M

MÜ’MİNLERİN VASIFLARI

2/ EL-BARAKA-2- Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. ALLÂH’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir.
3- Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de ALLÂH yolunda harcarlar.
4- Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Âhirete de kesin olarak inanırlar.
5- İşte onlar Rab’lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır.
155- Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.
156- Onlar; başlarına bir musîbet gelince, ‘Biz şüphesiz (her şeyimizle) ALLÂH’a âidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz’ derler.
157- İşte Rableri katından rahmet ve merhamet onlaradır. Doğru yola ulaştırılmış olanlar da işte bunlardır.
285- Peygamber, Rabbi tarafından kendisine ne indirildi ise ona îmân etti, mü’minler de. Onlardan her biri ALLÂH’a, meleklerine, kitaplarına ve Resûllerine îmân etti. ‘O’nun Resûllerinden hiç birini diğerinden ayırt etmeyiz’ dediler ve eklediler: ‘İşittik ve itâat ettik ya Rabbenâ, affını dileriz, dönüşümüz Sanadır’.
7/ EL-A’RÂF -128- Mûsâ, kavmine dedi ki: “ALLÂH’ın yardımını ve lütfunu isteyin ve sabır gösterin. Şüphesiz ki yeryüzü ALLÂH’ındır. Kullarından dilediğini ona mîrasçı kılar. Sonunda kurtuluş müttakîlerindir.”
157- Onlar ki yanlarındaki Tevrât ve İncillerde vasıfları yazılı o ümmî Peygambere tâbi oldular. O Peygamber ki kendilerine meşrû şeyleri emreder, kötülükleri yasaklar, kendilerine güzel ve hoş şeyleri mübah, murdâr şeyleri ise harâm kılar, üzerlerindeki ağırlıkları, sırtlarındaki zincirleri kaldırıp atar. Ona îmân eden, onu destekleyen, ona yardımcı olan ve onunla berâber indirilen nûra tâbi olanlar var ya, işte felâha erenler onlardır.
8/ EL-ENFÂL -2- Gerçek mü’minler ancak o mü’minlerdir ki yanlarında ALLÂH zikredilince kalpleri ürperir, kendilerine O’nun âyetleri okununca bu, onların îmânlarını artırır ve yalnız Rab’lerine güvenip dayanırlar.
3- Namazı hakkıyla îfâ edip kendilerine nasîb ettiğimiz mallardan hayırlı işlerde harcarlar.
4- İşte gerçek mü’minler onlardır. Onlara Rab’lerinin nezdinde, cennette yüksek dereceler, bir mağfiret ve kıymetli bir nasîb vardır.
74- Îmân edip hicret edenler, ALLÂH yolunda cihâd edenlerle onlara kucak açıp yardım eden Ensâr var ya, işte gerçek mü’minler bunlardır. Bunlara bir mağfiret, pek değerli bir nasîb vardır.
9/ ET-TEVBE -18- ALLÂH’ın mescidlerini, ancak ALLÂH’a ve âhiret gününe inanan, namazı kılan, zekâtı veren ve ALLÂH’dan başkasından korkmayan kimseler i’mâr ederler. İşte hidâyet üzere oldukları umulanlar bunlardır.
20- Îmân edip hicret edenler, mallarıyla ve canlarıyla ALLÂH yolunda cihâd edenler var ya, işte onlar ALLÂH indinde daha yüksek derecelere sâhibtirler ve işte onlardır umduklarına nâil olanlar!
112- O tevbe edenler, o ibâdet edenler, o hamd edenler, ALLÂH’ın rızâsı için sefer edenler, o rükû’ edenler, o secdeye kapananlar, iyilikleri yayanlar, kötülükleri önleyenler ve ALLÂH’ın hudûdlarını bekleyip koruyanlar yok mu? İşte o mü’minleri müjdele!
13/ EL-RA’D -20-Verdikleri sözde duranlar ve mîsâkı bozmayanlar da işte onlardır.
21- Onlar Rabbin tarafından sana gönderilenin hakk ve gerçek olduğunu bilip, ALLÂH’ın gözetilmesini emrettiği şeyleri gözetirler. Rableri olan ALLÂH’dan çekinirler ve pek çetin bir hesaptan endîşe ederler.
22- Onlar, sırf Rab’lerinin rızâsını kazanmak için sabreder, namazı tam gerektiği şekilde kılarlar. Kendilerine ihsân ettiğimiz rızıklardan gerek gizli, gerek açık bir tarzda bağışta bulunur ve kötülüğe iyilikle mukabele ederler. İşte onlardır dünyâ diyârının güzel âkıbetini kazananlar!
