A

ÂHİRET HAYÂTININ EBEDİLİĞİ

2/ EL-BAKARA -25- İnanıp yararlı işler yapanlara, altlarından ırmaklar akan cennetlerin kendilerine âit olduğunu müjdele! Onlardaki herhangi bir meyveden rızıklandırıldıklarında: “Bu daha önce de rızıklandığımız şeydir” derler ve o rızık birbirinin benzeri olmak üzere, kendilerine sunulacak. Orada çok temiz zevceler de onların. Hem onlar orada ebedî kalacaklar.
81- Evet kim bir günâh işlemiş de kendi günâhı kendisini her yandan kuşatmış ise, işte öyleleri ateş ehlidirler ve orada ebedî kalıcıdırlar.
82- Îmân edip sâlih ameller işleyenler, işte öyleleri de cennet ehlidirler ve orada ebedî kalıcıdırlar.
161- Ama âyetlerimizi inkâr etmiş ve kâfir olarak can vermiş olanlara gelince, işte ALLÂH’ın lâneti, meleklerin lâneti ve insanların lâneti hep onların üzerine olsun.
162- Onlar ebedî olarak onun altında kalırlar. Ne azâbları hafîfletilir, ne de kendilerine göz açtırılır.
166- O zaman kendilerine uyulan kimseler, azâbı görerek kendilerine uyanlardan kaçıp uzaklaşmışlar ve aralarındaki bütün bağlar parça parça kopmuştur.
167- Onlara uyanlar da şöyle demektedirler: “Ah, bizim için dünyâya bir dönüş olsaydı da onların bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzaklaşsaydık!” İşte böylece ALLÂH onlara bütün amellerini, üzerlerine yığılmış hasretler (pişmanlık ve üzüntüler) hâlinde gösterecektir. Onlar bu ateşten çıkacak değillerdir.
217- Ey Muhammed! Sana harâm aydan ve o ay’da savaşmaktan soruyorlar. De ki: O ay’da savaşmak, büyük bir günâhtır. Bununla berâber ALLÂH yolundan alıkoymak, O’nu inkâr etmek, insanları, Mescid-ül Harâm’dan menetmek ve halkını oradan çıkarmak, ALLÂH yanında daha büyük bir günâhtır ve fitne, öldürmekten daha büyük bir vebâldir. Onlar, güçleri yeterse, sizi dîninizden döndürmek için sizinle savaşmaktan hiçbir zaman geri durmazlar. Sizden de her kim, dîninden döner ve kâfir olarak can verirse artık onların bütün amelleri, dünyâda ve âhirette boşa gitmiştir. İşte onlar, cehennemliklerdir. Onlar orada ebedî olarak kalacaklardır.
275- Ribâ (fâiz) yiyen kimseler, şeytân çarpan kimse nasıl kalkarsa ancak öyle kalkarlar. Bu cezâ onlara, “alışveriş de fâiz gibidir” demeleri yüzündendir. Oysa ALLÂH, alışverişi helâl, fâizi de harâm kılmıştır. Bundan böyle her kim, Rabbinden kendisine gelen bir öğüt üzerine fâizciliğe son verirse, geçmişte olanlar kendisine ve hakkındaki hüküm de ALLÂH’a kalmıştır. Her kim de yeniden fâize dönerse işte onlar cehennem ehlidirler ve orada süresiz kalacaklardır.
3/ ÂL-İ İMRÂN -15- De ki: ‘Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? ALLÂH’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve ALLÂH’ın rızâsı vardır.’ ALLÂH, kullarını hakkıyla görendir
106- O gün bâzı yüzler ağarır, bâzı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara: “Îmânınızdan sonra küfrettiniz ha? Öyle ise inkâr etmenize karşılık azâbı tadın” (denecektir).
107- Yüzleri ağaranlara gelince, (onlar) ALLÂH’ın rahmeti içindedirler. Onlar orada ebedî kalacaklardır
116- O inkâr edenler (var ya), onların ne malları, ne de evlâdları, onlara ALLÂH’a karşı hiçbir fayda sağlamayacaktır. Onlar, ateş halkıdır; orada ebedî kalacaklardır.
136- İşte onların mükâfatı (ödülleri) Rableri tarafından bağışlanma ve altından ırmaklar akan, ebedî kalacakları cennetlerdir. Çalışanların mükâfatı ne güzeldir!
196- Kâfirlerin diyâr diyâr dolaşmaları sakın seni aldatmasın.
