredesiniz diye de üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor.

7/ el-A’râf -42- Îmân edip makbûl ve güzel işler yapanlar ise -ki hiç kimseye Biz gücünün yetmeyeceği yük yüklemeyiz- cennetlik olup, orada ebedî kalacaklardır.

23/ el-Mü’minûn -62- Biz hiç kimseye tâkatinin üstünde yük yüklemeyiz. Nezdimizde gerçeği bildiren, insanların yaptıklarını tam tamına tesbît eden bir kitap vardır. Bundan ötürü asla haksızlığa uğratılmazlar.

ALLÂH’IN KADRİNİ BİLMEYENLER

22/ el-Hac -74- ALLÂH’ın kadrini gereği gibi bilemediler. Şüphesiz ALLÂH kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.

ALLÂH’A KARŞI YALAN SÖYLEYENLER

3/ Âl-i İmrân -94- Artık bundan sonra ALLÂH’a karşı kim yalan uydurursa, işte onlar zalimlerin tâ kendileridir.

4/ en-Nisâ -50- Bak ALLÂH’a karşı nasıl yalan uyduruyorlar. Apaçık bir günah olarak bu yeter.

10/ Yûnus -17- Artık, ALLÂH’a karşı yalan uydurandan veya O’nun âyetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Şüphe yok ki (böyle) suçlular asla kurtuluşa ermezler.

60- ALLÂH’a karşı yalan uyduranların, kıyamet günü hakkındaki zanları nedir? Şüphesiz ALLÂH insanlara karşı çok lütufkârdır, fakat onların çoğu (O’nun nimetlerine) şükretmezler.

69- De ki: “ALLÂH hakkında yalan uyduranlar asla kurtuluşa eremezler.”

11/ Hûd -18- Kim ALLÂH’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir? İşte bunlar, Rablerine arz edilecekler ve şâhidler de, “Rablerine karşı yalan söyleyenler işte bunlardır” diyeceklerdir. Biliniz ki, ALLÂH’ın lâneti zalimler üzerinedir.

93- “Ey Kavmim! Elinizden geleni yapın. Şüphesiz ben de (elimden geleni) yapacağım. Rezîl edici azabın kime geleceğini ve kimin yalancı olduğunu yakında bileceksiniz. Gözleyin. Şüphesiz ben de sizinle beraber gözlüyorum.”

29/ el-Ankebût -68- ALLÂH’a karşı yalan uyduran yahud kendisine geldiğinde, gerçeği yalanlayandan daha zalim kimdir? Cehennemde kâfirler için bir yer mi yok?

39/ ez-Zümer -60- Kıyamet günü ALLÂH’a karşı yalan söyleyenleri görürsün, yüzleri kapkara kesilmiştir. Büyüklük taslayanlar için cehennemde bir yer mi yok?

61/ es-Saff -7- Kimdir İslâm’a davet olunduğu halde ALLÂH’a karşı yalan uydurandan daha zalim? ALLÂH, zalimler topluluğunu hidâyete erdirmez.

63/ el-Münâfikûn -1- (Ey Muhammed!) Münâfıklar sana geldiklerinde, “Senin, elbette ALLÂH’ın Peygamberi olduğuna şâhidlik ederiz” derler. ALLÂH senin, elbette kendisinin Peygamberi olduğunu biliyor. (Fakat) ALLÂH o münâfıkların hiç şüphesiz yalancılar olduklarına elbette şâhidlik eder.

69/ el-Hâkka -44-45- Eğer (Peygamber) Bize isnâd ederek bazı sözler uydurmuş olsaydı mutlaka onu kudretimizle yakalardık.

46- Sonra da onun şahdamarını mutlaka keserdik.

47- Hiçbiriniz de bu cezayı engelleyip ondan savamazdı.

ALLÂH KENDİSİNE YÖNELENİ DOĞRU YOLA İLETİR

42/ eş-Şûrâ -13- ALLÂH din’den Nûh’a tavsiye buyurduğu şeyi sizin için de bir kanun yaptı ve (Ey Muhammed!) sana vahyettiğimizi, İbrâhîm’e, Mûsâ’ya ve Îsâ’ya tavsiye buyurduğumuzu da şerîat kıldı. Şöyle ki: Dini doğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin. Fakat senin kendilerini davet ettiğin şey, müşriklere ağır geldi. ALLÂH dilediğini kendine seçer ve kendisine yöneleni de doğru yola iletir.

ALLÂH, KİŞİ İLE KALBİ ARASINA GİRER

8/ el-Enfâl-24- Ey îmân edenler! Peygamber sizi, size hayat verecek şeylere davet ettiği zaman, ALLÂH’a ve Resûl’e icâbet edin. Ve bilin ki ALLÂH, kişi ile kalbi arasına girer. Ve siz kesinkes O’nun huzûrunda toplanacaksınız.