18/ EL-KEHF -110- De ki: ‘Ben sâdece sizin gibi bir insanım. Ancak şu farkla ki bana ‘sizin ilâhınız tek ilâhtır’ diye vahyediliyor. Artık kim Rabbine âhirette kavuşacağını umuyorsa, makbûl ve güzel işler işlesin ve sakın Rabbine ibâdetinde hiç bir şeyi O’na ortak koşmasın.’
23/ EL-MÜ’MİNÛN -1- Mü’minler, gerçekten kurtuluşa ermişlerdir.
2- Onlar ki, namazlarında derin saygı içindedirler.
3- Onlar ki, faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler.
4- Onlar ki, zekâtı öderler.
5- Onlar ki, ırzlarını korurlar.
6- Ancak eşleri ve ellerinin altında bulunan câriyeleri bunun dışındadır. Onlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar.
7- Kim bunun ötesine geçmek isterse, işte onlar haddi aşânlardır.
8- Yine onlar ki, emânetlerine ve verdikleri sözlere riâyet ederler.
9- Onlar ki, namazlarını kılmağa devâm ederler.
10- İşte bunlar vâris olanların tâ kendileridir.
11- Onlar Firdevs cennetlerine vâris olurlar. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
57- Rablerinin azâmetinden korkup titreyenler,
58- Rablerinin âyetlerine inananlar,
59- Rablerine ortak koşmayanlar,
60- Rabblerine dönecekleri için verdiklerini kalpleri ürpererek verenler,
61- İşte bunlar hayır işlerine koşuşurlar ve o uğurda öne geçerler.
24/ EN-NÛR -62- Mü’minler ancak ALLÂH’a ve Peygamberine inanan, onunla berâber toplumu ilgilendiren bir iş üzerindeyken ondan izin almadan çekip gitmeyen kimselerdir. O hâlde bâzı işlerini görmek için senden izin isterlerse, içlerinden dilediğine izin ver ve onlar için ALLÂH’dan bağışlama dile. Şüphesiz ALLÂH çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
25/ EL-FURKÂN -63- Rahmân’ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevâzu’ ile yürüyen kimselerdir. Câhiller onlara laf attıkları zaman, ‘selâm!’ der (geçer)ler.
64- Onlar, Rabblerine secde ederek ve kıyâmda durarak geceleyenlerdir.
65- Onlar, şöyle diyenlerdir: ‘Ey Rabbimiz! Bizden cehennem azâbını uzaklaştır, gerçekten onun azâbı sürekli bir helâktir!’
66- ‘Şüphesiz, ne kötü bir durak ve ne kötü bir konaktır orası.’
67- Onlar, harcadıklarında ne isrâf ne de cimrilik edenlerdir. Onların harcamaları, bu ikisi arası dengeli bir harcamadır.
68- Onlar, ALLÂH ile berâber başka bir ilâha kulluk etmeyen, haksız yere, ALLÂH’ın harâm kıldığı cana kıymayan ve zinâ’ etmeyen kimselerdir. Kim bunları yaparsa ağır azâba uğrar
72- Onlar, yalana şâhidlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir.
73- Onlar, kendilerine Rabblerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman, onlara kör ve sağır kesilmezler.
74- Onlar, ‘Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi ALLÂH’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle’ diyenlerdir.
75- İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükâfatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selâmla karşılanacaklardır.
27/ EN-NEML -91-92- De ki: ‘Bana ancak, bu beldenin (Mekke’nin); onu mukaddes kılan ve her şey kendisine âit olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, müslümanlardan olmam ve Kur’ân’ı okumam emredildi.’ Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa, de ki: ‘Ben ancak uyarıcılardanım.’
31/ LOKMÂN -4- Onlar; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren kimselerdir. Onlar âhirete de kesin olarak inanırlar.
5- İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidâyet üzeredirler ve işte onlar kurtuluşa erenlerin tâ kendileridir.
32/ ES-SECDE -15- Bizim âyetlerimize ancak, kendilerine bu âyetlerle öğüt verildiği zaman secdeye kapanan, kibirlenmeksizin Rablerine hamd ederek tesbîh edenler inanırlar.
16- Onlar, korkarak ve ümîd ederek Rablerine ibâdet etmek için yataklarından kalkarlar. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de ALLÂH için harcarlar.
17- Hiç kimse, yapmakta olduklarına karşılık olarak, onlar için saklanan göz aydınlıklarını bilemez.
