M

MUHKEM (1) VE MÜTEŞÂBİH AYETLER (2)

MUHKEM (1) VE MÜTEŞÂBİH AYETLER (2)

(1) Muhkem; beyzâvi’nin beyânı vechile; âyetin mânâsını anlamakta güçlük yok yahud delâleti zâhir, te’vile hâcet yok. (Hulâsat’ül Beyân)

(2) Müteşâbih âyetler, mânâsını ve hakikatini sadece Allâh’ın bildiği âyetlerdir. Bunların insan zihni tarafından tümüyle kavranmasına imkân yoktur. Allâh’ın sıfatları, kıyametin ahvâli, cennet, cehennem gibi hususlarla ilgili âyetler ile, sûrelerin başında yer alan ‘hurûf-i mukattaa’ bunlardandır. İnsan ne kadar çabalarsa çabalasın, bu âyetleri bütün yönleriyle anlaması mümkün değildir. Müteşâbih âyetler dışındaki âyetler de muhkem âyetlerdir. (Diyânet)

-Ümm-ül kitap; Yani asıl ve temel olan şeyler bu muhkem âyetlerdir. Diğer şeylerin yorumu ona göre yapılır. (Rûhu’l Beyân)

-Ümm (a.i.c:ümmât, ümmehât); ana, anne.

3/ Âl-i İmrân -7- Sana bu kitabı indiren O’dur. Bunun âyetlerinden bir kısmı muhkemdir ki, bu âyetler, kitabın anası (aslı) demektir. Diğer bir kısmı da müteşâbih âyetlerdir. Kalblerinde kaypaklık olanlar, sırf fitne çıkarmak için, bir de kendi keyiflerine göre te’vil yapmak için onun müteşâbih olanlarının peşine düşerler. Halbuki onun te’vilini ALLÂH’dan başka kimse bilmez. İlimde uzman olanlar, “Biz buna inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler. Üstün akıllılardan başkası da derin düşünmez.

Başa dön tuşu