ALLÂH’IN KİTÂBINI KORUMAK

5/ el-Mâide -44- İçinde hidâyet ve nûr bulunan Tevrât’ı, elbette Biz inzal ettik. Müslüman olan Peygamberler, yahûdîler hakkında hükmederler, kendilerini Rabbine adamış zâhidler, âlimler de, ALLÂH’ın kitabını korumakla görevlendirildiklerinden (onunla hüküm verirler) ve onun ALLÂH’ın kitabı olduğuna şâhidlik ederlerdi. İnsanlardan korkmayın, Ben’den korkun, âyetlerimi az bir paraya satmayın. Kim ALLÂH’ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin tâ kendileridir.

ALLÂH KELÂMINI DEĞİŞTİRENLER

2/ el-Bakara -75- Nasıl olur onların size güvenmelerini beklersiniz ki onlardan bir zümre vardı ki ALLÂH’ın kelâmını işitip akılları aldıktan sonra, bile bile onu tahrif eder, değiştirirlerdi.

ALLÂH, KENDİ DİNİNE YARDIM EDENE MUTLAKA YARDIM EDER

22/ el-Hac -40- Onlar, haksız yere, sırf, “Rabbimiz ALLÂH’dır” demelerinden dolayı yurtlarından çıkarılmış kimselerdir. Eğer ALLÂH’ın, insanların bir kısmını bir kısmıyla defetmesi olmasaydı, içlerinde ALLÂH’ın adı çok anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescidler muhakkak yerle bir edilirdi. Şüphesiz ki ALLÂH, kendi dinine yardım edene mutlaka yardım eder. Şüphesiz ki ALLÂH, çok kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.

ALLÂH’DAN KORKMAK

2/ el-Bakara -150- Her nereden yola çıkarsan yüzünü Mescid-ül Haram’a doğru çevir, ve her nerede olsanız yüzünüzü ona doğru çevirin ki insanlar için aleyhinizde bir delil olmasın. Ancak içlerinden haksızlık edenler başka. Siz de onlardan korkmayın, Ben’den korkun. Hem üzerinizdeki nimetimi tamamlayayım, hem gerek ki doğru yolu bulasınız.

4/ en-Nisâ -77- Kendilerine, “Ellerinizi savaştan çekin, namazı kılın, zekâtı verin” denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir kısmı insanlardan, ALLÂH’dan korkar gibi, hattâ daha çok korkarlar ve “Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Ne olurdu bize azıcık bir müddet daha tanımış olsaydın da biraz daha yaşasaydık?” derler. Onlara de ki: “Dünya zevki ne de olsa azdır, âhiret, ALLÂH’a karşı gelmekten sakınan için daha hayırlıdır ve size kıl kadar haksızlık edilmez.”

36/ Yâsîn -10- Onları korkutsan da korkutmasan da onlara göre birdir, inanmazlar.

11- Sen ancak Kur’ân’a tâbi’ olan ve görünmediği halde Rahmân olan ALLÂH’dan korkan kimseyi sakındırırsın. İşte onu bir bağışlanma ve çok şerefli bir mükâfatla müjdele.

50/ Kâf -32-33- Onlara denir ki: “İşte size vaad edilen bu cennet, ALLÂH’a yönelen, O’nun emirlerine riayet eden, görmediği halde Rahmân olan ALLÂH’dan korkan ve O’na yönelen bir kalble gelenlere mahsûstur.

67/ el-Mülk -12- Fakat daha görmeden Rablerinden korkanlar var ya, işte onlar için bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır.

79/ en-Nâzi’ât -26- Kuşkusuz bunda, saygı duyacaklar için bir ibret vardır.

87/ el-A’lâ -9- Onun için öğüt ver, eğer öğüt fayda verirse.

10- ALLÂH’a karşı derin saygı duyarak ondan korkan öğüt alacaktır.

ALLÂH’IN KONUŞMASI

2/ el-Bakara -253- O işâret olunan Resûller yok mu, Biz onların bazısını, bazısından üstün kıldık. İçlerinden kimi var ki ALLÂH, kendisiyle konuştu, bazısını da derecelerle daha yükseklere çıkardı. Biz Meryemoğlu Îsâ’ya da o delilleri verdik ve kendisini Rûhu’l-Kudüs (Cebrâil) ile kuvvetlendirdik. Eğer ALLÂH dileseydi, bunların arkasındaki ümmetler, kendilerine o deliller geldikten sonra birbirlerinin kanına girmezlerdi. Fakat ihtilâfa düştüler, kimi îmân etti, kimi inkâr etti. Yine ALLÂH dileseydi, birbirlerinin kanına girmezlerdi. Fakat ALLÂH dilediğini yapar.

