S

S

SABIR

SABIR -Kur’ân-ı Kerîm’de sabır yetmişten fazla âyette zikrolunmuştur. Diğer ahlâki fazîletlere de kaynaklık etmesi sebebiyledir ki Kur’ân’da mü’minlere ısrarla sabırlı olmaları tavsiye olunmuştur. Efendimiz-sallâllâhüaleyhivesellem- hayatı boyunca sabır konusunda ümmetine örnek olmuştur. (Diyânet) -Sabır, acıya katlanmak, onu geçirmek için sebat-ü mukavemet etmektir ki her ferahın, her muvaffakiyetin anahtarıdır. Baştaki darlığın, sıkıntının geçmesi için Allâh’ın yardımını celbedecek esbabın birincisidir. (Elmalılı Tefsiri) 2/…

Devamını Oku »

SADAKA

SADAKA (*) *Allâh rızası için fakirlere verilen mal, para, ilim gibi insanın muhtaç olduğu herhangi bir şeye sadaka denir. Sadaka farz, nâfile bütün yardımlara şâmil olduğu için, zekâta da sadaka denilmektedir. Fakat sadaka deyince, ilk akla gelen nâfile sadakalardır. Sadaka vermekte, dünyevî ve uhrevî pek çok faydalar vardır. Bu faydaları şu şekilde sıralayabiliriz: 1- Sadakalar günahlara keffaret, Cehennem ateşine karşı…

Devamını Oku »

SALÂT-Ü SELÂM

33/ el-Ahzâb -56- Gerçekten ALLÂH ve melekleri Peygambere çok salavât getirirler. Ey îmân edenler! Siz de ona teslimiyyetle salât ve selâm edin. -Koy bu sıfatı bulgıl necâtı Çok et salâtı dost Mustafa’ya / Kuddûsî

Devamını Oku »

SAKIN ŞÜPHE EDENLERDEN OLMAYIN

3/ ÂL-İ İMRÂN -60- Hakk Rabbindendir. O hâlde sakın şüphe edenlerden olma.

Devamını Oku »

Hazreti SÂLİH -aleyhisselâm-

Hazreti SÂLİH -aleyhisselâm- 7/ el-A’râf -73- Semûd kavmine de kardeşleri Sâlih’i (gönderdik): “Ey kavmim dedi, ALLÂH’a kulluk edin, sizin O’ndan başka bir ilâhınız yoktur. Size Rabbinizden açık bir delil geldi. İşte şu, ALLÂH’ın devesi, size bir mucizedir; bırakın onu ALLÂH’ın yeryüzünde yesin (içsin), sakın ona bir kötülük etmeyin, yoksa sizi acı bir azab yakalar.” 74- Düşünün ki (ALLÂH) Âd’dan sonra…

Devamını Oku »

SÂLİH EVLAT İSTEMEK

37/ ES-SÂFFÂT -100- ‘Rabbîm, bana sâlihlerden olacak bir evlâd ihsân et!’

Devamını Oku »

SANA VAHYOLUNANA UY!

10/ YÛNUS -109- Sana vahyolunana uy! Ve ALLÂH hükmünü verinceye kadar sabret. Çünkü O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır. 33/ EL-AHZÂB -2- Rabbinden sana ne vahyediliyorsa onun ardınca git. Muhakkak ki ALLÂH ne yaparsanız haberdârdır.

Devamını Oku »

SANA DÜŞEN AÇIK BİR TEBLİĞDİR

16:82. Buna rağmen eğer yüz çevirirlerse, ey Muhammed! Artık sana düşen sadece açık bir şekilde tebliğden ibarettir.