18- Hiç mü’min, fâsık gibi olur mu? Bunlar (elbette) eşit olmazlar.
33/ EL-AHZÂB -35- Şüphe yok ki müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, mü’min erkeklerle mü’min kadınlar, itâat eden erkeklerle itâat eden kadınlar, sâdık erkeklerle sâdık kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, mütevâzi erkeklerle mütevâzi kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkeklerle ırzlarını koruyan kadınlar, ALLÂH’ı çok zikreden erkeklerle ALLÂH’ı çok zikreden kadınlar var ya, işte onlar için ALLÂH bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.
36/ YÂSİN -20- O sırada şehrin tâ ucundan bir adam koşarak geldi ve: “Ey kavmim! İtâat edin o elçilere!”
21- ” İtâat edin sizden hiçbir ücret istemeyen o zâtlara ki, onlar hidâyete ermişlerdir.”
39/ EZ-ZÜMER -11- De ki: ‘Şüphesiz bana, dîni ALLÂH’a has kılarak O’na ibâdet etmem emredildi.’
12- ‘Bana, müslümanların ilki olmam da emredildi.’
13- De ki: ‘Eğer ben Rabbime isyân edersem, şüphesiz büyük bir günün azâbından korkarım.’
14- De ki: ‘Ben dînimi ALLÂH’a has kılarak sâdece O’na ibâdet ediyorum.’
42/ EŞ-ŞÛRÂ -37-Onlar öyle kimselerdir ki büyük günâhlardan ve hayâsız çirkin işlerden kaçınırlar, kızdıkları zaman öfkelerini yutar, karşıdakinin kusurlarını affederler.
38- Onlar öyle kimselerdir ki Rab’lerinin çağrısına kulak verip, namazı hakkıyla îfâ ederler. İşlerini istişâre ile yürütürler, kendilerine nasîb ettiğimiz imkânlardan hayırlı işlerde sarf ederler
39- Onlar o kimselerdir ki zulme mâruz kaldıklarında yardımlaşıp haklarını alırlar.
40- Ama unutmayın ki haksızlığın karşılığı, yapılan haksızlık kadar olabilir, fazlası helâl olmaz. Bununla berâber kim affeder, haksızlık edenle arasını düzeltirse onun da mükâfatı artık ALLÂH’a yaraşân tarzda olur. Şu kesindir ki ALLÂH zâlimleri sevmez.
49/ EL-HUCÛRAT -15- Mü’minler ancak o kimselerdir ki ALLÂH’ı ve Resûlünü tasdîk eder ve sonra da hiçbir şüpheye düşmezler, ALLÂH yolunda mallarıyla, canlarıyla mücâhede ederler. İşte îmânına bağlı, gerçek mü’minler bunlardır.
58/ EL-MÜCÂDELE -22- ALLÂH’a ve âhiret gününe îmân eden hiçbir milletin, ALLÂH’ın ve Resûlünün karşısına çıkan kimseleri, isterse o kimseler babaları, evlâdları, kardeşleri ve sülâleleri olsun, sevip dost edindiklerini göremezsin. İşte ALLÂH onların kalplerine îmânı nakşetmiş ve Kendi tarafından bir rûhla onları desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan cennetlere, hem de ebedî kalmak üzere yerleştirecektir. ALLÂH onlardan, onlar da O’ndan râzıdırlar. İşte onlar ALLÂH’ın tarafında olanlardır. Ve iyi bilin ki, felâha erenler, ALLÂH’ın tarafında yer alanlar olacaklardır.
59/ EL-HAŞR -9- Bunlardan önce Medîne’yi yurt edinip îmâna sarılanlar ise, kendi beldelerine hicret edenlere sevgi besler, onlara verilen ganîmetlerden ötürü içlerinde bir kıskanma veyâ istek duymazlar. Hattâ kendileri ihtiyâc duysalar bile o kardeşlerine öncelik verir, onlara verilmesini tercîh ederler. Her kim nefsinin hırsından ve mala düşkünlüğünden kendini kurtarırsa, işte felâh ve mutluluğa erenler onlar olacaklardır.
70/ EL-MEÂRİC -22-23- Ancak namazlarını devamlı kılanlar böyle değildir.
24-25- Onlar o kimselerdir ki mallarında isteyen ve yoksun olanların haklarını ayırırlar.
26- Onlar hesap gününü tasdîk ederler.
27- Onlar Rab’lerinin cezâsından korkarlar.
28- Çünkü Rab’lerinin azâbından kimse emîn olamaz.
29-30- Onlar edeb yerlerini, eşleri ve câriyelerinden başkasından korurlar. Yalnız bunlarla münâsebeti olanlar ayıplanamazlar.
32- Onlar üzerlerine aldıkları emânetlere ve verdikleri sözlere riâyet ederler.
33- Onlar şâhidliklerini dürüstçe îfâ ederler.
34- Onlar namazlarını ihtimâmla korurlar.