4/ en-Nisâ -164- Daha önce sana anlattığımız Peygamberlerle, anlatmadığımız başka Peygamberlere de (vahyettik). Ve ALLÂH Mûsâ ile de konuştu.

7/ el-A’râf -143- Şol zaman ki, Mûsâ, mîkatımıza (bir iş için belirlenen zaman veya yer) geldi, Rabbi ona kelâmıyla ihsânda bulundu (konuştu). “Ey Rabbim, göster bana Zât’ını da bakayım Sana”dedi. Rabbi ona buyurdu ki; “Beni kat’iyyen göremezsin ve lâkin dağa bak, eğer o yerinde durabilirse, sonra sen de Beni göreceksin”. Daha sonra Rabbi dağa tecellî edince onu yerle bir ediverdi, Mûsâ da baygın düştü. Ayılıp kendine gelince, “Sen Sübhân’sın, tevbe ettim, Sana döndüm ve ben inananların ilkiyim” dedi.

144- ALLÂH buyurdu: Ey Mûsâ! Sana verdiğim Peygamberlikle ve kelâmımla seni insanlar üzerine seçkin kıldım. Sana verdiğime sıkı sarıl ve şükredenlerden ol!

ALLÂH KORKUSU

6/ el-En’âm -72- Bize: “Namazı dosdoğru kılın, ALLÂH’a karşı gelmekten sakının” (diye emredildi), toplanacağınız yer O’nun huzûrudur.

7/ el-A’râf -65- Âd (kavmin)e de kardeşleri Hûd’u (gönderdik): “Ey kavmim! ALLÂH’a kulluk edin, sizin O’ndan başka bir ilâhınız yoktur. (O’na karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?” dedi.

8/ el-Enfâl -29- Ey îmân edenler! ALLÂH’a karşı gelmekten sakınırsanız, O, size bir furkân (hakk’kı bâtıldan ayırt edecek bir anlayış) verir ve günahlarınızı örtbas eder, sizi bağışlar. ALLÂH büyük lütuf sahibidir.

10/ Yûnus -31- De ki, “size gökten ve yerden kim rızık veriyor? O, kulaklara ve gözlere hükmeden kim? Ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran kim? İşleri idâre eden kim?” Hemen “ALLÂH’dır” diyecekler. De ki, “O halde ALLÂH’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?”

15/ el-Hicr -45- ALLÂH’dan korkanlar, elbette cennetlerde ve pınarların başındadırlar.

39/ ez-Zümer -61- Kötülükten sakınan müttakîleri ise ALLÂH başarılarından dolayı kurtuluşa çıkarır. Onlara fenâlık dokunmaz ve onlar üzülecek de değillerdir.

64/ et-Teğâbün -16- O halde gücünüzün yettiği kadar ALLÂH’a isyandan kaçının, dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğinize olarak harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

65/ et-Talâk -5- Bu, ALLÂH’ın size indirdiği buyruğudur. Kim ALLÂH’dan korkarsa ALLÂH onun kötülüklerini örter ve onun mükâfatını büyütür.

ALLÂH’IN KUDRETİ

3/ Âl-i İmrân -26- De ki: “Ey mülkün sahibi ALLÂH’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden de onu çeker alırsın, dilediğini azîz edersin, dilediğini zelîl edersin. Hayır Senin elindedir. Muhakkak ki, Sen her şeye kadîr’sin.

27- Geceyi gündüzün içine sokarsın, gündüzü gecenin içine sokarsın; ölüden diri çıkarırsın, diriden ölü çıkarırsın. Dilediğine de hesapsız rızık verirsin.

29- De ki, göğüslerinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da ALLÂH onu bilir. Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsini bilir. Hiç şüphesiz ALLÂH, her şeye kadîr’dir.

189- Göklerin ve yerin mülkü ALLÂH’ındır. ALLÂH her şeye kadîr’dir.

4/ en-Nisâ -132- Göklerde ve yerde ne varsa hepsi ALLÂH’ındır. Vekîl olarak ALLÂH yeter.

5/ el-Mâide -120- Göklerin, yerin ve bunlarda bulunan her şeyin mülkü ALLÂH’ındır. O her şeye kadîr’dir

6/ el-En’âm -17- ALLÂH sana bir zarar dokundurursa, onu yine kendisinden başka açacak yoktur. Ve eğer sana bir hayır dokundursa, kuşkusuz O, her şeyi yapabilendir.