Devamını Oku »

SAVAŞ ÂYETLERİ

SAVAŞ ÂYETLERİ 2/ el-Bakara -177- Takvâ, yüzlerinizi doğuya ya da batıya doğru çevirme değildir. Lâkin takvâ ALLÂH’a, âhiret gününe, meleklere, kitaplara ve Peygamberlere îmân eden, sevdiği malını ALLÂH’ı hoşnut etmek için yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalan gariplere, isteyenlere ve boyunduruk altında bulunup hürriyetine kavuşmak isteyen köle ve esirlere veren, namazı hakkıyla îfâ edip zekâtı veren, sözleştiği zaman sözlerinde duran, hele…

Devamını Oku »

SEBE’HALKI

SEBE’ HALKI 34/ Sebe’ -15- Andolsun ki Sebe’ kavmi için oturdukları yerde bir ibret vardı. Sağ ve soldan iki bahçe! (onlara): “Rabbinizin rızkından yiyin de O’na şükredin, ne güzel bir belde ve çok bağışlayıcı bir Rab!” (denildi). 16- Fakat onlar (şükürden yüz çevirdiler) bakmadılar. Biz de üzerlerine kükremiş, Arim Selini (*) salıverdik ve o güzelim iki bahçelerini buruk yemişli, ılgınlık…

Devamını Oku »

SEBEP OLAN YAPAN GİBİDİR(İYİYE DE KÖTÜYE DE)

4/ EN-NİSÂ -85- Kim güzel bir (işte) aracılık ederse, ona o işin sevâbından bir pay vardır. Kim de kötü bir (işte) aracılık ederse, ona da o kötülükten bir pay vardır. ALLÂH’ın her şeye gücü yeter.

Devamını Oku »

SEBZE & MEYVELER & BİTKİLER & BESİNLER

SEBZE & MEYVELER & BİTKİLER & BESİNLER 2/ el-Bakara -61- Hani bir zamanlar, “Ey Mûsâ, biz tek çeşit yemeğe asla katlanamayacağız, yeter artık bizim için Rabbine duâ’ et de bize yerin yetiştirdiği şeylerden; sebzesinden, kabağından, sarımsağından, mercimeğinden ve soğanından çıkarsın” dediniz. 261- Mallarını ALLÂH yolunda harcayanların durumu, yedi başak verip her birinde yüz tane bulunan bir başağın haline benzer. ALLÂH…

Devamını Oku »

SELÂMET YURDU

SELÂMET; Kurtuluş, tehlikeden sâlim olmak. Korktuklarından, fenâlıklardan kurtulmak. Neticede imân ile kabre girmek. Edb: Doğruluk, sağlamlık. 10:25. Allâh, selâmet yurduna çağırıyor ve dilediğini de doğru yola hidâyet ediyor.

Devamını Oku »

SECDE ÂYETLERİ

*Secde; Allâh -cellecelâlühû-’nun huzûrunda yere kapanış. İbâdet ve Allâh’a memnûniyetini ve itaatini bildirmek veya şükretmek için yere kapanarak alın, burun ucu, eller, dizler ve ayakuçları yere gelecek şekilde yapılan en büyük ta’zîm ifade eden hareket. Namazın bir rüknü. -“Son derece tevâzu ile tezellül ile baş eğmektir. Bu secde yalnız Allâh’a yapılır.”(Ö.N.Bilmen) Kur’ân-ı Kerîm’de on dört yerde secde âyeti bulunmaktadır. Bu…

Devamını Oku »

SEMÛD KAVMİ

11/ HÛD -63- Sâlih dedi ki: ‘Ey kavmim! Söyleyin bakayım, eğer ben Rabbim tarafından apaçık bir delîl üzerinde isem ve bana tarafından bir rahmet (Peygamberlik) vermişse ona karşı geldiğim takdirde beni ALLÂH’dan kim koruyabilir? Demek ki zarara uğratmaktan başka bana katkınız olmaz.’ 68- Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Biliniz ki Semûd kavmi Rablerini inkâr etti. (Yine) biliniz ki Semûd kavmi ALLÂH’ın…

Devamını Oku »

SEYAHAT & İBRET ALMAK

3/ ÂL-İ İMRÂN -137- Muhakkak ki sizden önce birçok olaylar, şerîatler gelip geçmiştir. Yeryüzünde gezin, dolaşın da yalancıların sonunun nasıl olduğunu bir görün. 29/ EL-ANKEBÛT -20- De ki: “Yeryüzünde gezip dolaşın da, ALLÂH ilk baştan nasıl yaratmış bakın. İşte ALLÂH bundan sonra (aynı şekilde) âhiret hayâtını da yaratacaktır.” Gerçekten ALLÂH her şeye Kadîr’dir. 30/ ER-RÛM -9- Onlar, yeryüzünde gezmediler mi…

Devamını Oku »