MÜ’MİN BAŞKASINI NEFSİNE TERCİH EDER

76/ EL-İNSÂN -8-Kendileri de ihtiyâc duydukları hâlde yiyeceklerini, sırf ALLÂH’ın rızâsına ermek için fakîre, yetîme ve esîre ikrâm ederler.

MÜ’MİN KARŞILIK BEKLEMEDEN VERİR

76/ EL-İNSÂN-9-Ve derler ki: ‘Biz size sırf ALLÂH rızâsı için ikrâm ediyoruz, yoksa sizden karşılık istemediğimiz gibi bir teşekkür bile beklemiyoruz.’
10- Biz, yüzleri ekşiten asık suratlı o günde Rabbimizin gazâbından korkarız.’
98/ EL-BEYYİNE -7- Şüphesiz, îmân edip, sâlih ameller işleyenler var ya; işte onlar yaratıkların en hayırlısıdırlar.
103/ EL-ASR -1- Yemîn ederim zamana,
2- İnsanlar hüsrânda.
3- Ancak şunlar müstesnâ: Îmân edip makbûl ve güzel işler yapanlar, Bir de birbirlerine hakk’kı ve sabrı tavsiye edenler.

MÜ’MİN, MÜ’MİN’E KARŞI MÜŞFİKTİR

48/ EL-FETİH -29- Muhammed ALLÂH’ın Resûlüdür. Onun berâberindeki mü’minler de kâfirlere karşı şiddetli olup kendi aralarında şefkatlidirler. Sen onları rükû’ ederken, secde ederken, ALLÂH’dan lûtuf ve rızâ ararken görürsün. Onların alâmeti, yüzlerindeki secde izi, secde aydınlığıdır. Bunlar, Tevrâttaki sıfatları olup İncîldeki meselleri ise şöyledir: Öyle bir ekin ki filizini çıkarmış, sonra da onu kuvvetlendirmiş, derken kalınlaşmış da artık gövdesi üzerinde doğrulmuş. Öyle ki ekicilerin hoşuna gider, kâfirleri de öfkelendirir. İşte böylece ALLÂH, onlar gibi îmân edip makbûl ve güzel işler yapanlara bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.

Başa dön tuşu