95- Şüphesiz ki taneleri ve çekirdekleri yaran ALLÂH’dır. O, ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkaran O’dur. İşte ALLÂH budur. O halde nasıl yüz çevirirsiniz?

96- Karanlığı yarıp tanyerini ağartan O’dur. Geceyi, dinlenmek için; güneş’i, ay’ı (vakitlerinizi) hesaplamak için yaratmıştır. İşte bu, her şeye gâlib gelen ve her şeyi bilen ALLÂH’ın takdîridir.

97- Kara ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulasınız diye yıldızları sizin için yaratan O’dur. Şüphesiz Biz, bilen bir toplum için âyetleri geniş bir şekilde açıkladık.

98- Sizi bir tek candan yaratan O’dur. Sonra sizin için bir karar yeri, bir de emanet yeri vardır. Biz âyetlerimizi, anlayan bir toplum için apaçık beyân ettik.

99- Gökten suyu indiren O’dur. Onunla her çeşit bitkiyi çıkardık, o bitkiden bir yeşillik çıkardık, ondan da birbiri üzerine binmiş taneler, hurmanın tomurcuğundan sarkan salkımlar, üzüm bağları, zeytin ve nar (bahçeleri) çıkarıyoruz. (Bunların) kimi birbirine benzer, kimi benzemez. Bunlar meyvelendikleri zaman meyvelerinin olgunlaşmasına bakın! Bunlarda inanan bir toplum için ibretler vardır.

35/ Fâtır -41- Doğrusu gökleri ve yeri yok oluvermekten, ALLÂH tutuyor. Andolsun ki eğer yok oluverirlerse, onları O’ndan başka kimse tutamaz. Gerçekten O, çok yumuşak davranır, çok bağışlayıcıdır.

42/ eş-Şûrâ -49- Göklerin ve yerin hükümrânlığı yalnız ALLÂH’a aittir. O dilediğini yaratır, dilediğine kız çocuk, dilediğine de erkek çocuk bahşeder.

50- Yahud ALLÂH onları erkek ve kız olmak üzere çift verir, dilediğini de kısır yapar. Şüphesiz ki O her şeyi bilir. O’nun her şeye gücü yeter.

65/ et-Talâk -12- ALLÂH O’dur ki yedi göğü ve yerden de onlar kadarını yarattı. Fermân bunlar arasında inip durmaktadır ki ALLÂH’ın her şeye kadîr olduğunu ve ALLÂH’ın bilgisinin, her şeyi kuşattığını bilesiniz.

(Bkz: KUDRET & KUVVET & GÜÇ)

ALLÂH’IN KULLARINI AFFETMEK İSTER

4/ en-Nisâ -27- ALLÂH sizin tevbenizi kabul etmek istiyor. Halbuki şehvetlerine uyanlar ise, sizin doğru yoldan büyük bir meyl ile sapmanızı istiyorlar.

14/ İbrâhîm -10- Peygamberleri dedi ki: “Gökleri ve yeri yaratan, ALLÂH hakkında da şüphe mi var? O, sizi günahlarınızı bağışlamak için çağırıyor ve belirlenmiş bir süreye kadar size müsâade ediyor.” Onlar da: “Siz sadece bizim gibi bir insansınız, bizi babalarımızın taptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. O halde bize apaçık bir delil getirin!” dediler.

ALLÂH KULLARINA YAPTIKLARINI HABER VERECEK

9/ et-Tevbe -105- Ve de ki; “Çalışın! Yaptıklarınızı hem ALLÂH görecek, hem Resûlü, hem de mü’minler görecektir. Sonra da gizliyi ve açığı bilen ALLÂH’ın huzûruna iletileceksiniz. İşte o zaman, neler yaptığınızı size O bildirecektir.

ALLÂH KULLARINA ZULMETMEZ

2/ el-Bakara -272- Onları hakk yola getirmek senin görevin değil, lâkin ALLÂH’dır ki dilediğini doğru yola getirir. Hayır olarak yaptığınız her harcama sadece kendiniz içindir. Zâten siz ALLÂH rızasını aramaktan başka bir gâye ile infak etmezsiniz. İşlediğiniz her hayrın mükâfatı size tamamen verilir ve sizin hakkınız yenmez.

3/ Âl-i İmrân -25- Gerçekleşeceğinden hiçbir şüphe bulunmayan o kıyamet gününde, kendilerini bir araya topladığımız ve her şahsa, yaptığının karşılığının tam verilip, asla haksızlığa uğratılmadığı o gün gelince hâlleri ne olacak?

11/ Hûd -117- Rabbin, halkı dürüst hareket eden hem kendi nefislerini, hem de birbirlerini düzeltmeye çalışan diyârları, haksız yere asla helâk etmez.