197- Bu, az bir geçimliktir. Sonra onların varacakları yer cehennemdir. Ne kötü bir yataktır orası!
198- Fakat Rablerinden gereğince korkanlar için altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Onlar orada ebedî olarak kalacaklar, ALLÂH katından ağırlanacaklardır. İyiler için ALLÂH katındakiler daha hayırlıdır.
4/ EN-NİSÂ -57- Îmân edip sâlih ameller işliyenleri ise, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Orada ebedî olarak kalacaklar. Onlara orada tertemiz eşler vardır. Onları, koyu gölgeler altında bulunduracağız.
93- Kim bir mü’mini kasten öldürürse, cezâsı, içinde ebedî olarak kalacağı cehennemdir. ALLÂH ona gazâb ve lânet etmiş ve onun için büyük bir azâb hazırlamıştır.
122- Îmân edip iyi işler yapanları da altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağız, orada ebedî olarak kalacaklardır. Bu, ALLÂH’ın gerçek vaadidir. ALLÂH’dan daha doğru sözlü kim olabilir?
5/ EL-MÂİDE -36- Bütün yeryüzündekiler ve bir o kadarı daha inkâr edenlerin olsa, bunlar kıyâmet gününün azâbından kurtulmak için hepsini fidye olarak verseler yine onlardan kabûl edilmez. Onlar için can yakıcı bir azâb vardır.
37- Cehennem ateşinden çıkmak isterler. Ama oradan çıkacak değillerdir. Onlar için devamlı bir azâb vardır.
80- Onlardan birçoğunun kâfirleri dost edindiklerini görürsün. Nefislerinin kendilerine sunduğu şey ne kadar kötüdür! ALLÂH onlara gazâb etmiştir. Onlar ebedî olarak azâb içinde kalacaklardır.
83- Peygamber’e indirilen (Kur’ân)ı dinledikleri zaman, onun hakk olduğunu öğrendiklerinden dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Onlar: ” Ey Rabbimiz îmân ettik, bizi de şâhidlerden yaz” derler.
84- “Hem biz Rabb’imizin bizi iyi kişilerle birlikte (cennete) sokmasını arzulayıp dururken, neden ALLÂH’a ve hakk olarak bize gelen şeylere inanmayalım!”.
85- Böyle demeleri sebebiyle ALLÂH onları altlarından ırmaklar akan cennetlerle mükâfatlandırmıştır. Orada ebedî olarak kalacaklardır. İşte iyilik yapanların mükâfatı budur.
119- ALLÂH buyurdu ki: “Bu, doğrulara doğruluklarının fayda sağladığı gündür. Onlar için altlarından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler vardır”. ALLÂH onlardan râzı olmuş, onlar da O’ndan râzı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş budur.
9/ ET-TEVBE -20- Îmân edip de hicret edip, mallarıyla, canlarıyla ALLÂH yolunda cihâd edenler, ALLÂH katında en büyük dereceye sâhibtirler. İşte bunlar murâda ermiş olan mutlu kullardır.
21- Rab’leri, onları kendi katından bir rahmet, bir rızâ ve bir cennetle müjdeler ki o cennette onlar için bitmez tükenmez ni’metler vardır.
22- Onlar orada ebedî kalırlar. Çünkü en büyük mükâfat ALLÂH katındadır.
63- Bilmiyorlar mı ki, kim ALLÂH’a ve Resûlüne karşı gelirse, ona muhakkak ki içinde ebedî kalınacak cehennem ateşi vardır. İşte rüsvaylığın büyüğü de budur.
68- ALLÂH, erkek kadın bütün münâfıklara ve bütün kâfirlere cehennem ateşini ebedî olarak vaad buyurdu. O ateş onlara yeter. ALLÂH onlara lânet etmiştir. Onlara bitmez tükenmez bir azâb vardır.
72- ALLÂH mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara, altlarından ırmaklar akan cennetler vaad buyurdu. Orada ebedî kalacaklardır. Hem de Adn cennetlerinde hoş meskenler vaad etmiştir. ALLÂH’ın rızâsı ise hepsinden büyüktür. İşte asıl büyük kurtuluş da budur.
86- “ALLÂH’a îmân edin ve Resûlü ile birlikte cihâda gidin.” diye bir sûre indirildiği zaman, içlerinden mal mülk sâhibi olanlar senden izin istediler ve “Bırak bizi oturanlarla berâber oturalım” dediler.