SIRÂT-I MÜSTAKÎM

*İnişi, yokuşu olmayan, dümdüz, işlek, açık, doğru ve büyük yola / caddeye denir. İstiâre-i temsiliye ile emir ve yasaklarında, helâl ve haramlarında, hüküm, öğüt ve tavsiyelerinde en doğru olan İslâm Dinîne de ‘sırât-ı müstakîm’ denir. Târik, sebîl ve sırat kelimeleri de yol demektir. Ancak genel olarak yola ‘târik’, işlek yola ‘sebîl’, işlek, doğru, büyük ve açık olan yola ise ‘sırat’…

Devamını Oku »

SİDRETÜ’L MÜNTEHÂ

SİDRETÜ’L MÜNTEHÂ 53/ en-Necm -14- Sidretü’l Müntehâ’nın yanında. 16- O zaman Sidre’yi kaplayan kaplamıştı. -Bütün meleklerin ilimleri ancak bu makama kadar vâsıl olabileceği için bu makama bu ünvan verilmiştir.

Devamını Oku »

SİHİR VE SİHİRBAZLAR

SİHİR VE SİHİRBAZLAR 2/ el-Bakara -102- Tuttular da Süleymân mülküne dâir şeytanların uydurup izledikleri şeyin ardına düştüler. Halbuki Süleymân inkâr edip kâfir olmadı, lâkin o şeytanlar kâfirlik ettiler; insanlara sihir öğretiyorlar ve Bâbil’de Hârût ve Mârût’a, bu iki meleğe indirilen şeyleri öğretiyorlardı. Halbuki o ikisi “biz ancak ve ancak sizi denemek için gönderildik, sakın sihir yapıp da kâfir olmayın!” demeden…

Devamını Oku »

SUÇ VE CEZÂ DENGESİ

Açıklama: Kur’ân, şahısların kendilerine karşı yapılan kusurları affetmenin büyük bir fazilet olduğunu bildirir (3,134). Bunu takvâ sahibi olmanın başlıca şartlarından sayar. Fakat bu âyet, haksızlığa mâruz kalan kimsenin, isterse karşılık verme hakkını da kabul etmektedir. Yalnız bunu, kötülük edene, ettiği kadarıyla karşılık vermenin cevazı ile sınırlamış, daha fazla bir cezâya izin vermemiştir. SUAT YILDIRIM 16/ EN-NAHL -126- Cezâ verecek olursanız,…

Devamını Oku »

Hazreti SÜLEYMÂN -aleyhisselâm-

Hazreti SÜLEYMÂN -aleyhisselâm- -Süleymân-aleyhisselâm- muhterem pederi Dâvûd-aleyhisselâm-‘ın vefâtı üzerine henüz on iki yaşında iken onun yerine geçti. O’da nübüvvet ve saltanatı cem etti (Ö.N.Bilmen) 2/ el-Bakara -102- Tuttular da Süleymân mülküne dâir şeytanların uydurup izledikleri şeyin ardına düştüler. Halbuki Süleymân inkâr edip kâfir olmadı, lâkin o şeytanlar kâfirlik ettiler; insanlara sihir öğretiyorlar ve Bâbil’de Hârût ve Mârût’a, bu iki meleğe…

Devamını Oku »

SÜNNETULLAH(ALLÂH’IN KÂİNATTAKİ KÂNUNU)

17/ EL-İSRÂ -77- Bu, senden önce gönderdiğimiz bütün Peygamberlerimiz hakkındaki sünnetimizdir. Bizim sünnetimizde herhangi bir değişme göremezsin. 33/ EL-AHZÂB -38- Peygambere ALLÂH’ın takdîr ettiği, mübah kıldığı şeyde bir darlık yoktur. Bundan önce geçen bütün Peygamberler hakkında ALLÂH’ın sünneti böyledir. ALLÂH’ın emri ise biçilmiş bir kaderdir. 62- ALLÂH’ın bundan önce geçenler hakkındaki kanûnu budur. Ve sen ALLÂH’ın kanûnunu değiştirmeye aslâ çâre…

Devamını Oku »

SÜT EMME

2/ EL-BAKARA -233- Anneler, çocuklarını, emzirmenin tamamlanmasını isteyenler için tam iki yıl emzirirler. Çocuk kendisine âit olan babaya da emzirenlerin yiyecekleri ve giyecekleri geleneklere uygun olarak bir borçtur. Bununla berâber herkes ancak gücüne göre mükellef olur. Çocuğu sebebiyle bir anne de, çocuğu sebebiyle bir baba da zarara sokulmasın. Vârise düşen de yine aynı borçtur. Eğer ana ve baba birbirleriyle istişâre…

Devamını Oku »

SELÂMLAŞMA

4/ 86. Size bir selâm verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selamla karşılık verin. Şüphesiz Allah her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.