99/ ez-Zilzâl -7- Zerre ağırlığınca hayır yapan onu bulur,
8- Zerre ağırlığınca şer yapan da onu bulur.

ALLÂH KULLARINA OLAN Nİ’METİNİ TAMAMLAMAK İSTER

2/ el-Bakara -150- Her nereden yola çıkarsan yüzünü Mescid-ül Haram’a doğru çevir, ve her nerede olsanız yüzünüzü ona doğru çevirin ki insanlar için aleyhinizde bir delil olmasın. Ancak içlerinden haksızlık edenler başka. Siz de onlardan korkmayın, Ben’den korkun. Hem üzerinizdeki nimetimi tamamlayayım, hem gerek ki doğru yolu bulasınız.

5/ el-Mâide -6- Ey îmân edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman, yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başlarınızı meshedin, iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüb iseniz temizlenin. Hasta iseniz, yahud yolculukta iseniz, yahud biriniz âbdest bozmaktan gelmişse yahud kadınlara dokunmuşsanız, su da bulamamışsanız, temiz bir toprağa teyemmüm edin. Bunun için de yüzlerinizi ve ellerinizi o toprakla meshedin. ALLÂH size bir güçlük çıkarmak istemiyor, fakat sizi temizlemek ve şükredesiniz diye de üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor.

ALLÂH’IN MÜLKÜNDE TASARRUFU

3/ Âl-i İmrân -6- Sizi, rahimlerde dilediği gibi şekillendiren O’dur. Kendisinden başka ilâh olmayan, şan, şeref ve hikmet sahibi olan O’dur.

26- De ki: “Ey mülkün sahibi ALLÂH’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden de onu çeker alırsın, dilediğini azîz edersin, dilediğini zelîl edersin. Hayır Senin elindedir. Muhakkak ki, Sen her şeye kadîr’sin.

74- Rahmetini dilediğine tahsîs eder. ALLÂH, büyük lütuf ve kerem sahibidir.

ALLÂH MÜ’MİNLERİ DESTEKLER!

30/ er-Rûm -47- Ey Resûlüm! Biz senden önceki ümmetlere de elçiler gönderdik. O Peygamberler ümmetlerine parlak deliller getirdiler, ama çoğu îmân etmedi. Biz de o suçlulardan intikam aldık. Çünkü mü’minleri desteklemek, Bize düşen bir borç idi.

ALLÂH NÛRUNU TAMAMLAYACAKTIR!

9/ et-Tevbe -32- Onlar ALLÂH’ın nûrunu ağızlarıyla üfleyip söndürmek isterler. ALLÂH ise, nûrunu tamamlamaktan asla vazgeçmez. Kâfirler hoşlanmasalarda!

61/ es-Saff -8- Onlar ALLÂH’ın nûrunu ağızlarıyla üfleyerek söndürmek isterler. Fakat kâfirlerin hoşuna gitmese de, ALLÂH nûrunu tamamlayacak (dünyanın her tarafına ulaştıracaktır).

ALLÂH’A ORTAK KOŞANLAR

4/ en-Nisâ -48- Doğrusu ALLÂH, kendisine ortak koşulmasını asla affetmez. Ondan başkasını (diğer günahları) ise, dilediği kimseler için bağışlar ve mağfiret buyurur. Her kim ALLÂH’a şirk koşarsa gerçekten pek büyük bir günah ile iftira etmiş olur.

116- Şüphesiz ALLÂH kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında dilediğini bağışlar. ALLÂH’a ortak koşan, muhakkak ki, derin bir sapıklığa düşmüştür.

6/ el-En’âm -106- Rabbinden sana vahyedilene uy. O’ndan başka ilâh yoktur. Ortak koşanlardan da yüz çevir.

39/ ez-Zümer -65- Andolsun ki, sana da, senden öncekilere de şu vahyedildi: “Yemin ederim ki, eğer şirk koşarsan bütün çalışmaların boşa gider ve mutlaka kendine yazık edenlerden olursun.”

ALLÂH’IN RAHMETİ

2/ el-Bakara -64- Sonra verdiğiniz sözün arkasından yüz çevirdiniz, eğer üzerinizde ALLÂH’ın lütfu ve rahmeti olmasa idi herhalde zarara uğrayanlardan olurdunuz.

6/ el-En’âm -12- De ki: “Şu göklerdekiler ve yerdekiler kimindir?” “ALLÂH’ındır” de. O merhamet etmeyi kendine gerekli kıldı. Andolsun sizi mutlaka kıyamet gününe toplayacak. Bunda hiç şüphe yok. Kendilerini ziyâna uğratanlar var ya, işte onlar inanmazlar.

