MANASTIR

İBÂDET (*)

*Sözlükte; itaat etmek, boyun eğmek, kulluk etmek, tevazu göstermek, ilâh edinmek. Din ıstılahında; mükellef insanın nefsinin arzusu hilafına Rabbına ta’zîm için yaptığı fiil ve niyete bağlı olarak yapılmasında sevap olan ve Allâh’a yakınlık (kurbet) ifade eden şuurlu itaat anlamına gelir. İbâdet; boyun eğmenin, itaat etmenin saygı göstermenin ve kulluğun en son noktasıdır. Kur’ân’da seksen iki âyette Allâh’a ibâdet kavramı kullanılmıştır. Bütün peygamberler insanları Allâh’a ibâdet etmeye davet etmişlerdir. İbâdetin, hiçbir şeyi Allâh’a ortak koşmadan yalnız O’na yapılması istenmiştir. (Diyânet)

-Lisân-ı şer’ide ibâdet, niyete mütevakkıf olarak yapılmasında sevap olan ve Cenâb-ı Allâh’a kurbet ifade eden tâat-i mahsûsadır. İbâdet-i şer’iye, insanın rûhen ve cismen, zâhiren ve bâtınen bütün mevcudiyeti ile yalnız Allâh’a yapılan şuurlu bir tâat ve kurbettir. O halde su-i niyetle yani Allâh’a itaat ve kurbet kasdinden maada bir maksatla yapılan fiiler hiç ibâdet olamaz. (Elmalılı Tefsiri)

-İbâdetle murad; tevhîd ve â’mâl-i sâlihadır. (Hulâsat’ül Beyân)

20/ Tâ hâ -13- “Ben seni (Peygamber olarak) seçtim. Şimdi vahyolunacak şeyleri dinle.”

14- Şüphesiz Ben ALLÂH’ım, Ben’den başka hiçbir ilâh yoktur. Onun için Bana kulluk et ve Beni anmak için namaz kıl.

21/ el-Enbiyâ -25- Senden önce hiçbir Peygamber göndermedik ki, ona şöyle vahyetmiş olmayalım: “Gerçek şu ki Ben’den başka ilâh yoktur. Onun için Bana ibâdet edin.”

22/ el-Hac -77- Ey îmân edenler! Rükû edin, secdeye varın, Rabbinize kulluk edin, iyilik yapın ki kurtulabilesiniz.

27/ en-Neml -92- “Ve Kur’ân’ı okumam emredildi.” Artık kim doğru yola gelirse, yalnız kendisi için gelmiş olur; kim de saparsa ona de ki: “Ben sadece uyarıcılardanım.”

36/ Yâsîn -22- “Bana ne oluyor da kulluk etmeyecekmişim beni yaratana? Hep döndürülüp O’na götürüleceksiniz.”

60-61- “Ey Âdemoğulları! Şeytana tapmayın, o size apaçık bir düşmandır ve Bana kulluk edin, doğru yol budur, diye size and vermedim mi?” (buyrulacak)

39/ ez-Zümer -2- Emîn ol, Biz sana kitabı hakkıyla inzal ettik. Onun için dini yalnız kendisine hâlis kılarak ALLÂH’a ibâdet ve kulluk et.

11- De ki: “Bana, dini sadece kendisine hâlis kılarak ALLÂH’a ibâdet etmem emredildi.”

14- De ki: “Ben dinimi kendisine hâlis kılarak yalnız ALLÂH’a kulluk ederim.”

17- Tâguttan, ona kulluk etmekten kaçınıp da tam gönülle ALLÂH’a yönelenlere gelince, müjde onlaradır. Haydi müjdele kullarımı.

66- Hayır, yalnız ALLÂH’a ibâdet et ve şükredenlerden ol.

51/ ez-Zâriyât -56- Ben cinleri ve insanları ancak Bana ibâdet etsinler diye yarattım.

(Bkz: NİYET)

*İBÂDETHANELER

22/ el-Hac -40- O mü’minler ki tamamen haksız yere, sırf “Rabbimiz ALLÂH’dır” dediklerinden ötürü yerlerinden yurtlarından kovulmuşlardı. Eğer ALLÂH insanların bir kısmının zararını diğer bir kısmı ile savmasaydı manastırlar, kiliseler, havralar ve ALLÂH’ın adının çok anıldığı mescidler yıkılır giderdi. Dinine yardım edene ALLÂH da elbette yardım edecektir. Muhakkak ki ALLÂH pek kuvvetlidir, mutlak gâlibtir.

-Biya’ (a.i.bîa’nın cem’i); Kiliseler

-Savmaa, esâsen tepesi sivri mürtefi’ bina demektir ki İslâm’dan evvel Nasârâ râhiplerinin manastırlarına ve Sâbie sofularının zâviyelerine ıtlak edilirdi. Sonra Müslümanların ezan yerleri olan minârelerde de kullanıldı. Fakat buradan murad Nasârânın ‘manastırları’ veya Sâbienin ‘zaviyeleridir’ ki Bîa, Nasârâ ibâdethanesi olan ‘kilise’ demektir. ‘Salât’ burada İbrânice salat-u muarrebidir ki; yahûdîlerin namazgâhı yani “havra” demektir. (Elmalılı Tefsiri)

-Savâmi; savmaa’nın cem’i. Savma; sahralarda ve dağlarda ruhbanların ittihaz ettikleri ibadethanelerdir.

Bîa; beldelerde nasaraya mahsus kiliseler. Salavat; Yahûdîlere mahsus olan havralardır. (Hulâsat’ül Beyân)

(Bkz: MESCİDLER)

*SANA ÖLÜM GELİNCEYE KADAR ALLÂH’A İBÂDET ET

15/ el-Hicr -99- Sana yakîn(ölüm) gelinceye kadar Rabbine ibâdet et.

Bunlarda İlginizi Çekebilir

MALI GÖSTERİŞ İÇİN HARCAMAMAK

4/ EN-NİSÂ -38- Bunlar, ALLÂH’a ve âhiret gününe îmân etmedikleri hâlde mallarını, insanlara gösteriş yapmak …

MADENLER

13/ EL-RA’D -17- Gökten bir su indirdi de vâdîler, kendi miktarlarınca sel olup aktılar. Sel …