Devamını Oku »

SİDİR AĞACI

-Arabistan kirazı (Elmalılı Tefsiri) 34/ Sebe’ -15- Andolsun ki Sebe’ kavmi için oturdukları yerde bir ibret vardı. Sağ ve soldan iki bahçe! (onlara): “Rabbinizin rızkından yiyin de O’na şükredin, ne güzel bir belde ve çok bağışlayıcı bir Rab!” (denildi). 16- Fakat onlar (şükürden yüz çevirdiler) bakmadılar. Biz de üzerlerine kükremiş, Arim Selini salıverdik ve o güzelim iki bahçelerini buruk yemişli,…

Devamını Oku »

SELÂMLAŞMA / SELÂMÜNALEYKÜM

Selâm; bir işten kurtulmak, ayıp, âfet, noksanlık, hastalık…vb. şeylerden berî olmak anlamındaki “s-l-m” kökünden türeyen Selâm, Allâh’ın sıfatı olarak, insanlara ârız olan ayıp, kusur, eksiklik, âfet, hastalık, âcizlik, ölüm…vb. şeylerden berî olan mahlûkatını âfet ve belâlardan kurtaran, zulmetmeyen, güven arayanları güvene erdiren demektir. Ayrıca mü’minlerin birbirleri ile karşılaştıklarında, “es-selâmüaleyküm” ve “selâmünaleyküm” cümleleriyle birbirlerine duâ’ etmelerine denir. Bu kullanımda selâmın anlamı…

Devamını Oku »

SEKÎNET

*Sekînet; sükûn ve itmi’nan, sebat ve temkin mânâsına masdardır ki nefisteki telâş ve halecanın kesilmesiyle hâsıl olan ve kalb oturması, yürek ısınması, gönül rahatı ta’bir olunan huzur ve sükûn hali. (Elmalılı Tefsiri) 48/ el-Fetih -4- Îmânlarına îmân katsınlar diye mü’minlerin kalblerine sekînet indiren O’dur. Göklerin ve yerin orduları ALLÂH’ındır. ALLÂH bilendir, her şeyi hikmetle yapandır.

Devamını Oku »

SEMÂVÎ DİNLER TEMELDE BİRDİR

-Mesâil-i îmâniyede nesih yokturi ikmal vardır. (Elmalılı Tefsiri) -Cümle enbiyâ’nın şeraitleri müsavi ve müttefiktir ve bu esasta hiçbir şeriat diğerine muhalif değildir. Îmânda, mekarim-i ahlâk da, rezail-i ahvalden ihtizarda, helâli helâl haramı haram tanımak da müttefiktirler. Kitapların cümlesine îmân her dinin akaid-i asliyesindendir. İtikadiYyat cem’i şerayi de müsavidir, tebeddül kabul etmez. (Hulâsat’ül Beyân) 2/ el-Bakara -132- İbrâhîm bunu kendi oğullarına…

Devamını Oku »

SERİN BİR YIKANACAK VE İÇECEK

38/ Sâd -41- Kulumuz Eyyûb’u da an. Bir zaman o, Rabbine şöyle nidâ etmişti: “Meşakkat ve acı ile bana şeytan dokundu.” -Nûsb; zahmet ve meşakkat. 42- (Biz ona): “Depren ayağınla, işte serin bir yıkanacak ve içecek” dedik. -Bârid: sep serin.

Devamını Oku »

SİZDEN ÖNCEKİLERİN BAŞINA GELENLER BAŞINIZA GELMEDEN!..