21/ el-Enbiyâ -83- Eyyûb da“Başıma bir belâ geldi, Sana sığındım. Sen ise merhametlilerin en merhametlisisin” diye nidâ etti.

84- Biz de onun duâsını kabul ettik de başına gelenleri kaldırdık. Katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir hâtıra olmak üzere, ona tekrar ailesini ve kaybettikleriyle bir mislini daha verdik .

107- (Ey Muhammed!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.

35/ Fâtır -2- ALLÂH, insanlara rahmetinden neyi açarsa artık onu tutacak, kısacak olan yoktur. Her neyi de tutar kısarsa, onu da, ondan sonra salacak yoktur. O, çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

ALLÂH’IN RAHMETİ İYİLİK EDENLERE ÇOK YAKINDIR

7/ el-A’râf -56- Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. ALLÂH’a (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak duâ’ edin. Şüphesiz, ALLÂH’ın rahmeti iyilik edenlere çok yakındır.

ALLÂH’IN RAHMETİNE HAK KAZANANLAR

9/ et-Tevbe -20- Îmân edip de hicret edip, mallarıyla, canlarıyla ALLÂH yolunda cihad edenler, ALLÂH katında en büyük dereceye sahibtirler. İşte bunlar murâda ermiş olan mutlu kullardır.

21- Rableri, onları kendi katından bir rahmet, bir rıza ve bir cennetle müjdeler ki o cennette onlar için bitmez tükenmez nimetler vardır.

99- Yine bedevîlerden kimi de vardır ki, ALLÂH’a ve âhiret gününe inanır ve harcadığını ALLÂH katında yakınlıklara ve Peygamber’in duâlarını almaya vesîle sayar. Gerçekten de bu, onlar için bir yakınlıktır. ALLÂH onları rahmeti içine koyacaktır. Şüphesiz ki, ALLÂH bağışlayıcıdır ve rahmet edicidir.

11/ Hûd -58- Ne zaman ki emrimiz geldi, Hûd’u ve beraberindeki îmân edenleri, tarafımızdan bir rahmet ile kurtardık, ayrıca onları çok ağır bir azabtan da kurtardık.

12/ Yûsuf -56- Ve işte Biz böylece Yûsuf ‘u o yerde yerleştirdik. Neresinde isterse orada makam tutuyordu. Biz rahmetimizi dilediğimize nasîb ederiz. Ve iyilik edenlerin mükâfatını zâyi’ etmeyiz.

18/ el-Kehf -65- Nihayet kullarımızdan bir kul buldular ki, Biz ona katımızdan bir rahmet vermiş ve tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.

21/ el-Enbiyâ -74- Biz Lût’a da bir hüküm, bir ilim verdik. Onu çirkin işler işleyen kasabadan kurtardık. Doğrusu onlar kötü, fâsık bir kavimdi.

75- Onu ise rahmetimizin içine aldık. Çünkü o sâlihlerdendi.

85- İsmâîl, İdrîs ve Zü’l-kifl’i de (hatırla). Onların hepsi de sabredenlerdendi.

86- Onları da rahmetimizin içine aldık. Onlar gerçekten sâlih olanlardandı.

45/ el-Câsiye -30- Îmân edip iyi işler yapanlara gelince; Rableri onları rahmeti içine koyacaktır. İşte apaçık kurtuluş budur.

ALLÂH’IN RAHMETİNDEN ÜMİT KESMEMEK

(Bkz: ÜMİTSİZLİĞE DÜŞMENİN MEN’İ ÜMİTSİZ OLMAMAK)

ALLÂH’A SARILMAK

3/ Âl-i İmrân -101- Sizler ise küfre nasıl dönersiniz ki önünüzde ALLÂH ‘ın âyetleri okunuyor, içinizde Resulü bulunuyor? hâlbuki her kim ALLÂH ‘a sıkı tutunursa o, muhakkak bir doğru yola çıkarılmıştır.

4/ en-Nisâ -175- İmdi kimler ALLÂH ‘a îmân edib buna sarılırlarsa yarın onları tarafı İlâhîsinden mutlak bir rahmet içine koyacak bir de fazl, ve onları doğru kendisine varan bir yolun yolcusu edecek.