87- Onlar, oturanlarla berâber oturmaktan hoşlandılar. Kalblerine mühür vuruldu. Bundan dolayı onlar anlayışsızdırlar.
88- Fakat Peygamber ve onunla berâber olan mü’minler mallarıyla, canlarıyla cihâd ettiler. İşte bütün hayırlar onlarındır. Murâda erenler de işte onlardır.
89- ALLÂH onlara, altından ırmaklar akan cennetler hazırladı. İçlerinde ebedî kalacaklar. İşte o büyük kurtuluş budur.
100- Muhâcir ve Ensâr’dan İslâm’a ilk önce girenlerin başta gelenleri ve iyi amellerle onların ardınca gidenler var ya, işte ALLÂH onlardan râzı oldu, onlar da ALLÂH’dan râzı oldular ve onlara, altlarında ırmaklar akan cennetler hazırladı ki, içlerinde ebedî kalacaklar. İşte büyük ve muhteşem kurtuluş budur.
20/ TÂ HÂ -74- Her kim Rabbine suçlu olarak varırsa, şüphesiz ki ona cehennem vardır. Orada ne ölür, ne de dirilir.
75- Kim de ona bir mü’min olarak sâlih ameller işlemiş olduğu hâlde varırsa, işte onlara en yüksek dereceler vardır.
21/ EL-ENBİYÂ -101- Şüphesiz katımızdan kendileri için güzel şeyler takdîr edilmiş olanlar, işte oradan (cehennemden) uzak tutulanlardır.
102- Bunlar onun (cehennemin) uğultusunu bile duymazlar. Canlarının istediği şeyler içinde temellî kalırlar.
25/ EL-FURKÂN -15- De ki: Bu mu daha iyi, yoksa takvâ sâhiblerine vaad olunan ebedîlik cenneti mi? Çünkü orası, onlar için bir mükâfattır ve bir varış yeridir.
16- Onlar için orada ne isterlerse var, hem orada ebedî kalacaklar. Çünkü bu Rabbinden yerine getirilmesi istenen bir vaad’dir.
75- İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin en yüksek makamları ile mükâfatlandırılacaklar, orada hürmet ve selâmla karşılanacaklardır.
76- Orada ebedî kalacaklar, orası ne güzel bir konak ve ne güzel bir makamdır.
39/ EZ-ZÜMER -71- İnkâr edenler bölük bölük cehenneme sevkedilmektedir. Nihâyet oraya vardıklarında kapıları açılır ve bekçileri onlara: “İçinizden size Rabbinizin âyetlerini okuyan, bu gününüzle karşılaşacağınıza dâir sizi uyaran Peygamberler gelmedi mi?” derler. Onlar da: “Evet geldi” derler. Fakat kâfirler üzerine azâb kelimesi hak oldu.
72- (Onlara): “Ebedî olarak içinde kalmak üzere girin cehennemin kapılarından” denir. Bak, büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!
40/ EL-MÜ’MİN-73- Sonra da onlara: “Nerede o ortak koştuklarınız?” denilecek.
74- O ALLÂH’dan başkaları (nerede denilecek). Onlar da diyecekler ki: “Hepsi bizden uzaklaşıp gittiler. Daha doğrusu biz bundan önce hiçbir şeye ibâdet etmiyormuşuz.” İşte ALLÂH, o kâfirleri böyle şaşırtır.
75- Bunun sebebi şudur: Çünkü siz yeryüzünde haksız yere seviniyor ve güveniyordunuz.
76- İçlerinde ebedî olarak kalmak üzere cehennemin kapılarından girin. Bak ne kötü o kibirlenenlerin yeri!
43/ EZ-ZUHRUF -68-69- ALLÂH, takvâ sâhiblerine şöyle nidâ eder: “Ey âyetlerimize imân edip müslüman olan kullarım! Bugün size hiçbir korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz.
70- Siz ve eşleriniz cennete girin. Orada ağırlanıp sevindirileceksiniz.”
71- Onların etrâfında yiyecek ve içecekler altın tepsiler ve kadehlerle dolaştırılır. Orada canların çektiği ve gözlerin hoşlandığı herşey vardır. Siz orada ebedî olarak kalacaksınız.
74- Şüphesiz ki suçlular, cehennem azâbında ebedî olarak kalacaklardır.
45/ EL-CÂSİYE -34- O gün kâfirlere şöyle denilir; “Siz, dünyâda bugüne kavuşmayı nasıl unuttuysanız, biz de bugün sizi öylece unutacağız. Yeriniz ateştir ve sizin için yardımcılardan bir kimse de yoktur.”