2/ el-Bakara -214- Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin hali, uğradıkları sıkıntılar başınıza gelmeden cennete girivereceğinizi mi zannettiniz? 3/ Âl-i İmrân -142- Yoksa, ALLÂH içinizden cihad edenleri ortaya çıkarıp, sabredenleri belli etmeden Cennete girivereceğinizi mi sandınız?

Devamını Oku »

SU’DAN YARATILIŞ

21/ el-Enbiyâ -30- Hakk’kı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi onları Biz ayırdık. Hayatı olan her şeyi sudan yarattık. Hâlâ inanmayacaklar mı? 24/ en-Nûr -45- ALLÂH, her canlıyı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üstünde sürünür, kimi iki ayağı üstünde yürür, kimi dört ayağı üstünde yürür. ALLÂH dilediğini yapar; çünkü ALLÂH her şeye kadîr’dir.

Devamını Oku »

SUHUF

*Suhuf, sahifenin cem’idir. 87/ el-A’lâ -18- Şüphe yok ki bu evvelki sahifelerde bildirilmiştir. Gönderilen Suhuf Ve Kitaplar; · 10 sahife Hazreti Âdem-aleyhisselâm- · 50 sahife Hazreti Şit-aleyhisselâm- · 30 sahife Hazreti İdris-aleyhisselâm- · 10 sahife Hazreti İbrâhîm-aleyhisselâm- · Tevrât, Zebûr, İncîl, Kur’ân-ı Kerîm (Ö.N.Bilmen, Büyük İslâm İlmihali) TÜRKİYE’DEKİ TÂRİHÎ MUSHAFLAR (*) *Mushaf (a.s.c:mesâhif);1- Bir araya toplanıp bağlanmış sahifeler. Mushaf ismi…

Devamını Oku »

SULH HEP HAYIRLIDIR /HAYIRDIR

*Sulh (a.i.); 1-barış, barışma, barışıklık (müsâlaha, müsâlemet) 2-rahatlık (âsâyiş) 3-uyuşma, uzlaşma. 4/ en-Nisâ -128- Eğer bir kadın kocasının geçimsizliğinden, yahud kendisinden yüz çevirmesinden endişe ederse, aralarında bir sulh yapmalarında, onlara bir günah yoktur. Sulh hep hayırlıdır. Zâten nefisler kıskançlığa hazırdır. Eğer iyi geçinir ve geçimsizlikten sakınırsanız, şüphesiz ALLÂH yaptıklarınızdan haberdardır. 8/ el-Enfâl -1- Sana ganîmetlerin bölüştürülmesini soruyorlar. De ki, ganîmetlerin…

Devamını Oku »

SADR

SADR (*) 94/ el-İnşirâh -1- Şerh etmedik mi seninçün bağrını? *Sadr; her şeyin ön ve baş tarafı olduğu gibi insanın gövdesinin de belinden başına doğru ön ve içinden kalb ve ciğerleri hâvî bulunan üst kısmı yani sîne, göğüs ve bağır dediğimizdir. Şerh-i sadr ile; nefsin kuvve-i kudsiyye ve envâr-ı ilâhiye ile te’yidi mânâsına murad olunur. Şerh etmedik mi, açıp genişletmedik…

Devamını Oku »

SALÂT-I VUSTÂ

2/ el-Bakara -238- Namazlara ve orta namaza devam edin ve ALLÂH için boyun eğerek kalkıp namaza durun.

Devamını Oku »

SABİÎN

SABİÎN (*) *Sabiîn (a.i.sâbi’in cem’i); yıldıza tapanlar. 22/ el-Hac -17- Şüphesiz o îmân edenler, yahûdî olanlar, sabiîler, hıristiyanlar, ateşperestler ve (ALLÂH’a) eş koşanlar (yok mu?) ALLÂH, kıyamet günü bunların arasını şüphesiz ayıracaktır. Çünkü ALLÂH her şeyi hakkıyla görüp bilendir.