22/ el-Hac -78- ALLÂH yolunda gereği gibi cihad edin. Sizi insanlar içinde bu emanete ehil bulup seçen O’dur. Din konusunda, size hiçbir zorluk da yüklemedi. Haydin öyleyse babanız İbrâhîm’in milletine ve yoluna! Bundan önce de, bu Kur’ân’da da, size müslüman adını veren O’dur. Ta ki Resul size şahid olsun, siz de diğer insanlar nezdinde Hakkın şahitleri olasınız. Haydin namazı hakkıyla ifa edin, zekâtı verin ve ALLÂH’a sımsıkı bağlanın! O sizin biricik mevlânız, efendinizdir. O, ne güzel mevla ve ne güzel yardımcıdır!

-Ey mü’minler, size bir emanet bırakıyorum ki siz ona sımsıkı sarıldıkça yolunuzu hiçbir zaman şaşırmazsınız. O emanet Allâh’ın kitabı Kur’ândır. Hadis-i Şerif

ALLÂH SEVGİSİ

2/ el-Bakara -165- İnsanlardan kimi de ALLÂH’dan başka şeyleri O’na eş tutuyorlar da onları, ALLÂH’ı sever gibi seviyorlar. Oysa îmân edenlerin ALLÂH sevgisi daha kuvvetlidir. O zulmedenler, azabı görecekleri zaman bütün kuvvetin ALLÂH’a ait olduğunu ve ALLÂH’ın azabının gerçekten çok şiddetli bulunduğunu keşke anlasalardı.

ALLÂH’IN SEVDİĞİ EVLER

24/ en-Nûr -36- (Bu kandil) birtakım evlerdedir ki, ALLÂH (o evlerin) yücelmesine ve içlerinde isminin okunmasına izin vermiştir. Orada sabah akşam O’nu tesbîh ederler.

ALLÂH SÎNELERİN ÖZÜNÜ DAHİ BİLİR

3/ Âl-i İmrân -154- Sonra o kederin ardından (ALLÂH) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. ALLÂH’a karşı câhiliyye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı. De ki: “Bütün iş, ALLÂH’ındır.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı burada öldürülmezdik.” De ki: “Evlerinizde dâhi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. ALLÂH bunu göğüslerinizdekini denemek, kalblerinizdekini arındırmak için yaptı. ALLÂH göğüslerin özünü (kalblerde olanı) bilir.”

ALLÂH’IN ŞÂHİDLİĞİ

3/ Âl-i İmrân -81- ALLÂH Peygamberlerden şöyle söz almıştı: “Andolsun ki size kitap ve hikmet verdim, sonra yanınızda bulunan (kitaplar)ı doğrulayıcı bir Peygamber geldiğinde ona muhakkak inanacak ve ona yardım edeceksiniz! Bunu kabul ettiniz mi? Ve bu hususta ağır ahdimi üzerinize aldınız mı?” demişti. Onlar: “Kabul ettik” dediler. (ALLÂH da) dedi ki: “Öyleyse şâhid olun, Ben de sizinle beraber şâhid olanlardanım”.

13/ el-Ra’d -43- O kâfirler: “Sen ALLÂH tarafından gönderilmiş bir Peygamber değilsin” diyorlar. De ki: “Benimle sizin aranızda şâhid olarak ALLÂH yeter, bir de yanında kitap ilmi bulunan (yeter).”

17/ el-İsrâ -96- De ki: “Benimle sizin aranızda şâhid olarak ALLÂH yeter. Çünkü O, kullarının yaptığından haberdardır, yaptıklarını çok iyi görendir.”

21/ el-Enbiyâ -78- Dâvûd ve Süleymân’ı da (hatırla). Hani onlar ekin hakkında hüküm veriyorlardı. Geceleyin kavmin koyunları ekinin içinde yayılmıştı, Biz onların hükmüne şâhiddik.

33/ el-Ahzâb -55- Onlar (Peygamberin eşleri) için babaları, oğulları, kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (kadın dostları) ve sahip oldukları köleleri hakkında bir günah yoktur. Bununla beraber (ey Peygamberin hanımları) ALLÂH’dan korkun. Çünkü ALLÂH her şeye şâhid bulunuyor.

34/ Sebe’ -47- De ki: “Ben sizden herhangi bir ücret istemem, O sizin içindir. Benim ecrim ancak ALLÂH’a aittir. O, her şeye şâhiddir.”

41/ Fussilet -53- Biz onlara hem ufuklarda ve hem kendi nefislerinde delillerimizi göstereceğiz ki, Kur’ân’ın hakk olduğu kendilerine açıkça belli olsun. Senin Rabbinin her şeye şâhid olması kâfi değil mi?

ALLÂH’I UNUTANLAR

59/ el-Haşr -19- ALLÂH’ı unutup da ALLÂH’ın da kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın onlar, yoldan çıkan kimselerdir.