35- Bunun sebebi şudur; Siz ALLÂH’ın âyetlerini alaya aldınız, dünyâ hayâtı sizi aldattı. Artık bugün onlar, ateşten çıkarılmayacaklar ve kendilerinden özür dilemeleri de kabûl edilmeyecektir.
46/ EL-AHKÂF -13- “Gerçekten Rabbimiz ALLÂH’dır.” deyip, sonra da dosdoğru olanlara gelince onlar için hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
14- İşte onlar cennetlikdirler, yaptıklarına karşılık orada ebedî olarak kalacaklardır.
47/ SÛRE-İ MUHAMMED -15- Kötülükten sakınanlara vaad edilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan temiz su’dan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme bal’dan ırmaklar vardır. Onlar için cennette her çeşit meyve ve Rablerinden bir bağışlanma vardır. Bunların durumu, ateşte ebedî olarak kalacak olan ve bağırsaklarını parçalayacak kaynar su içirilen kimsenin durumu gibi olur mu?
48/ EL-FETİH -4- Îmânlarına îmân katsınlar diye mü’minlerin kalplerine güven indiren O’dur. Göklerin ve yerin orduları ALLÂH’ındır. ALLÂH bilendir, herşeyi hikmetle yapandır.
5- Mü’min erkeklerle mü’min kadınları, içinde ebedî kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyması, onların günâhlarını örtmesi içindir. İşte bu, ALLÂH katında büyük bir kurtuluştur.
50/ KÂF -31- Cennet de kötülükten sakınanlara yaklaştırılır. Zâten uzak değildir.
32-33- Onlara denir ki: “İşte size vaad edilen bu cennet, ALLÂH’a yönelen, O’nun emirlerine riâyet eden, görmediği hâlde Rahmân olan ALLÂH’dan korkan ve O’na yönelen bir kalple gelenlere mahsûstur.
34- Şimdi selâm ve selâmetle oraya girin. İşte sonsuzluk günü budur.”
57/ EL-HADÎD -12- O gün inanan erkekleri ve inanan kadınları görürsün ki nurları, önlerinde ve sağlarında koşuyor. (Kendilerine): “Bugün müjdeniz altlarından ırmaklar akan, içlerinde ebedî kalacağınız cennetlerdir.” (denilir) İşte büyük kurtuluş budur!
58/ EL-MÜCÂDELE -17- Onların ne malları, ne de evlâdları, kendilerinden, ALLÂH’dan hiçbir şey savamaz. Onlar ateş halkıdır. Orada ebedî kalacaklardır.
22- ALLÂH’a ve âhiret gününe inanan bir milletin, babaları, oğulları, kardeşleri, yâhûd akrabâları da olsa ALLÂH’a ve Resûlüne düşmân olanlarla dostluk ettiğini görmezsiniz. Onlar o kimselerdir ki ALLÂH kalblerine îmân yazmış ve onları kendinden bir rûh ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedî kalacaklardır. ALLÂH onlardan râzı olmuş, onlar da O’ndan râzı olmuşlardır. İşte onlar ALLÂH’ın hizbi (dîninin yardımcıları)dir. İyi bil ki, kurtuluşa ulaşacak olanlar, ALLÂH’ın hizbidir.
64/ ET-TEĞÂBÜN -9- Toplanma günü için sizi topladığı zaman var ya, işte o gün, kimin aldandığının açığa çıkacağı aldanma günüdür. Kim ALLÂH’a inanır ve yararlı iş yaparsa, ALLÂH onun kötülüklerini örter ve onu, içinde ebedî kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. İşte büyük kurtuluş budur.
10- İnkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar cehennem ehlidirler. Orada ebedî kalacaklardır. Ne kötü gidilecek yerdir orası!
72/ EL-CİN -23- ‘Ancak ALLÂH’dan gelenleri tebliğ edebilirim ve O’nun vahiylerini açıklayabilirim. Kim ALLÂH’a ve Resûlüne karşı gelirse, şüphesiz onlar için, içinde ebedî kalacakları cehennem ateşi vardır.’

ÂHİRETİ HESÂBA KATANLAR

39/ EZ-ZÜMER -9- Yoksa o, gece saatlerinde kalkan, secdeye kapanıp, kıyâma durarak dâima vazîfesini yapan, âhireti hesâba katan ve Rabbinin rahmetini uman kimse gibi olur mu? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Ancak temiz akıl sâhibi olanlar anlar.

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı