A

ARAPÇA

12/ Yûsuf -2- Biz onu, akıl erdiresiniz diye Arabça bir Kur’ân olarak inzal ettik.

13/ el-Ra’d -37- Böylece Biz onu (Kur’ân’ı) Arabça bir hüküm olarak inzal ettik. Sana gelen bu ilimden sonra eğer sen onların hevâ ve heveslerine uyarsan, ALLÂH tarafından senin için ne bir dost vardır, ne de bir koruyucu.

16/ en-Nahl -103- Andolsun ki Biz onların, “Kur’ân’ı ona bir insan öğretiyor” dediklerini biliyoruz. Îmâ ettikleri kimsenin dili yabancıdır. Bu Kur’ân ise gâyet açık bir Arabçadır.

20/ Tâ hâ -113- İşte böylece Biz onu Arabça bir Kur’ân olarak inzal ettik ve ALLÂH’a karşı gelmekten sakınsınlar, yahud onlara bir uyarı versin diye onda tehdîdleri teker teker sıraladık.

26/ eş-Şu’arâ -193-194-195- Uyarıcılardan olasın diye onu güvenilir Rûh (Cebrâil) senin kalbine apaçık Arabça bir dil ile indirmiştir.

198-199- Biz onu Arabça bilmeyenlerden birine indirseydik ve o da bunu kendilerine okusaydı yine buna inanmazlardı.

39/ ez-Zümer -28- Biz onu, ALLÂH’a karşı gelmekten sakınsınlar diye hiçbir eğriliği bulunmayan Arabça bir Kur’ân olarak inzal ettik.

-İvec; fikir ile nazar ile anlaşılan eğrilik, aksaklık, ihtilâl, ihtilaf.

-Avc; hissen anlaşılan ihtilâl.

41/ Fussilet -3- Bu, bilen bir toplum için Arabça bir Kur’ân olarak âyetleri genişçe açıklanmış bir kitaptır.

42/ eş-Şûrâ -7- Böylece Biz sana Arabça bir Kur’ân vahyettik ki, şehirlerin anası olan Mekke’de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları uyarasın. Bir grup cennette, bir grup ise cehennemdedir.

43/ ez-Zuhruf -2-3- Apaçık kitab’a andolsun ki, iyice anlayasınız diye Biz, onu Arabça bir Kur’ân yaptık.

46/ el-Ahkâf -12- Kur’ân’dan önce de bir rehber ve rahmet olarak Mûsâ’nın kitabı Tevrât vardı. Bu Kur’ân ise zulmedenleri uyarmak, iyilik yapanları müjdelemek için Arab lisânı ile indirilen ve kendinden öncekileri tasdîk eden bir kitaptır.

-Lisân (a.i.c:elsine, elsün, lüsn, lüsün); 1-Dil 2-Konuşulan dil.

ARABÇA

Arab dili Hami-Sami Dilleri ailesi’nin Sami koluna mensup bir dil’dir. Kur’ân-ı Kerîm’in Arabça olması nedeniyle Arab dili İslâm dininde özel bir yere sahiptir. Aslen Arab yarımadasına özgün bir dil olmakla beraber 7.yüzyıldan itibaren İslâmiyetin yayılması ile çok geniş bir coğrafyaya yayılmıştır. Kur’ân-ı Kerîm’in yazıldığı dil olan 7.yüzyıl Hicaz Arabçası günümüze değin değişmeden kaldığı için Standart Arabça (Fusha) kabul edilir ve değişik bölgelerden Arabların birbirleriyle anlaşabilmek için kullandıkları dil’dir. Arabça eğitim de, basın yayın da bu Standart Arabça (Fusha) ile yapılır. Arabça, Yunanca’dan İngilizce’ye, İspanyolca’dan, Farsça’ya dünyada pek çok dili etkilediği gibi, Türkçe üzerindeki etkisi de çok büyüktür.

Arab Alfabesi

Arab Elifbe’si (1) 28 harften oluşur. 28 harfli şimdiki alfabe temel olarak harflerin üzerine ya da altına koyulan işaretlerle (hareke) belirtilen sesli ya da sessiz harflerden oluşur. Bu işaretler genelde kullanılmamalarına rağmen, Kur’ân-ı Kerîm’in tüm basımlarında yer alır. Arabça sağdan sola doğru yazılır. Arabçada harfler tek başlarına, sözcük başında, sözcük ortasında ya da sözcük sonunda olmalarına göre değişik biçimler alırlar. Arabçada üç sözcük türü vardır: fiil, isim, harf ya da edat. İsimlerin müennes (2) ve müzekker (3) biçimleri vardır. Mesela; müdür & müdüre, muallim & muallime..vb. Sıfatlar ve rakamlar da cinsiyete göre çekilir. İnsan olmayan çoğullar dişi tekil sıfat tamlaması alırlar.

Arab alfabesi tarihte ve günümüzde sadece Arabların kullandığı bir alfabe olmamış, özellikle İslâm’ın başka milletler tarafından da kabul edilmesiyle Türkler, İranlılar, Pakistanlılar gibi Asya’daki diğer Arab olmayan unsurlar tarafından da kullanılmıştır (Farsça, Urdu ve Peştuce, Sindhi [sadece Pakistan’da] gibi diğer birçok dilde). Ancak, Arabça dışında kullanıldığı dillerdeki farklı sesler için, alfabenin temel şekilleri üzerinde küçük değişiklikler yapılmıştır. Mesela; Farsça ve Türkçe’deki “ç” sesi Arab alfabesinde olmadığı için İranlılar ve Türkler ج (cim/c) harfinin nokta sayısını üçe çıkararak چ (çîm/ç) şeklini kullanmışlardır.
İslâmiyet’in Arabların dışında yayılmasıyla birlikte, bu dinin kutsal kitabının dili Arabça, önemli ve öğrenilmesi gerekli bir dil kabul edilmiştir. Diğer yandan ülkemizin kültür mîrasının vazgeçilmez parçaları olan el yazması ve basılı binlerce eserin Arabça ile yazılması, milletimizin bu dili önemli dillerden kabul etmesi sonucunu doğurmuştur. Arabça günümüzde de önemini ve dünya dilleri arasındaki etkinliğini gittikçe artıran bir dildir. Ayrıca 24 Arab olmayan Müslüman ülke tarafından kullanılan bir dildir. Uluslararası ticaret, politika bilimi, uluslararası hukuk ve kültür tarihi talebeleri Arabça öğrenerek çok şey kazanabilirler. Antik arkeoloji ve Mısır’daki piramitler, sfenksler gibi tarihi eserler ve Arabça’nın edebi yoğunluğu, Arabça öğreniminin önemini artıran öğelerdir. Bütün bu açıklamalar günümüzde neden Arabça öğrenilmeli sorusunu bir ölçüde açıklamaya yetecektir.
Arabça büyük medeniyet, kültür ve imparatorluklar doğuran dillerdin başında gelir. Arab alfabesinin, Nabat dilinden türediği kabul edilmekle birlikte nasıl, ne zaman ve nerede oluştuğu konusunda kesin bilgiler bulunmamaktadır.
Hazreti Muhammed-aleyhisselâm- devrinde iki alfabe kullanılıyordu:
a- Nash: Kitap ve yazışmalarda kullanılan, yuvarlak harflerle ve bitişik olarak yazılmış el yazısı şekli.
b- Kufi: Çoğunlukla dekoratif amaçlar için kullanılan keskin köşeli harfleri olan yazı şeklidir.
Konuşulan Arabça doğal olarak ülkeden ülkeye değişir. Fakat klasik Arabça, Kur’ân dili, 7. yüzyıldan beri büyük ölçüde değişmeden kalabildi. Dilin standartlaştırılması ve geliştirilmesinde büyük bir itici güç olarak yer aldı. Farklı ülkelerden gelen eğitimli Arablar buluştuğunda, genellikle klasik Arabça aracılığıyla iletişim kurarlar. Arab Yarımadası’nın Güney kıyısında güney Arabça olarak bilinen birçok lehçe konuşulur. Fakat bu diller kuzeyin Arabça’sından o kadar farklıdır ki güney Arabça çoğu zaman ayrı bir dil olarak kabul edilir. Modern Arabça; temel sözcükler, morfoloji (4) ve sözdizimi bütünü bakımından Kur’ân-ı Kerîm’deki gibidir.
Günümüzde yaygın olan pek çok dil Arabça’nın zengin söz varlığından istifade etmiştir. Türkçe’de de Arabça kökenli kelimeler bulunmaktadır. Ayrıca İngilizceye, birçoğu Arabça’nın ön eki “-al” ile başlayan birçok sözcük katılmıştır.
Bir bireyin, toplumun ve devletin hayatındaki en önemli değerlerden biri de dil’dir. Arab alfabesi mânâların korunmasını sağlayan en güçlü alfabedir. Eğer bir ülkede edebiyata gereken önem verilmez ise kelimeler tahrif olur. Mânâlar korunmazsa sokak edebiyatı o ülkenin diline hâkim olur ki; felâkettir. Kelimeler, kavramlar anlamlarından uzaklaşır. Toplumsal sulh tehdit altına girer.
Diller arasında kelime aktarımı kaçınılmazdır. Arabça da başka dillerden kelimeler almıştır. Mesela “esir” kelimesi Arabça’ya Rumca’dan geçmiştir. Ayrıca Arab alfabesi hangi dil olursa olsun en uyumlu bir alfabedir. Hattâ o dilin korunmasında, zamana karşı aşınmamasında en büyük âmildir. İnceltmeler, uzatmalar, kısaltmalar Arab alfabesi ile çok rahat yapılabilir ki; mânâların korunmasında bunlar önemlidir.
Gelişen teknoloji her gün onlarca yeni kelimeye ihtiyaç duyulur hâle getirdi dünyamızı. Bu hususta beşeriyetin yükünü hafifletecek olan dil: Arabçadır! Kur’ân-ı Kerîm’de de hakkında bu kadar çok âyet-i celîlenâzil olmuş başka bir lisân yok!

1- Alfabe
2- Dişi cinsten kelime
3- Erkek cinsten kelime
4- Kelimelerin şekilleri ve oluşumunu inceleyen dil ilmi

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı