M

MEKKE-İ MÜKERREME’NİN FETHİ

MEKKE’NİN FETHİ

*Mekkenin fethi; hicretin sekizinci yılı (M.630) Ramazan ay’ında. (M.Âsım Köksal / İslâm Tarihi)

48/ el-Fetih -1- Doğrusu Biz sana apaçık bir fetih ihsân ettik.

2- Böylece ALLÂH senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlar. Sana olan nimetini tamamlar ve seni doğru yola iletir.

3- Ve sana ALLÂH, şanlı bir zaferle yardım eder.

-Yani o yardımda şan ve güç vardır. Fethu’r-Rahmân isimli eserde şöyle denilmektedir; “Şanlı yardım”, düşmana galebe çalınan, ona hâkim olunan yardım ve zaferdir. Şanlı olmayan yardım ve zafer ise, Müslümanların korunduğu ve düşmanın sadece kovulduğu yardım ve zaferdir. (Rûhu’l Beyân)

4- Îmânlarına îmân katsınlar diye mü’minlerin kalblerine sekînet (güven) indiren O’dur. Göklerin ve yerin orduları ALLÂH’ındır. ALLÂH bilendir, her şeyi hikmetle yapandır.

5- Mü’min erkeklerle mü’min kadınları, içinde ebedî kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyması, onların günahlarını örtmesi içindir. İşte bu, ALLÂH katında büyük bir kurtuluştur.

6- Ve o ALLÂH hakkında kötü zanda bulunan münâfık erkeklere ve münâfık kadınlara, ALLÂH’a ortak koşan erkeklere ve ortak koşan kadınlara azab etmesi içindir. Kötülük onların başlarına gelmiştir. ALLÂH onlara gazab etmiş, lânetlemiş ve cehennemi kendilerine hazırlamıştır. Orası ne kötü bir yerdir!

7- Göklerin ve yerin orduları ALLÂH’ındır. ALLÂH çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

8- Şüphesiz Biz seni, şâhid, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.

9- Ki, ALLÂH’a ve Resûlüne îmân edesiniz, ve bunu takviye edip, O’na saygı gösteresiniz ve sabah akşam O’nu tesbîh edesiniz.

10- Herhalde sana bey’at edenler ancak ALLÂH’a bey’at etmektedirler. ALLÂH’ın eli onların ellerinin üzerindedir. Kim ahdi bozarsa ancak kendi aleyhine bozmuş olur. Kim de ALLÂH’a verdiği ahde vefâ gösterirse ALLÂH ona büyük bir mükâfat verecektir.

11- Yakında a’râbilerden geri kalmış olanlar sana diyecekler ki, “Mallarımız ve ailelerimiz bizi alıkoydu. ALLÂH’dan bizim bağışlanmamızı dile.” Onlar kalblerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki: ALLÂH size bir zarar gelmesini dilerse veya bir fayda elde etmenizi isterse O’na karşı kimin bir şeye gücü yetebilir? Hayır! ALLÂH yaptıklarınızdan haberdardır.

12- Aslında siz Peygamber ve mü’minlerin, ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu sizin gönüllerinize güzel göründü de kötü zanda bulundunuz ve helâki hak etmiş bir topluluk oldunuz.

13- Kim ALLÂH’a ve Resûlüne îmân etmezse şüphesiz Biz, kâfirler için çılgın bir ateş hazırlamışızdır.

14- Göklerin ve yerin mülkü ALLÂH’ındır. O, dilediğini bağışlar dilediğini azablandırır. ALLÂH çok bağışlayan çok merhamet edendir.

15- Siz ganîmetleri almak için gittiğinizde geri kalanlar: “Bırakın biz de arkanıza düşelim” diyeceklerdir. Onlar, ALLÂH’ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: Siz bizimle gelemeyeceksiniz. ALLÂH daha önce böyle buyurmuştur. Onlar size: “Bizi kıskanıyorsunuz” diyeceklerdir. Bilâkis onlar, pek az anlayan kimselerdir.

16- A’rabilerin geri bırakılmış olanlarına de ki: Siz yakında çok kuvvetli bir kavme karşı savaşmaya çağırılacaksınız. Onlarla savaşırsınız veya müslüman olurlar. Eğer itaat ederseniz, ALLÂH size güzel bir mükâfat verir. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönecek olursanız sizi acıklı bir azaba uğratır.

17- Köre vebal yoktur, topala da vebal yoktur, hastaya da vebal yoktur. Bununla beraber kim ALLÂH’a ve Peygamberine itaat ederse, ALLÂH onu, altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de geri kalırsa, onu acı bir azaba uğratır.