ALLÂH’IN VAADİNİN DOĞRU OLDUĞU

4/ en-Nisâ -87- Kendinden başka ilâh olmayan ALLÂH, sizi kıyamet gününde mutlaka bir araya toplayacaktır. Bunda asla şüphe yoktur. ALLÂH’dan daha doğru sözlü kim olabilir?

122-Îmân edip iyi işler yapanları da altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağız, orada ebedî olarak kalacaklardır. Bu, ALLÂH’ın gerçek vaadidir. ALLÂH’dan daha doğru sözlü kim olabilir?

9/ et-Tevbe -111- ALLÂH, mü’minlerden, canlarını ve mallarını, kendilerine cennet vermek üzere satın almıştır: ALLÂH yolunda çarpışacaklar da öldürecekler ve öldürülecekler. Bu, Tevrât’ta da, İncîl’de de Kur’ân’da da ALLÂH’ın kendi üzerine yüklendiği bir ahiddir. ALLÂH’dan ziyade ahdine riayet edecek kim vardır? O halde yaptığınız alışveriş ahdinden dolayı size müjdeler olsun! Ve işte o büyük kurtuluş budur.

14/ İbrâhîm -47- O halde sakın ALLÂH’ın Peygamberlerine olan vaadinden cayacağını sanma! Şüphesiz ALLÂH her şeye gâlibtir, intikam sahibidir.

ALLÂH’A YAKLAŞMAK

56/ el-Vâkı’a -10- Önde olanlar (var ya), onlar öncüdürler.

11- İşte o yaklaştırılanlar.

96/ el-Alâk -19- Hayır, sakın ona boyun eğme (ALLÂH’a) secde et ve yaklaş.

ALLÂH’A YAKLAŞMAYA VESÎLE ARAMAK

5/ el-Mâide -35-Ey îmân edenler! ALLÂH’a karşı gelmekten sakının, O’na yaklaşmaya vesîle arayın ve O’nun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz.

ALLÂH YARDIM EDENLERİN EN HAYIRLISIDIR

*Nâsır (a.s.nasr’dan.c:nâsırîn); yardımcı, yardım eden.

Nâsırîn (a.s.nâsır’ın cem’i); yardımcılar yardım edenler.

3/ Âl-i İmrân -150- Doğrusu sizin mevlânız, bir ALLÂH’dır. O yardım edeceklerin en hayırlısıdır.

ALLÂH’IN YARDIM ETTİĞİNİ YENECEK YOKTUR

3/ Âl-i İmrân -160- ALLÂH size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, ondan sonra size kim yardım edebilir? Mü’minler, ancak ALLÂH’a tevekkül etsinler.

ALLÂH YOLUNDA ÖLMEK

3/ Âl-i İmrân -157- Eğer ALLÂH yolunda öldürülür veya ölürseniz, ALLÂH’ın bağışlaması ve rahmeti, (sizin için) onların topladıkları (dünyalıkları)ndan daha hayırlıdır.

ALLÂH ZÂLİMLERİN YAPTIKLARINDAN HABERDARDIR

14/ İbrâhîm -42- Sakın, ALLÂH’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! ALLÂH, onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor.

ALLÂH’IN ZÂTI

28/ el-Kasas -88- ALLÂH ile birlikte başka bir ilâha tapıp yalvarma! O’ndan başka ilâh yoktur. O’nun zâtından başka her şey helâk olacaktır. Hüküm O’nundur ve siz ancak O’na döndürüleceksiniz.

ALLÂH’I ZİKREDENLERİN NİTELİKLERİ

3/ Âl-i İmrân -191- Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken ALLÂH’ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. Ve “Rabbimiz! Sen bunu boş yere yaratmadın, Sen yücesin, bizi ateşin azabından koru” derler.

-Âl-i İmrân sûresinin son on âyeti üzerinde tefekkür edilmesini Efendimiz-aleyhisslâm- tavsiye buyurmuştur.

ALLÂH’I ZİKRETMEKTE GEVŞEKLİK ETMEMEK

20/ Tâ hâ -42- Sen kardeşinle birlikte mucizelerimle git. İkiniz de Beni zikretmekte gevşeklik etmeyin.

Bin yıl eğer vasfın deyem,
Bir zerresin tüketmeyem. Yunus Emre-ks-

Bunlarda İlginizi Çekebilir

ACIKINCA YEMEK YEMEĞE DAİR

18/ el-Kehf -62- İki denizin birleştiği yeri geçtikleri zaman, Mûsâ genç arkadaşına: “Kuşluk yemeğimizi getir. …

ADÂLET

*Adâlet (a.i.); Hakk’ka riayetkârlık. haktanırlık. haklılık. doğruluk. -Zıddı; Cevr ve Zulüm. -Âdil; her şeyi mertebesine …