Devamını Oku »

SEYYİE

*“Birisine kötülük etti, zarar verdi ve bir şeyi kötü yaptı” anlamındaki “esâe” fiilinden türeyen ve seyyi’ kelimesinin müennes(dişil) şekli olan seyyie, sözlükte;, kötü ve çirkin olan şeylere denir. Istılahta; sıkıntı, belâ, musîbet, âfet..vb. insanı üzen ve ona zarar veren olumsuz ve nahoş olan şeylere seyyie dendiği gibi, şirk, küfür, nifâk ve isyan gibi ilâhi irâdeye ters düşen, insanın dünya ve…

Devamını Oku »

SÛRELERİN KELİME ANLAMI

SÛRELERİN KELİME ANLAMI 1/ el-Fâtiha- Mekke döneminde nâzil olmuştur. Yedi âyettir. Kur’ân-ı Kerîm’in ilk sûresi olduğu için “başlangıç” anlamına gelen “Fâtiha” adını almıştır. Sûrenin ayrıca, “Ümmü’l-Kitab (kitab’ın özü)” “es-Seb’ul-Mesânî (tekrarlanan yedi âyet)”, “el-Esâs, el-Vâfiye, el-Kâfiye, el-Kenz, eş-Şifâ, eş-Şükr, es-Salât” gibi başka adları da vardır. Kuran’ın içerdiği esaslar öz olarak Fâtiha’da vardır. Zira övgü ve yüceltilmeye layık bir tek ALLÂH’ın varlığı,…

Devamını Oku »

SEHER VAKTİ

GECE İBÂDETİ GECE İBÂDETİ Cündüb B. Abdullâh; “Nebi -sallallâhualeyhivesellem- bir ara keyifsizlendi de bir gece, yahud iki gece (namaza) kalkmadı” dediği rivâyet edilmiştir. 3/ Âl-i İmrân -113- Ehl-i kitabın hepsi bir değildir. Onların içinde öyle dosdoğru bir cemâat vardır ki, gece saatlerinde ALLÂH’ın âyetlerini okuyarak secdelere kapanırlar. 20/ Tâ hâ -130- O halde onların söylediklerine sabret. Güneşin doğmasından ve batmasından…

Devamını Oku »

SABR-I CEMİL

SABR-I CEMİL(*) *Bir belâ ânında kullarına Allâh’dan şikayet etmemektir. (Ramazanoğlu M.Sami/Sûre-i Yûsuf tefsiri) 12/ Yûsuf 83- Babaları dedi ki: “Hayır, sizi nefisleriniz aldatıp bir işe sürüklemiş. Artık bana güzel güzel sabretmek düşüyor. Belki ALLÂH hepsini birden bana geri getirir. Çünkü O, her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir.”

Devamını Oku »

SAYGISI OLAN ÖĞÜT ALIR

SAYGISI OLAN ÖĞÜT ALIR 20/ Tâ hâ -3- Onu ancak saygısı olana bir hatırlatma olsun diye inzal ettik. 79/ en-Nâzi’ât -26- Kuşkusuz bunda, saygı duyacaklar için bir ibret vardır. 87/ el-A’lâ -10- Saygısı olan öğüt alacaktır. 11- Pek bedbaht olan da ondan kaçınacaktır.

Devamını Oku »

SON ÂYET

İLK ÂYET & SON ÂYET 96/ el-Alâk -1-2-3-4-5- Oku! yaradan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir Alâk’tan yarattı. Oku!Rabbin sonsuz kerem sahibidir. O Rab ki kalemle yazmayı öğretti. İnsana bilmediği şeyleri öğretti. -M.610 Ramazan’ın 17. gecesi (Pazartesi) Hira mağarasında Efendimiz-aleyhisselâm- kırk yaşında iken inzal olan ilk âyet-i celileler. 2/ el-Bakara -281- öyle bir günden korkun ki o gün ALLÂH’a döndürüleceksiniz.…

Devamını Oku »

SON ÂYET

İLK ÂYET VE SON ÂYET: 96/ el-Alâk -1-2-3-4-5- Oku! yaradan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir Alâk’tan yarattı. Oku!Rabbin sonsuz kerem sahibidir. O Rab ki kalemle yazmayı öğretti. İnsana bilmediği şeyleri öğretti. -M.610 Ramazan’ın 17. gecesi (Pazartesi) Hira mağarasında Efendimiz-aleyhisselâm- kırk yaşında iken inzal olan ilk âyet-i celileler. 2/ el-Bakara -281- öyle bir günden korkun ki o gün ALLÂH’a döndürüleceksiniz.…

Devamını Oku »
Başa dön tuşu
Kapalı