18- Andolsun o ağacın altında (Hudeybiye’de) sana bey’at ederlerken ALLÂH, mü’minlerden râzı olmuştur. Kalblerinde olanı bilmiş onlara güven indirmiş ve onları pek yakın bir fetih ile mükâfatlandırmıştır.

19- ALLÂH onları elde edecekleri birçok ganîmetlerle de mükâfatlandırdı. ALLÂH çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

20- ALLÂH size, elde edeceğiniz birçok ganîmetler vaad etmiştir. Bunu size hemen vermiş ve insanların ellerini sizden çekmiştir ki bu, mü’minlere bir işâret olsun ve ALLÂH sizi doğru yola iletsin.

21- Bundan başka sizin güç yetiremediğiniz, ama ALLÂH’ın sizin için kuşattığı ganîmetler de vardır. ALLÂH her şeye kadîr’dir.

22- Eğer kâfirler sizinle savaşsalardı arkalarına dönüp kaçarlardı. Sonra bir dost ve yardımcı da bulamazlardı.

23- ALLÂH’ın öteden beri gelen kanunu budur. ALLÂH’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın.

24- O sizi onlara karşı muzaffer kıldıktan sonra Mekke’nin göbeğinde onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan çekendir. ALLÂH, yaptıklarınızı görendir.

25- Onlar inkâr eden ve sizin Mescid-ül Haram’ı ziyâretinizi ve bekletilen kurbanların yerlerine ulaşmasını men’edenlerdir. Eğer kendilerini henüz tanımadığınız mü’min erkeklerle, mü’min kadınları bilmeyerek ezmek sûretiyle bir vebalin altında kalmanız ihtimâli olmasaydı, ALLÂH savaşı önlemezdi. Dilediklerine rahmet etmek için ALLÂH böyle yapmıştır. Eğer onlar birbirinden ayrılmış olsalardı elbette onlardan inkâr edenleri elemli bir azaba çarptırırdık.

26- O zaman inkâr edenler, kalblerine taassubu, câhiliyyet taassubunu yerleştirmişlerdi. ALLÂH da elçisine ve mü’minlere sekînesini, gönül rahatlığı ve iç huzur indirdi. Onların kalblerine takvâ sözünü yerleştirdi. Onlar da gerçekten buna en layık ve ehil olanlardı. ALLÂH gerçekten her şeyi en iyi bilendir.

27- Andolsun ki ALLÂH, elçisinin rüyâsını doğru çıkardı. ALLÂH dilerse siz güven içinde başlarınızı tıraş etmiş ve saçlarınızı kısaltmış olarak, korkmadan Mescid-ül Haram’a gireceksiniz. ALLÂH sizin bilmediğinzi bilir. İşte bundan önce size yakın bir fetih verdi.

28- Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Peygamberini hidâyet ve hakk din ile gönderen O’dur. Şâhid olarak ALLÂH yeter.

29- Muhammed ALLÂH’ın elçisidir. Onun yanında bulunanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükû’ya varırken secde ederken görürsün. ALLÂH’dan lütuf ve rıza isterler. Yüzlerinde secdelerin izinden nişanları vardır. Bu, onların Tevrât’taki vasıflarıdır. İncîl’deki vasıfları da şöyledir: Onlar filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler ki bu, ziraatçıların da hoşuna gider. ALLÂH böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. ALLÂH inanıp iyi işler yapanlara mağfiret ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir.

61/ es-Saff -10- Ey Îmân edenler! Sizi acı bir azabdan kurtaracak ticâreti size göstereyim mi?

11- ALLÂH’a ve Resûlüne inanırsınız, mallarınızla ve canlarınızla ALLÂH yolunda savaşırsınız. Eğer bilirseniz sizin için en iyisi budur.

12- (Eğer böyle yaparsanız ALLÂH) sizin günahlarınızı bağışlar ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerinde hoş yerlere koyar. İşte büyük kurtuluş budur.

13- Seveceğiniz bir şey daha var: ALLÂH’dan yardım ve yakın bir fetih.. Mü’minleri müjdele.

110/ en-Nasr -1- ALLÂH’ın yardımı ve fetih geldiğinde,

2- Ve insanların dalga dalga ALLÂH’ın dinine girdiklerini gördüğünde,

3- Rabbini överek tesbîh et, O’ndan bağışlanmanı dile, çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir.

-Fevc (a.i.c:efvâc); bölük, takım, cemaat.

-Fevc fevc; bölük bölük.

Başa dön tuşu
Kapalı